Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

EGEBİL Eğitim Grubu kardeş okul markası DÖNÜŞÜM Kolejleri ile atılımlarına devam ediyor. EGEBİL Eğitim Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Tatar, eğitim-öğretim tasarımlarının güncellenmesi sonrasında ar-ge, inovasyon, üretim ve özellikle büyüme noktasında başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirterek, “2022’de EGEBİL ve DÖNÜŞÜM için Türkiye’nin değişik lokasyonlarında buluşacağımız okullarımız ve yeni şubelerimiz olacak.” diye konuştu. 

faruk_tatarEGEBİL Eğitim Grubu olarak 2021 yılını değerlendirebilir misiniz?
2021 yılı, EGEBİL için oldukça dinamik, hareketli ve verimli bir yıl oldu. Sektörel anlamda birçok çalışmanın yanı sıra pandemi sürecinde öğrenci ve veli ihtiyaç analizleri, buna göre eğitim-öğretim tasarımlarının güncellenmesi sonrasında ar-ge, inovasyon, üretim ve özellikle büyüme noktasında bizim için oldukça iyi geçen bir yıl oldu diyebiliriz. Bu yıl kasım ayında “Türkiye’nin Eğitim Ödülleri” kapsamında “Yılın En İyi Çıkış Yapan Okul Markası” ödülüyle de çabamızı ve emeğimizi taçlandırmış olduk. 2021 yılı EGEBİL için çok özel bir yıl oldu. 

EGEBİL VE DÖNÜŞÜM 2022’DE YAYGINLAŞACAK
2022 yılı için kurumunuzun gelişimine yönelik hedef ve planlarınız nelerdir?
Eğitim-öğretim tasarımlarının güncellenmesi, ar-ge, inovasyon, büyüme hedefleri ve EGEBİL markasına kardeş marka olarak konumlandırdığımız DÖNÜŞÜM Kolejleri ile yürüttüğümüz projelerimiz bulunmakta. EGEBİL için de DÖNÜŞÜM için de farklı inovatif tasarımlar ve büyüme hedefleri ile ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. DÖNÜŞÜM’ü gelecek öğretim yılında ilk olarak Gaziantep’te hayata geçireceğiz. EGEBİL için de DÖNÜŞÜM için de Türkiye’nin değişik lokasyonlarında buluşacağımız okullarımız ve yeni şubelerimiz olacak. 

2022 yılı kayıt takviminiz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’nin dört bir yanındaki kampüslerimizde bu yıl kasım ayı itibariyle önceliği mevcut öğrencilerimize verdiğimiz çalışmalara başladık. Şu an pek çok kampüsümüz, iç kayıtlarının tamamına yakınını tamamlamış durumda. Velilerimizin bizi sahiplenmesi ve tercih sebebi olma noktasında eğitim-öğretim tasarımımızın kalitesini değerlendirme anlamında veli memnuniyeti en önemli kriterlerimizden biri. Bu anlamda tüm velilerimize bize verdikleri destek ve işbirliği için minnettarız. Dış kayıtlara ise Bursluluk sınavları ile start veriyoruz. Özellikle aldığımız ödül ve eğitim tasarımımızın ihtiyaca yönelik olması sebebiyle tüm Türkiye’deki okullarımıza yoğun bir talep de var şu anda. Kontenjanlarımızı haziran ayı gelmeden dolduracağımızı düşünüyoruz. Yeni dönem kayıtları için velilerimize tavsiyemiz, hem kontenjan durumu hem de ülkedeki mevcut ekonomik koşullardan etkilenmemek adına erken kayıt avantajlarından yararlanmaları. 

Bilimsel çalışmalardan sosyal sorumluluğa ulusal ve uluslararası düzeyde okul projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kanguru, Urfodu, Thales gibi ulusal ve uluslararası yarışmalara ve TÜBİTAK projelerine tüm şubelerimizle katılım sağlıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanındaki lokasyonlarda yer alan okullarımız kendi bölgelerinde özellikle maddi imkânları kısıtlı devlet okullarına destek sağlamaya yönelik birtakım sosyal sorumluluk projeleri yürütmekte. Tüm Egebil liselerinin katılımıyla Biyoloji branşı liderliğinde yürüttüğümüz bir e-twinning projemiz var. Bazı liselerimiz de e-twinning, Erasmus ve devlet destekli yabancı ülkelerle de iş birliği içerisinde yürütülen bir projeye ortak olarak katılım sağlamıştır. Kurumsal olarak ise 2022’de hayata geçirmeyi tasarladığımız Egebil International ve Egebil Complex projelerimiz üzerinde şu an çalışmaya devam ediyoruz.

Projelerin okul iklimine etkileri ve kazanımları neler?
Proje çalışmalarının araştırma, analitik düşünme, takım çalışması, iletişim becerileri, iş birlikli öğrenme gibi kazanımları öğrencilerimize edindirme noktasında büyük faydası oluyor. Her an her yerde takım hâlinde çalışan öğrencilerimiz ve zaman zaman bu yönde düzenlenen akademik etkinlikler, okul iklimini son derece pozitif yönde etkiliyor. Kütüphanede, laboratuvarlarda, sosyal alanlarda, atölye alanlarında takım halinde çalışmalar yapan öğrencilerimizin olması, küçük gruplara örnek teşkil etme ve rol model olma açısından da oldukça değerli bir katkı sağlıyor. 

YENİ NESİL OKUL
Projeler kuruma ve öğrencilere neler katıyor?
Yukarıda da belirildiği üzere öğrencilerimizi pek çok alanda geliştiren kazanımlar edindirmesi ve özellikle EGEBİL Kolejleri olarak kıvılcımı olduğumuz “yeni nesil okul” kavramının hayata geçirilmesi açısından önemli katkılar sağlıyor. Ayrıca bizim tamamen beceri, ulusal ve evrensel değerler ile yeni nesil öğrencinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak kazanımlar edinmesini amaçlayan EBO (EGEBİL Beceri Okulu) müfredatımız da var. EBO kapsamında anaokulundan liseye kadar gelişim dönemlerine uygun olarak tasarlanmış okul içi, okul dışı çalışmalarla da öğrencilerimizi gerçek hayatla tanıştırıyor, hayatın içinde öğrenme kavramını hayata geçiriyoruz. 

90’LARIN DERSHANECİLİĞİ GERİ GELİYOR
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Yaşanan ekonomik koşullar maalesef sektörde %20 oranında bir küçülmeye yol açacak diye düşünüyoruz. Neredeyse her gün kat kat artan maliyetlerden ötürü okulların daha fazla zorlanacağı aşikâr. Velilerin güven ve marka teminatı arayışı sebebiyle yerel küçük okulların sektörde ayakta kalması imkansız hâle geldi. Ekonomik kriz, özel okul velisini özellikle lise velisini devlet okullarına ve kurslara yöneltiyor. Bu anlamda kurslarda yoğun bir hareketlilik olacak diye düşünüyoruz. 90’ların dershaneciliği geri geliyor diyebiliriz. Şu an sadece lise kademesi olan pek çok okulun kapanacağı noktasında duyumlarımız var. Bazı zincir okul markalarında da küçülme ya da daralma olacağı yönünde bazı göstergeler var. 2 yıldır her yerde dile getirdiğimiz üzere sağlam bir kurumsal çatı altında ilerlemeyen okulların maalesef mevcut konjonktürde sürdürülebilirliği yok. Bu tür krizler aslında kurumların kendini geliştirmesi ve ileri taşıması için bir fırsattır. Biz EGEBİL olarak isabetli öngörümüz ve vizyonumuz sayesinde her krizden güçlenerek çıktık, daha da güçlenerek yolumuza devam ediyor olacağız. Bunun yanı sıra DÖNÜŞÜM markasıyla da farklı veli beklentilerine çözüm sunacak bir kurumsal anlayış ile gücümüze güç katarak ilerleyeceğiz.

 

> EGEBİL ve DÖNÜŞÜM yeni okullarla büyüyecek

EGEBİL Eğitim Grubu kardeş okul markası DÖNÜŞÜM Kolejleri ile atılımlarına devam ediyor. EGEBİL Eğitim Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Tatar, eğitim-öğretim tasarımlarının güncellenmesi sonrasında ar-ge, inovasyon, üretim ve özellikle büyüme noktasında başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirterek, “2022’de EGEBİL ve DÖNÜŞÜM için Türkiye’nin değişik lokasyonlarında buluşacağımız okullarımız ve yeni şubelerimiz olacak.” diye konuştu. 

faruk_tatarEGEBİL Eğitim Grubu olarak 2021 yılını değerlendirebilir misiniz?
2021 yılı, EGEBİL için oldukça dinamik, hareketli ve verimli bir yıl oldu. Sektörel anlamda birçok çalışmanın yanı sıra pandemi sürecinde öğrenci ve veli ihtiyaç analizleri, buna göre eğitim-öğretim tasarımlarının güncellenmesi sonrasında ar-ge, inovasyon, üretim ve özellikle büyüme noktasında bizim için oldukça iyi geçen bir yıl oldu diyebiliriz. Bu yıl kasım ayında “Türkiye’nin Eğitim Ödülleri” kapsamında “Yılın En İyi Çıkış Yapan Okul Markası” ödülüyle de çabamızı ve emeğimizi taçlandırmış olduk. 2021 yılı EGEBİL için çok özel bir yıl oldu. 

EGEBİL VE DÖNÜŞÜM 2022’DE YAYGINLAŞACAK
2022 yılı için kurumunuzun gelişimine yönelik hedef ve planlarınız nelerdir?
Eğitim-öğretim tasarımlarının güncellenmesi, ar-ge, inovasyon, büyüme hedefleri ve EGEBİL markasına kardeş marka olarak konumlandırdığımız DÖNÜŞÜM Kolejleri ile yürüttüğümüz projelerimiz bulunmakta. EGEBİL için de DÖNÜŞÜM için de farklı inovatif tasarımlar ve büyüme hedefleri ile ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. DÖNÜŞÜM’ü gelecek öğretim yılında ilk olarak Gaziantep’te hayata geçireceğiz. EGEBİL için de DÖNÜŞÜM için de Türkiye’nin değişik lokasyonlarında buluşacağımız okullarımız ve yeni şubelerimiz olacak. 

2022 yılı kayıt takviminiz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Türkiye’nin dört bir yanındaki kampüslerimizde bu yıl kasım ayı itibariyle önceliği mevcut öğrencilerimize verdiğimiz çalışmalara başladık. Şu an pek çok kampüsümüz, iç kayıtlarının tamamına yakınını tamamlamış durumda. Velilerimizin bizi sahiplenmesi ve tercih sebebi olma noktasında eğitim-öğretim tasarımımızın kalitesini değerlendirme anlamında veli memnuniyeti en önemli kriterlerimizden biri. Bu anlamda tüm velilerimize bize verdikleri destek ve işbirliği için minnettarız. Dış kayıtlara ise Bursluluk sınavları ile start veriyoruz. Özellikle aldığımız ödül ve eğitim tasarımımızın ihtiyaca yönelik olması sebebiyle tüm Türkiye’deki okullarımıza yoğun bir talep de var şu anda. Kontenjanlarımızı haziran ayı gelmeden dolduracağımızı düşünüyoruz. Yeni dönem kayıtları için velilerimize tavsiyemiz, hem kontenjan durumu hem de ülkedeki mevcut ekonomik koşullardan etkilenmemek adına erken kayıt avantajlarından yararlanmaları. 

Bilimsel çalışmalardan sosyal sorumluluğa ulusal ve uluslararası düzeyde okul projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kanguru, Urfodu, Thales gibi ulusal ve uluslararası yarışmalara ve TÜBİTAK projelerine tüm şubelerimizle katılım sağlıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanındaki lokasyonlarda yer alan okullarımız kendi bölgelerinde özellikle maddi imkânları kısıtlı devlet okullarına destek sağlamaya yönelik birtakım sosyal sorumluluk projeleri yürütmekte. Tüm Egebil liselerinin katılımıyla Biyoloji branşı liderliğinde yürüttüğümüz bir e-twinning projemiz var. Bazı liselerimiz de e-twinning, Erasmus ve devlet destekli yabancı ülkelerle de iş birliği içerisinde yürütülen bir projeye ortak olarak katılım sağlamıştır. Kurumsal olarak ise 2022’de hayata geçirmeyi tasarladığımız Egebil International ve Egebil Complex projelerimiz üzerinde şu an çalışmaya devam ediyoruz.

Projelerin okul iklimine etkileri ve kazanımları neler?
Proje çalışmalarının araştırma, analitik düşünme, takım çalışması, iletişim becerileri, iş birlikli öğrenme gibi kazanımları öğrencilerimize edindirme noktasında büyük faydası oluyor. Her an her yerde takım hâlinde çalışan öğrencilerimiz ve zaman zaman bu yönde düzenlenen akademik etkinlikler, okul iklimini son derece pozitif yönde etkiliyor. Kütüphanede, laboratuvarlarda, sosyal alanlarda, atölye alanlarında takım halinde çalışmalar yapan öğrencilerimizin olması, küçük gruplara örnek teşkil etme ve rol model olma açısından da oldukça değerli bir katkı sağlıyor. 

YENİ NESİL OKUL
Projeler kuruma ve öğrencilere neler katıyor?
Yukarıda da belirildiği üzere öğrencilerimizi pek çok alanda geliştiren kazanımlar edindirmesi ve özellikle EGEBİL Kolejleri olarak kıvılcımı olduğumuz “yeni nesil okul” kavramının hayata geçirilmesi açısından önemli katkılar sağlıyor. Ayrıca bizim tamamen beceri, ulusal ve evrensel değerler ile yeni nesil öğrencinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayacak kazanımlar edinmesini amaçlayan EBO (EGEBİL Beceri Okulu) müfredatımız da var. EBO kapsamında anaokulundan liseye kadar gelişim dönemlerine uygun olarak tasarlanmış okul içi, okul dışı çalışmalarla da öğrencilerimizi gerçek hayatla tanıştırıyor, hayatın içinde öğrenme kavramını hayata geçiriyoruz. 

90’LARIN DERSHANECİLİĞİ GERİ GELİYOR
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Yaşanan ekonomik koşullar maalesef sektörde %20 oranında bir küçülmeye yol açacak diye düşünüyoruz. Neredeyse her gün kat kat artan maliyetlerden ötürü okulların daha fazla zorlanacağı aşikâr. Velilerin güven ve marka teminatı arayışı sebebiyle yerel küçük okulların sektörde ayakta kalması imkansız hâle geldi. Ekonomik kriz, özel okul velisini özellikle lise velisini devlet okullarına ve kurslara yöneltiyor. Bu anlamda kurslarda yoğun bir hareketlilik olacak diye düşünüyoruz. 90’ların dershaneciliği geri geliyor diyebiliriz. Şu an sadece lise kademesi olan pek çok okulun kapanacağı noktasında duyumlarımız var. Bazı zincir okul markalarında da küçülme ya da daralma olacağı yönünde bazı göstergeler var. 2 yıldır her yerde dile getirdiğimiz üzere sağlam bir kurumsal çatı altında ilerlemeyen okulların maalesef mevcut konjonktürde sürdürülebilirliği yok. Bu tür krizler aslında kurumların kendini geliştirmesi ve ileri taşıması için bir fırsattır. Biz EGEBİL olarak isabetli öngörümüz ve vizyonumuz sayesinde her krizden güçlenerek çıktık, daha da güçlenerek yolumuza devam ediyor olacağız. Bunun yanı sıra DÖNÜŞÜM markasıyla da farklı veli beklentilerine çözüm sunacak bir kurumsal anlayış ile gücümüze güç katarak ilerleyeceğiz.

 

Son Güncelleme: Cuma, 21 Ocak 2022 13:05

Gösterim: 1341

Öğrenci – aile - öğretmen üçgeninde “umudun ve güvenin temsilcisi olabilmek” İstanbul Kültür Eğitim Kurumları olarak en büyük hedefimiz oldu” diye konuşan İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Ful Akıngüç, bu dönemde öğrencilerin öğrenme kayıplarının giderilmesi ve sosyal - duygusal ihtiyaçlarına yönelik ortamın oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Hibrit eğitimle bunu başardıklarını belirten Akıngüç, 2021 yılını artı eğitim’e değerlendirirken, gelecek dönemle ilgili düşüncelerini de paylaştı. 

ful_akinguc_ocak_2022Ful Hanım, kurumunuz açısından 2021 yılını değerlendirebilir misiniz?
Pandeminin ikinci yılı olarak bambaşka deneyimlerin yaşandığı bir dönem şeklinde ifade edebilirim 2021’i… Seyreltilmiş sınıf sisteminden hibrit eğitime uzanan oldukça geniş ölçekli uygulamaların yaşandığı bir yılı geride bıraktık. Zorlu koşulların hepimize kazandırdığı pek çok yenilikle birlikte belirsizliğin yarattığı gündemi yönetebilme becerisi edindik diyebilirim. Hızlı ve doğru karar alma, kurumsal çeviklik, kısa süreli hedefler belirleme ve gerçekleştirme, empatik ve şeffaf iletişim anlayışımız bu zorlu günlerde bizleri daha da güçlü kıldı. Öğrenci-aile-öğretmen üçgeninde ise “umudun ve güvenin temsilcisi olabilmek” İstanbul Kültür Eğitim Kurumları olarak en büyük hedefimiz oldu.
2020-2021 ders yılı, seyreltilmiş sınıf uygulaması ve hibrit eğitimle başladı. Tüm sınıflarımızda hibrit eğitim için oluşturduğumuz teknolojik alt yapı, okulda yüz yüze eğitim almayan öğrencilerimiz için çok özel bir yere sahip oldu. Öğrencilerimiz, sınıftaymışçasına arkadaşlarını ve öğretmenlerini gördü, duydu. Derse aktif olarak katıldı. Bu, bizim için çok önemliydi. Pandemi döneminde öğrencilerin iki ana beklentisine karşılık verebilmenin eğitim kurumlarının işlevselliği açısından oldukça belirleyici olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birincisi, oluşan öğrenme kayıplarının giderilmesi ikincisi ise sosyal ve duygusal ihtiyaçlara yönelik ortamın oluşturulması… Hibrit eğitimle bunu başardığımızı gördük. Arkadaşlık ilişkileri, sosyal öğrenme süreci tam kapanma döneminde gerilese de oluşturduğumuz ortam kısa zamanda öğrencileri birbirine yaklaştırdı. Akran öğrenmesini farklı boyutta olsa da destekleyen bir etmen oldu.
2021 Haziran hibrit eğitimle tamamlanırken eylül ayında tüm öğrencilerimizle okullarımızda yüz yüze olmak mutluluk vericiydi. Herkesin sağlığı ve güvenliğini korumak adına aldığımız çok sıkı tedbirler, okullarımızda karantina sınıfı sayısını minimuma indirdi. Bulaşıcılığı azaltmak adına öğretmenlerimizin sınav kağıdını okuma yönteminden pandemi sınıfı kurallarına kadar pek çok süreci hep birlikte yeniden tanımladık. Yazılı hale getirdik. En büyük mutluluğumuz ise bu kuralların içselleştirilmesi oldu. Bu önlemlerle birlikte gerek akademik kadromuzun gerekse destek birim çalışanlarımızın %95’in üzerinde aşı olma oranına ulaşması da “huzurlu ve güvenli okul” ortamını sağladı. 

ÖĞRETİCİ VE MÜCADELECİ BİR YIL OLDU
Gerek hijyen önlemleri gerekse teknolojik alt yapımıza yaptığımız yatırımlara ek olarak 2021’de bir başka önemli çalışmamız ise “Müfredat Revizyonu” oldu. Tüm derslerin öğretim programları bir alt sınıfın öğretim programındaki kazanımlar ile ilişkilendirildi. Buna bağlı olarak ders içerikleri güncellendi. Öğrenciler, örneğin uzaktan eğitim sırasında işlenen bir kazanımın devamını yüz yüze eğitim sırasında bu yıl karşılaştığında mutlaka geçen yılın kazanımı tekrar işlendi. Birinci dönemi tüm derslerde bu biçimde bitirirken ikinci dönemde de aynı uygulamaya devam edeceğiz. Hiçbir öğrencimizin uzaktan eğitimden kaynaklı öğrenme kaybı yaşamasına izleyici kalamayız, ya da normalleştiremeyiz. Tam tersine; sınıfın sesine kulak verip her zamankinden daha fazla titizlenip önlem almakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Özetle; 2021’in “Öğretici” ve “Mücadeleci” bir yıl olarak hafızalara kazındığına inanıyorum. 

KÜLTÜR’DEN ÖĞRENCİLER İÇİN YENİ ALAN
2022 yılı için kurumunuzun gelişimine yönelik hedef ve planlarınız nelerdir?
Bir eğitim kurumunun gelişimi, verdiği eğitimin niteliğindeki gelişimle eş değerdir. 1960’dan bugüne 62 yıldır “Öğrencilerin Hizmetinde Olma” anlayışımız geride bıraktığımız her yıl ve gelecek her yeni yıl da bizi hep daha güçlü ve nitelikli kıldı. Çünkü; dünya değişiyor, öğrenci değişiyor, gelecek değişiyor… Bu dinamik değişim, kurumsal gelişimin “öğrenci ihtiyaçlarına göre” şekillenmesi gerektiğini gösteriyor. Öğrencinin vizyon kazanması, okul atmosferinin hiç hissettirmeden tüm doğallığıyla öğrencinin öğrenme yaşantısındaki kaliteyi ve çeşitliliği artırması bizim için değişmeyen hedeftir. Pandemi döneminde öğrenci ihtiyaçları nedir? diye sorguladığımızda sosyal ve kültürel çalışmalara duyulan özlemi görüyoruz. Bu anlamda öğrencilerimizi oldukça mutlu edeceğine inandığımız ve tamamlamak üzere olduğumuz bir çalışmamızı paylaşmak istiyorum. “Kültür ve Sanat Etkinlikleri” için yepyeni bir anlayışla tasarlanan ve yaklaşık 1.500 metrekare kapalı alandan oluşan çok özel bir alan ekledik kampüsümüze. Kütüphanelerin “Bilgi Erişim Merkezine” dönüştüğü, felsefeye özel tematik bir dersliğin olduğu, sahne sanatları salonları, görsel sanatlar atölyeleri, seminer salonları gibi pek çok alanın yer aldığı okul binamızın yeni katında, öğrencilerimizin kendini gerçekleştirme sürecinde pek çok çok farklı deneyimi yaşayacaklarına inanıyorum. Bilgi Erişim Merkezlerimizden dünyanın önemli kütüphanelerinin kaynaklarına online olarak ulaşma olanağı, ünlü bir filozofa ait bir sözü felsefe dersliğinin duvarına kazınmış gören öğrencilerimizin düşünce dünyasında olan değişim, koridorda yürürken duvardaki karakterlerin hangi romana ait olduğu düşüncesi… Tüm bunlar, verdiğimiz eğitim hizmetinin niteliğindeki artışa en önemli örnektir.

KÜLTÜR DİJİTAL EĞİTİM PAKETİ SOSYAL SORUMLULUĞA DÖNÜŞTÜ
Bilimsel çalışmalardan sosyal sorumluluğa ulusal ve uluslararası düzeyde okul projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
2021 yılında yola çıkardığımız ve bizleri çok heyecanlandıran projemiz “Kültür Dijital Eğitim Paketi”nden bahsetmek istiyorum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine hitap eden ve tüm Türkiye’ye ücretsiz olarak açtığımız bu çalışma “pandemi dönemi öğrenme ihtiyacını karşılamak” amacıyla hazırlandı. Online derslerden dijital dergiye, deneme sınavlarından eğlenceli online atölyelere uzanan çeşitlilikte oluşturulan “Kültür Dijital Eğitim Paketi” geçtiğimiz mart ayında okulumuzun dışındaki öğrencilerin hizmetine sunuldu ve büyük ilgi gördü. Türkiye geneli katılıma baktığımızda hemen hemen tüm kentlerden öğrencilerin bu hizmete abone olduklarını gördük. Bu da bizi çok mutlu etti. Bu ilgi bizi, bir başka sosyal sorumluluğa da yönlendirdi. Ağustos ayında Akdeniz Bölgesinde çıkan orman yangınlarında evi, okulu zarar görmüş öğrencilere bu hizmeti götürdük. Projemize “ Kültür’lü Arkadaşın Yanında” adını verdik. Ders yılının ilk çeyreğinde Marmaris’te okulu, evi, köyü zarar görmüş öğrencilerle dijital arkadaşlığa başlayan Kültür’lü öğrenciler unutulmaz anlar yaşıyorlar. “Kültür Dijital Eğitim Paketi” sayesinde buluşuyorlar. Buradaki amacımız, ihtiyacı olan öğrencilere eğitsel ve psikolojik destek sağlamakla birlikte kendi öğrencilerimizde de sosyal sorumluluk bilincini aşılamak… Bir diğer güzel gelişme ise artık gelenekselleşen Nobel röportajları… Bu yıl da lise öğrencilerimiz Tıp, Fizik, Kimya ve Ekonomi alanında Nobel Ödülü kazanan bilim insanı ile röportaj gerçekleştirdi. Röportajları, ulusal basında yer aldı. Tüm bunlar, bu zorlu günlerde hepimiz için mutluluk kaynağı oldu. 

ÖZEL OKULLAR İÇİN 4 ÖNEMLİ BAŞLIK ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Özel okullar, geçmişten beri ülkemizde eğitim sisteminin lokomotifi misyonuna sahiptir. Gerek yabancı dil uygulamaları, gerek fiziki ve teknolojik olanakları gerekse yurt dışı ile olan bağlantıları ve uluslararası programları… Bunlar aslında en çok bilinen yönler… Bu dönemde bu yönlere yapılan yatırım yine baskın olmalıdır. Ancak; pandemi döneminin bir gerçeği önümüzdeki yıllara damgasını vuracaktır. “Belirsizliği Yönetebilmek”, “Kurumsal Çeviklik” ,“Araştırma-Geliştirme” ve “ Öğrenme Kaybı ile İlgili Çalışmalar”…
Özel okullar, bu dört başlığı önemser ve buna göre organize olursa karşılaşılacak problemlerin aşılabileceğine inanıyorum. Aileler ve öğrencilere sunulan hizmetin niteliğinin, bu anlayışın “kurumun düşünce ve davranış biçimine dönüştürmesiyle” orantılı olacağı bir gerçektir. 

KÜLTÜR KOLEJİ VAKFI FUL AKINGÜÇ’E EMANET
Kültür Koleji Kurucusu İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç ve ailesinin 1986’da hizmete açtığı Kültür Koleji Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığına İKEK ve İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde eğitim yönetimi çalışmalarının yanı sıra 2000’den bu yana Türkiye Özel Okullar Birliği’nde Yönetim Kurulu Üyesi ve Yüksek İstişare Kurulu Üyesi unvanıyla görev alan Ful Akıngüç atandı. Kültür Koleji Vakfı Yeni Başkanı Ful Akıngüç,vakfın yeni dönem misyonu ve gelecek projelerini şöyle özetledi: “Vakfımız, eğitim alanında yarım asrı geride bırakan aile işletmemiz Kültür Koleji’nin, ülke ve gençliğe hizmet ilkesiyle gerçekleştirdiği en önemli çalışmalardan biri. Bilim, kültür, sanat ve spora destek kapsamında bugüne kadar pek çok gencin yaşamında olanaklarımız dahilinde pozitif dokunuşu sağladı. Bununla birlikte eğitim ve kültür alanında çalışmaları somut girişimlerle taçlandırdık. 1995 yılında Kültür Koleji Ataköy yerleşkesinde yapılan olimpik ölçülere uygun kapalı spor salonumuz ve her türlü teknik donanıma sahip 450 kişilik tiyatro-konser salonumuz hizmete açıldı. Vakfımızın misyonunu simgeleyen en önemli yapı ise 1997’de hizmete açtığımız, 25’inci kuruluş yılını idrak eden İstanbul Kültür Üniversitesi. Kurucusu olduğumuz Üniversitemiz 4 yerleşkesinde 8 fakültesi, 2 meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezleri, yüksek lisans ve doktora eğitimi sunan enstitüsüyle Kültür Koleji Vakfının ustalık eseri diyebiliriz.”

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ BURSLARI
Küresel ve ulusal koşullar bağlamında özellikle yetişmekte olan nesillerin sağlıklı geleceği için dayanışmanın önemine vurgu yapan Kültür Koleji Vakfı Başkanı Ful Akıngüç, günümüz dünyasında toplum refahının korunması için vakıfların da çok belirleyici olduğunu ifade etti ve ekledi: “Özellikle eğitim ve sağlık gibi insan yaşamına doğrudan dokunan alanlarda kâr amacı gütmeyen kuruluşların varlık göstermesi çok önemli. Küresel krizler kaynaklara erişimde ciddi kısıtlamalar yarattı. Bilgi uçurumu dünyanın çözüm bekleyen ve giderek derinleşen yeni gerçeği. Bu noktada vakıflar eşitsizliklerin neden olduğu açmazları çözmek için onaran, dönüştüren bir güç olacaktır. 2021-2022 Akademik Yılı’nda pandemide iş ya da gelir kaybı yaşayan ailelerimiz için vakfımız, Eğitimde Fırsat Eşitliği programımızı devreye aldı. Başvurucu sürecinde Kültür Koleji Vakfı olarak başlattığımız girişimin anlamını ve vakıf olmanın değerini çok daha iyi kavradık.”

“2022-2023 ders yılına yönelik öğrenci kabulümüz tüm kademelerde 20 Şubat 2022 itibariyle başlayacaktır. Anaokulları ve ilkokullarımız için “Rehberlik Görüşmesi”, ortaokullarımız ve liselerimiz için ise “Öğrenci Kabul Sınavı” ve “Rehberlik Görüşmesi” yapılacaktır. 13 Şubat’ta yapılacak sınavın sonuçlarına göre ve kontenjan dahilinde öğrencilerimizi kabul sürecine başlayacağız.”

 

 

> Pandemi sürecinde umudun ve güvenin temsilcisi olduk

Öğrenci – aile - öğretmen üçgeninde “umudun ve güvenin temsilcisi olabilmek” İstanbul Kültür Eğitim Kurumları olarak en büyük hedefimiz oldu” diye konuşan İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Ful Akıngüç, bu dönemde öğrencilerin öğrenme kayıplarının giderilmesi ve sosyal - duygusal ihtiyaçlarına yönelik ortamın oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Hibrit eğitimle bunu başardıklarını belirten Akıngüç, 2021 yılını artı eğitim’e değerlendirirken, gelecek dönemle ilgili düşüncelerini de paylaştı. 

ful_akinguc_ocak_2022Ful Hanım, kurumunuz açısından 2021 yılını değerlendirebilir misiniz?
Pandeminin ikinci yılı olarak bambaşka deneyimlerin yaşandığı bir dönem şeklinde ifade edebilirim 2021’i… Seyreltilmiş sınıf sisteminden hibrit eğitime uzanan oldukça geniş ölçekli uygulamaların yaşandığı bir yılı geride bıraktık. Zorlu koşulların hepimize kazandırdığı pek çok yenilikle birlikte belirsizliğin yarattığı gündemi yönetebilme becerisi edindik diyebilirim. Hızlı ve doğru karar alma, kurumsal çeviklik, kısa süreli hedefler belirleme ve gerçekleştirme, empatik ve şeffaf iletişim anlayışımız bu zorlu günlerde bizleri daha da güçlü kıldı. Öğrenci-aile-öğretmen üçgeninde ise “umudun ve güvenin temsilcisi olabilmek” İstanbul Kültür Eğitim Kurumları olarak en büyük hedefimiz oldu.
2020-2021 ders yılı, seyreltilmiş sınıf uygulaması ve hibrit eğitimle başladı. Tüm sınıflarımızda hibrit eğitim için oluşturduğumuz teknolojik alt yapı, okulda yüz yüze eğitim almayan öğrencilerimiz için çok özel bir yere sahip oldu. Öğrencilerimiz, sınıftaymışçasına arkadaşlarını ve öğretmenlerini gördü, duydu. Derse aktif olarak katıldı. Bu, bizim için çok önemliydi. Pandemi döneminde öğrencilerin iki ana beklentisine karşılık verebilmenin eğitim kurumlarının işlevselliği açısından oldukça belirleyici olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birincisi, oluşan öğrenme kayıplarının giderilmesi ikincisi ise sosyal ve duygusal ihtiyaçlara yönelik ortamın oluşturulması… Hibrit eğitimle bunu başardığımızı gördük. Arkadaşlık ilişkileri, sosyal öğrenme süreci tam kapanma döneminde gerilese de oluşturduğumuz ortam kısa zamanda öğrencileri birbirine yaklaştırdı. Akran öğrenmesini farklı boyutta olsa da destekleyen bir etmen oldu.
2021 Haziran hibrit eğitimle tamamlanırken eylül ayında tüm öğrencilerimizle okullarımızda yüz yüze olmak mutluluk vericiydi. Herkesin sağlığı ve güvenliğini korumak adına aldığımız çok sıkı tedbirler, okullarımızda karantina sınıfı sayısını minimuma indirdi. Bulaşıcılığı azaltmak adına öğretmenlerimizin sınav kağıdını okuma yönteminden pandemi sınıfı kurallarına kadar pek çok süreci hep birlikte yeniden tanımladık. Yazılı hale getirdik. En büyük mutluluğumuz ise bu kuralların içselleştirilmesi oldu. Bu önlemlerle birlikte gerek akademik kadromuzun gerekse destek birim çalışanlarımızın %95’in üzerinde aşı olma oranına ulaşması da “huzurlu ve güvenli okul” ortamını sağladı. 

ÖĞRETİCİ VE MÜCADELECİ BİR YIL OLDU
Gerek hijyen önlemleri gerekse teknolojik alt yapımıza yaptığımız yatırımlara ek olarak 2021’de bir başka önemli çalışmamız ise “Müfredat Revizyonu” oldu. Tüm derslerin öğretim programları bir alt sınıfın öğretim programındaki kazanımlar ile ilişkilendirildi. Buna bağlı olarak ders içerikleri güncellendi. Öğrenciler, örneğin uzaktan eğitim sırasında işlenen bir kazanımın devamını yüz yüze eğitim sırasında bu yıl karşılaştığında mutlaka geçen yılın kazanımı tekrar işlendi. Birinci dönemi tüm derslerde bu biçimde bitirirken ikinci dönemde de aynı uygulamaya devam edeceğiz. Hiçbir öğrencimizin uzaktan eğitimden kaynaklı öğrenme kaybı yaşamasına izleyici kalamayız, ya da normalleştiremeyiz. Tam tersine; sınıfın sesine kulak verip her zamankinden daha fazla titizlenip önlem almakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Özetle; 2021’in “Öğretici” ve “Mücadeleci” bir yıl olarak hafızalara kazındığına inanıyorum. 

KÜLTÜR’DEN ÖĞRENCİLER İÇİN YENİ ALAN
2022 yılı için kurumunuzun gelişimine yönelik hedef ve planlarınız nelerdir?
Bir eğitim kurumunun gelişimi, verdiği eğitimin niteliğindeki gelişimle eş değerdir. 1960’dan bugüne 62 yıldır “Öğrencilerin Hizmetinde Olma” anlayışımız geride bıraktığımız her yıl ve gelecek her yeni yıl da bizi hep daha güçlü ve nitelikli kıldı. Çünkü; dünya değişiyor, öğrenci değişiyor, gelecek değişiyor… Bu dinamik değişim, kurumsal gelişimin “öğrenci ihtiyaçlarına göre” şekillenmesi gerektiğini gösteriyor. Öğrencinin vizyon kazanması, okul atmosferinin hiç hissettirmeden tüm doğallığıyla öğrencinin öğrenme yaşantısındaki kaliteyi ve çeşitliliği artırması bizim için değişmeyen hedeftir. Pandemi döneminde öğrenci ihtiyaçları nedir? diye sorguladığımızda sosyal ve kültürel çalışmalara duyulan özlemi görüyoruz. Bu anlamda öğrencilerimizi oldukça mutlu edeceğine inandığımız ve tamamlamak üzere olduğumuz bir çalışmamızı paylaşmak istiyorum. “Kültür ve Sanat Etkinlikleri” için yepyeni bir anlayışla tasarlanan ve yaklaşık 1.500 metrekare kapalı alandan oluşan çok özel bir alan ekledik kampüsümüze. Kütüphanelerin “Bilgi Erişim Merkezine” dönüştüğü, felsefeye özel tematik bir dersliğin olduğu, sahne sanatları salonları, görsel sanatlar atölyeleri, seminer salonları gibi pek çok alanın yer aldığı okul binamızın yeni katında, öğrencilerimizin kendini gerçekleştirme sürecinde pek çok çok farklı deneyimi yaşayacaklarına inanıyorum. Bilgi Erişim Merkezlerimizden dünyanın önemli kütüphanelerinin kaynaklarına online olarak ulaşma olanağı, ünlü bir filozofa ait bir sözü felsefe dersliğinin duvarına kazınmış gören öğrencilerimizin düşünce dünyasında olan değişim, koridorda yürürken duvardaki karakterlerin hangi romana ait olduğu düşüncesi… Tüm bunlar, verdiğimiz eğitim hizmetinin niteliğindeki artışa en önemli örnektir.

KÜLTÜR DİJİTAL EĞİTİM PAKETİ SOSYAL SORUMLULUĞA DÖNÜŞTÜ
Bilimsel çalışmalardan sosyal sorumluluğa ulusal ve uluslararası düzeyde okul projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
2021 yılında yola çıkardığımız ve bizleri çok heyecanlandıran projemiz “Kültür Dijital Eğitim Paketi”nden bahsetmek istiyorum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine hitap eden ve tüm Türkiye’ye ücretsiz olarak açtığımız bu çalışma “pandemi dönemi öğrenme ihtiyacını karşılamak” amacıyla hazırlandı. Online derslerden dijital dergiye, deneme sınavlarından eğlenceli online atölyelere uzanan çeşitlilikte oluşturulan “Kültür Dijital Eğitim Paketi” geçtiğimiz mart ayında okulumuzun dışındaki öğrencilerin hizmetine sunuldu ve büyük ilgi gördü. Türkiye geneli katılıma baktığımızda hemen hemen tüm kentlerden öğrencilerin bu hizmete abone olduklarını gördük. Bu da bizi çok mutlu etti. Bu ilgi bizi, bir başka sosyal sorumluluğa da yönlendirdi. Ağustos ayında Akdeniz Bölgesinde çıkan orman yangınlarında evi, okulu zarar görmüş öğrencilere bu hizmeti götürdük. Projemize “ Kültür’lü Arkadaşın Yanında” adını verdik. Ders yılının ilk çeyreğinde Marmaris’te okulu, evi, köyü zarar görmüş öğrencilerle dijital arkadaşlığa başlayan Kültür’lü öğrenciler unutulmaz anlar yaşıyorlar. “Kültür Dijital Eğitim Paketi” sayesinde buluşuyorlar. Buradaki amacımız, ihtiyacı olan öğrencilere eğitsel ve psikolojik destek sağlamakla birlikte kendi öğrencilerimizde de sosyal sorumluluk bilincini aşılamak… Bir diğer güzel gelişme ise artık gelenekselleşen Nobel röportajları… Bu yıl da lise öğrencilerimiz Tıp, Fizik, Kimya ve Ekonomi alanında Nobel Ödülü kazanan bilim insanı ile röportaj gerçekleştirdi. Röportajları, ulusal basında yer aldı. Tüm bunlar, bu zorlu günlerde hepimiz için mutluluk kaynağı oldu. 

ÖZEL OKULLAR İÇİN 4 ÖNEMLİ BAŞLIK ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Özel okullar, geçmişten beri ülkemizde eğitim sisteminin lokomotifi misyonuna sahiptir. Gerek yabancı dil uygulamaları, gerek fiziki ve teknolojik olanakları gerekse yurt dışı ile olan bağlantıları ve uluslararası programları… Bunlar aslında en çok bilinen yönler… Bu dönemde bu yönlere yapılan yatırım yine baskın olmalıdır. Ancak; pandemi döneminin bir gerçeği önümüzdeki yıllara damgasını vuracaktır. “Belirsizliği Yönetebilmek”, “Kurumsal Çeviklik” ,“Araştırma-Geliştirme” ve “ Öğrenme Kaybı ile İlgili Çalışmalar”…
Özel okullar, bu dört başlığı önemser ve buna göre organize olursa karşılaşılacak problemlerin aşılabileceğine inanıyorum. Aileler ve öğrencilere sunulan hizmetin niteliğinin, bu anlayışın “kurumun düşünce ve davranış biçimine dönüştürmesiyle” orantılı olacağı bir gerçektir. 

KÜLTÜR KOLEJİ VAKFI FUL AKINGÜÇ’E EMANET
Kültür Koleji Kurucusu İnş. Yük. Müh. Fahamettin Akıngüç ve ailesinin 1986’da hizmete açtığı Kültür Koleji Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığına İKEK ve İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde eğitim yönetimi çalışmalarının yanı sıra 2000’den bu yana Türkiye Özel Okullar Birliği’nde Yönetim Kurulu Üyesi ve Yüksek İstişare Kurulu Üyesi unvanıyla görev alan Ful Akıngüç atandı. Kültür Koleji Vakfı Yeni Başkanı Ful Akıngüç,vakfın yeni dönem misyonu ve gelecek projelerini şöyle özetledi: “Vakfımız, eğitim alanında yarım asrı geride bırakan aile işletmemiz Kültür Koleji’nin, ülke ve gençliğe hizmet ilkesiyle gerçekleştirdiği en önemli çalışmalardan biri. Bilim, kültür, sanat ve spora destek kapsamında bugüne kadar pek çok gencin yaşamında olanaklarımız dahilinde pozitif dokunuşu sağladı. Bununla birlikte eğitim ve kültür alanında çalışmaları somut girişimlerle taçlandırdık. 1995 yılında Kültür Koleji Ataköy yerleşkesinde yapılan olimpik ölçülere uygun kapalı spor salonumuz ve her türlü teknik donanıma sahip 450 kişilik tiyatro-konser salonumuz hizmete açıldı. Vakfımızın misyonunu simgeleyen en önemli yapı ise 1997’de hizmete açtığımız, 25’inci kuruluş yılını idrak eden İstanbul Kültür Üniversitesi. Kurucusu olduğumuz Üniversitemiz 4 yerleşkesinde 8 fakültesi, 2 meslek yüksekokulu, araştırma ve uygulama merkezleri, yüksek lisans ve doktora eğitimi sunan enstitüsüyle Kültür Koleji Vakfının ustalık eseri diyebiliriz.”

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ BURSLARI
Küresel ve ulusal koşullar bağlamında özellikle yetişmekte olan nesillerin sağlıklı geleceği için dayanışmanın önemine vurgu yapan Kültür Koleji Vakfı Başkanı Ful Akıngüç, günümüz dünyasında toplum refahının korunması için vakıfların da çok belirleyici olduğunu ifade etti ve ekledi: “Özellikle eğitim ve sağlık gibi insan yaşamına doğrudan dokunan alanlarda kâr amacı gütmeyen kuruluşların varlık göstermesi çok önemli. Küresel krizler kaynaklara erişimde ciddi kısıtlamalar yarattı. Bilgi uçurumu dünyanın çözüm bekleyen ve giderek derinleşen yeni gerçeği. Bu noktada vakıflar eşitsizliklerin neden olduğu açmazları çözmek için onaran, dönüştüren bir güç olacaktır. 2021-2022 Akademik Yılı’nda pandemide iş ya da gelir kaybı yaşayan ailelerimiz için vakfımız, Eğitimde Fırsat Eşitliği programımızı devreye aldı. Başvurucu sürecinde Kültür Koleji Vakfı olarak başlattığımız girişimin anlamını ve vakıf olmanın değerini çok daha iyi kavradık.”

“2022-2023 ders yılına yönelik öğrenci kabulümüz tüm kademelerde 20 Şubat 2022 itibariyle başlayacaktır. Anaokulları ve ilkokullarımız için “Rehberlik Görüşmesi”, ortaokullarımız ve liselerimiz için ise “Öğrenci Kabul Sınavı” ve “Rehberlik Görüşmesi” yapılacaktır. 13 Şubat’ta yapılacak sınavın sonuçlarına göre ve kontenjan dahilinde öğrencilerimizi kabul sürecine başlayacağız.”

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Ocak 2022 13:16

Gösterim: 1109

Melih Şener, Barış Bilgiç ve Başar Başaran… İzmir Fen Lisesi’nde yatılı öğrenciyken başlayan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde devam eden arkadaşlıklarından doğan Kunduz uygulaması ile bugüne kadar 40 binden fazla eğitmene ve 4 milyona yakın öğrenciye destek verdi. ABD’ye açılan Kunduz, Türkiye’de özel okullarla yaptığı anlaşmalarla da 10 binlerce öğrenciye ulaşacak apotheke-zag.de. Kunduz’un dünden bugüne gelişimini ve sunduğu hizmetleri Başar Başaran, artı eğitim’e anlattı.

kunduz_kurucularKunduz’un kuruluş ve gelişim sürecinden bahsedebilir misiniz? Kunduz nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Kunduz’un tohumları Türkiye’de yatılı bir devlet okulunda atıldı. Melih Şener, Barış Bilgiç ile beraber 3 arkadaş olarak İzmir Fen Lisesi’nde tanıştık. Her yıl milyonlarca öğrencinin hazırlandığı üniversiteye giriş sınavına bu lisede hazırlandık ve birlikte Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandık. Türkiye’nin her yerinden ve her kesiminden öğrencinin olduğu bu lisede kaliteli eğitimin aslında herkesin hayatını nasıl değiştirebileceğini görmek bizi Kunduz’u kurmak için bir araya getirdi. Lise ve üniversite arkadaşlarımız ve birçok eğitim sevdalısı ekip arkadaşımız bu değişim serüveninde bize katıldı.
Soru çözüm desteği verdiğimiz mobil platformumuz çokça öğrenciyle konuşmamız sonucunda ortaya çıktı. Konuştuğumuz öğrencilerin anında desteğe ihtiyacı olduğunu ancak istedikleri desteğe istedikleri zaman ulaşamadıklarını gördük. Bu onların öğrenme deneyimi için oldukça kritik bir engel taşıyordu. Hatta Whatsapp grupları üzerinden birbirlerine soru sorduklarını ancak başka bir öğrencinin de ihtiyaçları olan profesyonel desteği veremediğini söylüyorlardı. Ya birbirlerine yardımcı olacak zamanları yoktu, ya da yardımcı olan arkadaşının çözümüne haklı olarak %100 güvenemiyorlardı. Biz de onlara sorularınızı bize sorun biz yardımcı oluruz dedik.
Kunduz’un ilk ürünü bir Whatsapp hesabıydı. Tanımadığımız öğrenciler bize sorularını atıyorlardı. Bu fikre inanan ilk eğitmenlerimiz bize soru çözümünde yardımcı oldu. Onlara da Whatsapp grupları kurduk. Soru geldiğinde o gruplara atıyor, ilk soruyu çözen para ödülünü kazanıyordu. Whatsapp üzerinden iki taraflı kurduğumuz bu sistemle bir ayda binlerce soru çözülünce, bunu hızlıca uygulamaya çevirdik ve öğrencilerin bildiği haliyle Kunduz uygulaması ortaya çıktı.
Geldiğimiz noktada soru çözüm desteği verdiğimiz ürünümüzün yanı sıra, akıllı testler, ülke çapında deneme testleri, videolu konu anlatımı ve rehberlik içerikleri de sunuyoruz.

FİYAT ve ESNEKLİK BAKIMINDAN DÜNYADA EŞİ YOK
Kunduz’u diğer uygulamalardan farklılaştıran özellikleri nelerdir?
Kunduz ortaokul ve lise eğitiminde teknolojiyi kullanarak kişiselleştirilmiş eğitimi herkese erişilebilir kılmayı amaçlıyor. En popüler ürünümüz olan soru çözüm desteği öğrencilerin özel eğitim maliyetini yıllık 15.000 TL den 500 TL seviyelerine düşürüyor ve bu ücrete 7/24 istedikleri kadar soru sorup öğretmenlerle çözümü tartışabiliyorlar. Bu fiyat ve esneklik bakımından dünyada eşi olmayan bir noktada. O yüzden de global büyümede bu kadar özgüvenli olabiliyoruz.
Öte yandan, yeni çıkardığımız ürünlerle öğrenciyi yanında her dersten bir öğretmeni varmışçasına onun için tasarlanmış bir öğrenme deneyimine sokuyoruz. Başta ünlü eğitim psikoloğu Bloom’un araştırmaları olmak üzere akademik araştırmalar gösteriyor ki birebir eğitim sınıftaki eğitimden çok daha etkili. O kadar etkili ki 100 kişilik bir grupta 50. sıradaki öğrenci birebir eğitimle 2. Sıraya yükseliyor. Bu istatiksel olarak da kanıtlanmış. Ancak Bloom bunu bir problem olarak literatüre aktarmış. Çünkü dünyada hiçbir toplum öğrencilere her dersi için birebir eğitim verebilecek ekonomik kaynaklara sahip değil ve olamayacak da.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona kişiselleştirilmiş bir eğitim sunabilen özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz ve bunu herkesin karşılayabileceği bir ücretten nasıl sunabiliriz? Bizim öğretmenle öğrenciyi en etkili, uygun ve hızlı yöntemle bir araya getirecek mobil platformlar tasarlayarak yapmayı amaçladığımız ise her öğrencinin yanında bir öğretmen varmışçasına bir deneyim sunmak ve ortalama bir öğrenciyi %50’lik dilimden %2’lik dilime taşımak.

kunduz_kurucular

15 DAKİKADA ÇÖZÜME ULAŞILIYOR
Kullanıcılar Kunduz’dan nasıl faydalanabiliyorlar?
Kunduz’u öğrenciler çözemedikleri sorularda destek veren eğitmenlerin olduğu bir platform olarak biliyor. Öğrenciler çözemediği sorularda Türkiye’nin her yerindeki eğitmenlerimizden ortalamada 15 dakikanın altında açıklamalı çözüm alıyor. Eğitmenlerle anlamadıkları çözümlerde sohbet ekranı üzerinden de yazışabiliyorlar. Çözemediğiniz soru tipi olsun, biz size bir dahaki sefere o soruyu çözebilmenizi sağlayalım.

Bu seneyle birlikte artık Premium İçerik ürünümüzle Kunduz’da 15.000 dakikadan fazla videolu konu anlatımları ve binlerce örnek soru ve çözümleri de var. Özetle her an ve her yerden hem soru çözüm hizmetine hem de konu anlatım hizmetine Kunduz sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Kunduz bu hizmetleri öğrencilerine kişiselleştirilmiş bir şekilde ve herkesin erişebileceği fiyata sunuyor.

KUNDUZ ÖZEL OKULLAR İÇİN AVANTAJA DÖNÜŞTÜ
Özel okullara yönelik kurumsal hizmetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kunduz’un okul işbirlikleri popülerliğini çok hızlı bir şekilde arttırıyor. Sadece son iki ayda anlaştığımız kurumlara baktığımızda bile seneye 10 binlerce öğrencinin okullarla yaptığımız işbirlikleriyle Kunduz’dan faydalanacağının kesinleştiğini söyleyebilirim. Artık okullar için öğrencilerine Kunduz paketi sunmaları öğrencilerine 7/24 kaynak sunabilmeleri adına çok önemli bir faktör haline geliyor. Okullar 8. ve 12. sınıflar başta olmak üzere ortaokul ve lisede her sınıftan öğrencileri için Kunduz’dan faydalanıyorlar. Benzer şekilde Kunduz’la işbirliği yapan birçok butik kurs da bulunuyor. Yöneticilerle konuştuğumuzda kurumlar için kendi bölgelerindeki diğer kurumlardan farklılaşmanın ve ilkler sunmanın bu dönemde çok önemli olduğunu duyuyoruz.
Eğitimde dijitalleşmenin gündemden düşmediği şu günlerde de problem eğitim tarihinin başından beri hiç değişmedi. Her öğrenci öğrenme şekillerinden ilgi alanlarına kadar çok farklı. Bir de bunun üzerine öğrencinin o gün aklından geçenler, uyku düzeni, sabah yaptığı kahvaltı gibi onlarca değişken giriyor. Her öğrenci bu kadar farklı dünyalardayken biz onların 25’ini bir araya koyup aynı standartta öğrenmelerini bekliyoruz.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.
Kurumsal işbirliği yaptığımız eğitim kurumlarında öğrenciler sorularını biriktirmeden anında Kunduz’la cevap bulabiliyor. Etüt maliyetlerini azaltıyor, etüt ve soru çözüm saatlerinin öğrencilere yönelik daha efektif kullanılmasını sağlıyoruz. Kunduz’da yer alan her dersten konu anlatım videoları ve tarama testleri ile öğrenciler dilediği zaman, dilediği yerden okullardaki derslerini tekrar etme ve pekiştirme şansı buluyorlar. Ayrıca okul yöneticileri dijital panel üzerinden hangi öğrenci - hangi konudan kaç soru sormuş, detaylı analiz edip rehberlik hizmetleri için kaynak oluşturabiliyorlar.
Okulların sağladığı imkanları Kunduz’un bire-bir eğitim odaklı dijital dünyasıyla destekleyerek her öğrenci için eğitim seviyesini zirveye çıkarmayı hedefliyoruz. Her öğrenci kendine hastır ve özeldir felsefesiyle okulların dijital dönüşümde vazgeçilmez iş ortağı olmayı hedefliyoruz.
Ayrıca işbirliği yaptığımız kurumlar arasında çalışan toplulukları da bulunuyor. Bu sene Koç Holding’le yaptığımız anlaşma sonucunda tüm Koç Holding çalışanlarının çocuklarına Kunduz üyeliği sunuyoruz. Bu örneği gören diğer kurumlar da çalışanlarına benzer fırsatlar sunmayı değerlendiriyorlar.

Kunduz’un kısa, orta ve uzun vadede büyüme planları nelerdir?
Bugüne kadar 4 milyon öğrenciye ulaştık. Yalnızca pandemi döneminde yüzde 550 büyüme sağladık. öğrencilerimize bu zamana kadar 55 milyon soruda branşında uzman olan eğitmenlerimizin anlatımıyla destek olduk. Yine bu dönemde soru çözüm desteği hizmetimizin yanında; mobil deneme sınavları, videolu konu anlatımları, kişiselleştirilmiş testler ve rehberlik içerikleri gibi yeni hizmetleri de platforma ekledik.
Pandemi dönemi, her sınıftan öğrencinin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem oldu. YKS ve LGS sınavlarına hazırlanan öğrencilerin her zaman tercihi oluyorduk. Pandemide alt sınıflardan da yoğun bir talep oldu. Kullanıcılarımızın yüzde 40’ı 11. sınıf ve altındaki sınıflardan geldi. Bu sene de, yeni ürünlerimizle alt sınıflara olan yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki sene bu oran %50’nin üzerine çıkacak bir trendde gidiyor. Artık Kunduz’un ortaokul ve lisede her sınıfta öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak olduğu kabul görüyor.

KUNDUZ ABD PAZARINA HIZLI GİRDİ
Türkiye’nin yanı sıra Amerika ve Hindistan pazarlarına açıldınız. Global pazardaki hedefleriniz neler?
Aldığımız yatırımın iki odağından biri global büyüme için yatırımlarımız. Hindistan’da kurduğumuz operasyon bize tüm dünyada her derste İngilizce hizmet verebilmemizi sağlıyor. Bu amacın ilk adımı olarak bu okul yılında ABD’ye açıldık. Buradaki yatırımlarımız ekip ve pazarlama odaklı olacak.
Amerika çok büyük bir pazar ve Amerika’da çok daha ilkel seviyede benzer çözümler büyük popülerlik kazandı. Amerika’da 6 ay boyunca yaptığımız denemelerde gördük ki bu hizmeti aynı anda daha kaliteli, daha hızlı ve daha ucuza getirebiliyoruz öğrencilere. Ayrıca Amerika eğitimde gelir farkının büyük adaletsizlik yarattığı bir pazar. Bu problemin çözülmesine de yardımcı olmak istiyoruz. Yatırımcılarımız da bu konuda bizi uzun zamandır teşvik ediyordu. Kurduğumuz global ekiple bu anın çok doğru bir zaman olduğunu düşünüyoruz.
Aynı zamanda kişisel olarak çok fazla zaman geçirdik Amerika’da. Yılın en az 2-3 ayını burada geçiriyoruz ve buradaki pazarı hep gözlemleme şansımız oldu. Şu anda bile tüm eyaletlerden öğrencilerimiz bulunuyor. Kanada, İngiltere ve Avusturalya’daki öğrencilerden de talep alıyoruz uygulamayı kendi ülkelerinde de açmamız için. Bizim için bu noktada hiç zor bir karar değil. Karar verdiğimizde 24 saat içinde 3 ülkede daha hizmet verebilecek teknolojik ve operasyonel donanımı kazandık.

TEKNOLOJİ EĞİTİMİ HENÜZ DEĞİŞTİRMEDİ
Pandemi ile birlikte eğitimde dijital dönüşüm öncelikli bir konu haline geldi. Öncelikle eğitimde dijital dönüşümden ne anlamalıyız? Bu dönüşümde Kunduz’un yeri ve rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Teknoloji eğitimi henüz değiştirmedi. Hala öğrenim deneyimimizin büyük kısmı sınıflarda geçiyor. Ancak her öğrenci o kadar farklı şekillerde öğreniyor ve bir konuyu öğrenirken o kadar farklı sorularla boğuşuyor ki, sınıf dışında onları bu destekten mahrum bırakmak büyük bir fırsat kaybı. Eğitim gerçek anlamda kişiselleşmediği sürece de maalesef bir dönüşmeden bahsedemeyiz. Ancak artık teknoloji eğitimin nasıl dönüşeceğine dair bir hayalin kurulmasına imkan sunuyor.
Bu zamana kadar eğitim teknolojileri geleneksel eğitim içeriğinin dijital ekrandan sunulması olarak kullanıldı ve bir dönüşüme imkan veremedi. Biz bu gözlemden ilham alarak Kunduz’u kurduk. Kunduz’da amacımız okul dışında öğrencilere her an yanlarında onlara yardımcı olan bir öğretmen varmış kadar etkili bir öğrenme dünyası kurmak.
Kişiselleştirilmiş öğrenmeden herkes kolaylıkla bahsediyor ve bunun öğrencilerin bilgi seviyesini temel alan bir yapıyla mümkün olabileceğini sanıyor. Halbuki buradaki en önemli faktör merak ve ilgi. Kunduz’un en büyük avantajı öğrencilerin o anda neye merakı olduğunu bilmemiz, çünkü bize soru sormaya geliyorlar. Biz bu merakı öğrenmeye çevirecek bir kişiselleştirmenin fark yaratacağını düşünüyoruz. Eğitimin geleceğini de ed-tech ürünlerinin öğrencinin ilgisini ne kadar tutabileceği belirleyecek. Bizim de baştan beri vizyonumuz bu.

“Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.”

> Eğitimde fırsat eşitliğinin adresi: Kunduz

Melih Şener, Barış Bilgiç ve Başar Başaran… İzmir Fen Lisesi’nde yatılı öğrenciyken başlayan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde devam eden arkadaşlıklarından doğan Kunduz uygulaması ile bugüne kadar 40 binden fazla eğitmene ve 4 milyona yakın öğrenciye destek verdi. ABD’ye açılan Kunduz, Türkiye’de özel okullarla yaptığı anlaşmalarla da 10 binlerce öğrenciye ulaşacak apotheke-zag.de. Kunduz’un dünden bugüne gelişimini ve sunduğu hizmetleri Başar Başaran, artı eğitim’e anlattı.

kunduz_kurucularKunduz’un kuruluş ve gelişim sürecinden bahsedebilir misiniz? Kunduz nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Kunduz’un tohumları Türkiye’de yatılı bir devlet okulunda atıldı. Melih Şener, Barış Bilgiç ile beraber 3 arkadaş olarak İzmir Fen Lisesi’nde tanıştık. Her yıl milyonlarca öğrencinin hazırlandığı üniversiteye giriş sınavına bu lisede hazırlandık ve birlikte Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandık. Türkiye’nin her yerinden ve her kesiminden öğrencinin olduğu bu lisede kaliteli eğitimin aslında herkesin hayatını nasıl değiştirebileceğini görmek bizi Kunduz’u kurmak için bir araya getirdi. Lise ve üniversite arkadaşlarımız ve birçok eğitim sevdalısı ekip arkadaşımız bu değişim serüveninde bize katıldı.
Soru çözüm desteği verdiğimiz mobil platformumuz çokça öğrenciyle konuşmamız sonucunda ortaya çıktı. Konuştuğumuz öğrencilerin anında desteğe ihtiyacı olduğunu ancak istedikleri desteğe istedikleri zaman ulaşamadıklarını gördük. Bu onların öğrenme deneyimi için oldukça kritik bir engel taşıyordu. Hatta Whatsapp grupları üzerinden birbirlerine soru sorduklarını ancak başka bir öğrencinin de ihtiyaçları olan profesyonel desteği veremediğini söylüyorlardı. Ya birbirlerine yardımcı olacak zamanları yoktu, ya da yardımcı olan arkadaşının çözümüne haklı olarak %100 güvenemiyorlardı. Biz de onlara sorularınızı bize sorun biz yardımcı oluruz dedik.
Kunduz’un ilk ürünü bir Whatsapp hesabıydı. Tanımadığımız öğrenciler bize sorularını atıyorlardı. Bu fikre inanan ilk eğitmenlerimiz bize soru çözümünde yardımcı oldu. Onlara da Whatsapp grupları kurduk. Soru geldiğinde o gruplara atıyor, ilk soruyu çözen para ödülünü kazanıyordu. Whatsapp üzerinden iki taraflı kurduğumuz bu sistemle bir ayda binlerce soru çözülünce, bunu hızlıca uygulamaya çevirdik ve öğrencilerin bildiği haliyle Kunduz uygulaması ortaya çıktı.
Geldiğimiz noktada soru çözüm desteği verdiğimiz ürünümüzün yanı sıra, akıllı testler, ülke çapında deneme testleri, videolu konu anlatımı ve rehberlik içerikleri de sunuyoruz.

FİYAT ve ESNEKLİK BAKIMINDAN DÜNYADA EŞİ YOK
Kunduz’u diğer uygulamalardan farklılaştıran özellikleri nelerdir?
Kunduz ortaokul ve lise eğitiminde teknolojiyi kullanarak kişiselleştirilmiş eğitimi herkese erişilebilir kılmayı amaçlıyor. En popüler ürünümüz olan soru çözüm desteği öğrencilerin özel eğitim maliyetini yıllık 15.000 TL den 500 TL seviyelerine düşürüyor ve bu ücrete 7/24 istedikleri kadar soru sorup öğretmenlerle çözümü tartışabiliyorlar. Bu fiyat ve esneklik bakımından dünyada eşi olmayan bir noktada. O yüzden de global büyümede bu kadar özgüvenli olabiliyoruz.
Öte yandan, yeni çıkardığımız ürünlerle öğrenciyi yanında her dersten bir öğretmeni varmışçasına onun için tasarlanmış bir öğrenme deneyimine sokuyoruz. Başta ünlü eğitim psikoloğu Bloom’un araştırmaları olmak üzere akademik araştırmalar gösteriyor ki birebir eğitim sınıftaki eğitimden çok daha etkili. O kadar etkili ki 100 kişilik bir grupta 50. sıradaki öğrenci birebir eğitimle 2. Sıraya yükseliyor. Bu istatiksel olarak da kanıtlanmış. Ancak Bloom bunu bir problem olarak literatüre aktarmış. Çünkü dünyada hiçbir toplum öğrencilere her dersi için birebir eğitim verebilecek ekonomik kaynaklara sahip değil ve olamayacak da.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona kişiselleştirilmiş bir eğitim sunabilen özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz ve bunu herkesin karşılayabileceği bir ücretten nasıl sunabiliriz? Bizim öğretmenle öğrenciyi en etkili, uygun ve hızlı yöntemle bir araya getirecek mobil platformlar tasarlayarak yapmayı amaçladığımız ise her öğrencinin yanında bir öğretmen varmışçasına bir deneyim sunmak ve ortalama bir öğrenciyi %50’lik dilimden %2’lik dilime taşımak.

kunduz_kurucular

15 DAKİKADA ÇÖZÜME ULAŞILIYOR
Kullanıcılar Kunduz’dan nasıl faydalanabiliyorlar?
Kunduz’u öğrenciler çözemedikleri sorularda destek veren eğitmenlerin olduğu bir platform olarak biliyor. Öğrenciler çözemediği sorularda Türkiye’nin her yerindeki eğitmenlerimizden ortalamada 15 dakikanın altında açıklamalı çözüm alıyor. Eğitmenlerle anlamadıkları çözümlerde sohbet ekranı üzerinden de yazışabiliyorlar. Çözemediğiniz soru tipi olsun, biz size bir dahaki sefere o soruyu çözebilmenizi sağlayalım.

Bu seneyle birlikte artık Premium İçerik ürünümüzle Kunduz’da 15.000 dakikadan fazla videolu konu anlatımları ve binlerce örnek soru ve çözümleri de var. Özetle her an ve her yerden hem soru çözüm hizmetine hem de konu anlatım hizmetine Kunduz sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Kunduz bu hizmetleri öğrencilerine kişiselleştirilmiş bir şekilde ve herkesin erişebileceği fiyata sunuyor.

KUNDUZ ÖZEL OKULLAR İÇİN AVANTAJA DÖNÜŞTÜ
Özel okullara yönelik kurumsal hizmetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kunduz’un okul işbirlikleri popülerliğini çok hızlı bir şekilde arttırıyor. Sadece son iki ayda anlaştığımız kurumlara baktığımızda bile seneye 10 binlerce öğrencinin okullarla yaptığımız işbirlikleriyle Kunduz’dan faydalanacağının kesinleştiğini söyleyebilirim. Artık okullar için öğrencilerine Kunduz paketi sunmaları öğrencilerine 7/24 kaynak sunabilmeleri adına çok önemli bir faktör haline geliyor. Okullar 8. ve 12. sınıflar başta olmak üzere ortaokul ve lisede her sınıftan öğrencileri için Kunduz’dan faydalanıyorlar. Benzer şekilde Kunduz’la işbirliği yapan birçok butik kurs da bulunuyor. Yöneticilerle konuştuğumuzda kurumlar için kendi bölgelerindeki diğer kurumlardan farklılaşmanın ve ilkler sunmanın bu dönemde çok önemli olduğunu duyuyoruz.
Eğitimde dijitalleşmenin gündemden düşmediği şu günlerde de problem eğitim tarihinin başından beri hiç değişmedi. Her öğrenci öğrenme şekillerinden ilgi alanlarına kadar çok farklı. Bir de bunun üzerine öğrencinin o gün aklından geçenler, uyku düzeni, sabah yaptığı kahvaltı gibi onlarca değişken giriyor. Her öğrenci bu kadar farklı dünyalardayken biz onların 25’ini bir araya koyup aynı standartta öğrenmelerini bekliyoruz.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.
Kurumsal işbirliği yaptığımız eğitim kurumlarında öğrenciler sorularını biriktirmeden anında Kunduz’la cevap bulabiliyor. Etüt maliyetlerini azaltıyor, etüt ve soru çözüm saatlerinin öğrencilere yönelik daha efektif kullanılmasını sağlıyoruz. Kunduz’da yer alan her dersten konu anlatım videoları ve tarama testleri ile öğrenciler dilediği zaman, dilediği yerden okullardaki derslerini tekrar etme ve pekiştirme şansı buluyorlar. Ayrıca okul yöneticileri dijital panel üzerinden hangi öğrenci - hangi konudan kaç soru sormuş, detaylı analiz edip rehberlik hizmetleri için kaynak oluşturabiliyorlar.
Okulların sağladığı imkanları Kunduz’un bire-bir eğitim odaklı dijital dünyasıyla destekleyerek her öğrenci için eğitim seviyesini zirveye çıkarmayı hedefliyoruz. Her öğrenci kendine hastır ve özeldir felsefesiyle okulların dijital dönüşümde vazgeçilmez iş ortağı olmayı hedefliyoruz.
Ayrıca işbirliği yaptığımız kurumlar arasında çalışan toplulukları da bulunuyor. Bu sene Koç Holding’le yaptığımız anlaşma sonucunda tüm Koç Holding çalışanlarının çocuklarına Kunduz üyeliği sunuyoruz. Bu örneği gören diğer kurumlar da çalışanlarına benzer fırsatlar sunmayı değerlendiriyorlar.

Kunduz’un kısa, orta ve uzun vadede büyüme planları nelerdir?
Bugüne kadar 4 milyon öğrenciye ulaştık. Yalnızca pandemi döneminde yüzde 550 büyüme sağladık. öğrencilerimize bu zamana kadar 55 milyon soruda branşında uzman olan eğitmenlerimizin anlatımıyla destek olduk. Yine bu dönemde soru çözüm desteği hizmetimizin yanında; mobil deneme sınavları, videolu konu anlatımları, kişiselleştirilmiş testler ve rehberlik içerikleri gibi yeni hizmetleri de platforma ekledik.
Pandemi dönemi, her sınıftan öğrencinin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem oldu. YKS ve LGS sınavlarına hazırlanan öğrencilerin her zaman tercihi oluyorduk. Pandemide alt sınıflardan da yoğun bir talep oldu. Kullanıcılarımızın yüzde 40’ı 11. sınıf ve altındaki sınıflardan geldi. Bu sene de, yeni ürünlerimizle alt sınıflara olan yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki sene bu oran %50’nin üzerine çıkacak bir trendde gidiyor. Artık Kunduz’un ortaokul ve lisede her sınıfta öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak olduğu kabul görüyor.

KUNDUZ ABD PAZARINA HIZLI GİRDİ
Türkiye’nin yanı sıra Amerika ve Hindistan pazarlarına açıldınız. Global pazardaki hedefleriniz neler?
Aldığımız yatırımın iki odağından biri global büyüme için yatırımlarımız. Hindistan’da kurduğumuz operasyon bize tüm dünyada her derste İngilizce hizmet verebilmemizi sağlıyor. Bu amacın ilk adımı olarak bu okul yılında ABD’ye açıldık. Buradaki yatırımlarımız ekip ve pazarlama odaklı olacak.
Amerika çok büyük bir pazar ve Amerika’da çok daha ilkel seviyede benzer çözümler büyük popülerlik kazandı. Amerika’da 6 ay boyunca yaptığımız denemelerde gördük ki bu hizmeti aynı anda daha kaliteli, daha hızlı ve daha ucuza getirebiliyoruz öğrencilere. Ayrıca Amerika eğitimde gelir farkının büyük adaletsizlik yarattığı bir pazar. Bu problemin çözülmesine de yardımcı olmak istiyoruz. Yatırımcılarımız da bu konuda bizi uzun zamandır teşvik ediyordu. Kurduğumuz global ekiple bu anın çok doğru bir zaman olduğunu düşünüyoruz.
Aynı zamanda kişisel olarak çok fazla zaman geçirdik Amerika’da. Yılın en az 2-3 ayını burada geçiriyoruz ve buradaki pazarı hep gözlemleme şansımız oldu. Şu anda bile tüm eyaletlerden öğrencilerimiz bulunuyor. Kanada, İngiltere ve Avusturalya’daki öğrencilerden de talep alıyoruz uygulamayı kendi ülkelerinde de açmamız için. Bizim için bu noktada hiç zor bir karar değil. Karar verdiğimizde 24 saat içinde 3 ülkede daha hizmet verebilecek teknolojik ve operasyonel donanımı kazandık.

TEKNOLOJİ EĞİTİMİ HENÜZ DEĞİŞTİRMEDİ
Pandemi ile birlikte eğitimde dijital dönüşüm öncelikli bir konu haline geldi. Öncelikle eğitimde dijital dönüşümden ne anlamalıyız? Bu dönüşümde Kunduz’un yeri ve rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Teknoloji eğitimi henüz değiştirmedi. Hala öğrenim deneyimimizin büyük kısmı sınıflarda geçiyor. Ancak her öğrenci o kadar farklı şekillerde öğreniyor ve bir konuyu öğrenirken o kadar farklı sorularla boğuşuyor ki, sınıf dışında onları bu destekten mahrum bırakmak büyük bir fırsat kaybı. Eğitim gerçek anlamda kişiselleşmediği sürece de maalesef bir dönüşmeden bahsedemeyiz. Ancak artık teknoloji eğitimin nasıl dönüşeceğine dair bir hayalin kurulmasına imkan sunuyor.
Bu zamana kadar eğitim teknolojileri geleneksel eğitim içeriğinin dijital ekrandan sunulması olarak kullanıldı ve bir dönüşüme imkan veremedi. Biz bu gözlemden ilham alarak Kunduz’u kurduk. Kunduz’da amacımız okul dışında öğrencilere her an yanlarında onlara yardımcı olan bir öğretmen varmış kadar etkili bir öğrenme dünyası kurmak.
Kişiselleştirilmiş öğrenmeden herkes kolaylıkla bahsediyor ve bunun öğrencilerin bilgi seviyesini temel alan bir yapıyla mümkün olabileceğini sanıyor. Halbuki buradaki en önemli faktör merak ve ilgi. Kunduz’un en büyük avantajı öğrencilerin o anda neye merakı olduğunu bilmemiz, çünkü bize soru sormaya geliyorlar. Biz bu merakı öğrenmeye çevirecek bir kişiselleştirmenin fark yaratacağını düşünüyoruz. Eğitimin geleceğini de ed-tech ürünlerinin öğrencinin ilgisini ne kadar tutabileceği belirleyecek. Bizim de baştan beri vizyonumuz bu.

“Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.”

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Aralık 2021 11:27

Gösterim: 1932

Çocukların kullandıkları bilişim teknolojileri konusunda yürütülen "Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması", COVİD-19 salgın etkisinin sürdüğü 29 Mart-21 Mayıs 2021 tarihleri arasında Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması kapsamında 6-15 yaş grubundaki çocuklara uygulanmıştır.

tuikÇocukların kullandığı bilişim teknolojileri hakkında veri derlemek amacıyla ilk kez 2013 yılında 6-15 yaş grubundaki çocuklara bilişim teknolojileri kullanımı, kullanım sıklıkları ve kullanım amaçları sorulmuştur. Araştırma, çocukların bilgisayar, İnternet, cep telefonu, dijital oyunlar ve sosyal medya kullanımları konusundaki değişimi izleyebilmek amacı ile 2021 yılında tekrarlanmıştır. Bu haber bülteninde geçen "çocuk" ifadesi belirli bir yaş grubu belirtilmediği sürece 6-15 yaş grubundaki çocukları ifade etmektedir.

Çocukların İnternet kullanım oranı %82,7 oldu

İnternet kullanımı, 6-15 yaş grubundaki çocuklar için 2013 yılında %50,8 iken 2021 yılında %82,7 oldu. İnternet kullanımı cinsiyete göre incelendiğinde; 2013 yılında %53,7 olan erkek çocukların İnternet kullanım oranının 2021 yılında %83,9'a, 2013 yılında %47,8 olan kız çocuklarının İnternet kullanım oranının ise 2021 yılında %81,5'e yükseldiği görüldü.

Düzenli İnternet kullanan çocukların oranı arttı

İnternet kullanan çocukların %90,1'i hemen her gün, %8,5'i haftada en az bir defa, %1,4'ü ise haftada bir defadan az İnternet kullandığını beyan etti. Hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli İnternet kullandığını beyan eden çocukların oranı ise %98,6 oldu. Bu oran, 2013 yılında %91,8 idi. Düzenli İnternet kullanan erkek çocukların oranının 2013 yılında %92,8 iken 2021 yılında %98,9, kız çocukların oranının ise 2013 yılında %90,7 iken 2021 yılında %98,4 olduğu görüldü.

Düzenli İnternet kullanan 6-15 yaş grubundaki çocuklar, haftalık ortalama 12 saat 25 dakika ders içi, 6 saat 59 dakika ders dışı zamanlarında İnternet kullandı.

İnternet kullanım amaçları arasında %86,2 ile çevrimiçi derse katılma ilk sırada yer aldı

Düzenli İnternet kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların İnternet aracılığı ile yürüttüğü faaliyetlerde, çevrimiçi derse katılma %86,2 ile ilk sırayı alırken %83,6 ile ödev veya öğrenme amacıyla İnternete başvurma ikinci sırada yer aldı. Bunu, %66,1 ile oyun oynama veya oyun indirme, %61,0 ile paylaşım sitelerinden video izleme, %55,5 ile İnternet üzerinden sesli veya görüntülü arama yapma izledi. Çocukların İnternette en az yürüttüğü faaliyet ise %9,1 ile İnternet üzerinden alışveriş yapmak oldu.

Düzenli İnternet kullanan çocukların %31,3'ü sosyal medya kullandı


Düzenli İnternet kullanan çocukların %31,3'ü İnterneti sosyal medya için kullandığını belirtti. Sosyal medyayı kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların %77,7'sinin hemen her gün, %16,5'inin haftada en az bir defa, %5,8'inin ise haftada bir defadan az sosyal medya kullandığı görüldü. Düzenli İnternet kullanıp hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli sosyal medya kullandığını beyan eden çocukların oranı %94,2 oldu. Bu oran, 6-10 yaş grubundaki çocuklarda %84,6 iken 11-15 yaş grubundaki çocuklarda %95,9 oldu.

Çocuklar günde yaklaşık 3 saat sosyal medyada vakit geçirdi

Düzenli sosyal medya kullanan çocuklar, sosyal medyayı hafta içi günde ortalama 2 saat 54 dakika, hafta sonu günde ortalama 2 saat 44 dakika kullandı. Hafta içi ve hafta sonu sosyal medya kullanımı cinsiyete göre incelendiğinde ise; sosyal medya kullanımının hafta içi erkek çocuklar için günde ortalama 2 saat 54 dakika, kız çocuklar için 2 saat 53 dakika, hafta sonu erkek çocukları için günde ortalama 2 saat 37 dakika, kız çocukları için 2 saat 52 dakika olduğu görüldü.

Çocukların %64,4'ü cep telefonu/akıllı telefon kullandı

Cep telefonu/akıllı telefon kullandığını belirten 6-15 yaş grubundaki çocukların oranı, 2021 yılında %64,4 oldu. Cep telefonu/akıllı telefon kullanma oranı, erkek çocukları için %65,7, kız çocukları için %63,0 oldu. Cep telefonu/akıllı telefon kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde ise bu oranın 6-10 yaş grubundaki çocuklarda %53,9 olduğu, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise %75,0'a yükseldiği görüldü.

Cep telefonu/akıllı telefon en fazla çevrimiçi derse katılma amacı ile kullanıldı

Cep telefonu/akıllı telefon kullanan çocukların %84,6'sı hemen her gün, %13,3'ü haftada en az bir defa, %2,1'i ise haftada bir defadan az cep telefonu/akıllı telefon kullandığını beyan etti. Cep telefonu/akıllı telefon kullanıp hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullandığını beyan eden çocukların oranı ise %97,9 oldu.

Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanan çocukların telefonu kullanım amaçları incelendiğinde; 6-15 yaş grubundaki çocukların en fazla %77,7 ile çevrimiçi derse katılma amacı ile cep telefonu/akıllı telefon kullandıkları görüldü. Bunu, %77,4 ile ders çalışma, ödev/sunum hazırlama, %68,7 ile görüntülü veya görüntüsüz konuşma ve %66,9 ile çevrimiçi/çevrimdışı oyun oynama amaçları izledi.

Çocukların %32,3'ü her yarım saate bir cep telefonu/akıllı telefonunu kontrol etti

Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların %32,3'ü cep telefonu/akıllı telefonunu en az 30 dakikada bir kontrol ettiğini belirtti. Bu oran, erkek çocuklarında %32,8 iken kız çocuklarında %31,7 oldu. Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanan ve her yarım saatte bir cep telefonu/akıllı telefonunu kontrol ettiğini belirten 11-15 yaş grubundaki çocukların oranı %43,5 iken 6-10 yaş grubundaki çocukların oranı %16,5 oldu.

Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanıp en az 30 dakikada bir telefonunu kontrol eden, uyumadan önce en son ve uyandıktan sonra ilk yaptığı şey telefonunu kontrol etmek olan, televizyon izlerken ve başkalarıyla yemek yerken dahi telefon kullanan çocukların oranı %3,7 iken bunlardan en az birini yapan çocukların oranı %52,4 oldu.

Çocukların %55,6'sı bilgisayar kullandı

Çocukların %55,6'sı bilgisayar (masaüstü/dizüstü/tablet) kullandığını belirtti. Bilgisayar kullanan çocukların oranı, 2013 yılında %60,5'ti. Bilgisayar kullandığını belirten çocukların yaş grubu incelendiğinde; 2021 yılında 6-10 yaş grubundaki çocukların %53,4'ü, 11-15 yaş grubundaki çocukların %57,8'i bilgisayar kullandığını beyan etti.

Tablet bilgisayar %57,2 ile çocukların en fazla kullandığı bilgisayar türü oldu

Bilgisayar kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların en fazla %57,2 ile tablet bilgisayar kullandığı görüldü. Tablet bilgisayar kullanan çocukların oranı 2013 yılında %7,3'tü. Dizüstü bilgisayar (laptop, netbook vb.) kullanan çocukların oranı 2013 yılında %34,4 iken 2021 yılında %47,4, masaüstü bilgisayar kullanan çocukların oranı ise 2013 yılında %76,6 iken 2021 yılında %27,2 oldu.

Sadece kendi kullanımında en az bir bilişim teknoloji ürünü olan çocukların oranı arttı

Bilgisayar (masaüstü/dizüstü/tablet), cep telefonu/akıllı telefon, TV/akıllı TV, akıllı saat ve oyun konsolu teknoloji ürünlerinden en az birinin sadece kendi kullanımında olduğunu beyan eden 6-15 yaş grubundaki çocukların oranı, 2021 yılında %66,6 oldu. Sadece kendi kullanımında en az bir bilişim teknoloji ürünü olan çocukların oranı cinsiyete göre incelendiğinde; bu oranının 2021 yılında erkek çocuklarda %67,8, kız çocuklarda ise %65,4 olduğu görüldü.

Sadece kendi kullanımında bilgisayarı olan çocukların oranı 2013 yılında %24,4 iken 2021 yılında %46,3, cep/akıllı telefonu olan çocukların oranı ise 2013 yılında %13,1 iken 2021 yılında %39,0 oldu.

Dijital oyun oynayan erkek çocuk oranı dijital oyun oynayan kız çocuk oranından daha fazla

Çocukların %36,0'ı dijital oyun oynarken bu oran 6-10 yaş grubundaki çocuklarda %32,7, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise %39,4 oldu. Dijital oyun oynama oranı cinsiyete ve yaş grubuna göre incelendiğinde; 6-15 yaş grubundaki erkek çocukların dijital oyun oynama oranı %46,1 iken kız çocuklarının dijital oyun oynama oranı %25,4 oldu. Bu oran, 6-10 yaş erkek çocuklarda %38,7, kız çocuklarda %26,4, 11-15 yaş erkek çocuklarda %53,7, kız çocuklarda %24,4 oldu.

Dijital oyun oynama süresi erkek çocuklarda daha fazla oldu

Dijital oyun oynadığını belirten 6-15 yaş grubundaki çocukların %94,7'si hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli olarak dijital oyun oynadığını beyan etti. Düzenli dijital oyun oynadığını belirten 6-15 yaş grubundaki erkek çocukların oranının %96,2 ve kız çocukların oranının %91,8 olduğu görüldü.

Düzenli dijital oyun oynadığını belirten erkek çocukları hafta içi günde ortalama 3 saat 2 dakika, kız çocukları 2 saat 18 dakika, hafta sonu ise erkek çocukları 2 saat 59 dakika, kız çocukları 2 saat 11 dakika dijital oyun oynadığını beyan etti.

En fazla oynanan dijital oyun türü savaş oyunu oldu

Düzenli dijital oyun oynadığını belirten 6-15 yaş grubundaki çocukların %54,3'ü savaş oyunlarını oynadığını belirtti. Bunu %52,0 ile macera/aksiyon, %41,8 ile strateji, %27,5 ile simülasyon ve %26,5 ile spor oyunları izledi. Rol yapma %19,1 ile en az oynanan oyun türü oldu.

Düzenli dijital oyun oynadığını belirten çocukların oynadıkları dijital oyun türleri cinsiyete göre incelendiğinde; 6-15 yaş grubundaki erkek çocukların en fazla oynadığı oyun türünün %68,4 ile savaş oyunu, kız çocukların ise %44,3 ile macera/aksiyon olduğu görüldü. Dijital oyun oynadığını belirten çocukların oynadıkları oyun türü yaş grupları ayrımında ele alındığında ise 6-10 yaş grubunda en fazla oynanan dijital oyun türü %49,6 ile macera/aksiyon olurken 11-15 yaş grubunda %66,3 ile savaş oyunları oldu.

Ebeveynler çocuklarının çok fazla dijital oyun oynadığını düşündü

Düzenli dijital oyun oynayan çocukların dijital oyunlarla ilgili kişisel düşünceleri sorulduğunda; 6-15 yaş grubundaki çocukların %58,4'ünün ebeveynlerinin kendisi hakkında çok fazla oyun oynadığını düşündüklerini belirtti. Düzenli dijital oyun oynayan çocukların %47,3'ü planladığı süreden daha fazla oyun oynadığını, %42,6'sı fazla oyun oynamanın sorumluluklarını aksatmaya neden olduğunu, %42,3'ü oyun oynamak için çok fazla zaman harcadığını ve %28,0'ı dijital oyun oynamadığı zaman kendisini huzursuz ve mutsuz hissettiğini ifade etti.

Çocuklar ekran başında daha fazla kalabilmek için daha az kitap okudu

Çocuklara; bilgisayar, cep telefonu/akıllı telefon, İnternet ve sosyal medya kullanımı, dijital oyun oynama, TV izleme gibi faaliyetler için ekran başında geçirdikleri sürenin neden olduğu durumlar sorulduğunda, 6-15 yaş grubundaki çocukların %35,9'u ekran başında daha fazla zaman geçirdiği için daha az kitap okuduğunu belirtti. Bunu sırasıyla %33,5 ile daha az ders çalışmak, %27,7 ailesi ile daha az vakit geçirmek, %25,4 ile arkadaşlarıyla yüz yüze daha az görüşüp daha az oyun oynamak ve %17,2 ile daha az uyumak takip etti.

> TÜİK, Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’nı yayınladı

Çocukların kullandıkları bilişim teknolojileri konusunda yürütülen "Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması", COVİD-19 salgın etkisinin sürdüğü 29 Mart-21 Mayıs 2021 tarihleri arasında Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması kapsamında 6-15 yaş grubundaki çocuklara uygulanmıştır.

tuikÇocukların kullandığı bilişim teknolojileri hakkında veri derlemek amacıyla ilk kez 2013 yılında 6-15 yaş grubundaki çocuklara bilişim teknolojileri kullanımı, kullanım sıklıkları ve kullanım amaçları sorulmuştur. Araştırma, çocukların bilgisayar, İnternet, cep telefonu, dijital oyunlar ve sosyal medya kullanımları konusundaki değişimi izleyebilmek amacı ile 2021 yılında tekrarlanmıştır. Bu haber bülteninde geçen "çocuk" ifadesi belirli bir yaş grubu belirtilmediği sürece 6-15 yaş grubundaki çocukları ifade etmektedir.

Çocukların İnternet kullanım oranı %82,7 oldu

İnternet kullanımı, 6-15 yaş grubundaki çocuklar için 2013 yılında %50,8 iken 2021 yılında %82,7 oldu. İnternet kullanımı cinsiyete göre incelendiğinde; 2013 yılında %53,7 olan erkek çocukların İnternet kullanım oranının 2021 yılında %83,9'a, 2013 yılında %47,8 olan kız çocuklarının İnternet kullanım oranının ise 2021 yılında %81,5'e yükseldiği görüldü.

Düzenli İnternet kullanan çocukların oranı arttı

İnternet kullanan çocukların %90,1'i hemen her gün, %8,5'i haftada en az bir defa, %1,4'ü ise haftada bir defadan az İnternet kullandığını beyan etti. Hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli İnternet kullandığını beyan eden çocukların oranı ise %98,6 oldu. Bu oran, 2013 yılında %91,8 idi. Düzenli İnternet kullanan erkek çocukların oranının 2013 yılında %92,8 iken 2021 yılında %98,9, kız çocukların oranının ise 2013 yılında %90,7 iken 2021 yılında %98,4 olduğu görüldü.

Düzenli İnternet kullanan 6-15 yaş grubundaki çocuklar, haftalık ortalama 12 saat 25 dakika ders içi, 6 saat 59 dakika ders dışı zamanlarında İnternet kullandı.

İnternet kullanım amaçları arasında %86,2 ile çevrimiçi derse katılma ilk sırada yer aldı

Düzenli İnternet kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların İnternet aracılığı ile yürüttüğü faaliyetlerde, çevrimiçi derse katılma %86,2 ile ilk sırayı alırken %83,6 ile ödev veya öğrenme amacıyla İnternete başvurma ikinci sırada yer aldı. Bunu, %66,1 ile oyun oynama veya oyun indirme, %61,0 ile paylaşım sitelerinden video izleme, %55,5 ile İnternet üzerinden sesli veya görüntülü arama yapma izledi. Çocukların İnternette en az yürüttüğü faaliyet ise %9,1 ile İnternet üzerinden alışveriş yapmak oldu.

Düzenli İnternet kullanan çocukların %31,3'ü sosyal medya kullandı


Düzenli İnternet kullanan çocukların %31,3'ü İnterneti sosyal medya için kullandığını belirtti. Sosyal medyayı kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların %77,7'sinin hemen her gün, %16,5'inin haftada en az bir defa, %5,8'inin ise haftada bir defadan az sosyal medya kullandığı görüldü. Düzenli İnternet kullanıp hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli sosyal medya kullandığını beyan eden çocukların oranı %94,2 oldu. Bu oran, 6-10 yaş grubundaki çocuklarda %84,6 iken 11-15 yaş grubundaki çocuklarda %95,9 oldu.

Çocuklar günde yaklaşık 3 saat sosyal medyada vakit geçirdi

Düzenli sosyal medya kullanan çocuklar, sosyal medyayı hafta içi günde ortalama 2 saat 54 dakika, hafta sonu günde ortalama 2 saat 44 dakika kullandı. Hafta içi ve hafta sonu sosyal medya kullanımı cinsiyete göre incelendiğinde ise; sosyal medya kullanımının hafta içi erkek çocuklar için günde ortalama 2 saat 54 dakika, kız çocuklar için 2 saat 53 dakika, hafta sonu erkek çocukları için günde ortalama 2 saat 37 dakika, kız çocukları için 2 saat 52 dakika olduğu görüldü.

Çocukların %64,4'ü cep telefonu/akıllı telefon kullandı

Cep telefonu/akıllı telefon kullandığını belirten 6-15 yaş grubundaki çocukların oranı, 2021 yılında %64,4 oldu. Cep telefonu/akıllı telefon kullanma oranı, erkek çocukları için %65,7, kız çocukları için %63,0 oldu. Cep telefonu/akıllı telefon kullanma oranı yaş gruplarına göre incelendiğinde ise bu oranın 6-10 yaş grubundaki çocuklarda %53,9 olduğu, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise %75,0'a yükseldiği görüldü.

Cep telefonu/akıllı telefon en fazla çevrimiçi derse katılma amacı ile kullanıldı

Cep telefonu/akıllı telefon kullanan çocukların %84,6'sı hemen her gün, %13,3'ü haftada en az bir defa, %2,1'i ise haftada bir defadan az cep telefonu/akıllı telefon kullandığını beyan etti. Cep telefonu/akıllı telefon kullanıp hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullandığını beyan eden çocukların oranı ise %97,9 oldu.

Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanan çocukların telefonu kullanım amaçları incelendiğinde; 6-15 yaş grubundaki çocukların en fazla %77,7 ile çevrimiçi derse katılma amacı ile cep telefonu/akıllı telefon kullandıkları görüldü. Bunu, %77,4 ile ders çalışma, ödev/sunum hazırlama, %68,7 ile görüntülü veya görüntüsüz konuşma ve %66,9 ile çevrimiçi/çevrimdışı oyun oynama amaçları izledi.

Çocukların %32,3'ü her yarım saate bir cep telefonu/akıllı telefonunu kontrol etti

Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların %32,3'ü cep telefonu/akıllı telefonunu en az 30 dakikada bir kontrol ettiğini belirtti. Bu oran, erkek çocuklarında %32,8 iken kız çocuklarında %31,7 oldu. Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanan ve her yarım saatte bir cep telefonu/akıllı telefonunu kontrol ettiğini belirten 11-15 yaş grubundaki çocukların oranı %43,5 iken 6-10 yaş grubundaki çocukların oranı %16,5 oldu.

Düzenli cep telefonu/akıllı telefon kullanıp en az 30 dakikada bir telefonunu kontrol eden, uyumadan önce en son ve uyandıktan sonra ilk yaptığı şey telefonunu kontrol etmek olan, televizyon izlerken ve başkalarıyla yemek yerken dahi telefon kullanan çocukların oranı %3,7 iken bunlardan en az birini yapan çocukların oranı %52,4 oldu.

Çocukların %55,6'sı bilgisayar kullandı

Çocukların %55,6'sı bilgisayar (masaüstü/dizüstü/tablet) kullandığını belirtti. Bilgisayar kullanan çocukların oranı, 2013 yılında %60,5'ti. Bilgisayar kullandığını belirten çocukların yaş grubu incelendiğinde; 2021 yılında 6-10 yaş grubundaki çocukların %53,4'ü, 11-15 yaş grubundaki çocukların %57,8'i bilgisayar kullandığını beyan etti.

Tablet bilgisayar %57,2 ile çocukların en fazla kullandığı bilgisayar türü oldu

Bilgisayar kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların en fazla %57,2 ile tablet bilgisayar kullandığı görüldü. Tablet bilgisayar kullanan çocukların oranı 2013 yılında %7,3'tü. Dizüstü bilgisayar (laptop, netbook vb.) kullanan çocukların oranı 2013 yılında %34,4 iken 2021 yılında %47,4, masaüstü bilgisayar kullanan çocukların oranı ise 2013 yılında %76,6 iken 2021 yılında %27,2 oldu.

Sadece kendi kullanımında en az bir bilişim teknoloji ürünü olan çocukların oranı arttı

Bilgisayar (masaüstü/dizüstü/tablet), cep telefonu/akıllı telefon, TV/akıllı TV, akıllı saat ve oyun konsolu teknoloji ürünlerinden en az birinin sadece kendi kullanımında olduğunu beyan eden 6-15 yaş grubundaki çocukların oranı, 2021 yılında %66,6 oldu. Sadece kendi kullanımında en az bir bilişim teknoloji ürünü olan çocukların oranı cinsiyete göre incelendiğinde; bu oranının 2021 yılında erkek çocuklarda %67,8, kız çocuklarda ise %65,4 olduğu görüldü.

Sadece kendi kullanımında bilgisayarı olan çocukların oranı 2013 yılında %24,4 iken 2021 yılında %46,3, cep/akıllı telefonu olan çocukların oranı ise 2013 yılında %13,1 iken 2021 yılında %39,0 oldu.

Dijital oyun oynayan erkek çocuk oranı dijital oyun oynayan kız çocuk oranından daha fazla

Çocukların %36,0'ı dijital oyun oynarken bu oran 6-10 yaş grubundaki çocuklarda %32,7, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise %39,4 oldu. Dijital oyun oynama oranı cinsiyete ve yaş grubuna göre incelendiğinde; 6-15 yaş grubundaki erkek çocukların dijital oyun oynama oranı %46,1 iken kız çocuklarının dijital oyun oynama oranı %25,4 oldu. Bu oran, 6-10 yaş erkek çocuklarda %38,7, kız çocuklarda %26,4, 11-15 yaş erkek çocuklarda %53,7, kız çocuklarda %24,4 oldu.

Dijital oyun oynama süresi erkek çocuklarda daha fazla oldu

Dijital oyun oynadığını belirten 6-15 yaş grubundaki çocukların %94,7'si hemen her gün veya haftada en az bir defa olmak üzere düzenli olarak dijital oyun oynadığını beyan etti. Düzenli dijital oyun oynadığını belirten 6-15 yaş grubundaki erkek çocukların oranının %96,2 ve kız çocukların oranının %91,8 olduğu görüldü.

Düzenli dijital oyun oynadığını belirten erkek çocukları hafta içi günde ortalama 3 saat 2 dakika, kız çocukları 2 saat 18 dakika, hafta sonu ise erkek çocukları 2 saat 59 dakika, kız çocukları 2 saat 11 dakika dijital oyun oynadığını beyan etti.

En fazla oynanan dijital oyun türü savaş oyunu oldu

Düzenli dijital oyun oynadığını belirten 6-15 yaş grubundaki çocukların %54,3'ü savaş oyunlarını oynadığını belirtti. Bunu %52,0 ile macera/aksiyon, %41,8 ile strateji, %27,5 ile simülasyon ve %26,5 ile spor oyunları izledi. Rol yapma %19,1 ile en az oynanan oyun türü oldu.

Düzenli dijital oyun oynadığını belirten çocukların oynadıkları dijital oyun türleri cinsiyete göre incelendiğinde; 6-15 yaş grubundaki erkek çocukların en fazla oynadığı oyun türünün %68,4 ile savaş oyunu, kız çocukların ise %44,3 ile macera/aksiyon olduğu görüldü. Dijital oyun oynadığını belirten çocukların oynadıkları oyun türü yaş grupları ayrımında ele alındığında ise 6-10 yaş grubunda en fazla oynanan dijital oyun türü %49,6 ile macera/aksiyon olurken 11-15 yaş grubunda %66,3 ile savaş oyunları oldu.

Ebeveynler çocuklarının çok fazla dijital oyun oynadığını düşündü

Düzenli dijital oyun oynayan çocukların dijital oyunlarla ilgili kişisel düşünceleri sorulduğunda; 6-15 yaş grubundaki çocukların %58,4'ünün ebeveynlerinin kendisi hakkında çok fazla oyun oynadığını düşündüklerini belirtti. Düzenli dijital oyun oynayan çocukların %47,3'ü planladığı süreden daha fazla oyun oynadığını, %42,6'sı fazla oyun oynamanın sorumluluklarını aksatmaya neden olduğunu, %42,3'ü oyun oynamak için çok fazla zaman harcadığını ve %28,0'ı dijital oyun oynamadığı zaman kendisini huzursuz ve mutsuz hissettiğini ifade etti.

Çocuklar ekran başında daha fazla kalabilmek için daha az kitap okudu

Çocuklara; bilgisayar, cep telefonu/akıllı telefon, İnternet ve sosyal medya kullanımı, dijital oyun oynama, TV izleme gibi faaliyetler için ekran başında geçirdikleri sürenin neden olduğu durumlar sorulduğunda, 6-15 yaş grubundaki çocukların %35,9'u ekran başında daha fazla zaman geçirdiği için daha az kitap okuduğunu belirtti. Bunu sırasıyla %33,5 ile daha az ders çalışmak, %27,7 ailesi ile daha az vakit geçirmek, %25,4 ile arkadaşlarıyla yüz yüze daha az görüşüp daha az oyun oynamak ve %17,2 ile daha az uyumak takip etti.

Son Güncelleme: Perşembe, 23 Aralık 2021 14:45

Gösterim: 1777

JCI “Uluslararası Genç Liderler ve Girişimciler Derneği”nin 1981 yılından bu yana düzenlediği Ten Outstanding Young Persons of the World programının Türkiye ayağı olan 27. TOYP: Türkiye’nin On Başarılı Genci programının birincileri açıklandı.

jci_2021Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Türkiye Derneği adına JCI İstanbul Şubesi tarafından 27 yıldır gerçekleştirilen TOYP -Türkiye'nin 10 Başarılı Genci programı toplumsal gelişime önemli katkıları bulunan ve daha iyi yarınların peşinde koşan ülkemizin başarılı gençlerinin çalışmalarını görünür kılmayı, gençleri daha duyarlı ve aktif vatandaş olmaları yönünde teşvik etmeyi amaçlıyor.
2021 TOYP Türkiye Kategori Birincileri;
1. Electrolux Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik: Selin GÖREN

2. AxaSigorta İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet: Cihan BUĞDAYCI

3. Bilimsel Önderlik: Dr. Fırat GÜDER

4. Değirmenci Baharat Kültürel Başarı: Merve YAVUZDEMİR

5. TimcoİşDünyası, Ekonomive/veya Girişimcilik: Dr. Saliha DURMUŞ

6. Laserpan Fen ve Teknik Gelişme: Kerem DEVECİ

7. Kişisel Başarı: Dr.Zeliha KILIÇ

8. Tıbbi Yenilik ve Buluşlar: Doç. Dr. İsmail ÖÇSOY

9. Neo Hukuk & Danışmanlık Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi: Kadir Yağız ÇETİN

10.İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı: Sezer ORTADAĞ

11.JCI Türkiye Senato Özel Ödülü: Mete GAZOZ

Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde konuşan 2021 JCI İstanbul Başkanı Tolga KAYASU; "Başarı sadece bir sonuç değil, bir yolculuktur. Biz Genç Liderler ve Girişimciler olarak bu başarı yolculuğunun her zaman ilerlemesi ve gelişmesi için çalışmaktayız. Bizler JCI Türkiye adına JCI İstanbul olarak 27 senedir fark yaratan başarıların görünürlüğüne katkı sağlamaktayız." dedi

10 kategori kapsamında yapılan yüzlerce başvuru, alanında uzman ‘jüri komitesi’ tarafından değerlendirildi. Bu seneki jüriler arasında; ülkemizin yetiştirdiği değerli sanatçı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Müjdat GEZEN, başarılı tiyatro sanatçısı Şevket ÇORUH, KAGİDER Kurucu Başkanı Meltem KURTSAN, KAGİDER Başkanı Emine ERDEM, İstanbul Galata Üni. Rektörü Prof. Dr. Özgür ÇENGEL, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Kurucusu İbrahim Betil, Türkiye Eğitim Vakfı Gönüllüleri Yönetim Kurulu Üyesi Oktay ÖZİNCİ,Dr. Dilek GÜRSOY, Prof. Dr. Gülşen ALTUĞ, Prof. Dr. Yusuf Baran, Prof. Dr. Hilmi Volkan DEMİR, Doç. Dr. Mehmet Z. BAYKARA, Doç. Dr. Nagihan ÇAKAR BİKİÇ, 2020 TOYP Türkiye Birincisi Dr. Öğretim Üyesi Fatih İNCİ, Adalar Eski Belediye Başkanı Dr.Mustafa Farsakoğlu, Deprem Uzmanı, MAG-DER Başkanı Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Otomativ Distribütörleri Derneği ve Renault Mais Yönetim Kurulu Eski Başkanı Muharrem İbrahim AYBAR, Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı Başkanı Meryem Salman, Sporben Otizm Derneği Kurucusu Bener ERKORUR, DEİK | Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Temsilcileri, İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve İstanbul Ticaret Odası Temsilcileri, TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu Üyeleri gibi birçok değerli isim yer aldı.
2 Aralık 2021 Perşembe akşamı Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen görkemli 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde TOYP Türkiye Birincileri kamuoyuna açıklanarak plaketleri ve Bilge Adam Akademi Eğitim Çekleri takdim edildi. Gala Gecesi özel konukları arasında Türkiye’nin Okçuluk dalındaki ilk Olimpiyat Şampiyonu Sporcusu Mete GAZOZ, ünlü Akademisyen, Ekonomist & Yazar Prof. Dr. Emre ALKİN, 2018 MIPTV Onur Madalyası sahibi (2018 Medailles d’Honneur at MIPTV) ve 2008 TOYP Türkiye birincisi İzzet PİNTO, Boğaziçi Caz Korosu Şefi ve 2013 TOYP Türkiye Birincisi Masis Aram GÖZBEK gibi birçok sürpriz isim yer aldı.Gala Gecesi’nde Otto Barok Topluluğu müzik dinletisi ile katılımcılar unutulmaz anlar yaşadı.

> Türkiye’nin on başarılı genci açıklandı

JCI “Uluslararası Genç Liderler ve Girişimciler Derneği”nin 1981 yılından bu yana düzenlediği Ten Outstanding Young Persons of the World programının Türkiye ayağı olan 27. TOYP: Türkiye’nin On Başarılı Genci programının birincileri açıklandı.

jci_2021Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Türkiye Derneği adına JCI İstanbul Şubesi tarafından 27 yıldır gerçekleştirilen TOYP -Türkiye'nin 10 Başarılı Genci programı toplumsal gelişime önemli katkıları bulunan ve daha iyi yarınların peşinde koşan ülkemizin başarılı gençlerinin çalışmalarını görünür kılmayı, gençleri daha duyarlı ve aktif vatandaş olmaları yönünde teşvik etmeyi amaçlıyor.
2021 TOYP Türkiye Kategori Birincileri;
1. Electrolux Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik: Selin GÖREN

2. AxaSigorta İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet: Cihan BUĞDAYCI

3. Bilimsel Önderlik: Dr. Fırat GÜDER

4. Değirmenci Baharat Kültürel Başarı: Merve YAVUZDEMİR

5. TimcoİşDünyası, Ekonomive/veya Girişimcilik: Dr. Saliha DURMUŞ

6. Laserpan Fen ve Teknik Gelişme: Kerem DEVECİ

7. Kişisel Başarı: Dr.Zeliha KILIÇ

8. Tıbbi Yenilik ve Buluşlar: Doç. Dr. İsmail ÖÇSOY

9. Neo Hukuk & Danışmanlık Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi: Kadir Yağız ÇETİN

10.İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı: Sezer ORTADAĞ

11.JCI Türkiye Senato Özel Ödülü: Mete GAZOZ

Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde konuşan 2021 JCI İstanbul Başkanı Tolga KAYASU; "Başarı sadece bir sonuç değil, bir yolculuktur. Biz Genç Liderler ve Girişimciler olarak bu başarı yolculuğunun her zaman ilerlemesi ve gelişmesi için çalışmaktayız. Bizler JCI Türkiye adına JCI İstanbul olarak 27 senedir fark yaratan başarıların görünürlüğüne katkı sağlamaktayız." dedi

10 kategori kapsamında yapılan yüzlerce başvuru, alanında uzman ‘jüri komitesi’ tarafından değerlendirildi. Bu seneki jüriler arasında; ülkemizin yetiştirdiği değerli sanatçı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Müjdat GEZEN, başarılı tiyatro sanatçısı Şevket ÇORUH, KAGİDER Kurucu Başkanı Meltem KURTSAN, KAGİDER Başkanı Emine ERDEM, İstanbul Galata Üni. Rektörü Prof. Dr. Özgür ÇENGEL, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Kurucusu İbrahim Betil, Türkiye Eğitim Vakfı Gönüllüleri Yönetim Kurulu Üyesi Oktay ÖZİNCİ,Dr. Dilek GÜRSOY, Prof. Dr. Gülşen ALTUĞ, Prof. Dr. Yusuf Baran, Prof. Dr. Hilmi Volkan DEMİR, Doç. Dr. Mehmet Z. BAYKARA, Doç. Dr. Nagihan ÇAKAR BİKİÇ, 2020 TOYP Türkiye Birincisi Dr. Öğretim Üyesi Fatih İNCİ, Adalar Eski Belediye Başkanı Dr.Mustafa Farsakoğlu, Deprem Uzmanı, MAG-DER Başkanı Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Otomativ Distribütörleri Derneği ve Renault Mais Yönetim Kurulu Eski Başkanı Muharrem İbrahim AYBAR, Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı Başkanı Meryem Salman, Sporben Otizm Derneği Kurucusu Bener ERKORUR, DEİK | Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Temsilcileri, İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve İstanbul Ticaret Odası Temsilcileri, TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu Üyeleri gibi birçok değerli isim yer aldı.
2 Aralık 2021 Perşembe akşamı Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen görkemli 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde TOYP Türkiye Birincileri kamuoyuna açıklanarak plaketleri ve Bilge Adam Akademi Eğitim Çekleri takdim edildi. Gala Gecesi özel konukları arasında Türkiye’nin Okçuluk dalındaki ilk Olimpiyat Şampiyonu Sporcusu Mete GAZOZ, ünlü Akademisyen, Ekonomist & Yazar Prof. Dr. Emre ALKİN, 2018 MIPTV Onur Madalyası sahibi (2018 Medailles d’Honneur at MIPTV) ve 2008 TOYP Türkiye birincisi İzzet PİNTO, Boğaziçi Caz Korosu Şefi ve 2013 TOYP Türkiye Birincisi Masis Aram GÖZBEK gibi birçok sürpriz isim yer aldı.Gala Gecesi’nde Otto Barok Topluluğu müzik dinletisi ile katılımcılar unutulmaz anlar yaşadı.

Son Güncelleme: Cuma, 03 Aralık 2021 11:39

Gösterim: 1308


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.