Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koordinasyonunda, okul öncesi ve temel eğitim birinci kademe okullarda eğitim gören öğrencilere, kuru üzüm dağıtımı gerçekleştirilecek.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in girişimleri sonucunda Bakanlığın koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile iş birliği içerisinde öğrencilere kuru üzümdağıtımı yapılacak. Dağıtım, 2015/16 eğitim döneminde, okul öncesi ve temel eğitim birinci kademe okullarda eğitim gören öğrencileri kapsayacak. 81 il, 957 ilçe ve köyde eğitim gören yaklaşık 6,5 milyon öğrenci dağıtımdan yararlanacak. Okullarda dağıtım işlemlerine kısa sürede başlanacak ve haziran ayında okulların kapanmasına kadar devam edilecek. Dağıtım 25 gramlık paketler halinde ve haftada 1 kez yapılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koordinasyonunda, okul öncesi ve temel eğitim birinci kademe okullarda eğitim gören öğrencilere, kuru üzüm dağıtımı gerçekleştirilecek.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in girişimleri sonucunda Bakanlığın koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile iş birliği içerisinde öğrencilere kuru üzümdağıtımı yapılacak. Dağıtım, 2015/16 eğitim döneminde, okul öncesi ve temel eğitim birinci kademe okullarda eğitim gören öğrencileri kapsayacak. 81 il, 957 ilçe ve köyde eğitim gören yaklaşık 6,5 milyon öğrenci dağıtımdan yararlanacak. Okullarda dağıtım işlemlerine kısa sürede başlanacak ve haziran ayında okulların kapanmasına kadar devam edilecek. Dağıtım 25 gramlık paketler halinde ve haftada 1 kez yapılacak.
Son Güncelleme: Salı, 29 Mart 2016 17:33
Gösterim: 1806
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ömer Demir, kurumun uyguladığı sınavlarda sorularla cevap kağıdını aynı kitapçıkta birleştirecek yeni bir uygulama geçeceklerini, böylece adayların hem cevapları kaydırma riskinin ortadan kalkacağını hem de zaman kaybetmeyeceklerini bildirdi.
Demir, uygulamaya 30 Nisan 2016'da yapılacak sınavla başlanacağını ve zamanla diğer sınavlara yaygınlaştırılacağını belirtti. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Demir, kurumun yeni bir teknolojik uygulamaya daha imza attığını söyledi.
Sınavlarda sorularla cevap kağıdını aynı kitapçıkta birleştirecek yeni bir uygulama üzerinde çalıştıklarını anlatan Demir, "Sınavlarda, artık ayrı bir cevap kağıdı olmayacak ve soru kitapçığında direkt soruların altında cevap alanı yer alacak" dedi. Bu uygulamayla sınavdaki testlerin tek kitapçık halinde adaylara verileceğini söyleyen Demir, şöyle devam etti: "Her bir sorunun altında cevap alanı olacak, o cevap alanına aynen optik okuyuculu cevap kağıdını işaretler gibi kişiler işaretleme yapacak. Sınav kitapçığındaki bütün sorular yine çoktan seçmeli olacak, her soru için beş farklı seçenek yer alacak. Cevaplar, her sorunun bitiminde yer alan cevap alanlarına işaretlenecek. Kitapçıkların tüm sayfaları, ÖSYM’de taranacak, sayfa görüntüleri üzerinden görüntü işleme yöntemleriyle adayların işaretleri belirlenecek ve bilgisayar ortamında değerlendirilecek."
"İşlem tasarrufu sağlanacak"
Yeni uygulama ile adayların cevap kağıdında cevapları kaydırma riskinin de tamamen ortadan kalkacağını belirten Demir, "Adayların cevap kağıtlarına dolduracakları alanları soru kitapçığına işaretlemeleri yeterli olacak. Adaylar, soruları ayrı bir cevap kağıdına geçirmek ile zaman kaybetmeyerek sorunun cevabını hemen sorunun altına, sayfa çevirmeden süre kaybetmeksizin yanıtlayabilecekler. Bu itibarla, soru başına düşen sürede işlem tasarrufu sağlanacak" dedi. Uygulamayı küçük çaplı bir sınavla başlatacaklarını söyleyen Demir, "Uygulamaya ilk olarak 30 Nisan 2016 tarihinde uygulanacak olan 2016 İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İş Yeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (2016-İSG) ile geçilecek olup bu uygulama zamanla diğer sınavlara yaygınlaştırılacak" diye konuştu.
"10 okulda deneme yapıldı"
Ankara'da 10'un üzerinde okulda lise öğrencileri üzerinde uygulamayı denediklerini bildiren Demir, sistemin sorunsuz çalıştığını söyledi. Prof. Dr. Ömer Demir, sistemin iş yükünü arttıracağını, bu kapsamda sadece cevap kağıdının değil, soru kağıdının tümünün okunacağını, soru ve cevapların bir arada bulunmasının da adaylara büyük kolaylık sağlayacağını vurguladı.
Açık uçlu sorulara ön hazırlık
Cevap kağıdına son verecek çalışmanın aynı zamanda açık uçlu soruların sınavlarda sorulabilmesi için bir ön hazırlık olduğunu vurgulayan Demir, açık uçlu soruları daha önce Kaymakam Adaylığı Sınavlarında 10 bin adaya uyguladıklarını anlattı.
Adaylardan sınav öncesi soru kitapçığının ön kapağında yer alan sayfada, alfabenin bütün harflerini ve rakamları yazmalarını gerektiren yeni bir uygulamaya daha geçeceklerini belirten Demir, "ÖSYM olarak el yazısıyla örneğin 'a' harfinin adaylar tarafından ne kadar farklılıkla yazılabildiğinin bir arşivini oluşturacağız. Böylece Türkiye'ye özgü, adaylarımızın yazı çeşitliliğini stoklayacak zengin bir alfabe el yazısı arşivimiz olacak. Soru ve cevap kağıdını birleştiren bu çalışmamızla birlikte bu uygulamamızı da İSG ile başlatacağız" diye konuştu.
Açık uçlu sorular kapsamında kısa cevaplı bir sorunun sorulması sistemine kolayca geçebileceklerini belirten Demir, "Sınavları bilgiden ziyade strateji oyununa dönüştürmekten de uzaklaştırmamız için açık uçlu sorulara geçmek gerekiyor. Adayların gerçekten konuları bilip bilmediğini öğrenmek için açık uçlu sorulara geçmek önemli" değerlendirmesini yaptı.
Açık uçlu soruların, sadece ÖSYM sınavlarında değil, orta öğretimdeki sınavlarda da sorulması için diğer kurumlarla da işbirliği yapmak gerektiğinin altını çizen Demir, teknolojide bir sıkıntı olmadığını, sadece kamuoyunun oluşturulması ve adayların hazırlanması gerektiğini söyledi. Şu an için bir sınavda açık uçlu soru soracağız diye bir karar vermiş değiliz. Ama daha çok ilk denemeleri çok geniş kitlelerin katıldığı sınavlarda değil de aday kitlesi daha küçük olan sınavlarda yapmak arzusundayız. O yüzden böyle bir deneme yaparsak bile küçük gruplardan başlayarak bunu genişletmek düşüncesindeyiz" dedi. Açık uçlu soru olduğu zaman yanlışın doğruyu götürmeyeceğini, böylece şans faktörünün de ortadan kalkacağını belirten Demir, "Böylece, adaylar ne kadar doğru yaparsa o sayılacak, yanlışlarıyla ilgili netlerinden bir düşme yapılmayacak. Bu da bir doğruyu bilen adaylar için avantaj olacak" die konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ömer Demir, kurumun uyguladığı sınavlarda sorularla cevap kağıdını aynı kitapçıkta birleştirecek yeni bir uygulama geçeceklerini, böylece adayların hem cevapları kaydırma riskinin ortadan kalkacağını hem de zaman kaybetmeyeceklerini bildirdi.
Demir, uygulamaya 30 Nisan 2016'da yapılacak sınavla başlanacağını ve zamanla diğer sınavlara yaygınlaştırılacağını belirtti. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Demir, kurumun yeni bir teknolojik uygulamaya daha imza attığını söyledi.
Sınavlarda sorularla cevap kağıdını aynı kitapçıkta birleştirecek yeni bir uygulama üzerinde çalıştıklarını anlatan Demir, "Sınavlarda, artık ayrı bir cevap kağıdı olmayacak ve soru kitapçığında direkt soruların altında cevap alanı yer alacak" dedi. Bu uygulamayla sınavdaki testlerin tek kitapçık halinde adaylara verileceğini söyleyen Demir, şöyle devam etti: "Her bir sorunun altında cevap alanı olacak, o cevap alanına aynen optik okuyuculu cevap kağıdını işaretler gibi kişiler işaretleme yapacak. Sınav kitapçığındaki bütün sorular yine çoktan seçmeli olacak, her soru için beş farklı seçenek yer alacak. Cevaplar, her sorunun bitiminde yer alan cevap alanlarına işaretlenecek. Kitapçıkların tüm sayfaları, ÖSYM’de taranacak, sayfa görüntüleri üzerinden görüntü işleme yöntemleriyle adayların işaretleri belirlenecek ve bilgisayar ortamında değerlendirilecek."
"İşlem tasarrufu sağlanacak"
Yeni uygulama ile adayların cevap kağıdında cevapları kaydırma riskinin de tamamen ortadan kalkacağını belirten Demir, "Adayların cevap kağıtlarına dolduracakları alanları soru kitapçığına işaretlemeleri yeterli olacak. Adaylar, soruları ayrı bir cevap kağıdına geçirmek ile zaman kaybetmeyerek sorunun cevabını hemen sorunun altına, sayfa çevirmeden süre kaybetmeksizin yanıtlayabilecekler. Bu itibarla, soru başına düşen sürede işlem tasarrufu sağlanacak" dedi. Uygulamayı küçük çaplı bir sınavla başlatacaklarını söyleyen Demir, "Uygulamaya ilk olarak 30 Nisan 2016 tarihinde uygulanacak olan 2016 İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü İş Yeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sınavı (2016-İSG) ile geçilecek olup bu uygulama zamanla diğer sınavlara yaygınlaştırılacak" diye konuştu.
"10 okulda deneme yapıldı"
Ankara'da 10'un üzerinde okulda lise öğrencileri üzerinde uygulamayı denediklerini bildiren Demir, sistemin sorunsuz çalıştığını söyledi. Prof. Dr. Ömer Demir, sistemin iş yükünü arttıracağını, bu kapsamda sadece cevap kağıdının değil, soru kağıdının tümünün okunacağını, soru ve cevapların bir arada bulunmasının da adaylara büyük kolaylık sağlayacağını vurguladı.
Açık uçlu sorulara ön hazırlık
Cevap kağıdına son verecek çalışmanın aynı zamanda açık uçlu soruların sınavlarda sorulabilmesi için bir ön hazırlık olduğunu vurgulayan Demir, açık uçlu soruları daha önce Kaymakam Adaylığı Sınavlarında 10 bin adaya uyguladıklarını anlattı.
Adaylardan sınav öncesi soru kitapçığının ön kapağında yer alan sayfada, alfabenin bütün harflerini ve rakamları yazmalarını gerektiren yeni bir uygulamaya daha geçeceklerini belirten Demir, "ÖSYM olarak el yazısıyla örneğin 'a' harfinin adaylar tarafından ne kadar farklılıkla yazılabildiğinin bir arşivini oluşturacağız. Böylece Türkiye'ye özgü, adaylarımızın yazı çeşitliliğini stoklayacak zengin bir alfabe el yazısı arşivimiz olacak. Soru ve cevap kağıdını birleştiren bu çalışmamızla birlikte bu uygulamamızı da İSG ile başlatacağız" diye konuştu.
Açık uçlu sorular kapsamında kısa cevaplı bir sorunun sorulması sistemine kolayca geçebileceklerini belirten Demir, "Sınavları bilgiden ziyade strateji oyununa dönüştürmekten de uzaklaştırmamız için açık uçlu sorulara geçmek gerekiyor. Adayların gerçekten konuları bilip bilmediğini öğrenmek için açık uçlu sorulara geçmek önemli" değerlendirmesini yaptı.
Açık uçlu soruların, sadece ÖSYM sınavlarında değil, orta öğretimdeki sınavlarda da sorulması için diğer kurumlarla da işbirliği yapmak gerektiğinin altını çizen Demir, teknolojide bir sıkıntı olmadığını, sadece kamuoyunun oluşturulması ve adayların hazırlanması gerektiğini söyledi. Şu an için bir sınavda açık uçlu soru soracağız diye bir karar vermiş değiliz. Ama daha çok ilk denemeleri çok geniş kitlelerin katıldığı sınavlarda değil de aday kitlesi daha küçük olan sınavlarda yapmak arzusundayız. O yüzden böyle bir deneme yaparsak bile küçük gruplardan başlayarak bunu genişletmek düşüncesindeyiz" dedi. Açık uçlu soru olduğu zaman yanlışın doğruyu götürmeyeceğini, böylece şans faktörünün de ortadan kalkacağını belirten Demir, "Böylece, adaylar ne kadar doğru yaparsa o sayılacak, yanlışlarıyla ilgili netlerinden bir düşme yapılmayacak. Bu da bir doğruyu bilen adaylar için avantaj olacak" die konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Mart 2016 12:58
Gösterim: 1847
Milli Eğitim Bakanı Avcı, "Önümüzdeki yıldan itibaren okullarımızda seçmeli 'şehir kültürü' dersleri vermeye başlıyoruz" dedi.
Avcı, Mardin Eğitim Vakfı (MARSEV) tarafından düzenlenen Mardin Artuklu Üniversitesi tanıtım programında yaptığı konuşmada, bu üniversitenin fark oluşturan çalışmalar yaptığını anlattı. "Yaşayan Diller Enstitüsü ile beraber Arap, Kürt, Süryani dilleri üzerine verilen lisans eğitimleri, Artuklu Üniversitesinin yeni Türkiye anlayışına uygun atılımlarıdır." ifadesini kullanan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milli Eğitim olarak, eğitim sistemimizde, öğrencilere şehirlerin kültürel ve tarihi zenginliklerini tanıtma konusunda zaafımız olduğunu görerek, önümüzdeki yıldan itibaren okullarımızda seçmeli 'şehir kültürü' dersleri vermeye başlıyoruz. Mardin'in böyle bir ders için ne büyük bir potansiyel taşıdığını, böyle bir dersi koymakla ne iyi ettiğimizi ve Mardin'in bunun nasıl hakkını vereceğini görüntüleri (Mardin tanıtım filmi) izlerken bir kere daha gördüm."
MEB olarak küçük bir müjde vermek istediğini dile getiren Avcı, şöyle konuştu: "Özellikle yaşayan diller enstitüsünden mezun olan ve Kürtçe, Zazaki öğretmenliği eğitimi almış olan öğrencilere kadro vermeye başlamıştık, bu yıl da verdik. Şimdi göreve başlamayan, müracaat etmeyen öğretmen adaylarından elimizde 25 kadro vardı. 25 kadroyu da inşallah yine bugünlerde Mardin Artuklu Üniversitesi mezunları başta olmak üzere, bu bölümlerden mezun olanlara yönelik bir kadro olarak sunduk."
Yeni fakülte kuruluyor
Mardin Artuklu Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet Ağırakça ise ağırlıklı olarak sosyal bilimler alanında tüm Ortadoğuya hitap eden uluslararası bir üniversite olmak için gayret gösterdiklerini ifade etti. Yaşayan Diller Enstitüsü bünyesinde Arapça, Süryanice ve Kürtçe dillerinde eğitimler verdiklerini hatırlatan Ağırakça, üniversite senatosunda Türkiye'de ilk olacak şekilde Diller ve Medeniyetler Fakültesi adıyla yeni bir fakülte açacaklarını bildirdi. Fakültede 8 ayrı dilin okutulduğu, bunun yanı sıra Arapça, İngilizce, Süryanice, Kürtçe, Farsça, İbranice, Ermenice gibi dillerin okutulacağını ve Dışişleri Bakanlığına eleman yetiştirmek amacıyla gayret göstereceklerini söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, "Önümüzdeki yıldan itibaren okullarımızda seçmeli 'şehir kültürü' dersleri vermeye başlıyoruz" dedi.
Avcı, Mardin Eğitim Vakfı (MARSEV) tarafından düzenlenen Mardin Artuklu Üniversitesi tanıtım programında yaptığı konuşmada, bu üniversitenin fark oluşturan çalışmalar yaptığını anlattı. "Yaşayan Diller Enstitüsü ile beraber Arap, Kürt, Süryani dilleri üzerine verilen lisans eğitimleri, Artuklu Üniversitesinin yeni Türkiye anlayışına uygun atılımlarıdır." ifadesini kullanan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Milli Eğitim olarak, eğitim sistemimizde, öğrencilere şehirlerin kültürel ve tarihi zenginliklerini tanıtma konusunda zaafımız olduğunu görerek, önümüzdeki yıldan itibaren okullarımızda seçmeli 'şehir kültürü' dersleri vermeye başlıyoruz. Mardin'in böyle bir ders için ne büyük bir potansiyel taşıdığını, böyle bir dersi koymakla ne iyi ettiğimizi ve Mardin'in bunun nasıl hakkını vereceğini görüntüleri (Mardin tanıtım filmi) izlerken bir kere daha gördüm."
MEB olarak küçük bir müjde vermek istediğini dile getiren Avcı, şöyle konuştu: "Özellikle yaşayan diller enstitüsünden mezun olan ve Kürtçe, Zazaki öğretmenliği eğitimi almış olan öğrencilere kadro vermeye başlamıştık, bu yıl da verdik. Şimdi göreve başlamayan, müracaat etmeyen öğretmen adaylarından elimizde 25 kadro vardı. 25 kadroyu da inşallah yine bugünlerde Mardin Artuklu Üniversitesi mezunları başta olmak üzere, bu bölümlerden mezun olanlara yönelik bir kadro olarak sunduk."
Yeni fakülte kuruluyor
Mardin Artuklu Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet Ağırakça ise ağırlıklı olarak sosyal bilimler alanında tüm Ortadoğuya hitap eden uluslararası bir üniversite olmak için gayret gösterdiklerini ifade etti. Yaşayan Diller Enstitüsü bünyesinde Arapça, Süryanice ve Kürtçe dillerinde eğitimler verdiklerini hatırlatan Ağırakça, üniversite senatosunda Türkiye'de ilk olacak şekilde Diller ve Medeniyetler Fakültesi adıyla yeni bir fakülte açacaklarını bildirdi. Fakültede 8 ayrı dilin okutulduğu, bunun yanı sıra Arapça, İngilizce, Süryanice, Kürtçe, Farsça, İbranice, Ermenice gibi dillerin okutulacağını ve Dışişleri Bakanlığına eleman yetiştirmek amacıyla gayret göstereceklerini söyledi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 26 Mart 2016 11:42
Gösterim: 2155
Milli Eğitim Bakanı Avcı, "AB'nin tartıştığı 3 milyar avro destekten söz ediliyor. Sadece MEB olarak Suriyeli öğrencilere verdiğimiz eğitimin maliyeti 3 milyar avronun üzerinde." dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yaptığı açıklamada, "Bugünlerde AB'nin 'Şöyle yapsak da mı versek, böyle yapsak da mı vermesek' diye tartıştığı 3 milyar avro destekten söz ediliyor. Henüz kendisi yok da lafı dolaşıyor ortalıkta. Sadece Milli Eğitim Bakanlığı olarak bugün Suriyeli öğrencilere verdiğimiz eğitimin maliyeti 3 milyar avronun üzerindedir." dedi.
"Uluslararası topluluğun duyarlılığından memnun değiliz"
Uluslararası kamuoyunun, Suriyeli sığınmacıların sorunlarının çözümü konusunda duyarlılığının yetersiz olduğunu belirten Avcı, "Uluslararası topluluğun duyarlılığından doğrusu memnun değiliz. Yeterince duyarlılık gösterdiklerini söyleyemem. Evet, UNICEF kendi ölçüsünde elinden geleni yapmaya çalışıyor, çok fazla şikayet etmiyoruz ama UNICEF'in, BM'nin ve uluslararası toplumun bu konularda daha duyarlı olmasını beklemek hakkımız." şeklinde konuştu. "Türkiye'de eğitim öğretim çağında 750 bin Suriyeli öğrenci var. Bunların 350 bini Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitime alınmış durumda." bilgisini veren Avcı, devlet okullarının yanı sıra kamplarda ve sivil toplum kuruluşlarınca açılan özel eğitim merkezlerinde eğitimlerin sürdüğünü kaydetti.
Eğitimde kalitenin artırılması çalışmaları
Eğitimde fiziki ve beşeri altyapıyı geliştirmek için çalıştıklarını belirten Bakan Avcı, "4+4+4 düzenlemesi oturdu, geri dönüşler olumlu. Artık yeni okullar, derslikler, öğretmen alımları için çalışmaya devam edeceğiz. Bundan sonra daha fazla eğitimin niteliğinin artırılması, ders programımızın, müfredatımızın güncellenmesi için çalışmalarımıza yoğunluk vereceğiz. Önceliklerimiz daha çok kaliteye yönelik." değerlendirmesinde bulundu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, "AB'nin tartıştığı 3 milyar avro destekten söz ediliyor. Sadece MEB olarak Suriyeli öğrencilere verdiğimiz eğitimin maliyeti 3 milyar avronun üzerinde." dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yaptığı açıklamada, "Bugünlerde AB'nin 'Şöyle yapsak da mı versek, böyle yapsak da mı vermesek' diye tartıştığı 3 milyar avro destekten söz ediliyor. Henüz kendisi yok da lafı dolaşıyor ortalıkta. Sadece Milli Eğitim Bakanlığı olarak bugün Suriyeli öğrencilere verdiğimiz eğitimin maliyeti 3 milyar avronun üzerindedir." dedi.
"Uluslararası topluluğun duyarlılığından memnun değiliz"
Uluslararası kamuoyunun, Suriyeli sığınmacıların sorunlarının çözümü konusunda duyarlılığının yetersiz olduğunu belirten Avcı, "Uluslararası topluluğun duyarlılığından doğrusu memnun değiliz. Yeterince duyarlılık gösterdiklerini söyleyemem. Evet, UNICEF kendi ölçüsünde elinden geleni yapmaya çalışıyor, çok fazla şikayet etmiyoruz ama UNICEF'in, BM'nin ve uluslararası toplumun bu konularda daha duyarlı olmasını beklemek hakkımız." şeklinde konuştu. "Türkiye'de eğitim öğretim çağında 750 bin Suriyeli öğrenci var. Bunların 350 bini Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitime alınmış durumda." bilgisini veren Avcı, devlet okullarının yanı sıra kamplarda ve sivil toplum kuruluşlarınca açılan özel eğitim merkezlerinde eğitimlerin sürdüğünü kaydetti.
Eğitimde kalitenin artırılması çalışmaları
Eğitimde fiziki ve beşeri altyapıyı geliştirmek için çalıştıklarını belirten Bakan Avcı, "4+4+4 düzenlemesi oturdu, geri dönüşler olumlu. Artık yeni okullar, derslikler, öğretmen alımları için çalışmaya devam edeceğiz. Bundan sonra daha fazla eğitimin niteliğinin artırılması, ders programımızın, müfredatımızın güncellenmesi için çalışmalarımıza yoğunluk vereceğiz. Önceliklerimiz daha çok kaliteye yönelik." değerlendirmesinde bulundu.
Son Güncelleme: Pazar, 27 Mart 2016 18:11
Gösterim: 1530
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ensar Vakfı'nda yaşananlarla ilgili yargı sürecinin yanında bakanlık olarak kendilerini ilgilendiren boyutlarıyla idari soruşturmaları sürdürdüklerini söyledi.
Karaman'daki istismar iddiasıyla ilgili olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bu vakfın yetkisi var mı? MEB neden işbirliği yapıyor?' diye sorduğunun hatırlatılması üzerine Avcı, olayın yargıya intikal ettiğini ve yargı sürecinin devam ettiğini belirtti.
Bakanlığın pek çok sivil toplum kuruluşuyla, imzaladığı protokollerle işbirliği yaptığının ve bundan sonra da yapacağının altını çizen Avcı, "Ensar Vakfı da bizim çok verimli işbirliği yaptığımız sivil toplum kuruluşlarımızdan biridir. Herhangi bir kişinin, o sivil toplum kuruluşuyla ilişkisinin ne düzeyde olduğunu da bilmediğimiz bir kişinin işlediği suç veya suçlardan ötürü topyekun bir camiayı töhmet altında bırakmak doğru değildir. Başka sivil toplum kuruluşlarıyla da benzer işbirliklerimiz var. Bundan sonra da eğitime katkıda bulunmak isteyen hayırseverlerimizle, vakıflarımızla işbirliğimizi sürdüreceğiz." değerlendirmesini yaptı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ensar Vakfı'nda yaşananlarla ilgili yargı sürecinin yanında bakanlık olarak kendilerini ilgilendiren boyutlarıyla idari soruşturmaları sürdürdüklerini söyledi.
Karaman'daki istismar iddiasıyla ilgili olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bu vakfın yetkisi var mı? MEB neden işbirliği yapıyor?' diye sorduğunun hatırlatılması üzerine Avcı, olayın yargıya intikal ettiğini ve yargı sürecinin devam ettiğini belirtti.
Bakanlığın pek çok sivil toplum kuruluşuyla, imzaladığı protokollerle işbirliği yaptığının ve bundan sonra da yapacağının altını çizen Avcı, "Ensar Vakfı da bizim çok verimli işbirliği yaptığımız sivil toplum kuruluşlarımızdan biridir. Herhangi bir kişinin, o sivil toplum kuruluşuyla ilişkisinin ne düzeyde olduğunu da bilmediğimiz bir kişinin işlediği suç veya suçlardan ötürü topyekun bir camiayı töhmet altında bırakmak doğru değildir. Başka sivil toplum kuruluşlarıyla da benzer işbirliklerimiz var. Bundan sonra da eğitime katkıda bulunmak isteyen hayırseverlerimizle, vakıflarımızla işbirliğimizi sürdüreceğiz." değerlendirmesini yaptı.
Son Güncelleme: Cumartesi, 26 Mart 2016 11:19
Gösterim: 1989

