Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenler bir araya gelerek ‘Öğrencime Dokunma’ kampanyası başlattı.'Öğrencime dokunma' kampanyası, 100'ün üzerinde akademisyeni İstanbul'da biraraya getirdi. Bilim insanları, tutuklu öğrencilerin bırakılmasını istedi.
Türkiye’nin dört bir yanından 100’ün üzerinde akademisyen, ‘Öğrencime Dokunma’ kampanyasıyla, meslektaşlarını ve okul yönetimlerini öğrencilerine sahip çıkmaya çağırdı.
Radikal yazarları Özgür Mumcu ve Koray Çalışkan’ın da aralarında bulunduğu akademisyenler, tutuklu öğrencilerin durumuna dikkat çekmek amacıyla dün Galatasaray Lisesi önünde biraraya geldi. Grup adına çağrı metnini okuyan İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım, tutuklu öğrenci sayısının her gün arttığını belirterek, “Suç delili olarak gösterilenler arasında; evde bulunan ders notları, kitaplar ve su faturaları gibi belgelerin yanısıra, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamına giren basın açıklaması yapmak, YÖK’ü protesto etmek, saç kestirmek, şemsiye taşımak, puşi takmak, halay çekmek, konser bileti satmak gibi nedenler de var” dedi.
İstanbul Üniversitesi’nden 50’ye yakın öğrencinin tutuklu olduğunu ama tam rakamı bilmediklerini vurgulayan Kıvılcım “Geçen hafta bir iktisat öğrencisi tahliye olunca varlığından haberdar olduk, meğer beş yıldır tutukluymuş. Bu korkunç bir durum” diye konuştu. İ.Ü.’de 2001’de çıkan bir kararla cezaevindeki öğrencilerin sınavlara girmesinin yasaklandığına da dikkat çeken Kıvılcım, eğitim hakkının önüne geçilmemesi gerektiğini söyledi.
Uludere için 3 ay
Dicle Üniversitesi’nden Doç. Dr. Vahap Coşkun ise 11 öğrencisinin Uludere’yi protesto etmekten tutuklandığını anlattı. “Protestoda ne bir cam kırıldı, ne de bir duvara yazı yazıldı” diyen Coşkun, öğrencilerin yaklaşık 3 ay cezaevinde kaldığını ifade etti. Kampanyayı başlatan akademisyenler, Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğini de eleştirdi. Her yıl 3 binin üzerinde öğrenciye soruşturma açıldığını kaydeden Doç. Kıvılcım, “Kapıda aranmayı reddetmek veya izinsiz afiş asmak bile soruşturma sebebi olabiliyor” dedi. İstanbul Üniversitesi öğrencisiyken tutuklanan Deniz Küçükbumin’in annesi Emine Küçükbumin de, çocuğunun sınavlara giremediğini vurgulayarak, “Şeyma’ya Boğaziçi’nde, Cihan’a Galatarasaray Üniversitesi’nde sahip çıkıldı. İ.Ü’den bütün hocaları burada görmek isterdim” diye konuştu.
Üniversitenin bahçe direnişi
Yeni kurulan Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne kampus alanı olarak tahsis edilen arazi gerilime neden oldu. Teknoloji Üniversitesi’ne tahsis edilen ve Çukurova Üniversitesi’nin (ÇÜ) ‘Narenciye Gen Bahçesi’ olarak kullandığı arazide zemin etüt çalışmalarını engellemek isteyen Ç.Ü. Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu’nun aralarında bulunduğu öğretim üyeleri ile polis arasında gerginlik çıktı. 35 bin narenciye ağacının dikili olduğu araziye girmeye çalışan iş makinelerinin önünü kesen öğretim üyeleri ve öğrencilere polis müdahale etti. Müdahalenin ardından Ç.Ü.’lü grup da100 metrekadar uzakta bekleyişini sürdürdü.
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenler bir araya gelerek ‘Öğrencime Dokunma’ kampanyası başlattı.'Öğrencime dokunma' kampanyası, 100'ün üzerinde akademisyeni İstanbul'da biraraya getirdi. Bilim insanları, tutuklu öğrencilerin bırakılmasını istedi.
Türkiye’nin dört bir yanından 100’ün üzerinde akademisyen, ‘Öğrencime Dokunma’ kampanyasıyla, meslektaşlarını ve okul yönetimlerini öğrencilerine sahip çıkmaya çağırdı.
Radikal yazarları Özgür Mumcu ve Koray Çalışkan’ın da aralarında bulunduğu akademisyenler, tutuklu öğrencilerin durumuna dikkat çekmek amacıyla dün Galatasaray Lisesi önünde biraraya geldi. Grup adına çağrı metnini okuyan İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Zeynep Kıvılcım, tutuklu öğrenci sayısının her gün arttığını belirterek, “Suç delili olarak gösterilenler arasında; evde bulunan ders notları, kitaplar ve su faturaları gibi belgelerin yanısıra, ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamına giren basın açıklaması yapmak, YÖK’ü protesto etmek, saç kestirmek, şemsiye taşımak, puşi takmak, halay çekmek, konser bileti satmak gibi nedenler de var” dedi.
İstanbul Üniversitesi’nden 50’ye yakın öğrencinin tutuklu olduğunu ama tam rakamı bilmediklerini vurgulayan Kıvılcım “Geçen hafta bir iktisat öğrencisi tahliye olunca varlığından haberdar olduk, meğer beş yıldır tutukluymuş. Bu korkunç bir durum” diye konuştu. İ.Ü.’de 2001’de çıkan bir kararla cezaevindeki öğrencilerin sınavlara girmesinin yasaklandığına da dikkat çeken Kıvılcım, eğitim hakkının önüne geçilmemesi gerektiğini söyledi.
Uludere için 3 ay
Dicle Üniversitesi’nden Doç. Dr. Vahap Coşkun ise 11 öğrencisinin Uludere’yi protesto etmekten tutuklandığını anlattı. “Protestoda ne bir cam kırıldı, ne de bir duvara yazı yazıldı” diyen Coşkun, öğrencilerin yaklaşık 3 ay cezaevinde kaldığını ifade etti. Kampanyayı başlatan akademisyenler, Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğini de eleştirdi. Her yıl 3 binin üzerinde öğrenciye soruşturma açıldığını kaydeden Doç. Kıvılcım, “Kapıda aranmayı reddetmek veya izinsiz afiş asmak bile soruşturma sebebi olabiliyor” dedi. İstanbul Üniversitesi öğrencisiyken tutuklanan Deniz Küçükbumin’in annesi Emine Küçükbumin de, çocuğunun sınavlara giremediğini vurgulayarak, “Şeyma’ya Boğaziçi’nde, Cihan’a Galatarasaray Üniversitesi’nde sahip çıkıldı. İ.Ü’den bütün hocaları burada görmek isterdim” diye konuştu.
Üniversitenin bahçe direnişi
Yeni kurulan Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne kampus alanı olarak tahsis edilen arazi gerilime neden oldu. Teknoloji Üniversitesi’ne tahsis edilen ve Çukurova Üniversitesi’nin (ÇÜ) ‘Narenciye Gen Bahçesi’ olarak kullandığı arazide zemin etüt çalışmalarını engellemek isteyen Ç.Ü. Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu’nun aralarında bulunduğu öğretim üyeleri ile polis arasında gerginlik çıktı. 35 bin narenciye ağacının dikili olduğu araziye girmeye çalışan iş makinelerinin önünü kesen öğretim üyeleri ve öğrencilere polis müdahale etti. Müdahalenin ardından Ç.Ü.’lü grup da100 metrekadar uzakta bekleyişini sürdürdü.
(radikal)
Son Güncelleme: Cuma, 06 Nisan 2012 09:37
Gösterim: 2398
Elazığ'da, Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Bilgin Gürateş'in arazide toprağa gömülü halde bulunmasıyla ilgili gözaltına alınan 7 zanlıdan 5'i tutuklandı.
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilgin Gürateş'in merkeze bağlı Gümüşkavak Mahallesi'nde arazide toprağa gömülü vaziyette bulunmasının ardından polis ekipleri tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, çeşitli zamanlarda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 7 kişiden Recai Yıldızhan, oğlu Gökhan Yıldızhan, Semih Avcı, Abdulkadir Avcı ve Öner Yıldız tutuklandı.
Diğer iki zanlının ise savcılık tarafından serbest bırakıldıkları belirtildi.
Elazığ'da önceki gün bir ihbar üzerine merkeze bağlı Gümüşkavak Mahallesi'ndeki arazide kazı çalışması yapan ekipler, 6 günden beri kendisinden haber alınamayan Doç. Dr. Bilgin Gürateş'in cesedine ulaşmıştı.
Boynunda iz olduğu belirtilen Gürateş'in kasığından silahla vurulduğu bildirilmişti.
Doç. Dr. Gürateş'in, kent merkezinde bir iş hanındaki büroda silahla vurulduktan sonra bir sandığın içine konularak Gümüşkavak Mahallesi'ndeki araziye kadar taşındığı ve burada toprağa gömüldüğü, büronun da çamaşır suyu ile temizlendiği iddia edilmişti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Elazığ'da, Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Bilgin Gürateş'in arazide toprağa gömülü halde bulunmasıyla ilgili gözaltına alınan 7 zanlıdan 5'i tutuklandı.
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilgin Gürateş'in merkeze bağlı Gümüşkavak Mahallesi'nde arazide toprağa gömülü vaziyette bulunmasının ardından polis ekipleri tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, çeşitli zamanlarda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 7 kişiden Recai Yıldızhan, oğlu Gökhan Yıldızhan, Semih Avcı, Abdulkadir Avcı ve Öner Yıldız tutuklandı.
Diğer iki zanlının ise savcılık tarafından serbest bırakıldıkları belirtildi.
Elazığ'da önceki gün bir ihbar üzerine merkeze bağlı Gümüşkavak Mahallesi'ndeki arazide kazı çalışması yapan ekipler, 6 günden beri kendisinden haber alınamayan Doç. Dr. Bilgin Gürateş'in cesedine ulaşmıştı.
Boynunda iz olduğu belirtilen Gürateş'in kasığından silahla vurulduğu bildirilmişti.
Doç. Dr. Gürateş'in, kent merkezinde bir iş hanındaki büroda silahla vurulduktan sonra bir sandığın içine konularak Gümüşkavak Mahallesi'ndeki araziye kadar taşındığı ve burada toprağa gömüldüğü, büronun da çamaşır suyu ile temizlendiği iddia edilmişti.
Son Güncelleme: Cuma, 06 Nisan 2012 09:25
Gösterim: 4372
Hürriyet Yazarı İsmet Berkan’ın bugünkü yazısı.
Belki konu siyasetin gündeminden o gündeme girdiği hızda çıktı ama milyonlarca aile açısından eğitim yasası güncelliğini koruyor, daha da uzun süre koruyacağa benziyor.
Sebebi basit: Meclis’te kabul edilen ve halen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayını bekleyen yasa eğitimde yeni sistemle ilgili geniş bir çerçeve çiziyor, uygulamanın nasıl olacağı ise yasanın
değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirleyeceği bir şey.
Yasa aslında Milli Eğitim Bakanlığı’nı yazın fazla mesaiye zorlayacak nitelikte. Çünkü eski ve alışılmış uygulama neredeyse tamamen değişiyor.
O yüzden bu büyük değişimin belki de 2012-13 öğrenim yılına yetişmesi mümkün olmayacak. Bu ihtimal düşünüldüğü için de, yasanın yürürlük maddesine bir esneklik getirildi, Bakanlar Kurulu’nun yürürlüğü bir yıl ertelemesine olanak sağlandı. Bakalım yasanın uygulaması yetişecek mi?
Gelin madde madde gidelim, yasanın bilinenlerini ve bilinmeyenlerini ele almaya çalışalım:
· Eğitim artık 8 değil 12 yıl ‘zorunlu.’ Yani, yasanın uygulamaya girdiği yıldan itibaren okullardan sadece lise bitirenler mezun olacak, 8 yılı bitirmek diplomaya hak kazanmak anlamına gelmeyecek.
· Zorunluluk süresi 12 yıla çıkan eğitim 4’er yıllık üç kademe halinde uygulanacak.
· Eğer yasanın 2012-13 öğrenim yılından itibaren uygulanmasına karar verilirse, bu yılın eylül ayında 72 ayı doldurmuş olan çocukların ilkokula yazdırılması zorunlu olacak.
· Yine yasa 2012-13’de devreye girecekse, aynı yıl ilköğretimin 8. veya daha alt sınıflarına devam edeceklerin liseye de devamı zorunlu olacak, okuldan ayrılınamayacak, diploma alınamayacak.
· Yasa 2012-13’de devreye girecekse, bu yıl ilköğretim dördüncü sınıftan beşinci sınıfa geçenler eylülden itibaren ‘ortaokul’ öğrencisi olacaklar. Yok yasanın uygulaması 2013-14’e bırakılacaksa, bu yıl ilkokul 3. sınıfı bitiren öğrenciler, gelecek yıl yabancı okulların ortaokul bölümlerine girebilmek için sınava katılabilecekler.
· Yasa uygulamaya girdiğinde ‘ortaokul’ öğrencisi olacaklar, bazı seçmeli ders paketlerini alabilecekler. Bu paketler içinde içeriği ve ismi belli sadece iki ders yasada yazıyor: Kuranı Kerim ve Peygamberin Hayatı. Geri kalanların ne olacağını Milli Eğitim Bakanlığı belirleyecek ve herhalde ilan da edecek.
· Ortaokul öğrencileri, bazı mesleki ve teknik paketleri seçmiş olsalar dahi çıraklık programlarına gitmeyecekler. Çıraklık ancak lise aşamasında mümkün olabilecek.
· Yasa, seçmeli ders paketlerinin yolun bir yerinde değiştirilebileceğini, bir seçimden vazgeçilebileceğini söylüyor ama bunun biçimini ve kriterlerini bakanlık belirleyecek.
· Yasa, seçmeli derslerin not ortalamasına katkısı hakkında hiçbir şey söylemiyor. Bunu da bakanlık belirleyecek. Bu, belki de en kritik konu.
· Ortaokulu bitirenler, 4 yıllık liseye geçişte, mezun oldukları pakete uygun okullara gidebilecek. Lise seviyesindeki bütün okulların mümkün olan bütün genel paketleri sunabilmesi isteniyor ama konu teknik eğitim olunca o tür paketlere uzmanlaşmış okullar da olacak elbette. Bunu ve teknik eğitimin işleyiş biçimini yine bakanlık belirleyecek.
· Örneğin engellilere verilen evde eğitim veya ‘kaynaştırma eğitimi’ gibi özellikli eğitimin nasıl sunulacağı, sunumda bir değişiklik olup olmayacağı vs bilinmiyor. Bakanlık bunu da belirleyecek.
· Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte tedricen ve yıllar boyunca da artarak Türkiye’nin ortalama eğitim süresi uzayacak. Ama özellikle lise seviyesinde yakın zaman içinde ciddi bir derslik ve elbette öğretmen açığı belirecek; çünkü artık aynen ilköğretimde olduğu gibi lisede de hedef yüzde 100 okullaşma oranı olacak. Bu orana yaklaşılacak olursa da derslik ve öğretmen açıkları ortaya çıkacak.
Yasanın iyi tarafı yok mu?
AÇIKCASI, bu yasa içerdiği pek çok sakıncanın yanında çok temel bir iyiliği de beraberinde getiriyor. Bu da, getirilen esnek sistem.
Ama bu iyilikten nasıl yararlanılacağı da tamamen Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamasına bağlı. Maalesef yasa koyucu, bakanlığı esnek sistemin doğru dürüst ve eşitlikçi biçimde uygulanması yolunda zorlayıcı kimi tedbirleri yasaya koymadı.
Türkiye’de sünni çoğunluk için din dersi sevindirici bir gelişme olabilir ama Alevi veya diğer dinlerden azınlıklar için henüz ortada temenniler dışında sevinilecek bir şey yok. Oysa azınlıkların da çoğunluklarla benzer haklardan yararlanması için yasaya tedbirler konabilirdi.
Burada ‘azınlık’ derken illa dini veya etnik azınlıkları düşünmeyin.
Yasaya, mesela ‘Belli bir okul bölgesinde (ilçe) öğrencilerin yüzde 10’unun talep etmesi halinde o seçmeli ders konur’ gibi bir ifade eklense yasa koyucu eşitlikçiliği de teşvik etmiş olurdu.
Eğitim yasasını anlamak ve eleştirmek
EĞİTİM yasasıyla ilgili çok sayıda yazı yazdım. Son yazdığım yazılar, eleştiriden çok yasanın içeriğini anlatmaya çalışan yazılardı.
Yasanın Meclis’ten geçişi bir inatlaşmaya kurban gittiği için, yasada yapılması bence elzem olan pek çok düzeltme ve iyileştirme de yapılamadı.
Ama bana soracak olursanız, bu yasa artık ülkemizin temel siyasi bölünmelerinden biri haline geldi bile. O yüzden, önümüzdeki dönemde de yasanın hep tartışılacağını, zaman zaman da yasada kapsamlı değişikliklere gidileceğini düşünenlerdenim.
Eleştirilerimi kayda geçsin diye özetlemek istiyorum:
- OKULA BAŞLAMA YAŞI: Yasa, 60 ayı doldurmayı alt, 72 ayı doldurmayı ise üst sınır olarak kabul ediyor. Dünyanın dört bir yanında eğitim uzmanları hemfikir ki, 72 ay alt sınır olmalı, 84 ay ise üst. Ve çocuklarımız 60-72 ay aralığında okul öncesi eğitime devam etmeli.
- KADEME GEÇİŞ YAŞLARI: 5-6 yaş arası ilkokula başlanınca 9-10 yaşları arasında mesleki yönlendirmeyi de içeren ortaokula, 13-14 yaşları arasında da liseye başlanmış oluyor. Bu yaş aralıklarının bilişsel becerileri dikkate almadan belirlendiği konusunda bütün uzmanlar hemfikir.
- İLKOKULDAN ORTAOKULA GEÇİŞ: Kademelendirmenin 4’er yıl yapılması da yanlış. İlk kademenin 5, ikinci kademenin 3 ve son kademenin 4 yıl olması daha doğru olurdu.
- YASADA ‘PEYGAMBERİMİZ’ İFADESİ: Laik bir ülkenin vatandaşlarının elbette peygamberi, hatta peygamberleri olur ve o vatandaşların peygamberlerinden sevgi ve saygıyla söz etmesi de son derece normaldir. Ama laik ülkenin yasalarında ‘Peygamberimiz’ diye bir kelime olamaz. Anayasa Mahkemesi sırf bu ‘miz’ eki nedeniyle yasa maddesini iptal ederse şaşırmam doğrusu. Çünkü Türkiye vatandaşları arasında başkasını peygamber olarak benimsemiş olanlar da var.
- OKULDA DİN DERSİ
VERMEK: Türkiye’de din eğitimi konusunun eğitimle ilgili en büyük toplumsal taleplerden biri olduğunu yıllardır yazıyorum. Bu talep karşılanmalıdır. Mesele, talebin ne şekilde karşılanacağıyla ilgilidir. Keşke bu ihtiyaç, okul saatlerinde ve müfredatın içinde değil de, okul dışı saatlerde ve müfredat dışı olarak seçimli biçimde karşılansaydı. Bu haliyle yasanın öngördüğü uygulamanın laiklik ilkesine aykırı olduğunu düşünüyorum.
(İsmet Berkan-hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hürriyet Yazarı İsmet Berkan’ın bugünkü yazısı.
Belki konu siyasetin gündeminden o gündeme girdiği hızda çıktı ama milyonlarca aile açısından eğitim yasası güncelliğini koruyor, daha da uzun süre koruyacağa benziyor.
Sebebi basit: Meclis’te kabul edilen ve halen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayını bekleyen yasa eğitimde yeni sistemle ilgili geniş bir çerçeve çiziyor, uygulamanın nasıl olacağı ise yasanın
değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirleyeceği bir şey.
Yasa aslında Milli Eğitim Bakanlığı’nı yazın fazla mesaiye zorlayacak nitelikte. Çünkü eski ve alışılmış uygulama neredeyse tamamen değişiyor.
O yüzden bu büyük değişimin belki de 2012-13 öğrenim yılına yetişmesi mümkün olmayacak. Bu ihtimal düşünüldüğü için de, yasanın yürürlük maddesine bir esneklik getirildi, Bakanlar Kurulu’nun yürürlüğü bir yıl ertelemesine olanak sağlandı. Bakalım yasanın uygulaması yetişecek mi?
Gelin madde madde gidelim, yasanın bilinenlerini ve bilinmeyenlerini ele almaya çalışalım:
· Eğitim artık 8 değil 12 yıl ‘zorunlu.’ Yani, yasanın uygulamaya girdiği yıldan itibaren okullardan sadece lise bitirenler mezun olacak, 8 yılı bitirmek diplomaya hak kazanmak anlamına gelmeyecek.
· Zorunluluk süresi 12 yıla çıkan eğitim 4’er yıllık üç kademe halinde uygulanacak.
· Eğer yasanın 2012-13 öğrenim yılından itibaren uygulanmasına karar verilirse, bu yılın eylül ayında 72 ayı doldurmuş olan çocukların ilkokula yazdırılması zorunlu olacak.
· Yine yasa 2012-13’de devreye girecekse, aynı yıl ilköğretimin 8. veya daha alt sınıflarına devam edeceklerin liseye de devamı zorunlu olacak, okuldan ayrılınamayacak, diploma alınamayacak.
· Yasa 2012-13’de devreye girecekse, bu yıl ilköğretim dördüncü sınıftan beşinci sınıfa geçenler eylülden itibaren ‘ortaokul’ öğrencisi olacaklar. Yok yasanın uygulaması 2013-14’e bırakılacaksa, bu yıl ilkokul 3. sınıfı bitiren öğrenciler, gelecek yıl yabancı okulların ortaokul bölümlerine girebilmek için sınava katılabilecekler.
· Yasa uygulamaya girdiğinde ‘ortaokul’ öğrencisi olacaklar, bazı seçmeli ders paketlerini alabilecekler. Bu paketler içinde içeriği ve ismi belli sadece iki ders yasada yazıyor: Kuranı Kerim ve Peygamberin Hayatı. Geri kalanların ne olacağını Milli Eğitim Bakanlığı belirleyecek ve herhalde ilan da edecek.
· Ortaokul öğrencileri, bazı mesleki ve teknik paketleri seçmiş olsalar dahi çıraklık programlarına gitmeyecekler. Çıraklık ancak lise aşamasında mümkün olabilecek.
· Yasa, seçmeli ders paketlerinin yolun bir yerinde değiştirilebileceğini, bir seçimden vazgeçilebileceğini söylüyor ama bunun biçimini ve kriterlerini bakanlık belirleyecek.
· Yasa, seçmeli derslerin not ortalamasına katkısı hakkında hiçbir şey söylemiyor. Bunu da bakanlık belirleyecek. Bu, belki de en kritik konu.
· Ortaokulu bitirenler, 4 yıllık liseye geçişte, mezun oldukları pakete uygun okullara gidebilecek. Lise seviyesindeki bütün okulların mümkün olan bütün genel paketleri sunabilmesi isteniyor ama konu teknik eğitim olunca o tür paketlere uzmanlaşmış okullar da olacak elbette. Bunu ve teknik eğitimin işleyiş biçimini yine bakanlık belirleyecek.
· Örneğin engellilere verilen evde eğitim veya ‘kaynaştırma eğitimi’ gibi özellikli eğitimin nasıl sunulacağı, sunumda bir değişiklik olup olmayacağı vs bilinmiyor. Bakanlık bunu da belirleyecek.
· Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte tedricen ve yıllar boyunca da artarak Türkiye’nin ortalama eğitim süresi uzayacak. Ama özellikle lise seviyesinde yakın zaman içinde ciddi bir derslik ve elbette öğretmen açığı belirecek; çünkü artık aynen ilköğretimde olduğu gibi lisede de hedef yüzde 100 okullaşma oranı olacak. Bu orana yaklaşılacak olursa da derslik ve öğretmen açıkları ortaya çıkacak.
Yasanın iyi tarafı yok mu?
AÇIKCASI, bu yasa içerdiği pek çok sakıncanın yanında çok temel bir iyiliği de beraberinde getiriyor. Bu da, getirilen esnek sistem.
Ama bu iyilikten nasıl yararlanılacağı da tamamen Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamasına bağlı. Maalesef yasa koyucu, bakanlığı esnek sistemin doğru dürüst ve eşitlikçi biçimde uygulanması yolunda zorlayıcı kimi tedbirleri yasaya koymadı.
Türkiye’de sünni çoğunluk için din dersi sevindirici bir gelişme olabilir ama Alevi veya diğer dinlerden azınlıklar için henüz ortada temenniler dışında sevinilecek bir şey yok. Oysa azınlıkların da çoğunluklarla benzer haklardan yararlanması için yasaya tedbirler konabilirdi.
Burada ‘azınlık’ derken illa dini veya etnik azınlıkları düşünmeyin.
Yasaya, mesela ‘Belli bir okul bölgesinde (ilçe) öğrencilerin yüzde 10’unun talep etmesi halinde o seçmeli ders konur’ gibi bir ifade eklense yasa koyucu eşitlikçiliği de teşvik etmiş olurdu.
Eğitim yasasını anlamak ve eleştirmek
EĞİTİM yasasıyla ilgili çok sayıda yazı yazdım. Son yazdığım yazılar, eleştiriden çok yasanın içeriğini anlatmaya çalışan yazılardı.
Yasanın Meclis’ten geçişi bir inatlaşmaya kurban gittiği için, yasada yapılması bence elzem olan pek çok düzeltme ve iyileştirme de yapılamadı.
Ama bana soracak olursanız, bu yasa artık ülkemizin temel siyasi bölünmelerinden biri haline geldi bile. O yüzden, önümüzdeki dönemde de yasanın hep tartışılacağını, zaman zaman da yasada kapsamlı değişikliklere gidileceğini düşünenlerdenim.
Eleştirilerimi kayda geçsin diye özetlemek istiyorum:
- OKULA BAŞLAMA YAŞI: Yasa, 60 ayı doldurmayı alt, 72 ayı doldurmayı ise üst sınır olarak kabul ediyor. Dünyanın dört bir yanında eğitim uzmanları hemfikir ki, 72 ay alt sınır olmalı, 84 ay ise üst. Ve çocuklarımız 60-72 ay aralığında okul öncesi eğitime devam etmeli.
- KADEME GEÇİŞ YAŞLARI: 5-6 yaş arası ilkokula başlanınca 9-10 yaşları arasında mesleki yönlendirmeyi de içeren ortaokula, 13-14 yaşları arasında da liseye başlanmış oluyor. Bu yaş aralıklarının bilişsel becerileri dikkate almadan belirlendiği konusunda bütün uzmanlar hemfikir.
- İLKOKULDAN ORTAOKULA GEÇİŞ: Kademelendirmenin 4’er yıl yapılması da yanlış. İlk kademenin 5, ikinci kademenin 3 ve son kademenin 4 yıl olması daha doğru olurdu.
- YASADA ‘PEYGAMBERİMİZ’ İFADESİ: Laik bir ülkenin vatandaşlarının elbette peygamberi, hatta peygamberleri olur ve o vatandaşların peygamberlerinden sevgi ve saygıyla söz etmesi de son derece normaldir. Ama laik ülkenin yasalarında ‘Peygamberimiz’ diye bir kelime olamaz. Anayasa Mahkemesi sırf bu ‘miz’ eki nedeniyle yasa maddesini iptal ederse şaşırmam doğrusu. Çünkü Türkiye vatandaşları arasında başkasını peygamber olarak benimsemiş olanlar da var.
- OKULDA DİN DERSİ
VERMEK: Türkiye’de din eğitimi konusunun eğitimle ilgili en büyük toplumsal taleplerden biri olduğunu yıllardır yazıyorum. Bu talep karşılanmalıdır. Mesele, talebin ne şekilde karşılanacağıyla ilgilidir. Keşke bu ihtiyaç, okul saatlerinde ve müfredatın içinde değil de, okul dışı saatlerde ve müfredat dışı olarak seçimli biçimde karşılansaydı. Bu haliyle yasanın öngördüğü uygulamanın laiklik ilkesine aykırı olduğunu düşünüyorum.
(İsmet Berkan-hürriyet)
Son Güncelleme: Cuma, 06 Nisan 2012 08:59
Gösterim: 2064
Son dönemlerde yatılı okullarda zehirlenmeler arttı. Bitlis merkeze bağlı Bölükyazı Köyü Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda (YİBO) yedikleri pideden zehirlenen 141 öğrenci, hastaneye kaldırıldı.
Okulda yedikleri yemekten bir süre sonra rahatsızlanan öğrenciler, karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle öğretmenlerine durumu bildirdi. Bunun üzerine okula çağrılan 112 Acil Servis ambulansları ve okulun özel servisleriyle 141 öğrenci, Bitlis Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Hastanede öğrencileri ziyaret eden Bitlis Mili Eğitim Müdürü M. Emin Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, YİBO'daki öğrencilere akşam yemeğinde pide, ayran ve salata verildiğini söyledi.
Yemekten sonra rahatsızlanan öğrencilerde karın ağrısı ve mide bulantısı baş gösterdiğini ifade eden Korkmaz, şöyle konuştu:
''YİBO'da 181 öğrencimiz bulunuyor. Bu öğrencilerimize akşam yemeğinde pide, ayran ve salata verilmiş. Yemekten sonra öğrencilerde karın ağrısı ve kusma baş gösterince öğretmenlerine haber vermişler. Öğretmenler sağlık ekiplerine haber vermiş. YİBO'da zehirlenen 141 öğrencimiz, 112 Acil Servis ambulansları ve okulun özel servisleriyle hastaneye kaldırıldı. Öğrencilerimize serumlar takılarak, gerekli müdahaleler yapıldı. Şu anda durumu acil olan öğrencimiz yok. Öğrencilerimizin çoğu ayakta tedavi edildi.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Son dönemlerde yatılı okullarda zehirlenmeler arttı. Bitlis merkeze bağlı Bölükyazı Köyü Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'nda (YİBO) yedikleri pideden zehirlenen 141 öğrenci, hastaneye kaldırıldı.
Okulda yedikleri yemekten bir süre sonra rahatsızlanan öğrenciler, karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetiyle öğretmenlerine durumu bildirdi. Bunun üzerine okula çağrılan 112 Acil Servis ambulansları ve okulun özel servisleriyle 141 öğrenci, Bitlis Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Hastanede öğrencileri ziyaret eden Bitlis Mili Eğitim Müdürü M. Emin Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, YİBO'daki öğrencilere akşam yemeğinde pide, ayran ve salata verildiğini söyledi.
Yemekten sonra rahatsızlanan öğrencilerde karın ağrısı ve mide bulantısı baş gösterdiğini ifade eden Korkmaz, şöyle konuştu:
''YİBO'da 181 öğrencimiz bulunuyor. Bu öğrencilerimize akşam yemeğinde pide, ayran ve salata verilmiş. Yemekten sonra öğrencilerde karın ağrısı ve kusma baş gösterince öğretmenlerine haber vermişler. Öğretmenler sağlık ekiplerine haber vermiş. YİBO'da zehirlenen 141 öğrencimiz, 112 Acil Servis ambulansları ve okulun özel servisleriyle hastaneye kaldırıldı. Öğrencilerimize serumlar takılarak, gerekli müdahaleler yapıldı. Şu anda durumu acil olan öğrencimiz yok. Öğrencilerimizin çoğu ayakta tedavi edildi.''
Son Güncelleme: Cuma, 06 Nisan 2012 09:15
Gösterim: 2622
Sabıka kayıtlarının kaymakamlıklarca verilmesini, arşiv süresinin 15 ve 30 yıla indirilmesini öngören teklif, TBMM'de kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen yasaya göre, sabıka kayıtları tüm kaymakamlıklarca verilebilecek. Arşiv bilgileri; ilgilinin ölümü üzerine; Anayasa'nın ''Milletvekili seçilme yeterliliği''ni düzenleyen 76. maddesi ile bazı kanunlarda yer alan ve bir hak mahrumiyetine neden olan mahkumiyetler bakımından, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl ve her halde 30 yıl geçmesiyle; diğer mahkumiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesiyle tamamen silinecek. Bu düzenleme, eski kayıtlar için de uygulanacak.
Bununla, mevcut yasada 80 yıl olan mahkumiyetleri arşivde saklama süresi 15 yıla indiriliyor, ancak kişi memnu haklarını almamışsa bu süre 30 yıl olarak uygulanacak.
Kanunla silinme koşullarının gerçekleşmesi halinde, daha önce mahkemelere ait olan arşiv kaydının silinmesi yetki ve görevi, iş yükü dikkate alınarak ve yargının hızlandırılması amacıyla Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne verilecek.
Yasa, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'da da değişiklik içeriyor. Mevcut kanunda elektronik kart uygulaması ile kamera ve benzeri teknik donanımın, Spor Toto Süper Lig müsabakalarının gerçekleştirildiği stadyumlarda 14 Nisan 2012 tarihine kadar kurulması öngörülürken, yasayla, bu süre 14 Nisan 2014 tarihine uzatıldı. Yürürlükteki kanuna göre, bu yükümlülükleri yerine getirmeyen Spor Toto Süper Lig kulüplerine, her bir müsabaka için 100 bin lira idari para cezası verilecekti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sabıka kayıtlarının kaymakamlıklarca verilmesini, arşiv süresinin 15 ve 30 yıla indirilmesini öngören teklif, TBMM'de kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen yasaya göre, sabıka kayıtları tüm kaymakamlıklarca verilebilecek. Arşiv bilgileri; ilgilinin ölümü üzerine; Anayasa'nın ''Milletvekili seçilme yeterliliği''ni düzenleyen 76. maddesi ile bazı kanunlarda yer alan ve bir hak mahrumiyetine neden olan mahkumiyetler bakımından, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 15 yıl ve her halde 30 yıl geçmesiyle; diğer mahkumiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren 5 yıl geçmesiyle tamamen silinecek. Bu düzenleme, eski kayıtlar için de uygulanacak.
Bununla, mevcut yasada 80 yıl olan mahkumiyetleri arşivde saklama süresi 15 yıla indiriliyor, ancak kişi memnu haklarını almamışsa bu süre 30 yıl olarak uygulanacak.
Kanunla silinme koşullarının gerçekleşmesi halinde, daha önce mahkemelere ait olan arşiv kaydının silinmesi yetki ve görevi, iş yükü dikkate alınarak ve yargının hızlandırılması amacıyla Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'ne verilecek.
Yasa, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'da da değişiklik içeriyor. Mevcut kanunda elektronik kart uygulaması ile kamera ve benzeri teknik donanımın, Spor Toto Süper Lig müsabakalarının gerçekleştirildiği stadyumlarda 14 Nisan 2012 tarihine kadar kurulması öngörülürken, yasayla, bu süre 14 Nisan 2014 tarihine uzatıldı. Yürürlükteki kanuna göre, bu yükümlülükleri yerine getirmeyen Spor Toto Süper Lig kulüplerine, her bir müsabaka için 100 bin lira idari para cezası verilecekti.
Son Güncelleme: Perşembe, 05 Nisan 2012 20:43
Gösterim: 2162

