Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
18 Mart’ta Yükseköğretim Kurulu’nun aldığı kararla Mart ayının sonunda itibaren tüm Türkiye’de üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararlaştırılmıştı. Üsküdar Üniversitesi, Türkiye genelinde 350 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirdiği araştırmada gençlerin uzaktan eğitime bakış açısını değerlendirdi. Covid Gençlik isimli araştırma, katılımcıların yüzde 48’inin bazı derslerin yüz yüze sınıf ortamında bazı derslerin ise online olarak uygulanacağı hibrid modelini tercih ettiğini ortaya koydu.
Pandemi sürecinde toplumda büyük ilgi uyandıran birçok sosyolojik ve psikolojik araştırmaya imza atan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tuğba Aydın Öztürk tarafından yürütülen Covid Gençlik isimli bir araştırma gerçekleştirdi.
Öğrencilerin fikir ve beklentileri analiz edildi
Haziran 2020’de Türkiye genelinde 350 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilen ‘Covid Gençlik’ isimli araştırma, üniversite öğrencilerinin bu süreçte devam eden uzaktan eğitim hakkındaki olumlu ve olumsuz fikirleri ile beklentilerini anlamak için uygulandı. Araştırmaya Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tuğba Aydın Öztürk öncülük etti.
Araştırmaya katılanların yüzde 18’inin üniversite 1. sınıf, yüzde 21’inin üniversite 2. sınıf, yüzde 28’inin üniversite 3. sınıf, yüzde 22’sinin üniversite 4. sınıf, yüzde 6’sının yüksek lisans ve yüzde 2’sinin doktora öğrencisi oldukları görüldü. Katılımcıların yüzde 35’i devlet ve yüzde 65’i vakıf üniversitesi öğrencisi olup, yüzde 95’i Covid-19 sürecinde derslerin online olarak uzaktan eğitim olarak devam ettiğini belirtti.
Hibrid eğitim modeli beğenildi
Katılımcılardan yüzde 48’inin bazı derslerin yüzyüze sınıf ortamında bazı derslerin ise online olarak uygulanacağı hibrid modeli tercih ettiklerini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Aydın Öztürk, “Hibrid modeli melez, karışık ya da harmanlanmış öğrenme olarak düşünebilir. Bu metodda geleneksel öğrenme yöntemi ile çevrimiçi sınıflar bir araya geliyor. Çalışmaya katılan öğrencilerin yüzde 46’sı derslere yüzyüze geleneksel yani kampüs ortamında devam etmek istediklerini belirttiler. Arkadaş ve okul ortamını özleme, yüzyüze eğitimde daha iyi konsantre olma ve daha fazla etkileşim imkanı vermesi gibi sebeplerle öğrenciler geleneksel öğrenme metodunu tercih ettiler. Katılımcıların yalnızca %6’sı sadece online gerçekleşecek derslere devam etmek istediğini ifade etti. Uzaktan eğitim, lisansüstü öğrenciler ve hem üniversite okuyup hem de çalışmak durumunda kalan öğrenciler için faydalı bir model olarak öne çıkıyor. Diğer taraftan sanat, tıp alanları ya da fen bilimleri gibi uygulamalı alanlarda online eğitim uygulamaları yeterince verimli bulunmadı” dedi.
Trafikte zaman kaybını önlemesi avantaj sağlıyor
Öztürk, katılımcılara göre uzaktan eğitimin verimini etkileyen olumlu faktörlerin başında yüzde 62’lik oran ile asenkron derslere katılmanın geldiğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Asenkronize derslerde öğrenciler, eğitmen tarafından kaydedilen ders içeriğine istedikleri zaman ve istedikleri kadar erişim sağlayabildikleri için tekrar yapabilme imkanına sahip oluyorlar. Öğrencilerin yüzde 61’i derslere istedikleri yerden devam edebilmenin ve fiziksel sınırların ortadan kalkmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Öğrencilerin yüzde 58’i uzaktan eğitim sayesinde ulaşım, barınma ve dışarıda beslenme için harcanan ekonomik giderlerin azalmasını ve yüzde 49’u özellikle büyükşehirler başta olmak üzere trafikte vakit kaybetmek zorunda kalmamayı eğitimin verimliliğini arttıran unsurlar olarak görüyor. Uzaktan eğitimin verimini arttıran diğer olumlu özellikler ise; yüzde 45 oranında ortamın daha esnek ve konforlu olması, yüzde 38 oranında öğrencilerin kendisine daha çok vakit ayırabilmesi, yüzde 33 oranında ise sanal toplantı tecrübesi kazanma olarak sıralandı.”
Covid – 19 ders verimliliğini düşürdü
Covid-19 sürecinde öğrencilerin yüzde 55’inin bu süreçte kendilerini isteksiz ve mutsuz hissettiklerini ve bu sebeple derslerden gerekli verimi alamadıklarını belirten Öztürk, “Özellikle 20 yaş altındaki gençlerin 3 aya yakın bir süre evden çıkamadığı, diğer öğrencilerin ise mümkün olduğunca az dışarı çıktıkları düşünüldüğünde, motivasyon eksikliğinin eğitimin içeriğinden çok salgın şartlarıyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de eğitimin verimini olumsuz yönde etkileyen ilk faktör olarak karşımıza çıkar. Salgının ülkemizde görülmesinin hemen ardından sanal sınıflarda eğitime çok hızlı bir biçimde geçildi ve bu süreçte eğitmenler ve öğrencilerin sisteme çok hızlı adapte olması beklentisi oluştu. Ancak sonuçlar, katılımcı öğrencilerin yüzde 40’a yakınının sanal sınıfta dersi anlamakta güçlük çektiğini ortaya koydu” dedi.
Kurumlar uzaktan eğitim altyapısını güçlendirmeli
Katılımcıların yüzde 24’ünün eğitmenlerin sanal teknolojilere uyum sağlayamadığını belirttiklerini ifade eden Öztürk, “Dersin devamlılığı, bağlantının zayıf olması ve ekranın donması gibi sebeplerle kesintiye uğrayabiliyor. Öğrencilerin yüzde 33’ü bağlantı hızının düşük olması sebebiyle derslerde konsantrasyon sorunu yaşadığını belirtti. Bu sebeple önümüzdeki eğitim dönemlerinde hibrid eğitim modeline hazırlanan tüm eğitim kurumlarının altyapı konusunda hazırlıklı olması bekleniyor. Öğrenciler açısından uzaktan eğitimin verimini olumsuz etkileyen kişisel etkenler de araştırma sonuçlarında görüldü. Kişisel etkenler; yüzde 28 ev işleriyle ilgilenmek zorunda olmak, yüzde 21 sınıf arkadaşlarından ayrı kalmak, yüzde 20 evde kendine ayıracak zaman olmaması, yüzde 11 evde kendine ayıracak mekan olmaması ve internet paketinin yetmemesi olarak sıralandı” dedi.
Dr. Tuğba Aydın Öztürk: “Çoklu iş birliği dönemine girmeliyiz”
Dr. Tuğba Aydın Öztürk, eğitmenlerin ve öğrencilerin sanal teknolojileri kullanma konusunda eğitim alması gerektiğini söyledi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Covid-19 pandemisinin dünya genelinde belirsiz bir süre daha devam edeceği, çok sayıda büyük şirketin ve üniversitenin uzaktan çalışma, uzaktan eğitim modellerine geçiş yaptığı göz önünde bulundurulduğunda bu konuda hazırlıklı olmak gerektiği görülüyor. Anaokulundan üniversiteye kadar her seviyede eğitim kurumu altyapısal olarak hibrid eğitim için gereken kaynakları geliştirmeli ve GSM operatörleri sanal video, konferans, toplantı uygulamaları için dijital altyapılarını yeni normale uyumlu hale getirmelidir. Kısa süreçte harcanacak emek ve maddi kaynaklar, uzun vadede Türkiye'nin yüksek öğretim kalitesine olumlu katkılar sağlayacaktır.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
18 Mart’ta Yükseköğretim Kurulu’nun aldığı kararla Mart ayının sonunda itibaren tüm Türkiye’de üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararlaştırılmıştı. Üsküdar Üniversitesi, Türkiye genelinde 350 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirdiği araştırmada gençlerin uzaktan eğitime bakış açısını değerlendirdi. Covid Gençlik isimli araştırma, katılımcıların yüzde 48’inin bazı derslerin yüz yüze sınıf ortamında bazı derslerin ise online olarak uygulanacağı hibrid modelini tercih ettiğini ortaya koydu.
Pandemi sürecinde toplumda büyük ilgi uyandıran birçok sosyolojik ve psikolojik araştırmaya imza atan Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tuğba Aydın Öztürk tarafından yürütülen Covid Gençlik isimli bir araştırma gerçekleştirdi.
Öğrencilerin fikir ve beklentileri analiz edildi
Haziran 2020’de Türkiye genelinde 350 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilen ‘Covid Gençlik’ isimli araştırma, üniversite öğrencilerinin bu süreçte devam eden uzaktan eğitim hakkındaki olumlu ve olumsuz fikirleri ile beklentilerini anlamak için uygulandı. Araştırmaya Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tuğba Aydın Öztürk öncülük etti.
Araştırmaya katılanların yüzde 18’inin üniversite 1. sınıf, yüzde 21’inin üniversite 2. sınıf, yüzde 28’inin üniversite 3. sınıf, yüzde 22’sinin üniversite 4. sınıf, yüzde 6’sının yüksek lisans ve yüzde 2’sinin doktora öğrencisi oldukları görüldü. Katılımcıların yüzde 35’i devlet ve yüzde 65’i vakıf üniversitesi öğrencisi olup, yüzde 95’i Covid-19 sürecinde derslerin online olarak uzaktan eğitim olarak devam ettiğini belirtti.
Hibrid eğitim modeli beğenildi
Katılımcılardan yüzde 48’inin bazı derslerin yüzyüze sınıf ortamında bazı derslerin ise online olarak uygulanacağı hibrid modeli tercih ettiklerini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Aydın Öztürk, “Hibrid modeli melez, karışık ya da harmanlanmış öğrenme olarak düşünebilir. Bu metodda geleneksel öğrenme yöntemi ile çevrimiçi sınıflar bir araya geliyor. Çalışmaya katılan öğrencilerin yüzde 46’sı derslere yüzyüze geleneksel yani kampüs ortamında devam etmek istediklerini belirttiler. Arkadaş ve okul ortamını özleme, yüzyüze eğitimde daha iyi konsantre olma ve daha fazla etkileşim imkanı vermesi gibi sebeplerle öğrenciler geleneksel öğrenme metodunu tercih ettiler. Katılımcıların yalnızca %6’sı sadece online gerçekleşecek derslere devam etmek istediğini ifade etti. Uzaktan eğitim, lisansüstü öğrenciler ve hem üniversite okuyup hem de çalışmak durumunda kalan öğrenciler için faydalı bir model olarak öne çıkıyor. Diğer taraftan sanat, tıp alanları ya da fen bilimleri gibi uygulamalı alanlarda online eğitim uygulamaları yeterince verimli bulunmadı” dedi.
Trafikte zaman kaybını önlemesi avantaj sağlıyor
Öztürk, katılımcılara göre uzaktan eğitimin verimini etkileyen olumlu faktörlerin başında yüzde 62’lik oran ile asenkron derslere katılmanın geldiğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Asenkronize derslerde öğrenciler, eğitmen tarafından kaydedilen ders içeriğine istedikleri zaman ve istedikleri kadar erişim sağlayabildikleri için tekrar yapabilme imkanına sahip oluyorlar. Öğrencilerin yüzde 61’i derslere istedikleri yerden devam edebilmenin ve fiziksel sınırların ortadan kalkmasının olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Öğrencilerin yüzde 58’i uzaktan eğitim sayesinde ulaşım, barınma ve dışarıda beslenme için harcanan ekonomik giderlerin azalmasını ve yüzde 49’u özellikle büyükşehirler başta olmak üzere trafikte vakit kaybetmek zorunda kalmamayı eğitimin verimliliğini arttıran unsurlar olarak görüyor. Uzaktan eğitimin verimini arttıran diğer olumlu özellikler ise; yüzde 45 oranında ortamın daha esnek ve konforlu olması, yüzde 38 oranında öğrencilerin kendisine daha çok vakit ayırabilmesi, yüzde 33 oranında ise sanal toplantı tecrübesi kazanma olarak sıralandı.”
Covid – 19 ders verimliliğini düşürdü
Covid-19 sürecinde öğrencilerin yüzde 55’inin bu süreçte kendilerini isteksiz ve mutsuz hissettiklerini ve bu sebeple derslerden gerekli verimi alamadıklarını belirten Öztürk, “Özellikle 20 yaş altındaki gençlerin 3 aya yakın bir süre evden çıkamadığı, diğer öğrencilerin ise mümkün olduğunca az dışarı çıktıkları düşünüldüğünde, motivasyon eksikliğinin eğitimin içeriğinden çok salgın şartlarıyla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de eğitimin verimini olumsuz yönde etkileyen ilk faktör olarak karşımıza çıkar. Salgının ülkemizde görülmesinin hemen ardından sanal sınıflarda eğitime çok hızlı bir biçimde geçildi ve bu süreçte eğitmenler ve öğrencilerin sisteme çok hızlı adapte olması beklentisi oluştu. Ancak sonuçlar, katılımcı öğrencilerin yüzde 40’a yakınının sanal sınıfta dersi anlamakta güçlük çektiğini ortaya koydu” dedi.
Kurumlar uzaktan eğitim altyapısını güçlendirmeli
Katılımcıların yüzde 24’ünün eğitmenlerin sanal teknolojilere uyum sağlayamadığını belirttiklerini ifade eden Öztürk, “Dersin devamlılığı, bağlantının zayıf olması ve ekranın donması gibi sebeplerle kesintiye uğrayabiliyor. Öğrencilerin yüzde 33’ü bağlantı hızının düşük olması sebebiyle derslerde konsantrasyon sorunu yaşadığını belirtti. Bu sebeple önümüzdeki eğitim dönemlerinde hibrid eğitim modeline hazırlanan tüm eğitim kurumlarının altyapı konusunda hazırlıklı olması bekleniyor. Öğrenciler açısından uzaktan eğitimin verimini olumsuz etkileyen kişisel etkenler de araştırma sonuçlarında görüldü. Kişisel etkenler; yüzde 28 ev işleriyle ilgilenmek zorunda olmak, yüzde 21 sınıf arkadaşlarından ayrı kalmak, yüzde 20 evde kendine ayıracak zaman olmaması, yüzde 11 evde kendine ayıracak mekan olmaması ve internet paketinin yetmemesi olarak sıralandı” dedi.
Dr. Tuğba Aydın Öztürk: “Çoklu iş birliği dönemine girmeliyiz”
Dr. Tuğba Aydın Öztürk, eğitmenlerin ve öğrencilerin sanal teknolojileri kullanma konusunda eğitim alması gerektiğini söyledi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Covid-19 pandemisinin dünya genelinde belirsiz bir süre daha devam edeceği, çok sayıda büyük şirketin ve üniversitenin uzaktan çalışma, uzaktan eğitim modellerine geçiş yaptığı göz önünde bulundurulduğunda bu konuda hazırlıklı olmak gerektiği görülüyor. Anaokulundan üniversiteye kadar her seviyede eğitim kurumu altyapısal olarak hibrid eğitim için gereken kaynakları geliştirmeli ve GSM operatörleri sanal video, konferans, toplantı uygulamaları için dijital altyapılarını yeni normale uyumlu hale getirmelidir. Kısa süreçte harcanacak emek ve maddi kaynaklar, uzun vadede Türkiye'nin yüksek öğretim kalitesine olumlu katkılar sağlayacaktır.”
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Temmuz 2020 11:46
Gösterim: 2794
YÖK onayıyla faaliyete başlayan Ticaret TÖMER, bir yandan yabancılara Türkçe öğretirken bir yandan da Türkçe öğretim çalışmalarını desteklemeyi ve Türk kültür ve sanatının uluslararası alanda tanınması için çalışmalar yapmayı hedefliyor.
İstanbul Ticaret Üniversitesi tarafından kurulan Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (Ticaret TÖMER) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylandı. Ticaret TÖMER, yurtiçinde ve yurtdışında yaşayanlara Türkçe öğretmeyi ve Türkçe öğretimi çalışmalarını destekleyerek bu alandaki birikimini ulusal ve uluslararası alanlarda çeşitli faaliyetlerle paylaşacak.
Ticaret TÖMER, Türkçeyi hem anadili hem de bir yabancı dil olarak en doğru ve en etkili şekilde öğrenme imkânı sunmanın yanı sıra; Türkiye’yi, Türk kültür ve sanatını uluslararası alanda hak ettiği saygınlıkta temsil etmeye katkı sağlamayı hedefliyor. Merkez bünyesinde, Türkiye’deki üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları, Halk Bilimi, Dil Bilimi ve Yabancı Diller bölümleri son sınıf öğrencileri ve mezunları ile yurt dışındaki üniversitelerin Türkoloji bölümü öğrencileri ve mezunlarına mesleki tecrübeye yönelik uygulama programları düzenlenebilecek, staj yaptırılabilecek ve gerektiğinde sertifika verilebilecek.
Ticaret TÖMER’in faaliyetleri arasında yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla Türkiye’den yurt dışına gidecek öğretim elemanlarını ve öğretmenleri yetiştirmek, onlar için kurslar düzenlemek ve gerektiğinde sertifika vermek de yer alıyor.
Ticaret TÖMER’de ayrıca, kamu ve özel kuruluşlara danışmanlık ya da bilirkişilik hizmeti de verilebilecek; yurtiçi ve yurtdışında dil yeterlilik seviyesini ölçen sınavlar düzenlenebilecek, Türkçe öğretiminin yaygınlaşması için uzaktan eğitim ve uzaktan sınav uygulamaları yapılabilecek.
YÖK’ün kuruluşuna onay verdiği Ticaret TÖMER, 2020 – 2021 eğitim döneminde faaliyetlerine başlayacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK onayıyla faaliyete başlayan Ticaret TÖMER, bir yandan yabancılara Türkçe öğretirken bir yandan da Türkçe öğretim çalışmalarını desteklemeyi ve Türk kültür ve sanatının uluslararası alanda tanınması için çalışmalar yapmayı hedefliyor.
İstanbul Ticaret Üniversitesi tarafından kurulan Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (Ticaret TÖMER) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylandı. Ticaret TÖMER, yurtiçinde ve yurtdışında yaşayanlara Türkçe öğretmeyi ve Türkçe öğretimi çalışmalarını destekleyerek bu alandaki birikimini ulusal ve uluslararası alanlarda çeşitli faaliyetlerle paylaşacak.
Ticaret TÖMER, Türkçeyi hem anadili hem de bir yabancı dil olarak en doğru ve en etkili şekilde öğrenme imkânı sunmanın yanı sıra; Türkiye’yi, Türk kültür ve sanatını uluslararası alanda hak ettiği saygınlıkta temsil etmeye katkı sağlamayı hedefliyor. Merkez bünyesinde, Türkiye’deki üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları, Halk Bilimi, Dil Bilimi ve Yabancı Diller bölümleri son sınıf öğrencileri ve mezunları ile yurt dışındaki üniversitelerin Türkoloji bölümü öğrencileri ve mezunlarına mesleki tecrübeye yönelik uygulama programları düzenlenebilecek, staj yaptırılabilecek ve gerektiğinde sertifika verilebilecek.
Ticaret TÖMER’in faaliyetleri arasında yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla Türkiye’den yurt dışına gidecek öğretim elemanlarını ve öğretmenleri yetiştirmek, onlar için kurslar düzenlemek ve gerektiğinde sertifika vermek de yer alıyor.
Ticaret TÖMER’de ayrıca, kamu ve özel kuruluşlara danışmanlık ya da bilirkişilik hizmeti de verilebilecek; yurtiçi ve yurtdışında dil yeterlilik seviyesini ölçen sınavlar düzenlenebilecek, Türkçe öğretiminin yaygınlaşması için uzaktan eğitim ve uzaktan sınav uygulamaları yapılabilecek.
YÖK’ün kuruluşuna onay verdiği Ticaret TÖMER, 2020 – 2021 eğitim döneminde faaliyetlerine başlayacak.
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Temmuz 2020 11:20
Gösterim: 2030
Milli Eğitim Bakanlığının LGS yerleştirmeleri için tercih danışmanlığı hizmeti, 20 Temmuz Pazartesi günü başlıyor. Tüm öğrenci ve velileri EBA üzerinden çevrim içi olarak verilecek hizmetten yararlanmaya davet eden Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, internete erişimi olmayan öğrencilere de telefonla tercih danışmanlığı hizmeti verileceğini duyurdu.
Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında merkezî sınav, yerel ve pansiyonlu okul yerleştirme sürecine katılacak öğrenciler için yarından itibaren Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden çevrim içi tercih danışmanlığı hizmeti başlatılacağını belirterek "Bu hizmet, canlı sınıfların yapıldığı dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilecek." dedi.
Bakan Selçuk, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, LGS kapsamındaki merkezî sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından merkezî sınav, yerel yerleştirme ya da pansiyonlu okullar arasından hangi liseyi tercih edeceğine dair soruları bulunan aileler ve öğrenciler için tercih danışmanlığı hizmetini başlatacaklarını ifade etti.
Bu süreçte, her yıl olduğu gibi bu yıl da tercih danışmanlığı hizmeti ile öğrencilerin ilgi, değer ve yetenekleri doğrultusunda en uygun üst öğretim kurumlarına yerleşmelerine katkı vermeyi amaçladıklarını dile getiren Selçuk, şu bilgileri verdi:
Kurulan tercih danışmanlığı birimlerimiz, öğrencilere Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden çevrim içi gerçekleştirilecek. Rehberlik ve araştırma merkezlerimizde (RAM) kurulan tercih danışmanlığı birimlerimizce de internete erişimi olmayan ve LGS tercihinde bulunacak öğrencilerimize telefonla tercih danışmanlığı hizmeti verilecek. Okul müdürlükleri, öğrencilerimizin 20-29 Temmuz tarihleri arasında tercih danışmanlığı hizmetini ne zaman alacakları konusunda öğrencilerimizi bilgilendirecek. Öğrencilerimizi ve velilerimizi tercih danışmanlığı hizmetinden yararlanmaya davet ediyoruz."
13 binin üzerinde rehber öğretmen görev alacak
Bakan Selçuk, tercih danışmanlığı hizmeti için rehber öğretmenlerin yarından itibaren görev alacağını belirterek "Bu süreçte yaklaşık 13 binin üzerinde rehber öğretmenimiz, EBA üzerinden öğrencilerimize çevrim içi danışmanlık yapacak. Öğretmenlerimiz, EBA üzerinden görev alacakları sınıftaki öğrencilerle yarın sabahtan itibaren iletişime geçecek." bilgilerini verdi.
Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) açıklanmasının ardından da sınava katılan öğrencilere yine rehber öğretmenler tarafından tercih danışmanlığı hizmetinin başlatılacağını sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığının LGS yerleştirmeleri için tercih danışmanlığı hizmeti, 20 Temmuz Pazartesi günü başlıyor. Tüm öğrenci ve velileri EBA üzerinden çevrim içi olarak verilecek hizmetten yararlanmaya davet eden Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, internete erişimi olmayan öğrencilere de telefonla tercih danışmanlığı hizmeti verileceğini duyurdu.
Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında merkezî sınav, yerel ve pansiyonlu okul yerleştirme sürecine katılacak öğrenciler için yarından itibaren Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden çevrim içi tercih danışmanlığı hizmeti başlatılacağını belirterek "Bu hizmet, canlı sınıfların yapıldığı dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilecek." dedi.
Bakan Selçuk, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, LGS kapsamındaki merkezî sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından merkezî sınav, yerel yerleştirme ya da pansiyonlu okullar arasından hangi liseyi tercih edeceğine dair soruları bulunan aileler ve öğrenciler için tercih danışmanlığı hizmetini başlatacaklarını ifade etti.
Bu süreçte, her yıl olduğu gibi bu yıl da tercih danışmanlığı hizmeti ile öğrencilerin ilgi, değer ve yetenekleri doğrultusunda en uygun üst öğretim kurumlarına yerleşmelerine katkı vermeyi amaçladıklarını dile getiren Selçuk, şu bilgileri verdi:
Kurulan tercih danışmanlığı birimlerimiz, öğrencilere Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden çevrim içi gerçekleştirilecek. Rehberlik ve araştırma merkezlerimizde (RAM) kurulan tercih danışmanlığı birimlerimizce de internete erişimi olmayan ve LGS tercihinde bulunacak öğrencilerimize telefonla tercih danışmanlığı hizmeti verilecek. Okul müdürlükleri, öğrencilerimizin 20-29 Temmuz tarihleri arasında tercih danışmanlığı hizmetini ne zaman alacakları konusunda öğrencilerimizi bilgilendirecek. Öğrencilerimizi ve velilerimizi tercih danışmanlığı hizmetinden yararlanmaya davet ediyoruz."
13 binin üzerinde rehber öğretmen görev alacak
Bakan Selçuk, tercih danışmanlığı hizmeti için rehber öğretmenlerin yarından itibaren görev alacağını belirterek "Bu süreçte yaklaşık 13 binin üzerinde rehber öğretmenimiz, EBA üzerinden öğrencilerimize çevrim içi danışmanlık yapacak. Öğretmenlerimiz, EBA üzerinden görev alacakları sınıftaki öğrencilerle yarın sabahtan itibaren iletişime geçecek." bilgilerini verdi.
Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) açıklanmasının ardından da sınava katılan öğrencilere yine rehber öğretmenler tarafından tercih danışmanlığı hizmetinin başlatılacağını sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Pazar, 19 Temmuz 2020 11:40
Gösterim: 2374
YÖK örgün programlar için (uzaktan öğretim dahil, okul birincisi kontenjanları hariç olmak üzere) belirlenen toplam kontenjanın 845 bin 909 olduğunu açıkladı.
İşte YÖK Başkanı Yekta Saraç'ın kontenjan sayıları ile ilgili yaptığı açıklama.
Ülkenin ihtiyacı, istihdam imkânları, yükseköğretim kurumlarının kapasitesi, öğrenci temayülleri ve yükseköğretimde niteliği artırma önceliği ve benzeri dikkate alınan çok sayıda parametre doğrultusunda (uzaktan öğretim dahil, olmak üzere), önlisans ve lisans düzeyinde örgün öğretim programları için 2019 yılında 834 bin 509 kontenjan belirlenmiş idi. Bu yıl ise örgün programlar için (uzaktan öğretim dahil, okul birincisi kontenjanları hariç olmak üzere) belirlenen toplam kontenjan 845 bin 909 oldu. 2020 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) örgün programlarda: Devlet üniversitelerinde okul birincisi kontenjanları hariç 282 bin 402 ön lisans, 345 bin 997 lisans, 23 bin 486 özel yetenek olmak üzere toplam 651 bin 885 kontenjan ayrıldı. Vakıf yükseköğretim kurumlarında 76 bin 268 ön lisans, 87 bin 838 lisans, 4 bin 44 özel yetenek olmak üzere toplam 168 bin 150, KKTC ve diğer üniversitelerde 3 bin 643 ön lisans, 11 bin 211 lisans, 294 özel yetenek olmak üzere toplam 15 bin 148 kontenjan verildi. Devlet Üniversitelerinde örgün programların kontenjanları geçen seneye göre aynı düzeyde kalmış iken vakıf üniversitelerinde kontenjanlar kayda değer bir oranda artmıştır. Buna göre; örgün programlarda ön lisansta 362 bin 313, lisansta 445 bin 246, özel yetenekte 27 bin 824 olmak üzere toplamda 835 bin 383 kontenjan bulunmaktadır. Açıköğretim Fakültelerindeki programlara ise 2020 yılında 151.350 kontenjan verilmiştir. 2019 yılındaki açıköğretim kontenjanları 172.125, 2018 yılında ise 193.250 idi. YÖK’ün açık öğretim programlarında tedrici bir şekilde azaltmaya gittiği görülmektedir. Yeni YÖK konseptiyle, açıköğretim kontenjanlarında da örgünde olduğu gibi yeni bir planlamaya geçilmiştir. Bunda istihdam ve taleplerin dikkate alınması kadar Yeni YÖK’ün açıköğretim ile ilgili başlatmış olduğu ve son dört senedir sürdürülen nitelik artırıcı politikası da rol oynamıştır. Geçen sene kamuoyuna beyan ettiğimiz gibi her yıl açıköğretimin özünde olan “hayat boyu öğrenme” fonksiyonu daha fazla belirgin hale getirilecek ve açıköğretim programlarıyla ilgili son yıllarda artan olumlu algı daha da üst düzeye çıkarılacaktır. Açıköğretim kontenjanları dahil olmak üzere tüm kontenjanların toplamı 997.259 olmuştur.
- Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu’nda Programlara Verilecek Kontenjanlar Değerlendirildi Ülkemizin insan gücü ihtiyaç projeksiyonlarının incelendiği, istihdam odaklı yaklaşımların tartışıldığı Yükseköğretim Eğitim Programları Kurulunda, önlisans ve lisans programları, kontenjanlar belirlenmeden önce değerlendirilmiştir. Geçen sene Sağlık Bakanlığı yetkililerinin, sağlık programlarının tedrici olarak azaltılması yönündeki görüş ve önerileri doğrultusunda sağlık alanı ile ilgili programlarda yeni bir planlamaya geçilmiş idi. Aynı yaklaşım bu sene de devam ettirilmiş ve Kurul, bu sene sağlık alanındaki önlisans programları kontenjanlarında birinci ve ikinci öğretim için üst limitler olmasını ve tedrici olarak bu programların kontenjanlarının düşürülmesine devam edilmesini YÖK’e önermiş YÖK Genel Kurulu da bu öneriyi hayata geçirmeye karar vermiştir. Uygulama ağırlıklı sağlık programlarının Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında ve KKTC Üniversitelerinde ikiden fazla aynı isimli programların farklı statü (Türkçe birinci öğretim, Türkçe ikinci öğretim, İngilizce birinci öğretim,…) ile açılmış olması durumu ile aynı üniversitenin farklı birimlerinde (hem fakülte hem yüksekokul) aynı programın çoğaltılması durumları da Kurul’da görüşülmüştür. Bu durumdaki program sayısının en fazla iki olması, ayrıca aynı üniversitenin farklı birimlerinde (fakülte ve yüksekokul) aynı isimli ve aynı muhtevalı program bulunması durumunda Kurul’un, sadece birisindeki programa kontenjan verilmesi yönündeki önerileri dikkate alınmıştır. Önümüzdeki sene bu yaklaşım diğer programlar için de “genişleyerek devam edecek” ve Kurul’un kontenjanları belirlemeye ilişkin rolü artarak sürecektir. (Doğru olan da memleketimizin kalkınması ve refahı ile doğrudan ilişkili olan kontenjan belirleme sürecinin geniş katılımı hedefleyen yetki paylaşımı çerçevesinde sürdürülmesidir.) Ayrıca Kurul, mühendislik programlarına ilişkin de bazı önerilerde bulunmuş ve bu öneriler de YÖK tarafından dikkate alınarak kabul edilmiş, mühendislik programlarının kontenjanı geçen sene 77.460 iken bu sene 71.244 olarak belirlenmiştir. Örneğin geçen seneki inşaat mühendisliği toplam kontenjanları 12070 iken bu sene 8271 olarak belirlenmiştir. Yükseköğretim programlarının kontenjanlarının belirlenmesinde istihdam faktörü dışında programdaki öğretim üyesi/elemanı sayıları, doluluk oranı, bölgesel farklılıklar, hasta sayısı ve hastalık çeşitliliği, kültürel ortamlar ve yurt imkanları, vakıf üniversiteleri için AR-GE harcamaları gibi parametreler de dikkate alınarak rasyonel bir planlama yapılmıştır.
Bazı sağlık programlarındaki kontenjanlar ise şu şekilde gerçekleşmiştir: Tıp programında 16 bin 448, Diş Hekimliği’nde 7 bin 752, Eczacılık’ta 3 bin 893, Ebelik’te 4 bin 74 , Hemşirelik’te ise 16 bin 239.
-TYT’den 200 ve Üzeri Puan Alan Adaylar Geçen Yılki Puanlarını Kullanabilecek 2018 YKS ’de duyurulan ve ilk defa 2018 yılında uygulanan TYT ’den 200 ve üzeri puan alan adayların YKS ’ye başvuru yapması şartıyla, 2020-YKS’de TYT ’ye girmeden 2019 yılı puanlarını kullanabilmeleri ile ilgili uygulama bu yıl da devam ediyor. 2020 YKS ’de TYT ’den 200 ve üzeri puan alan adayların YKS ’ye başvuru yapması şartıyla TYT ’ye girmeden bir önceki seneye ait yani 2019 TYT puanlarını kullanabilmeleri ile ilgili uygulama kapsamında 12.239 aday başvuru yapmıştır. Yine aynı uygulama çerçevesinde, hem 2019 YKS hem de 2020 YKS ’ye giren adaylar için bu kuralın nasıl uygulanacağı 2020 YKS Başvuru Kılavuzu’nda yer almaktadır. - Özel Yetenek Sınavıyla Öğrenci Alan Öğretmenlik Programlarında Başarı Sırası İlk Kez Bu Yıl Uygulanıyor... Bilindiği üzere geçtiğimiz yıllarda merkezi yerleştirme ile öğrenci alan Öğretmenlik programlarında başarı sırası şartı, ilgili puan türünde 300 bin olarak belirlenmişti. Ancak özel yetenek sınavı ile öğrenci alan öğretmenlik programları için merkezi yerleştirme sınavı ile öğrenci alanların aksine başarı sırası şartı bulunmuyordu. 2018 ve 2019 YKS kılavuzlarında diğer öğretmenlik programlarında olduğu gibi özel yetenek sınavı ile öğrenci alan öğretmenlik programlarına da başarı sırası şartı getirileceği bu sene sınava girecek öğrenciler için 2 sene önce duyurulmuştu. Geçen seneki YKS sonuçlarına göre özel yetenek sınavı ile öğrenci alan bazı öğretmenlik programlarında en düşük başarı sırası maalesef 1 milyon 761 bin civarındadır. Öğretmenlik programlarının büyük çoğunluğu en düşük 300 bininci sıradan öğretmen adayı kaydederken yine öğretmen adayı yetiştirecek olan bazı programlar için geçen sene 1 milyon 761 bininci sıradan öğrenci alınmasının pedagojik bakımdan izahı zordur. Özel yeteneğin “müzik, resim gibi alanlardaki önemi de dikkate alınarak makul ve rasyonel bir oran belirlenmeye çalışılmış ve bu asgari başarı sırası şartı (diğer merkezi sınavlar ile öğrenci alan öğretmenlik programlarındaki 300 bine mukabil) 800 bin olarak belirlenmiştir. Zira bu programlar sadece müzik, resim,… programları değil aynı zamanda da öğretmenlik programlarıdır. Bu programlar 800 bini aşma şartıyla yine “özel yetenek sınavı ile öğrenci almaya devam edeceklerdir”. Diğer bir ifade ile 2020-YKS’de özel yetenek sınavı ile öğrenci alan öğretmenlik programlarına başvuru yapabilmeleri için TYT’de en düşük 800 bininci başarı sırası şartı uygulamaya konulmuştur. Bu başarı sıralamasını aşan adaylar için özel yetenek şartı yine devam edecektir. Böylece kaliteli eğitim için başarıyı ve niteliği önceleyen tedrici ve daimi tekamül esaslı düzenlemelerle sistemde olumlu sonuçların alınması hedeflenmiştir.
- Eczacılık ve Diş Hekimliğinde ilk kez Başarı Sırası Şartı Uygulanıyor Yeni YÖK’ün yükseköğretim sistemine kazandırdığı ve toplumda geniş bir mutabakat kabul gören bazı programlar için getirdiği “başarı sıralaması şartı” son yıllarda akademinin ve paydaşların tasvibini ve takdirini kazanacak nitelikte olumlu sonuçlar üretmektedir. Bu sene başarı sıralaması şartının kapsamı, akademinin ve paydaşların görüşleri ve ısrarlı teklifleri doğrultusunda genişletildi. Bu kapsamda bu yıl için ilk kez başarı sırası şartı getirilen iki program Eczacılık ve Diş hekimliği programları oldu. Eczacılık için en düşük başarı sırası şartı 100 bin, Diş Hekimliği içinse 80 bin olarak belirlenmiş ve bu karar sınavlardan makul bir süre önce kamuoyuna duyurulmuştu. Bu aynı zamanda kendi içinde bir kontenjan planlaması amacını da barındırmaktadır.
-Hukuk Fakültelerinde Başarı Sırası Şartı Güncellendi Başta Adalet Bakanlığımız olmak üzere paydaşlarımızın görüşleri dikkate alınarak Hukuk fakültesine kaydolabilmek için geçen sene 190 bin olan başarı sıralaması şartı bu sene için 125 bin olarak kabul edilmiş ve sınavdan makul bir süre önce kamuoyuna duyurulmuştu. Bu sene Hukuk fakültelerine kayıt olacaklar için önemli bir değişiklik daha söz konusudur. Yeni YÖK’ün son beş yıldır üzerinde durduğu ve gündemde tuttuğu “meslek icra sınavı” da Yargı Reformu kapsamında yasal zemine kavuşmuştur. Dolayısıyla hukuk eğitimi artık hem girdi hem çıktı esaslı bir değerlendirmeye kavuşmuştur ki bu hukuk eğitimine Yeni YÖK anlayışının sağladığı önemli bir kazanımdır. Önümüzdeki yıldan itibaren meslek icra sınavının diğer bazı programlar için de getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılmasının sistem için kalite bağlamında olumlu sonuçlar üreteceğine inandığımızı tekraren ifade ediyoruz. Hukuk fakültelerinin kontenjanları bu yıl 16 bin 327 olarak belirlenmiştir.
- Diğer Bazı Programlarda Kontenjanların Durumu Yapılan değerlendirmeler ve rasyonel planlamalarla diğer bazı programlar için belirlenen örgün öğretim kontenjanları ise şöyledir: Ziraat-Tarım ve Doğa Bilimleri fakültelerinin mühendislik dışı programlarının kontenjanı 6 bin 467. Mimarlık programlarının kontenjanı 7 bin 985. Mühendislik programlarının kontenjanı 71 bin 244. Temel Bilimlerde kontenjan 10 bin 622. İlahiyat-İslami İlimler Fakültelerinde kontenjan 19 bin 353.
-YÖK’ün Girişimiyle Bu Sene Daha Fazla Öğrenci Burslu Okuyacak Bilindiği üzere YÖK kararı ile vakıf üniversitelerinin tüm programlarına ilk yüzde on dilimde yerleşen öğrenciler, burslu olarak okutulmakta idi. Bu yıl YÖK’ün girişimi ile başlatılan bir süreç ile bu oran yüzde %15’e çıkarıldı ve daha da önemlisi bu oran yasal güvence altına alındı. Öğrenci dostu YÖK’ün bu girişimi öğrencilere önemli bir kazanım sağladı ve bu sene yaklaşık 11 bini aşkın öğrenci daha YÖK’ün girişimi ile ücretsiz eğitim imkanına sahip oldu. Yeni YÖK olarak eğitimin başarıyla ilişkili olarak fırsat eşitliği ve sosyal adalet anlayışı üzerinde yükselmesi ve başarılı öğrencilerin desteklenmesi gerektiğine inanıyor ve kararlarımızda buna dikkat ediyoruz.
- YKS Tercih Kılavuzunda Bu Yıl da Geleceğin Meslekleri Bulunuyor Yükseköğretim Kurulu tarafından 2019-YKS tercih kılavuzunda üniversitelerimizde geleceğin meslekleri olarak kabul edilen “Bilgi Güvenliği Teknolojisi, Yapay Zeka Mühendisliği, Yazılım Geliştirme, Dijital Medya ve Pazarlama, Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi, Çok Boyutlu Modelleme ve Animasyon gibi lisans ve önlisans programlarına da yer verilmiş idi. Bu yıl bu listeye İnsansız Hava Aracı Teknolojileri ve Operatörlüğü, Engelliler İçin Destek Programı, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği gibi programlar da eklendi. YÖK, yetki devri ve paylaşımını önceleyen, şeffaflık ve hesap verebilirliği ilke edinen, düzenleyici kararlarında fırsat eşitliği ve sosyal adalet kavramlarına dikkate alan, sisteme değer katan projeleri ile yükseköğretim politikaları oluşturan ve uygulayan, yükseköğretim sistemine öncelikli alanlar kavramını sonuç üretir tarzda fiilen getiren, Türkiye'nin üniversite sistemine çeşitlilik, tematik üniversite ve misyon farklılaşmasını kazandıran anayasal bir kurum olarak; kontenjan planlamasında da ülke ihtiyaçlarını ve kamu yararını önde tutmaya ve rasyonel kontenjan planlamasına devam edecektir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK örgün programlar için (uzaktan öğretim dahil, okul birincisi kontenjanları hariç olmak üzere) belirlenen toplam kontenjanın 845 bin 909 olduğunu açıkladı.
İşte YÖK Başkanı Yekta Saraç'ın kontenjan sayıları ile ilgili yaptığı açıklama.
Ülkenin ihtiyacı, istihdam imkânları, yükseköğretim kurumlarının kapasitesi, öğrenci temayülleri ve yükseköğretimde niteliği artırma önceliği ve benzeri dikkate alınan çok sayıda parametre doğrultusunda (uzaktan öğretim dahil, olmak üzere), önlisans ve lisans düzeyinde örgün öğretim programları için 2019 yılında 834 bin 509 kontenjan belirlenmiş idi. Bu yıl ise örgün programlar için (uzaktan öğretim dahil, okul birincisi kontenjanları hariç olmak üzere) belirlenen toplam kontenjan 845 bin 909 oldu. 2020 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) örgün programlarda: Devlet üniversitelerinde okul birincisi kontenjanları hariç 282 bin 402 ön lisans, 345 bin 997 lisans, 23 bin 486 özel yetenek olmak üzere toplam 651 bin 885 kontenjan ayrıldı. Vakıf yükseköğretim kurumlarında 76 bin 268 ön lisans, 87 bin 838 lisans, 4 bin 44 özel yetenek olmak üzere toplam 168 bin 150, KKTC ve diğer üniversitelerde 3 bin 643 ön lisans, 11 bin 211 lisans, 294 özel yetenek olmak üzere toplam 15 bin 148 kontenjan verildi. Devlet Üniversitelerinde örgün programların kontenjanları geçen seneye göre aynı düzeyde kalmış iken vakıf üniversitelerinde kontenjanlar kayda değer bir oranda artmıştır. Buna göre; örgün programlarda ön lisansta 362 bin 313, lisansta 445 bin 246, özel yetenekte 27 bin 824 olmak üzere toplamda 835 bin 383 kontenjan bulunmaktadır. Açıköğretim Fakültelerindeki programlara ise 2020 yılında 151.350 kontenjan verilmiştir. 2019 yılındaki açıköğretim kontenjanları 172.125, 2018 yılında ise 193.250 idi. YÖK’ün açık öğretim programlarında tedrici bir şekilde azaltmaya gittiği görülmektedir. Yeni YÖK konseptiyle, açıköğretim kontenjanlarında da örgünde olduğu gibi yeni bir planlamaya geçilmiştir. Bunda istihdam ve taleplerin dikkate alınması kadar Yeni YÖK’ün açıköğretim ile ilgili başlatmış olduğu ve son dört senedir sürdürülen nitelik artırıcı politikası da rol oynamıştır. Geçen sene kamuoyuna beyan ettiğimiz gibi her yıl açıköğretimin özünde olan “hayat boyu öğrenme” fonksiyonu daha fazla belirgin hale getirilecek ve açıköğretim programlarıyla ilgili son yıllarda artan olumlu algı daha da üst düzeye çıkarılacaktır. Açıköğretim kontenjanları dahil olmak üzere tüm kontenjanların toplamı 997.259 olmuştur.
- Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu’nda Programlara Verilecek Kontenjanlar Değerlendirildi Ülkemizin insan gücü ihtiyaç projeksiyonlarının incelendiği, istihdam odaklı yaklaşımların tartışıldığı Yükseköğretim Eğitim Programları Kurulunda, önlisans ve lisans programları, kontenjanlar belirlenmeden önce değerlendirilmiştir. Geçen sene Sağlık Bakanlığı yetkililerinin, sağlık programlarının tedrici olarak azaltılması yönündeki görüş ve önerileri doğrultusunda sağlık alanı ile ilgili programlarda yeni bir planlamaya geçilmiş idi. Aynı yaklaşım bu sene de devam ettirilmiş ve Kurul, bu sene sağlık alanındaki önlisans programları kontenjanlarında birinci ve ikinci öğretim için üst limitler olmasını ve tedrici olarak bu programların kontenjanlarının düşürülmesine devam edilmesini YÖK’e önermiş YÖK Genel Kurulu da bu öneriyi hayata geçirmeye karar vermiştir. Uygulama ağırlıklı sağlık programlarının Vakıf Yükseköğretim Kurumlarında ve KKTC Üniversitelerinde ikiden fazla aynı isimli programların farklı statü (Türkçe birinci öğretim, Türkçe ikinci öğretim, İngilizce birinci öğretim,…) ile açılmış olması durumu ile aynı üniversitenin farklı birimlerinde (hem fakülte hem yüksekokul) aynı programın çoğaltılması durumları da Kurul’da görüşülmüştür. Bu durumdaki program sayısının en fazla iki olması, ayrıca aynı üniversitenin farklı birimlerinde (fakülte ve yüksekokul) aynı isimli ve aynı muhtevalı program bulunması durumunda Kurul’un, sadece birisindeki programa kontenjan verilmesi yönündeki önerileri dikkate alınmıştır. Önümüzdeki sene bu yaklaşım diğer programlar için de “genişleyerek devam edecek” ve Kurul’un kontenjanları belirlemeye ilişkin rolü artarak sürecektir. (Doğru olan da memleketimizin kalkınması ve refahı ile doğrudan ilişkili olan kontenjan belirleme sürecinin geniş katılımı hedefleyen yetki paylaşımı çerçevesinde sürdürülmesidir.) Ayrıca Kurul, mühendislik programlarına ilişkin de bazı önerilerde bulunmuş ve bu öneriler de YÖK tarafından dikkate alınarak kabul edilmiş, mühendislik programlarının kontenjanı geçen sene 77.460 iken bu sene 71.244 olarak belirlenmiştir. Örneğin geçen seneki inşaat mühendisliği toplam kontenjanları 12070 iken bu sene 8271 olarak belirlenmiştir. Yükseköğretim programlarının kontenjanlarının belirlenmesinde istihdam faktörü dışında programdaki öğretim üyesi/elemanı sayıları, doluluk oranı, bölgesel farklılıklar, hasta sayısı ve hastalık çeşitliliği, kültürel ortamlar ve yurt imkanları, vakıf üniversiteleri için AR-GE harcamaları gibi parametreler de dikkate alınarak rasyonel bir planlama yapılmıştır.
Bazı sağlık programlarındaki kontenjanlar ise şu şekilde gerçekleşmiştir: Tıp programında 16 bin 448, Diş Hekimliği’nde 7 bin 752, Eczacılık’ta 3 bin 893, Ebelik’te 4 bin 74 , Hemşirelik’te ise 16 bin 239.
-TYT’den 200 ve Üzeri Puan Alan Adaylar Geçen Yılki Puanlarını Kullanabilecek 2018 YKS ’de duyurulan ve ilk defa 2018 yılında uygulanan TYT ’den 200 ve üzeri puan alan adayların YKS ’ye başvuru yapması şartıyla, 2020-YKS’de TYT ’ye girmeden 2019 yılı puanlarını kullanabilmeleri ile ilgili uygulama bu yıl da devam ediyor. 2020 YKS ’de TYT ’den 200 ve üzeri puan alan adayların YKS ’ye başvuru yapması şartıyla TYT ’ye girmeden bir önceki seneye ait yani 2019 TYT puanlarını kullanabilmeleri ile ilgili uygulama kapsamında 12.239 aday başvuru yapmıştır. Yine aynı uygulama çerçevesinde, hem 2019 YKS hem de 2020 YKS ’ye giren adaylar için bu kuralın nasıl uygulanacağı 2020 YKS Başvuru Kılavuzu’nda yer almaktadır. - Özel Yetenek Sınavıyla Öğrenci Alan Öğretmenlik Programlarında Başarı Sırası İlk Kez Bu Yıl Uygulanıyor... Bilindiği üzere geçtiğimiz yıllarda merkezi yerleştirme ile öğrenci alan Öğretmenlik programlarında başarı sırası şartı, ilgili puan türünde 300 bin olarak belirlenmişti. Ancak özel yetenek sınavı ile öğrenci alan öğretmenlik programları için merkezi yerleştirme sınavı ile öğrenci alanların aksine başarı sırası şartı bulunmuyordu. 2018 ve 2019 YKS kılavuzlarında diğer öğretmenlik programlarında olduğu gibi özel yetenek sınavı ile öğrenci alan öğretmenlik programlarına da başarı sırası şartı getirileceği bu sene sınava girecek öğrenciler için 2 sene önce duyurulmuştu. Geçen seneki YKS sonuçlarına göre özel yetenek sınavı ile öğrenci alan bazı öğretmenlik programlarında en düşük başarı sırası maalesef 1 milyon 761 bin civarındadır. Öğretmenlik programlarının büyük çoğunluğu en düşük 300 bininci sıradan öğretmen adayı kaydederken yine öğretmen adayı yetiştirecek olan bazı programlar için geçen sene 1 milyon 761 bininci sıradan öğrenci alınmasının pedagojik bakımdan izahı zordur. Özel yeteneğin “müzik, resim gibi alanlardaki önemi de dikkate alınarak makul ve rasyonel bir oran belirlenmeye çalışılmış ve bu asgari başarı sırası şartı (diğer merkezi sınavlar ile öğrenci alan öğretmenlik programlarındaki 300 bine mukabil) 800 bin olarak belirlenmiştir. Zira bu programlar sadece müzik, resim,… programları değil aynı zamanda da öğretmenlik programlarıdır. Bu programlar 800 bini aşma şartıyla yine “özel yetenek sınavı ile öğrenci almaya devam edeceklerdir”. Diğer bir ifade ile 2020-YKS’de özel yetenek sınavı ile öğrenci alan öğretmenlik programlarına başvuru yapabilmeleri için TYT’de en düşük 800 bininci başarı sırası şartı uygulamaya konulmuştur. Bu başarı sıralamasını aşan adaylar için özel yetenek şartı yine devam edecektir. Böylece kaliteli eğitim için başarıyı ve niteliği önceleyen tedrici ve daimi tekamül esaslı düzenlemelerle sistemde olumlu sonuçların alınması hedeflenmiştir.
- Eczacılık ve Diş Hekimliğinde ilk kez Başarı Sırası Şartı Uygulanıyor Yeni YÖK’ün yükseköğretim sistemine kazandırdığı ve toplumda geniş bir mutabakat kabul gören bazı programlar için getirdiği “başarı sıralaması şartı” son yıllarda akademinin ve paydaşların tasvibini ve takdirini kazanacak nitelikte olumlu sonuçlar üretmektedir. Bu sene başarı sıralaması şartının kapsamı, akademinin ve paydaşların görüşleri ve ısrarlı teklifleri doğrultusunda genişletildi. Bu kapsamda bu yıl için ilk kez başarı sırası şartı getirilen iki program Eczacılık ve Diş hekimliği programları oldu. Eczacılık için en düşük başarı sırası şartı 100 bin, Diş Hekimliği içinse 80 bin olarak belirlenmiş ve bu karar sınavlardan makul bir süre önce kamuoyuna duyurulmuştu. Bu aynı zamanda kendi içinde bir kontenjan planlaması amacını da barındırmaktadır.
-Hukuk Fakültelerinde Başarı Sırası Şartı Güncellendi Başta Adalet Bakanlığımız olmak üzere paydaşlarımızın görüşleri dikkate alınarak Hukuk fakültesine kaydolabilmek için geçen sene 190 bin olan başarı sıralaması şartı bu sene için 125 bin olarak kabul edilmiş ve sınavdan makul bir süre önce kamuoyuna duyurulmuştu. Bu sene Hukuk fakültelerine kayıt olacaklar için önemli bir değişiklik daha söz konusudur. Yeni YÖK’ün son beş yıldır üzerinde durduğu ve gündemde tuttuğu “meslek icra sınavı” da Yargı Reformu kapsamında yasal zemine kavuşmuştur. Dolayısıyla hukuk eğitimi artık hem girdi hem çıktı esaslı bir değerlendirmeye kavuşmuştur ki bu hukuk eğitimine Yeni YÖK anlayışının sağladığı önemli bir kazanımdır. Önümüzdeki yıldan itibaren meslek icra sınavının diğer bazı programlar için de getirilmesine yönelik yasal düzenleme yapılmasının sistem için kalite bağlamında olumlu sonuçlar üreteceğine inandığımızı tekraren ifade ediyoruz. Hukuk fakültelerinin kontenjanları bu yıl 16 bin 327 olarak belirlenmiştir.
- Diğer Bazı Programlarda Kontenjanların Durumu Yapılan değerlendirmeler ve rasyonel planlamalarla diğer bazı programlar için belirlenen örgün öğretim kontenjanları ise şöyledir: Ziraat-Tarım ve Doğa Bilimleri fakültelerinin mühendislik dışı programlarının kontenjanı 6 bin 467. Mimarlık programlarının kontenjanı 7 bin 985. Mühendislik programlarının kontenjanı 71 bin 244. Temel Bilimlerde kontenjan 10 bin 622. İlahiyat-İslami İlimler Fakültelerinde kontenjan 19 bin 353.
-YÖK’ün Girişimiyle Bu Sene Daha Fazla Öğrenci Burslu Okuyacak Bilindiği üzere YÖK kararı ile vakıf üniversitelerinin tüm programlarına ilk yüzde on dilimde yerleşen öğrenciler, burslu olarak okutulmakta idi. Bu yıl YÖK’ün girişimi ile başlatılan bir süreç ile bu oran yüzde %15’e çıkarıldı ve daha da önemlisi bu oran yasal güvence altına alındı. Öğrenci dostu YÖK’ün bu girişimi öğrencilere önemli bir kazanım sağladı ve bu sene yaklaşık 11 bini aşkın öğrenci daha YÖK’ün girişimi ile ücretsiz eğitim imkanına sahip oldu. Yeni YÖK olarak eğitimin başarıyla ilişkili olarak fırsat eşitliği ve sosyal adalet anlayışı üzerinde yükselmesi ve başarılı öğrencilerin desteklenmesi gerektiğine inanıyor ve kararlarımızda buna dikkat ediyoruz.
- YKS Tercih Kılavuzunda Bu Yıl da Geleceğin Meslekleri Bulunuyor Yükseköğretim Kurulu tarafından 2019-YKS tercih kılavuzunda üniversitelerimizde geleceğin meslekleri olarak kabul edilen “Bilgi Güvenliği Teknolojisi, Yapay Zeka Mühendisliği, Yazılım Geliştirme, Dijital Medya ve Pazarlama, Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi, Çok Boyutlu Modelleme ve Animasyon gibi lisans ve önlisans programlarına da yer verilmiş idi. Bu yıl bu listeye İnsansız Hava Aracı Teknolojileri ve Operatörlüğü, Engelliler İçin Destek Programı, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği gibi programlar da eklendi. YÖK, yetki devri ve paylaşımını önceleyen, şeffaflık ve hesap verebilirliği ilke edinen, düzenleyici kararlarında fırsat eşitliği ve sosyal adalet kavramlarına dikkate alan, sisteme değer katan projeleri ile yükseköğretim politikaları oluşturan ve uygulayan, yükseköğretim sistemine öncelikli alanlar kavramını sonuç üretir tarzda fiilen getiren, Türkiye'nin üniversite sistemine çeşitlilik, tematik üniversite ve misyon farklılaşmasını kazandıran anayasal bir kurum olarak; kontenjan planlamasında da ülke ihtiyaçlarını ve kamu yararını önde tutmaya ve rasyonel kontenjan planlamasına devam edecektir.
Son Güncelleme: Salı, 21 Temmuz 2020 13:07
Gösterim: 2254
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 2020 Liselere Geçiş Sınavı’nın sonuçlarını açıkladı. Bu yıl pandemi nedeniyle her öğrencinin kendi okulunda girdiği 2020 LGS, olağanüstü tedbirlerle 20 Haziran’da gerçekleşti. Yaşanılan olağanüstü sürece rağmen Bilfen Ortaokulları 8’inci sınıf öğrencilerinden sınava giren bin 917 öğrencinin arasından 8 öğrenci, 500 tam puan alarak Türkiye şampiyonu oldu.
Bilfen Ortaokullarının LGS’den başarıyla çıkan şampiyonları belli oldu. İstanbul ve İzmir Kampüslerinde eğitim gören 8 öğrenci, LGS’de Türkiye birinciliği elde etti. LGS 2020 birincileri için Bilfen Çamlıca Ortaokulunda düzenlenen törende, öğrencilerin mutlulukları gözlerinden okundu.
Bilfen’de Başarı Tesadüf Değil!
Bilfen Okullarının İstanbul ve İzmir Kampüslerinde eğitim gören öğrencilerden 8’i, 500 tam puan alarak Türkiye şampiyonluğuna adlarını yazdırdı. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Bilfen Ortaokullularından mezun öğrencilerin Türkiye’nin en seçkin liselerine yerleşeceklerinden şüphe etmediğini söyleyen Bilfen İlköğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Nurşen KAYATÜRK, “Bilfen Okulları, dünya genelinde yaşanan gelişmeler ve Millî Eğitim Bakanlığının COVID-19’a karşı almış olduğu önlemler kapsamında, eğitim ve öğretim sürecini online olarak başarıyla tamamladı. Bu süreçte de Türkiye genelindeki tüm kampüslerinde uzaktan eğitim programına tam zamanlı olarak başlayan Bilfen Okulları; yıllardır teknolojiye ve uzaktan eğitime yaptığı yatırımlarının bir sonucu olan uzaktan eğitim platformu ve online eğitimlerle 20 bin 500 üzerinde öğrencisinin katılımıyla uzaktan eğitim sürecini başarıyla yürüttü. Bu zorlu şartlarda dahi Bilfen’de başarı geleneği değişmedi. Güçlü eğitim kadromuz ve öğrencilerimizin azmi ile LGS 2020’yi geride bıraktık. Açıklanan sonuçlar ile öğrencilerimiz, bizleri bir kez daha gururlandırdı.” dedi.
Şimdi sıra tercih döneminde
LGS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte öğrenciler, doğru, yanlış ve boş sayıları ile Merkezi Sınav Puanlarını (MSP) ve bu puanlara karşılık gelen Genel Yüzdelik Dilimlerini öğrendiler. MEB Tercih ve Yerleştirme kılavuzunu da açıkladı. Kılavuza göre, özel okulların kayıt-kabul takvimi, merkezi yerleştirmeye dâhil okulların kontenjan tabloları ve uygulama takvimi, adrese dayalı sınavsız geçişe dayalı yerel yerleştirmenin uygulama takvimi ile nakil dönemlerinin uygulama takvimi ve detayları öğrenilmiş olacak. Bu yıl geçen yıla göre %43 oranında daha fazla öğrencinin girdiği LGS’de tercih döneminde daha dikkatli seçimler yapmak gerektirdiğini belirten Bilfen İlköğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Nurşen KAYATÜRK; “Öğrenci sayılarındaki artış ve Fen Bilimleri testi hariç diğer tüm testlerdeki ortalamaların düşmüş olması da dikkate alınarak tercihlerde merkezi sınav puanı değil yüzdelik dilimler dikkate alınmalıdır. Ancak yüzdelik dilime giren öğrenci sayısının geçen yıla göre %43 oranında arttığı göz önüne alınarak (geçen sene yüzde birlik dilime 10296 öğrenci girerken bu sene 14.721 öğrenci giriyor. Arada 4.425 fazla öğrenci var. Yani bu sene yüzde birlik dilimde yer alan öğrenci, geçen seneye göre yüzde 1.4 lük dilimde yer alır ve tercihlerini de bu doğrultu da yapmalıdır. Bu yıl, tercih döneminde yüzdelik dilim ve sıralamayı dikkatli yorumlamak için ailelerin süreci, okullarında rehber öğretmenlerinden destek alarak yürütmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Diyabet Başarıya Engel Değil
8 yaşından buyana diyabet tedavisi gören ve 2020 LGS sınavından tam not alan Bilfen Okulları LGS birincilerinden Ömer Arda AYDIN; “Küçüklüğümden bu yana diyabet hastasıyım, ama bu hastalık benim için engelleyici bir unsur olmadı. Okulum bu anlamda bana çok destek oldu. Buradan diyabetli olan yaşıtlarıma diyabetin hiçbir şeye engel olamayacağını söylemek isterim. Hatta diyabet hastalığını fırsata bile çevirebilirler.” dedi.
LGS 2020’de birincilik elde eden 8 Bilfenli öğrencinin isimleri şöyle:
Ömer Arda AYDIN / Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
Altuğ GÜNDOĞAN / Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
Mahir ERBULAN / Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
Mehmet Hasan KAYA / Özel Bilfen Ataşehir Ortaokulu
Batu YALÇIN / Özel Bilfen Ataşehir Ortaokulu
Doruk YALÇIN / Özel Bilfen Halkalı Ortaokulu
Görkem KULAKSIZ / Özel Bilfen Esenşehir Ortaokulu
Demirhan ÇELİK / Özel Bilfen İzmir Ortaokulu
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 2020 Liselere Geçiş Sınavı’nın sonuçlarını açıkladı. Bu yıl pandemi nedeniyle her öğrencinin kendi okulunda girdiği 2020 LGS, olağanüstü tedbirlerle 20 Haziran’da gerçekleşti. Yaşanılan olağanüstü sürece rağmen Bilfen Ortaokulları 8’inci sınıf öğrencilerinden sınava giren bin 917 öğrencinin arasından 8 öğrenci, 500 tam puan alarak Türkiye şampiyonu oldu.
Bilfen Ortaokullarının LGS’den başarıyla çıkan şampiyonları belli oldu. İstanbul ve İzmir Kampüslerinde eğitim gören 8 öğrenci, LGS’de Türkiye birinciliği elde etti. LGS 2020 birincileri için Bilfen Çamlıca Ortaokulunda düzenlenen törende, öğrencilerin mutlulukları gözlerinden okundu.
Bilfen’de Başarı Tesadüf Değil!
Bilfen Okullarının İstanbul ve İzmir Kampüslerinde eğitim gören öğrencilerden 8’i, 500 tam puan alarak Türkiye şampiyonluğuna adlarını yazdırdı. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da Bilfen Ortaokullularından mezun öğrencilerin Türkiye’nin en seçkin liselerine yerleşeceklerinden şüphe etmediğini söyleyen Bilfen İlköğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Nurşen KAYATÜRK, “Bilfen Okulları, dünya genelinde yaşanan gelişmeler ve Millî Eğitim Bakanlığının COVID-19’a karşı almış olduğu önlemler kapsamında, eğitim ve öğretim sürecini online olarak başarıyla tamamladı. Bu süreçte de Türkiye genelindeki tüm kampüslerinde uzaktan eğitim programına tam zamanlı olarak başlayan Bilfen Okulları; yıllardır teknolojiye ve uzaktan eğitime yaptığı yatırımlarının bir sonucu olan uzaktan eğitim platformu ve online eğitimlerle 20 bin 500 üzerinde öğrencisinin katılımıyla uzaktan eğitim sürecini başarıyla yürüttü. Bu zorlu şartlarda dahi Bilfen’de başarı geleneği değişmedi. Güçlü eğitim kadromuz ve öğrencilerimizin azmi ile LGS 2020’yi geride bıraktık. Açıklanan sonuçlar ile öğrencilerimiz, bizleri bir kez daha gururlandırdı.” dedi.
Şimdi sıra tercih döneminde
LGS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte öğrenciler, doğru, yanlış ve boş sayıları ile Merkezi Sınav Puanlarını (MSP) ve bu puanlara karşılık gelen Genel Yüzdelik Dilimlerini öğrendiler. MEB Tercih ve Yerleştirme kılavuzunu da açıkladı. Kılavuza göre, özel okulların kayıt-kabul takvimi, merkezi yerleştirmeye dâhil okulların kontenjan tabloları ve uygulama takvimi, adrese dayalı sınavsız geçişe dayalı yerel yerleştirmenin uygulama takvimi ile nakil dönemlerinin uygulama takvimi ve detayları öğrenilmiş olacak. Bu yıl geçen yıla göre %43 oranında daha fazla öğrencinin girdiği LGS’de tercih döneminde daha dikkatli seçimler yapmak gerektirdiğini belirten Bilfen İlköğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Nurşen KAYATÜRK; “Öğrenci sayılarındaki artış ve Fen Bilimleri testi hariç diğer tüm testlerdeki ortalamaların düşmüş olması da dikkate alınarak tercihlerde merkezi sınav puanı değil yüzdelik dilimler dikkate alınmalıdır. Ancak yüzdelik dilime giren öğrenci sayısının geçen yıla göre %43 oranında arttığı göz önüne alınarak (geçen sene yüzde birlik dilime 10296 öğrenci girerken bu sene 14.721 öğrenci giriyor. Arada 4.425 fazla öğrenci var. Yani bu sene yüzde birlik dilimde yer alan öğrenci, geçen seneye göre yüzde 1.4 lük dilimde yer alır ve tercihlerini de bu doğrultu da yapmalıdır. Bu yıl, tercih döneminde yüzdelik dilim ve sıralamayı dikkatli yorumlamak için ailelerin süreci, okullarında rehber öğretmenlerinden destek alarak yürütmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Diyabet Başarıya Engel Değil
8 yaşından buyana diyabet tedavisi gören ve 2020 LGS sınavından tam not alan Bilfen Okulları LGS birincilerinden Ömer Arda AYDIN; “Küçüklüğümden bu yana diyabet hastasıyım, ama bu hastalık benim için engelleyici bir unsur olmadı. Okulum bu anlamda bana çok destek oldu. Buradan diyabetli olan yaşıtlarıma diyabetin hiçbir şeye engel olamayacağını söylemek isterim. Hatta diyabet hastalığını fırsata bile çevirebilirler.” dedi.
LGS 2020’de birincilik elde eden 8 Bilfenli öğrencinin isimleri şöyle:
Ömer Arda AYDIN / Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
Altuğ GÜNDOĞAN / Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
Mahir ERBULAN / Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
Mehmet Hasan KAYA / Özel Bilfen Ataşehir Ortaokulu
Batu YALÇIN / Özel Bilfen Ataşehir Ortaokulu
Doruk YALÇIN / Özel Bilfen Halkalı Ortaokulu
Görkem KULAKSIZ / Özel Bilfen Esenşehir Ortaokulu
Demirhan ÇELİK / Özel Bilfen İzmir Ortaokulu
Son Güncelleme: Perşembe, 16 Temmuz 2020 16:32
Gösterim: 2413

