Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi toplantısında katılan Milli Eğitim Bakanı Avcı mesleki eğitimle ilgili önemli açıklamalarda bulundu

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, mesleki ve teknik eğitim alanındaki çalışmaların, bu konuda toplumdaki olumsuz algının düzelmesine katkıda bulunmasını ümit ederek, "Çünkü bu olumsuz algı, başarılı gençlerin mesleki eğitimi tercih etmesinin önündeki en önemli engellerden birini oluşturuyor. Ancak mesleki eğitimde kaliteyi yükselttiğimizde bu olumsuz bakışın da büyük oranda kırılmaya uğrayacağını söyleyebilirim'' dedi.

Avcı, Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında ''Kaliteli Meslek Eğitim Nitelikli İşgücü'' konulu toplantının açılışında, Türkiye'nin en temel güncel maddelerinden birinin nitelikli işgücü ihtiyacı olduğunu söyledi.

Bu ihtiyacın hızla değişen üretim yöntemleri, teknolojik bilgi ve mesleklerdeki değişimlerle birlikte artarak devam ettiğini vurgulayan Avcı, mesleki eğitim sürecinin dinamik olması ve sürekli yenilenmesi gerektiğini, özel sektörün aktif olarak dahil olmasıyla sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğini ifade etti.

Avcı, ''Aslında mesleki eğitimde kaliteyle ilgili kaygıların giderilmesine yönelik son 10 yılda çok önemli adımlar atıldı, önemli projeler hayata geçirildi. Ancak öncelikli meselemiz fiziki altyapının güçlendirilmesi ve okullaşmanın yaygınlaştırılmasıydı''  diye konuştu.

Yasal düzenlemeler, altyapı yatırımları ve mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması çalışmalarının, eğitimin kalitesine odaklanma ve bu alana yatırım yapabilme imkanını sağladığını kaydeden Bakan Avcı, bu projeyle mesleki eğitimde kaliteyi yüksetme yönündeki adımlara güçlü adımların eklendiğine dikkati çekti.

''Mesleki eğitim, çoğu ülkede istihdam politikalarının merkezinde''

Projenin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Koordinasyon Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının ortaklaşa yürütüldüğünü bildiren Avcı, projeyle iş piyasası ile eğitim arasındaki bağın güçlendirilmesinin amaçlandığına işaret etti.

Kişilerin gelişmişlik ve gerekli yeterliliklere sahip olmasının da hedeflendiğini aktaran Avcı, nitelikli mesleki ve teknik eğitim sistemi sürdürülebilir ekonomide rekabet gücünün artırılmasına, insan kaynaklarının geliştirilmesine, gelişmişlik farklarının azaltılmasına önemli katkıda bulunduğuna ilişkin görüş birliği olduğunu kaydetti.

Bu nedenle mesleki eğitimin çoğu ülkede yoksullukla mücadele, ekonomik büyüme ve istihdam politikalarının merkezinde yer aldığına dikkat çeken Avcı, ''Bugüne kadar bölgeler arası farklılıkların azaltılmasına yönelik çalışmalara paralel olarak mesleki ve teknik eğitim sisteminde eğitim veren okullar arasındaki farklılıkların giderilmesine yönelik yürütülen çalışmalar da tüm hızıyla devam etmektedir'' diye konuştu.

''Standartlaştırılmış bir sisteme ihtiyaç var''

Öğrenim sürecinin şeffaflığı, güvenilirliği, istihdam ihtiyaçlarına uygunluğu için öğrenci performansının ulusal seviyede ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin standartlaştırılmış bir sisteme ihtiyaç olduğunu vurgulayan Avcı, şunlar kaydetti:

''Nitekim ortaöğretime geçiş sürecinde yaptığımız son düzenlemeler de, işte bu standartlaştırma çabalarının doğal bir uzantısıdır. Bu düzenlemeyle okul okul, sınıf sınıf öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve bütün bir eğitim kitlesinin performans değerlendirmesini yapmak için alınması gereken tedbirleri konuşabilmek, görebilmek imkanına sahip olacağız.''

İyi eğitim almış öğretmenlerin mesleki eğitimin kalitesini yükseltilmesinde en önemli aktör olduğunu vurgulayan Bakan Avcı, mesleki ve teknik eğitiminde kalite kültürünü teşvik etmek, istihdam edilebirliği güçlendirmek, eğitimle iş piyasasını uyumlu hale getirmek için kazanılan yeterlilikleri gösteren belgelerin karşılıklı tanınmasını sağlayan adil, şeffaf, güvenilir, erişilebilir bir mesleki ve teknik eğitim sisteminin geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu anlattı.

''Proje, 21 ilde pilot uygulanacak''

Avcı, bu proje kapsamında 21 ilde yapılacak pilot uygulamalarla mesleki ve teknik eğitim sistemi içinde yer alan aktörlerin ve iş dünyasından temsilcilerin bulunduğu üst düzey ulusal bir kalite güvence komisyonunun oluşturulacağını söyledi.

Komisyonun aldığı kararların uygulanmasında ulusal kalite güvence merkezinin kurulacağını açıklayan Avcı, bu merkezin kalite güvencenin tüm fonksiyonlarının mesleki ve teknik eğitim okullarında uygulanmasında destek sağlayacağını dile getirdi.

 Bakan Avcı, şöyle devam etti:

''Ümit ediyorum ki bu çalışmalar aynı zamanda mesleki ve teknik eğitime ilişkin toplumdaki olumsuz algının düzelmesine de katkıda bulunur. Çünkü bu olumsuz algı başarılı gençlerin mesleki eğitimi tercih etmesinin önündeki en önemli engellerden birini oluşturuyor. Ne yazık ki algılar birkez oluştuktan sonra bu algıların yıkılması bugünden yarına gerçekleşmiyor. Ancak mesleki eğitimde kaliteyi yükselttiğimizde bu olumsuz bakışın da büyük oranda kırılmaya uğrayacağını söyleyebilirim. Dolayısıyla önümüzde hepimizin ortak çabası ve işbirliğini gerektiren uzun bir süreç bulunuyor. Bu sürece ne kadar katkı sağlarsak, elimizi ne kadar taşın altına koyarsak arzu ettiğimiz sonuçlara da o oranda çabuk ulaşacağız.''

''Türkiye ciddi adımlar atıyor''

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Büyükelçi Jean Maurice Ripert de mesleki eğitimdeki amaçların ortak olduğunu bildirdi. Türkiye'nin genç nüfusunun yoğun olduğunu hatırlatan Ripert, bu nedenle Türkiye'nin Avrupa toplumuna entegre olmasının fayda sağlayacağını kaydetti.

Mesleki eğitime ilişkin Türkiye'nin ciddi adımlar attığını söyleyen Ripert, AB'nin de politikaları doğrultusunda bu konuda ciddi adımlar attığını ifade etti. Türkiye'de meslek standartları doğrultusunda iş piyasasına cevap verebilecek çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Ripert, bu şekilde milli eğitim sisteminde güvenilir eğitim verildiğinin de ortaya konulduğunu kaydetti.

''Temel sorun mesleksizlik''

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Fatih Acar da Bakanlığınca yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Meslek lisesi mezunları arasındaki işsizlik oranının yüzde 13.2, genel liselerde yüzde 15,9; meslek lisesi mezunlarının istihdam oranının yüzde 57.1, diğer lise mezunlarının ise yüzde 43 olduğu bilgisini paylaşan Acar, İŞKUR Genel Müdürlüğünce yapılan bir başka araştırmanın sonuçlarını da duyurdu.

Bazı iş yerlerinde yapılan araştırmaya göre, son 1,5 ayda 258 bin açık işin tespit edildiğini ifade eden Acar, bu açık işin temel nedeninin yüzde 68 mesleki yetersizlik, yüzde 15 ücretin beğenilmemesi, yüzde 15 çalışma şartlarının yetersizliği olarak tespit edildiğini kaydetti.

Acar, ''Türkiye'nin temel sorunu mesleksizlik sorunudur. Bu mesleksizlik sorunu Milli Eğitim Bakanlığımız ile bu proje kapsamında çözmeyi hedefliyoruz'' dedi.

''Mesleki eğitime ilgiyi artıracak''

MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik, mesleki ve teknik eğitime yönelik projeyle nitelikli insan gücünün sağlanacağını, istihdamın artırılacağını, mesleki eğitime ilginin yükseltileceğini savundu.

Çelik, mesleki ve teknik eğitim programların da standartlara göre hazırlandığını, proje sayesinde meslek ve teknik eğitimde görev yapan öğretmenlerin yeterliliklerin de tanımlanacağını dile getirdi.

MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ömer Açıkgöz de eğitim sistemindeki kalite kriterlerinin yeniden yapılandırılması gerektiğinin önemine işaret ederek, Türkiye'de  2002 yılından bu yana mesleki eğitimin kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Açıkgöz, projenin mesleki eğitimin cazibesinin artırılmasına da katkı sağlayacağını bildirdi.

> Bakan Avcı, mesleki eğitimle ilgili açıklama yaptı

Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi toplantısında katılan Milli Eğitim Bakanı Avcı mesleki eğitimle ilgili önemli açıklamalarda bulundu

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, mesleki ve teknik eğitim alanındaki çalışmaların, bu konuda toplumdaki olumsuz algının düzelmesine katkıda bulunmasını ümit ederek, "Çünkü bu olumsuz algı, başarılı gençlerin mesleki eğitimi tercih etmesinin önündeki en önemli engellerden birini oluşturuyor. Ancak mesleki eğitimde kaliteyi yükselttiğimizde bu olumsuz bakışın da büyük oranda kırılmaya uğrayacağını söyleyebilirim'' dedi.

Avcı, Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında ''Kaliteli Meslek Eğitim Nitelikli İşgücü'' konulu toplantının açılışında, Türkiye'nin en temel güncel maddelerinden birinin nitelikli işgücü ihtiyacı olduğunu söyledi.

Bu ihtiyacın hızla değişen üretim yöntemleri, teknolojik bilgi ve mesleklerdeki değişimlerle birlikte artarak devam ettiğini vurgulayan Avcı, mesleki eğitim sürecinin dinamik olması ve sürekli yenilenmesi gerektiğini, özel sektörün aktif olarak dahil olmasıyla sağlıklı bir şekilde ilerleyeceğini ifade etti.

Avcı, ''Aslında mesleki eğitimde kaliteyle ilgili kaygıların giderilmesine yönelik son 10 yılda çok önemli adımlar atıldı, önemli projeler hayata geçirildi. Ancak öncelikli meselemiz fiziki altyapının güçlendirilmesi ve okullaşmanın yaygınlaştırılmasıydı''  diye konuştu.

Yasal düzenlemeler, altyapı yatırımları ve mesleki eğitimin yeniden yapılandırılması çalışmalarının, eğitimin kalitesine odaklanma ve bu alana yatırım yapabilme imkanını sağladığını kaydeden Bakan Avcı, bu projeyle mesleki eğitimde kaliteyi yüksetme yönündeki adımlara güçlü adımların eklendiğine dikkati çekti.

''Mesleki eğitim, çoğu ülkede istihdam politikalarının merkezinde''

Projenin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Koordinasyon Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının ortaklaşa yürütüldüğünü bildiren Avcı, projeyle iş piyasası ile eğitim arasındaki bağın güçlendirilmesinin amaçlandığına işaret etti.

Kişilerin gelişmişlik ve gerekli yeterliliklere sahip olmasının da hedeflendiğini aktaran Avcı, nitelikli mesleki ve teknik eğitim sistemi sürdürülebilir ekonomide rekabet gücünün artırılmasına, insan kaynaklarının geliştirilmesine, gelişmişlik farklarının azaltılmasına önemli katkıda bulunduğuna ilişkin görüş birliği olduğunu kaydetti.

Bu nedenle mesleki eğitimin çoğu ülkede yoksullukla mücadele, ekonomik büyüme ve istihdam politikalarının merkezinde yer aldığına dikkat çeken Avcı, ''Bugüne kadar bölgeler arası farklılıkların azaltılmasına yönelik çalışmalara paralel olarak mesleki ve teknik eğitim sisteminde eğitim veren okullar arasındaki farklılıkların giderilmesine yönelik yürütülen çalışmalar da tüm hızıyla devam etmektedir'' diye konuştu.

''Standartlaştırılmış bir sisteme ihtiyaç var''

Öğrenim sürecinin şeffaflığı, güvenilirliği, istihdam ihtiyaçlarına uygunluğu için öğrenci performansının ulusal seviyede ölçülmesine ve değerlendirilmesine ilişkin standartlaştırılmış bir sisteme ihtiyaç olduğunu vurgulayan Avcı, şunlar kaydetti:

''Nitekim ortaöğretime geçiş sürecinde yaptığımız son düzenlemeler de, işte bu standartlaştırma çabalarının doğal bir uzantısıdır. Bu düzenlemeyle okul okul, sınıf sınıf öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve bütün bir eğitim kitlesinin performans değerlendirmesini yapmak için alınması gereken tedbirleri konuşabilmek, görebilmek imkanına sahip olacağız.''

İyi eğitim almış öğretmenlerin mesleki eğitimin kalitesini yükseltilmesinde en önemli aktör olduğunu vurgulayan Bakan Avcı, mesleki ve teknik eğitiminde kalite kültürünü teşvik etmek, istihdam edilebirliği güçlendirmek, eğitimle iş piyasasını uyumlu hale getirmek için kazanılan yeterlilikleri gösteren belgelerin karşılıklı tanınmasını sağlayan adil, şeffaf, güvenilir, erişilebilir bir mesleki ve teknik eğitim sisteminin geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğunu anlattı.

''Proje, 21 ilde pilot uygulanacak''

Avcı, bu proje kapsamında 21 ilde yapılacak pilot uygulamalarla mesleki ve teknik eğitim sistemi içinde yer alan aktörlerin ve iş dünyasından temsilcilerin bulunduğu üst düzey ulusal bir kalite güvence komisyonunun oluşturulacağını söyledi.

Komisyonun aldığı kararların uygulanmasında ulusal kalite güvence merkezinin kurulacağını açıklayan Avcı, bu merkezin kalite güvencenin tüm fonksiyonlarının mesleki ve teknik eğitim okullarında uygulanmasında destek sağlayacağını dile getirdi.

 Bakan Avcı, şöyle devam etti:

''Ümit ediyorum ki bu çalışmalar aynı zamanda mesleki ve teknik eğitime ilişkin toplumdaki olumsuz algının düzelmesine de katkıda bulunur. Çünkü bu olumsuz algı başarılı gençlerin mesleki eğitimi tercih etmesinin önündeki en önemli engellerden birini oluşturuyor. Ne yazık ki algılar birkez oluştuktan sonra bu algıların yıkılması bugünden yarına gerçekleşmiyor. Ancak mesleki eğitimde kaliteyi yükselttiğimizde bu olumsuz bakışın da büyük oranda kırılmaya uğrayacağını söyleyebilirim. Dolayısıyla önümüzde hepimizin ortak çabası ve işbirliğini gerektiren uzun bir süreç bulunuyor. Bu sürece ne kadar katkı sağlarsak, elimizi ne kadar taşın altına koyarsak arzu ettiğimiz sonuçlara da o oranda çabuk ulaşacağız.''

''Türkiye ciddi adımlar atıyor''

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Büyükelçi Jean Maurice Ripert de mesleki eğitimdeki amaçların ortak olduğunu bildirdi. Türkiye'nin genç nüfusunun yoğun olduğunu hatırlatan Ripert, bu nedenle Türkiye'nin Avrupa toplumuna entegre olmasının fayda sağlayacağını kaydetti.

Mesleki eğitime ilişkin Türkiye'nin ciddi adımlar attığını söyleyen Ripert, AB'nin de politikaları doğrultusunda bu konuda ciddi adımlar attığını ifade etti. Türkiye'de meslek standartları doğrultusunda iş piyasasına cevap verebilecek çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Ripert, bu şekilde milli eğitim sisteminde güvenilir eğitim verildiğinin de ortaya konulduğunu kaydetti.

''Temel sorun mesleksizlik''

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Fatih Acar da Bakanlığınca yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Meslek lisesi mezunları arasındaki işsizlik oranının yüzde 13.2, genel liselerde yüzde 15,9; meslek lisesi mezunlarının istihdam oranının yüzde 57.1, diğer lise mezunlarının ise yüzde 43 olduğu bilgisini paylaşan Acar, İŞKUR Genel Müdürlüğünce yapılan bir başka araştırmanın sonuçlarını da duyurdu.

Bazı iş yerlerinde yapılan araştırmaya göre, son 1,5 ayda 258 bin açık işin tespit edildiğini ifade eden Acar, bu açık işin temel nedeninin yüzde 68 mesleki yetersizlik, yüzde 15 ücretin beğenilmemesi, yüzde 15 çalışma şartlarının yetersizliği olarak tespit edildiğini kaydetti.

Acar, ''Türkiye'nin temel sorunu mesleksizlik sorunudur. Bu mesleksizlik sorunu Milli Eğitim Bakanlığımız ile bu proje kapsamında çözmeyi hedefliyoruz'' dedi.

''Mesleki eğitime ilgiyi artıracak''

MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik, mesleki ve teknik eğitime yönelik projeyle nitelikli insan gücünün sağlanacağını, istihdamın artırılacağını, mesleki eğitime ilginin yükseltileceğini savundu.

Çelik, mesleki ve teknik eğitim programların da standartlara göre hazırlandığını, proje sayesinde meslek ve teknik eğitimde görev yapan öğretmenlerin yeterliliklerin de tanımlanacağını dile getirdi.

MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ömer Açıkgöz de eğitim sistemindeki kalite kriterlerinin yeniden yapılandırılması gerektiğinin önemine işaret ederek, Türkiye'de  2002 yılından bu yana mesleki eğitimin kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Açıkgöz, projenin mesleki eğitimin cazibesinin artırılmasına da katkı sağlayacağını bildirdi.

Son Güncelleme: Salı, 24 Eylül 2013 14:54

Gösterim: 1471

Bursa Valisi inceleme yaptığı okulda görev yapan öğretmenlerin ücretli olmasına tepki gösterdi. Vali Karaloğlu, norm fazlası eğitimcilerin kampüste görevlendirilmesini istedi.

bursavalisiBursa Valisi Münir Karaloğlu Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü'nde incelemelerde bulundu. Burada görev yapan öğretmenlerin çoğunluğunun ücretli olmasından dolayı İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Baştürk'e tepki gösterdi. Karaloğlu, norm fazlası öğretmenlerin kampüste  çalıştırılması için ilçe milli eğitim müdürüne talimat verdi.

Hayırsever işadamı Mehmet Yıldız tarafından eşi adına yaptırılan Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü’ne Bursa Valisi Münir Karaloğlu ziyaret gerçekleştirdi. Vali Karaloğlu öğrencilere başarılar diledi. Denetimler sırasında yetkililerle konuşan Vali Karaoğlu, yarım kalan işlerin bitirilmesini istedi. Karaoğlu, sınıf ziyareti sırasında kampusta görev yapan öğretmenlerin büyük çoğunluğunun ücretli öğretmen olduğunu öğrenince kızdı. Karaloğlu, Milli Eğitim Müdürü Mehmet Baştürk'e, norm fazlası öğretmenlerin kampusta görevlendirilmesi yönünde talimat verdi.

> Validen ücretli öğretmen tepkisi

Bursa Valisi inceleme yaptığı okulda görev yapan öğretmenlerin ücretli olmasına tepki gösterdi. Vali Karaloğlu, norm fazlası eğitimcilerin kampüste görevlendirilmesini istedi.

bursavalisiBursa Valisi Münir Karaloğlu Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü'nde incelemelerde bulundu. Burada görev yapan öğretmenlerin çoğunluğunun ücretli olmasından dolayı İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Baştürk'e tepki gösterdi. Karaloğlu, norm fazlası öğretmenlerin kampüste  çalıştırılması için ilçe milli eğitim müdürüne talimat verdi.

Hayırsever işadamı Mehmet Yıldız tarafından eşi adına yaptırılan Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampüsü’ne Bursa Valisi Münir Karaloğlu ziyaret gerçekleştirdi. Vali Karaloğlu öğrencilere başarılar diledi. Denetimler sırasında yetkililerle konuşan Vali Karaoğlu, yarım kalan işlerin bitirilmesini istedi. Karaoğlu, sınıf ziyareti sırasında kampusta görev yapan öğretmenlerin büyük çoğunluğunun ücretli öğretmen olduğunu öğrenince kızdı. Karaloğlu, Milli Eğitim Müdürü Mehmet Baştürk'e, norm fazlası öğretmenlerin kampusta görevlendirilmesi yönünde talimat verdi.

Son Güncelleme: Salı, 24 Eylül 2013 12:24

Gösterim: 1338

Üniversitelerin boş kontenjanları için 2013 ÖSYS ek yerleştirme kılavuzu bugün yayınlandı. Tercihler 25-30 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Adayların 30 tercih hakkı bulunuyor.

2013 ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu için Tıklayın

Haftalardır merakla beklenen 2013 ÖSYS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu ÖSYM’nin internet sitesinde yayınlandı. Adaylar tercihlerini 25-30 Eylül tarihleri arasında 2013 ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu’na göre yapacak. ÖSYM, adaylardan 3 TL tercih hizmet ücreti alacak. Adaylar, tercih yapma hakları bulunan tablolardan toplam 30'u geçmemek üzere istedikleri sayıda tercih yapabilecekler.

 

ÖSYM'nin internet sitesinde adaylara ön bilgi vermek amacıyla yayımlanan 2013-ÖSYS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu'na göre, merkezi yerleştirmede ve yerleştirilen adayların kayıt yaptırmaması nedeniyle boş kalan ve 2013-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu yayımlandıktan sonra açılan yükseköğretim programlarının kontenjanlarına 2013-ÖSYS sonuçlarına göre ÖSYM tarafından ek yerleştirme yapılacak.

 

Adaylar tercih yapma hakları bulunan tablolardan toplam 30'u geçmemek üzere istedikleri sayıda tercih yapabilecek. Ek yerleştirmede tercih için 2013 ÖSYS merkezi yerleştirmede hiçbir yere yerleştirilememiş veya açık öğretimin kontenjansız programlarına yerleştirilmiş olmak gerekiyor.

 

2013-ÖSYS Ek Yerleştirmede tercih yapma hakkı olan ve tercih yapmak isteyen adaylar Ek Yerleştirme Kılavuzunu ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr İnternet adresinden inceleyebilecek, kılavuzun dağıtımı ve satışı yapılmayacak.

 

Adaylar tercih yapmak istedikleri programları belirleyip tercihlerini sıraladıktan sonra tercih formunu 25-30 Eylül 2013 tarihleri arasında internet bağlantısı olan ve yazıcısı bulunan bir bilgisayarı kullanarak ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresindeki "Tercihler" alanındaki 2013-ÖSYS Ek Yerleştirme Tercih başlıklı alana TC kimlik numaraları ile şifrelerin girdikten sonra ÖSYM’ye gönderebilecek. Adayların bu işlemden sonra ekranda "Tercihleriniz … tarihinde başarı ile ÖSYM’ye bildirilmiştir" uyarısını görmeleri gerekiyor.

 

Başvuru merkezi aracılığıyla tercihleri göndermek isteyen adaylar ise doldurdukları tercih formu ve nüfus cüzdanı veya süresi geçerli pasaportlarıyla birlikte 25-30 Eylül arasında bir başvuru merkezine giderek başvurularını yapabilecek. Tercih hizmeti ücreti olarak adaylardan 3 lira alınacak.

> 2013 ÖSYS ek yerleştirme kılavuzu yayınlandı

Üniversitelerin boş kontenjanları için 2013 ÖSYS ek yerleştirme kılavuzu bugün yayınlandı. Tercihler 25-30 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Adayların 30 tercih hakkı bulunuyor.

2013 ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu için Tıklayın

Haftalardır merakla beklenen 2013 ÖSYS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu ÖSYM’nin internet sitesinde yayınlandı. Adaylar tercihlerini 25-30 Eylül tarihleri arasında 2013 ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu’na göre yapacak. ÖSYM, adaylardan 3 TL tercih hizmet ücreti alacak. Adaylar, tercih yapma hakları bulunan tablolardan toplam 30'u geçmemek üzere istedikleri sayıda tercih yapabilecekler.

 

ÖSYM'nin internet sitesinde adaylara ön bilgi vermek amacıyla yayımlanan 2013-ÖSYS Yükseköğretim Programları Ek Yerleştirme Kılavuzu'na göre, merkezi yerleştirmede ve yerleştirilen adayların kayıt yaptırmaması nedeniyle boş kalan ve 2013-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu yayımlandıktan sonra açılan yükseköğretim programlarının kontenjanlarına 2013-ÖSYS sonuçlarına göre ÖSYM tarafından ek yerleştirme yapılacak.

 

Adaylar tercih yapma hakları bulunan tablolardan toplam 30'u geçmemek üzere istedikleri sayıda tercih yapabilecek. Ek yerleştirmede tercih için 2013 ÖSYS merkezi yerleştirmede hiçbir yere yerleştirilememiş veya açık öğretimin kontenjansız programlarına yerleştirilmiş olmak gerekiyor.

 

2013-ÖSYS Ek Yerleştirmede tercih yapma hakkı olan ve tercih yapmak isteyen adaylar Ek Yerleştirme Kılavuzunu ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr İnternet adresinden inceleyebilecek, kılavuzun dağıtımı ve satışı yapılmayacak.

 

Adaylar tercih yapmak istedikleri programları belirleyip tercihlerini sıraladıktan sonra tercih formunu 25-30 Eylül 2013 tarihleri arasında internet bağlantısı olan ve yazıcısı bulunan bir bilgisayarı kullanarak ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresindeki "Tercihler" alanındaki 2013-ÖSYS Ek Yerleştirme Tercih başlıklı alana TC kimlik numaraları ile şifrelerin girdikten sonra ÖSYM’ye gönderebilecek. Adayların bu işlemden sonra ekranda "Tercihleriniz … tarihinde başarı ile ÖSYM’ye bildirilmiştir" uyarısını görmeleri gerekiyor.

 

Başvuru merkezi aracılığıyla tercihleri göndermek isteyen adaylar ise doldurdukları tercih formu ve nüfus cüzdanı veya süresi geçerli pasaportlarıyla birlikte 25-30 Eylül arasında bir başvuru merkezine giderek başvurularını yapabilecek. Tercih hizmeti ücreti olarak adaylardan 3 lira alınacak.

Son Güncelleme: Pazar, 22 Eylül 2013 12:54

Gösterim: 2419

Pasinler ilçesinde öğretmen A.K'yi darbederek tecavüz ve gasp ettikleri iddiasıyla haklarında ağırlaştırılmış müebbet ve 19 ile 32 yıl arasında değişen hapis cezası istenen iki sanığa, 108 yıl hapis cezası verildi.

Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ümit Aydemir ve Kadir Narmanlı ve tarafların avukatları katıldı.

Haklarında "Kasten öldürmeye teşebbüs, bir suçu gizlemek, delilleri ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve "nitelikli yağma, hürriyetten yoksun bırakma ve cinsel saldırı" suçlarından ise 19 ile 32 yıl arasında hapis cezası istenen sanıklar karar öncesi son savunmalarını yaptı.

Sanıklardan Narmanlı savunmasında, A.K'nin olayın hemen ardından başlatılan soruşturma sırasında, 40 ayrı kişiyi teşhis ettiğini, bu kapsamda kendisinin de iki kez gözaltına alındığını ancak serbest bırakıldığını, üçüncü kez tekrar gözaltına alındığında ise tutuklandığını belirterek, kendisinin bu olayla bir ilgisinin bulunmadığını, iddia edildiği gibi tecavüz girişiminde bulunması halinde mağdurun kendisinin yüzünde, başında ve saçında bir takım kalıcı izler bırakması gerektiğini savundu.

Narmanlı, kendisinden alınan kan ve sperm örneklerinin mağdurdan alınan örneklerle uyuşmadığını iddia ederek, "Ben iddia edildiği gibi söz konusu öğretmene tecavüz etmedim. Ben bu olayda suçsuzum" dedi.

Aydemir de suçsuz olduğunu, bu olayla bir ilgisinin bulunmadığını ifade ederek, beraatını talep etti.

Sanık avukatları da savunmalarında, mağdurun olay anından itibaren sürekli çelişkili eşkaller ve ifadeler verdiğini iddia ederek, polisin de basının ve kamuoyunun baskısı karşısında müvekkillerine baskı yaparak olayı itiraf etmeye zorladıklarını ve uğradıkları baskı karşısında müvekkillerinin de olayı kabul etmek zorunda kaldıklarını ileri sürdü.

Duruşmaya verilen 1,5 saatlik aranın ardından Mahkeme Başkanı Hüseyin Öztürk, "Kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli yağma, hürriyetten yoksun bırakma ve cinsel saldırı" suçlarından sanıklardan Narmanlı'yı 58 yıl, Aydemir'i ise 50 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Okul çıkışında kafasına taş vurularak darp edilmişti

Pasinler ilçesinde, 6 Nisan 2011'de Milli Egemenlik İlköğretim Okulu'nda görev yapan sınıf öğretmeni A.K, okul çıkışında kafasına taş vurularak darbedilmiş, olayla ilgili soruşturma kapsamında 5 Mayıs 2011'de gözaltına alınan Kadir Narmanlı ve Ümit Aydemir, Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi'nde "adam öldürmeye teşebbüs", "cinsel saldırı" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma" suçlarından tutuklanmıştı.

> Öğretmene darp ve tecavüze 108 yıl hapis

Pasinler ilçesinde öğretmen A.K'yi darbederek tecavüz ve gasp ettikleri iddiasıyla haklarında ağırlaştırılmış müebbet ve 19 ile 32 yıl arasında değişen hapis cezası istenen iki sanığa, 108 yıl hapis cezası verildi.

Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ümit Aydemir ve Kadir Narmanlı ve tarafların avukatları katıldı.

Haklarında "Kasten öldürmeye teşebbüs, bir suçu gizlemek, delilleri ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve "nitelikli yağma, hürriyetten yoksun bırakma ve cinsel saldırı" suçlarından ise 19 ile 32 yıl arasında hapis cezası istenen sanıklar karar öncesi son savunmalarını yaptı.

Sanıklardan Narmanlı savunmasında, A.K'nin olayın hemen ardından başlatılan soruşturma sırasında, 40 ayrı kişiyi teşhis ettiğini, bu kapsamda kendisinin de iki kez gözaltına alındığını ancak serbest bırakıldığını, üçüncü kez tekrar gözaltına alındığında ise tutuklandığını belirterek, kendisinin bu olayla bir ilgisinin bulunmadığını, iddia edildiği gibi tecavüz girişiminde bulunması halinde mağdurun kendisinin yüzünde, başında ve saçında bir takım kalıcı izler bırakması gerektiğini savundu.

Narmanlı, kendisinden alınan kan ve sperm örneklerinin mağdurdan alınan örneklerle uyuşmadığını iddia ederek, "Ben iddia edildiği gibi söz konusu öğretmene tecavüz etmedim. Ben bu olayda suçsuzum" dedi.

Aydemir de suçsuz olduğunu, bu olayla bir ilgisinin bulunmadığını ifade ederek, beraatını talep etti.

Sanık avukatları da savunmalarında, mağdurun olay anından itibaren sürekli çelişkili eşkaller ve ifadeler verdiğini iddia ederek, polisin de basının ve kamuoyunun baskısı karşısında müvekkillerine baskı yaparak olayı itiraf etmeye zorladıklarını ve uğradıkları baskı karşısında müvekkillerinin de olayı kabul etmek zorunda kaldıklarını ileri sürdü.

Duruşmaya verilen 1,5 saatlik aranın ardından Mahkeme Başkanı Hüseyin Öztürk, "Kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli yağma, hürriyetten yoksun bırakma ve cinsel saldırı" suçlarından sanıklardan Narmanlı'yı 58 yıl, Aydemir'i ise 50 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Okul çıkışında kafasına taş vurularak darp edilmişti

Pasinler ilçesinde, 6 Nisan 2011'de Milli Egemenlik İlköğretim Okulu'nda görev yapan sınıf öğretmeni A.K, okul çıkışında kafasına taş vurularak darbedilmiş, olayla ilgili soruşturma kapsamında 5 Mayıs 2011'de gözaltına alınan Kadir Narmanlı ve Ümit Aydemir, Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi'nde "adam öldürmeye teşebbüs", "cinsel saldırı" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma" suçlarından tutuklanmıştı.

Son Güncelleme: Salı, 24 Eylül 2013 10:06

Gösterim: 1753

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddiaları üzerine açılan soruşturma, 2012'deki KPSS'ye ilişkin benzer iddialarla yürütülen soruşturma dosyasıyla birleştirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddiaları üzerine açılan soruşturma, 2012'deki KPSS'ye ilişkin benzer iddialarla yürütülen soruşturma dosyasıyla birleştirildi.

Öte yandan, 2010 tarihli soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, birleştirme kararı sonrasında, Memur Suçları Soruşturma Bürosu'na ilişkin sorumluluğunun kalkmasıyla birlikte soruşturma dosyasını devretti.

KPSS'nin Temmuz 2012'deki sınav sorularının, sınavdan önce sızdırıldığına ilişkin suç duyuruları üzerine açılan soruşturmayı, Memur Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Tezel yürütüyordu.

Tezel, soruşturmayı, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan'da bulunan 2010'daki sınava ilişkin soruşturma dosyasıyla birleştirdi. Kararla birlikte dosya, 2010 tarihli soruşturma dosyasının içine dahil edildi.

Sakınan'daki soruşturma, 2010'daki KPSS'de soruların sınav öncesinde sızdırıldığına yönelik iddialar üzerine başlamış, ilerleyen safhalarda ÖSYM'nin sınav sorularının hazırlanması, basılması ve bazı yetkililerinin mal varlıklarını da kapsar hale gelmişti.

Sakınan dosyayı devretti

Daha önce Memur Suçları Soruşturma Bürosundan sorumlu olan Başsavcıvekili Sakınan, başsavcılığın son görev bölümünde büronun sorumluluğunun Başsavcıvekili Zeki Bayrak'a verilmesiyle, elinde bulunan memur soruşturmalarını da devretti. 

Soruşturma artık Başsavcıvekili Bayrak veya görevlendirdiği Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcısınca yürütülecek.

> KPSS soruşturmasında iki dosya birleştirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddiaları üzerine açılan soruşturma, 2012'deki KPSS'ye ilişkin benzer iddialarla yürütülen soruşturma dosyasıyla birleştirildi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 2010'daki KPSS'de soruların çalındığı ve kopya çekildiği iddiaları üzerine açılan soruşturma, 2012'deki KPSS'ye ilişkin benzer iddialarla yürütülen soruşturma dosyasıyla birleştirildi.

Öte yandan, 2010 tarihli soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan, birleştirme kararı sonrasında, Memur Suçları Soruşturma Bürosu'na ilişkin sorumluluğunun kalkmasıyla birlikte soruşturma dosyasını devretti.

KPSS'nin Temmuz 2012'deki sınav sorularının, sınavdan önce sızdırıldığına ilişkin suç duyuruları üzerine açılan soruşturmayı, Memur Suçları Soruşturma Bürosu Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Tezel yürütüyordu.

Tezel, soruşturmayı, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Şadan Sakınan'da bulunan 2010'daki sınava ilişkin soruşturma dosyasıyla birleştirdi. Kararla birlikte dosya, 2010 tarihli soruşturma dosyasının içine dahil edildi.

Sakınan'daki soruşturma, 2010'daki KPSS'de soruların sınav öncesinde sızdırıldığına yönelik iddialar üzerine başlamış, ilerleyen safhalarda ÖSYM'nin sınav sorularının hazırlanması, basılması ve bazı yetkililerinin mal varlıklarını da kapsar hale gelmişti.

Sakınan dosyayı devretti

Daha önce Memur Suçları Soruşturma Bürosundan sorumlu olan Başsavcıvekili Sakınan, başsavcılığın son görev bölümünde büronun sorumluluğunun Başsavcıvekili Zeki Bayrak'a verilmesiyle, elinde bulunan memur soruşturmalarını da devretti. 

Soruşturma artık Başsavcıvekili Bayrak veya görevlendirdiği Memur Suçları Soruşturma Bürosu savcısınca yürütülecek.

Son Güncelleme: Cumartesi, 21 Eylül 2013 14:11

Gösterim: 1377


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.