Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, OECD tarafından hazırlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı 2015 sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi'nde Bakanlık ve Anadolu Üniversitesinin iş birliğinde gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk yerli zeka ölçeği tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından hazırlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, programın, 35'i OECD üyesi 72 ülkede yaklaşık 29 milyon öğrenciyi temsilen 540 bine yakın öğrencinin katılımıyla geçen yıl gerçekleştirildiğini kaydederek, programın, Türkiye'den 15 yaş grubu 5 bin 895 öğrencinin katılımıyla bilgisayar tabanlı olarak yapıldığını söyledi.
"Öğretmenlerimizi mesleki gelişim programlarına katabilmek lazım"
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, OECD'nin eğitime genel bakış 2016 raporunda ülkelerin öğrenci başına harcadığı miktarın yer aldığına değinirken, OECD ülkelerinin eğitime milli gelirin yüzde 5,2'sini, Türkiye'nin 5,1'ini ayırdığını belirtti.
Öğrenci başına düşen harcamada OECD ortalamasının 10 bin doların üzerinde iken, Türkiye'de 5 bin doların altında bulunduğunu kaydeden Yılmaz, "10 bin dolar harcayan OECD ülkeleri ile 5 bin doların altında harcayan OECD ülkelerinin aynı sonucu almasını mı istiyorsunuz? 2002'de milli eğitime bütçeden ayrılan pay 11 milyar liraydı. Bu toplam bütçenin yüzde 10'u. 2017 bütçesinde eğitime ayırdığımız 122 milyar, toplam bütçenin yüzde 20'si. Bizim iddiamız şu; geçmiş dönemlerde verilmediği kadar eğitime önem verdik. Ölçüsü bundan gelir. Ne kadar kaynak ayırırsanız, o kadar eğitime önem veriyorsunuz demektir. Eğitime kaynak ayırmadan eğitime önem verildiği iddia edilebilir mi? 2002'de yüzde 10 ayıranların, biz şimdi yüzde 20 ayırınca, 'Niçin OECD ülkelerinin yakaladığı başarıyı gösteremediniz?' diye eleştiride bulunması doğru değil. Biz geçmişten çok daha iyiyiz." diye konuştu.
"Türkiye eğitime daha fazla kaynak ayırıyor"
Tek bir kritere bakılarak Türkiye'nin eğitim durumu değerlendirilirse hata yapılacağını ifade eden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, geçmişe kıyasla eğitime daha çok önem veriyor, eğitime daha fazla kaynak ayırıyor ve eğitimde de alınan sonuçlar çok daha iyi durumdadır. Eksiklerimizin farkındayız, ama geçmişe göre çok iyi durumdayız. İnşallah önümüzdeki dönemde okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alarak, ikili eğitimi kaldırarak, yabancı dil eğitimini artırarak, mesleki ve teknik eğitime önem vererek, gerek TIMSS'te gerekse PISA'da çok iyi sonuçlar alacağımızı söylüyorum."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Yılmaz, OECD tarafından hazırlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı 2015 sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi'nde Bakanlık ve Anadolu Üniversitesinin iş birliğinde gerçekleştirilen Türkiye'nin ilk yerli zeka ölçeği tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından hazırlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, programın, 35'i OECD üyesi 72 ülkede yaklaşık 29 milyon öğrenciyi temsilen 540 bine yakın öğrencinin katılımıyla geçen yıl gerçekleştirildiğini kaydederek, programın, Türkiye'den 15 yaş grubu 5 bin 895 öğrencinin katılımıyla bilgisayar tabanlı olarak yapıldığını söyledi.
"Öğretmenlerimizi mesleki gelişim programlarına katabilmek lazım"
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, OECD'nin eğitime genel bakış 2016 raporunda ülkelerin öğrenci başına harcadığı miktarın yer aldığına değinirken, OECD ülkelerinin eğitime milli gelirin yüzde 5,2'sini, Türkiye'nin 5,1'ini ayırdığını belirtti.
Öğrenci başına düşen harcamada OECD ortalamasının 10 bin doların üzerinde iken, Türkiye'de 5 bin doların altında bulunduğunu kaydeden Yılmaz, "10 bin dolar harcayan OECD ülkeleri ile 5 bin doların altında harcayan OECD ülkelerinin aynı sonucu almasını mı istiyorsunuz? 2002'de milli eğitime bütçeden ayrılan pay 11 milyar liraydı. Bu toplam bütçenin yüzde 10'u. 2017 bütçesinde eğitime ayırdığımız 122 milyar, toplam bütçenin yüzde 20'si. Bizim iddiamız şu; geçmiş dönemlerde verilmediği kadar eğitime önem verdik. Ölçüsü bundan gelir. Ne kadar kaynak ayırırsanız, o kadar eğitime önem veriyorsunuz demektir. Eğitime kaynak ayırmadan eğitime önem verildiği iddia edilebilir mi? 2002'de yüzde 10 ayıranların, biz şimdi yüzde 20 ayırınca, 'Niçin OECD ülkelerinin yakaladığı başarıyı gösteremediniz?' diye eleştiride bulunması doğru değil. Biz geçmişten çok daha iyiyiz." diye konuştu.
"Türkiye eğitime daha fazla kaynak ayırıyor"
Tek bir kritere bakılarak Türkiye'nin eğitim durumu değerlendirilirse hata yapılacağını ifade eden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, geçmişe kıyasla eğitime daha çok önem veriyor, eğitime daha fazla kaynak ayırıyor ve eğitimde de alınan sonuçlar çok daha iyi durumdadır. Eksiklerimizin farkındayız, ama geçmişe göre çok iyi durumdayız. İnşallah önümüzdeki dönemde okul öncesi eğitimi zorunlu eğitim kapsamına alarak, ikili eğitimi kaldırarak, yabancı dil eğitimini artırarak, mesleki ve teknik eğitime önem vererek, gerek TIMSS'te gerekse PISA'da çok iyi sonuçlar alacağımızı söylüyorum."
Son Güncelleme: Cuma, 09 Aralık 2016 10:52
Gösterim: 2217
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Gülay, meslek liselerinden meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını belirterek, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak." dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay, meslek liselerinden meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını belirterek, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak. Her şey üniversiteye girmek değil. Ana hedefimiz sektörün aradığı, arzuladığı iş gücünü oluşturmak." dedi.
Gülay, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını anımsattı.
Bakanlığın mesleki eğitimde seferberlik başlattığını vurgulayan Gülay, ana hedeflerinin sektörün arzuladığı iş gücünü yetiştirmek olduğunu ifade etti.
Gülay, meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin mesleki eğitimde devamsızlık oranları ve akademik başarıyı doğrudan etkilediğini vurgulayarak, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak. Her şey üniversiteye girmek değil. Ana hedefimiz sektörün aradığı, arzuladığı iş gücünü oluşturmak. Öğrencilerimizin (meslek liseleri) yüzde 50'ye yakını açık öğretim fakülteleri, sınavsız meslek yüksekokulu ile üniversiteye gidiyordu. İş gücüne katılım oranı yüzde 57'lerdeydi. Hedefimiz iş gücüne katılım oranını daha yukarıya çekmek ve üretime yönlendirmek." diye konuştu
"Bu daha adil bir düzenleme"
Geçen hafta 26 maddede mesleki eğitimi düzenleyen yasa tasarısının kabul edilerek TBMM'den geçtiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulduğunu hatırlatan Gülay, şunları kaydetti:
"Meslek lisesini bitirenler, meslek yüksekokullarındaki kendi alanlarındaki 2 yıllık bölümlere sınavsız olarak geçebiliyorlardı. Okul müdürleri, okul terk oranlarının yükseldiğini ve sınavsız bir üst öğrenime yerleşeceklerini bildikleri için öğrencilerin amaçsız olduğunu, derslerinde arzuladığı performansı ve okula devamı sağlayamadıklarını belirtiyorlardı. Yükseköğretim Kurumu (YÖK) ile yapmış olduğumuz görüşmede, özellikle okul müdürlerinden gelen teklif doğrultusunda sınavsız geçiş kaldırılmıştır. Daha nitelikli iş gücü yetiştirilmesi adına sınavsız geçiş kaldırıldı. İki yıllık meslek yüksekokulunu tercih eden bir öğrencinin sınavda alacağı puana, kendi alanında YÖK'ün belirleyeceği bir katsayı ve ortaöğretim başarı puanının çarpımıyla ortaya çıkan puan eklenecek. Dolayısıyla bu daha adil bir düzenleme diye düşünüyoruz. Orta öğretimde daha çok çalışan bir çocuk, başarısından dolayı meslek yüksekokullara daha kolay yerleşecek. Düzenleme ile hem meslek liselerinde eğitim ve öğrenme kalitesi hem de meslek yüksekokullarından mezun olanların öğretim ve eğitim kalitesi artmış olacak."
Meslek liseleri ve meslek yüksekokullarında daha nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi ve yetişen iş gücünün kendi alanında çalışmasını hedeflediklerini aktaran Gülay, düzenlemenin gelecek yıldan itibaren geçerli olacağını belirtti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Gülay, meslek liselerinden meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını belirterek, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak." dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay, meslek liselerinden meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını belirterek, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak. Her şey üniversiteye girmek değil. Ana hedefimiz sektörün aradığı, arzuladığı iş gücünü oluşturmak." dedi.
Gülay, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını anımsattı.
Bakanlığın mesleki eğitimde seferberlik başlattığını vurgulayan Gülay, ana hedeflerinin sektörün arzuladığı iş gücünü yetiştirmek olduğunu ifade etti.
Gülay, meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin mesleki eğitimde devamsızlık oranları ve akademik başarıyı doğrudan etkilediğini vurgulayarak, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak. Her şey üniversiteye girmek değil. Ana hedefimiz sektörün aradığı, arzuladığı iş gücünü oluşturmak. Öğrencilerimizin (meslek liseleri) yüzde 50'ye yakını açık öğretim fakülteleri, sınavsız meslek yüksekokulu ile üniversiteye gidiyordu. İş gücüne katılım oranı yüzde 57'lerdeydi. Hedefimiz iş gücüne katılım oranını daha yukarıya çekmek ve üretime yönlendirmek." diye konuştu
"Bu daha adil bir düzenleme"
Geçen hafta 26 maddede mesleki eğitimi düzenleyen yasa tasarısının kabul edilerek TBMM'den geçtiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulduğunu hatırlatan Gülay, şunları kaydetti:
"Meslek lisesini bitirenler, meslek yüksekokullarındaki kendi alanlarındaki 2 yıllık bölümlere sınavsız olarak geçebiliyorlardı. Okul müdürleri, okul terk oranlarının yükseldiğini ve sınavsız bir üst öğrenime yerleşeceklerini bildikleri için öğrencilerin amaçsız olduğunu, derslerinde arzuladığı performansı ve okula devamı sağlayamadıklarını belirtiyorlardı. Yükseköğretim Kurumu (YÖK) ile yapmış olduğumuz görüşmede, özellikle okul müdürlerinden gelen teklif doğrultusunda sınavsız geçiş kaldırılmıştır. Daha nitelikli iş gücü yetiştirilmesi adına sınavsız geçiş kaldırıldı. İki yıllık meslek yüksekokulunu tercih eden bir öğrencinin sınavda alacağı puana, kendi alanında YÖK'ün belirleyeceği bir katsayı ve ortaöğretim başarı puanının çarpımıyla ortaya çıkan puan eklenecek. Dolayısıyla bu daha adil bir düzenleme diye düşünüyoruz. Orta öğretimde daha çok çalışan bir çocuk, başarısından dolayı meslek yüksekokullara daha kolay yerleşecek. Düzenleme ile hem meslek liselerinde eğitim ve öğrenme kalitesi hem de meslek yüksekokullarından mezun olanların öğretim ve eğitim kalitesi artmış olacak."
Meslek liseleri ve meslek yüksekokullarında daha nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi ve yetişen iş gücünün kendi alanında çalışmasını hedeflediklerini aktaran Gülay, düzenlemenin gelecek yıldan itibaren geçerli olacağını belirtti.
Son Güncelleme: Perşembe, 08 Aralık 2016 16:20
Gösterim: 1955
OECD, 34 üyesinin de aralarında bulunduğu 72 ülkede gerçekleştridiği eğitim araştırmasının sonuçlarının yer aldığı merakla beklenen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Araştırması Raporu'nu Paris'te açıkladı.
Özellikle bilim ve matematik alanında öğrencilerin seviyelerini ölçen raporda, bilim alanında eğitim seviyesi en yüksek ülkenin Singapur olduğu ortaya çıktı. Singapur'u Japonya, Taipei (Çin), Finlandiya ve Estonya takip etti. Tüm ülkeler 530 puanın üzerinde skor elde ederken, Türkiye 425 puanla, Meksika da 416 puanla bilim sıralamasında en sonda yer alan iki ülke oldu.
OECD üyesi 72 ülkede, 15 yaşındaki 540 bin öğrenci üzerinde yapılan araştırma sonuçlarının yer aldığı PISA raporu bütün hükumetlerin bir barometre olarak kabul ettiği ve eğitim politikalarını belirleyen bir rapor olması bakımından önemle takip ediliyor.
Bilim, yazı, matematik, problem çözümü gibi sınavlara tabi tutulan öğrencilerden alınan sonuçları analiz eden OECD uzmanları, sonuç analizlerini PISA 2015 raporunda yayınladı.
Türkiye, ortalaması 493 olan Bilim sıralamasında 425 puanla, dil ve ortalaması 493 olan dil ve yazı sıralamasında 405 puanla, ortalaması 490 olan matematik sıralamasında ise 413 puanla tüm alanlarda ortalamanın çok gerisinde kaldı.
Türkiye en düşükler arasında
Türkiye eğitim haritasında Güney Amerika, bazı Afrika ülkeleri ve doğu Avrupa ülkeleri ile birlikte en düşük seviye olan kırmızı renkli ülkeler arasında yer aldı. Raporda, Türkiye'nin, bilim, matematik ve okuma oranında OECD ülkeleri ortalamasının oldukça gerisinde olduğu da tespit edildi.
Bilim sıralamasında Amerika, İsveç, Fransa ve Avusturya 490 ve üzerinde puanla ortada yer aldı. İtalya 481 puanda kalırken, Almanya ve Belçika 500'ün üzerinde puanla ortanın üzerinde skor elde etti.
OECD ülkelerinde her 10 öğrenciden biri bilim alanında "çok iyi" not elde ederken, Sİngapur'da bu rakam her 4 öğrenciden 1'ine kadar yükseliyor.
Genel sıralamada ise, dengeli bir çoğunlukta, Kanada, Danimarka, Estonya, Hongkong (Çin), ve Macao (Çin)'lu öğrenciler "mükemmel" derecede sonuç elde ettiler. Çek cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Yeni Zelenda ve Slovakya'da ise öğrenclerin genel performansı en çok düşen ülkeler oldu.
Eğitim haritasında Türkiye, Cezayir, Tunus, Malta, Yunanistan, Doğu Avrupa ülkeleri, Brezilya, Peru, Kolombiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland ve Endonezya ile birlikte en alt seviyeyi belirleyen kırmızı renkte gösterildi.
Türkiye, kız-erkek öğrenci eşitiği OECD ortalamasını yakaladığı ise tespit edildi.
Raporda, gelişen teknolojiler ışığında yoğun bilgi akışımı ortamında, her bireyin bilimsel düşünme kapasitesine sahip olması, yani "bir sonuç çıkarabilmek için done'lerin karşılaştırılmasını yapabilmesi, zamanla yeni keşiflerle bilimsel verilerin değişişebileceğini anlaması, doğanın ve teknolojinin gücünü ve sınırlarını kavraması" zorunluluğunun altı çizildi.
Matematik ve bilim alanında kız ve erkek öğrencilerin seviyelerinin karşılaştırılmasında ise 72 ülkeden 33'ünde erkek öğrencilerin daha yüksek seviyede olduğu anlaşıldı. Yalnızca Finlandiya'da kız öğrenciler bilim ve matematik alanında erkek öğrencilerin önüne geçti.
Öğrencilerin 4'te 1'i gelecekte bilimsel bir alanda meslek seçmek istediğini belirtirken, kız öğrenciler daha çok sağlık alanında, erkek öğrenciler ise bilgisayar, bilimsel araştırma ve mühandislik alanlarında meslek seçmek istediklerini dile getirdi.
Eğitim performansı açısından ise en yüksek notu alan ülkeler Kanada, Danimarka, Estonya, Hong Kong (Çin) ve Macao (Çin) oldu.
Maddi durumu yerinde olan ailelerin çocuklarının, diğer öğrencilere oranla 3 kez daha başarılı sonuçlar elde ettikleri de raporun ortaya çıkardığı çarpıcı sonuçlar arasında yer aldı.
Göçmen çocuklarının ise göçmen olmayan ailelerin çocuklarına oranla 2 kat daha az başarı gösterdikleri gerçeği de raporda tespit edildi. Ancak bu oranın da göçmen olma gerçeğinin yanı sıra ailenin sosyo-ekonomik durumuyla bağlantılı olduğunun da altı çizildi.
OECD ülkelerinin yüzde 20'sinde öğrenciler yazıda istenen ortalama baza ulaşamıyor. Kız ve erkek öğrenciler arasında yazı alanında, kızlar erkek öğrencilere oranla yüzde 12 daha ileride. Ancak gelişmiş ülkelerde, erkek öğrencilerin arayı kapatmaya başladığı belirtiliyor.
Matematik alanında şampiyon ise Çin, daha detayına inersek, Pekin-Şangay-Jiangsu-Guangdong (Çin), Hong Kong (Çin), Singapur ve Taipei Çin). Bütün ülkeleri geride bırakan Çin'in bu bölgelerinde her 4 öğrenciden 1'i matematikte yüksek başarı elde etti.
OECD üyelerinin yalnızca 5'inde sınıfta kalmalar ve aynı sınıfı tekrar etme oranı büyüdü, 30'unda ise geriledi. Yüzde 10 ile en çok Costa Rica, Fransa, Endonezya, Letonya, Macao (Çin), Malta, Meksika ve Tunus'ta sınıfta kalma oranı geriledi.
PISA raporu nedir?
PISA değerlendirmeleri, dünyanın çeşitli yerlerinden eğitim uzmanlarının bir araya gelmesiyle hazırlanıyor. Program 2000 yılında düzenlenmeye başlamıştı. PISA’ya mutlak suretle ülkelerin katılması beklenmiyor, belli bölgelerin katılması da mümkün oluyor. PISA değerlendirmeleri, “ülkeleri sıralamayı değil, hangi ülkedeki eğitim sisteminin çocukları geleceğe hazırlamada daha efektif olduğunu göstermeyi” amaçlıyor. Program, 3 yılda bir düzenleniyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
OECD, 34 üyesinin de aralarında bulunduğu 72 ülkede gerçekleştridiği eğitim araştırmasının sonuçlarının yer aldığı merakla beklenen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Araştırması Raporu'nu Paris'te açıkladı.
Özellikle bilim ve matematik alanında öğrencilerin seviyelerini ölçen raporda, bilim alanında eğitim seviyesi en yüksek ülkenin Singapur olduğu ortaya çıktı. Singapur'u Japonya, Taipei (Çin), Finlandiya ve Estonya takip etti. Tüm ülkeler 530 puanın üzerinde skor elde ederken, Türkiye 425 puanla, Meksika da 416 puanla bilim sıralamasında en sonda yer alan iki ülke oldu.
OECD üyesi 72 ülkede, 15 yaşındaki 540 bin öğrenci üzerinde yapılan araştırma sonuçlarının yer aldığı PISA raporu bütün hükumetlerin bir barometre olarak kabul ettiği ve eğitim politikalarını belirleyen bir rapor olması bakımından önemle takip ediliyor.
Bilim, yazı, matematik, problem çözümü gibi sınavlara tabi tutulan öğrencilerden alınan sonuçları analiz eden OECD uzmanları, sonuç analizlerini PISA 2015 raporunda yayınladı.
Türkiye, ortalaması 493 olan Bilim sıralamasında 425 puanla, dil ve ortalaması 493 olan dil ve yazı sıralamasında 405 puanla, ortalaması 490 olan matematik sıralamasında ise 413 puanla tüm alanlarda ortalamanın çok gerisinde kaldı.
Türkiye en düşükler arasında
Türkiye eğitim haritasında Güney Amerika, bazı Afrika ülkeleri ve doğu Avrupa ülkeleri ile birlikte en düşük seviye olan kırmızı renkli ülkeler arasında yer aldı. Raporda, Türkiye'nin, bilim, matematik ve okuma oranında OECD ülkeleri ortalamasının oldukça gerisinde olduğu da tespit edildi.
Bilim sıralamasında Amerika, İsveç, Fransa ve Avusturya 490 ve üzerinde puanla ortada yer aldı. İtalya 481 puanda kalırken, Almanya ve Belçika 500'ün üzerinde puanla ortanın üzerinde skor elde etti.
OECD ülkelerinde her 10 öğrenciden biri bilim alanında "çok iyi" not elde ederken, Sİngapur'da bu rakam her 4 öğrenciden 1'ine kadar yükseliyor.
Genel sıralamada ise, dengeli bir çoğunlukta, Kanada, Danimarka, Estonya, Hongkong (Çin), ve Macao (Çin)'lu öğrenciler "mükemmel" derecede sonuç elde ettiler. Çek cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Yeni Zelenda ve Slovakya'da ise öğrenclerin genel performansı en çok düşen ülkeler oldu.
Eğitim haritasında Türkiye, Cezayir, Tunus, Malta, Yunanistan, Doğu Avrupa ülkeleri, Brezilya, Peru, Kolombiya, Birleşik Arap Emirlikleri, Tayland ve Endonezya ile birlikte en alt seviyeyi belirleyen kırmızı renkte gösterildi.
Türkiye, kız-erkek öğrenci eşitiği OECD ortalamasını yakaladığı ise tespit edildi.
Raporda, gelişen teknolojiler ışığında yoğun bilgi akışımı ortamında, her bireyin bilimsel düşünme kapasitesine sahip olması, yani "bir sonuç çıkarabilmek için done'lerin karşılaştırılmasını yapabilmesi, zamanla yeni keşiflerle bilimsel verilerin değişişebileceğini anlaması, doğanın ve teknolojinin gücünü ve sınırlarını kavraması" zorunluluğunun altı çizildi.
Matematik ve bilim alanında kız ve erkek öğrencilerin seviyelerinin karşılaştırılmasında ise 72 ülkeden 33'ünde erkek öğrencilerin daha yüksek seviyede olduğu anlaşıldı. Yalnızca Finlandiya'da kız öğrenciler bilim ve matematik alanında erkek öğrencilerin önüne geçti.
Öğrencilerin 4'te 1'i gelecekte bilimsel bir alanda meslek seçmek istediğini belirtirken, kız öğrenciler daha çok sağlık alanında, erkek öğrenciler ise bilgisayar, bilimsel araştırma ve mühandislik alanlarında meslek seçmek istediklerini dile getirdi.
Eğitim performansı açısından ise en yüksek notu alan ülkeler Kanada, Danimarka, Estonya, Hong Kong (Çin) ve Macao (Çin) oldu.
Maddi durumu yerinde olan ailelerin çocuklarının, diğer öğrencilere oranla 3 kez daha başarılı sonuçlar elde ettikleri de raporun ortaya çıkardığı çarpıcı sonuçlar arasında yer aldı.
Göçmen çocuklarının ise göçmen olmayan ailelerin çocuklarına oranla 2 kat daha az başarı gösterdikleri gerçeği de raporda tespit edildi. Ancak bu oranın da göçmen olma gerçeğinin yanı sıra ailenin sosyo-ekonomik durumuyla bağlantılı olduğunun da altı çizildi.
OECD ülkelerinin yüzde 20'sinde öğrenciler yazıda istenen ortalama baza ulaşamıyor. Kız ve erkek öğrenciler arasında yazı alanında, kızlar erkek öğrencilere oranla yüzde 12 daha ileride. Ancak gelişmiş ülkelerde, erkek öğrencilerin arayı kapatmaya başladığı belirtiliyor.
Matematik alanında şampiyon ise Çin, daha detayına inersek, Pekin-Şangay-Jiangsu-Guangdong (Çin), Hong Kong (Çin), Singapur ve Taipei Çin). Bütün ülkeleri geride bırakan Çin'in bu bölgelerinde her 4 öğrenciden 1'i matematikte yüksek başarı elde etti.
OECD üyelerinin yalnızca 5'inde sınıfta kalmalar ve aynı sınıfı tekrar etme oranı büyüdü, 30'unda ise geriledi. Yüzde 10 ile en çok Costa Rica, Fransa, Endonezya, Letonya, Macao (Çin), Malta, Meksika ve Tunus'ta sınıfta kalma oranı geriledi.
PISA raporu nedir?
PISA değerlendirmeleri, dünyanın çeşitli yerlerinden eğitim uzmanlarının bir araya gelmesiyle hazırlanıyor. Program 2000 yılında düzenlenmeye başlamıştı. PISA’ya mutlak suretle ülkelerin katılması beklenmiyor, belli bölgelerin katılması da mümkün oluyor. PISA değerlendirmeleri, “ülkeleri sıralamayı değil, hangi ülkedeki eğitim sisteminin çocukları geleceğe hazırlamada daha efektif olduğunu göstermeyi” amaçlıyor. Program, 3 yılda bir düzenleniyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Aralık 2016 17:15
Gösterim: 2351
Somali ve Gine'deki FETÖ ile iltisaklı tüm okullar Maarif Vakfı'na devredilirken, Sudan'daki okulların devir teslim işlemlerinde sona gelindi.
Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluşunun üzerinden geçen 3 ay içerisinde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı okulların bulunduğu 100'e yakın ülkenin 15'ine ziyaretler gerçekleştirildi. Bu ülkelerden Somali ve Gine'deki FETÖ ile iltisaklı tüm okullar Maarif Vakfı'na devredilirken, Sudan'daki okulların devir teslim işlemlerinde sona gelindi.
Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Türkiye Maarif Vakfı'nın yaklaşık 3 ay önce kurulduğunu hatırlattı.Vakfın kuruluşundan itibaren 3 ay içerisinde yaklaşık 15 ülke ziyaretinin yapıldığını bildiren Akgün, "Bazı ülkelere temsilciler, bazı okullara müdürler atandı, bazı okulların da teknik anlamda Maarif Vakfı'na geçiş süreci devam ediyor. Görüşmelerin devam ettiği ülkeler var. Mutabakat zabıtları imzaladığımız ülkeler var. Fiilen okullarını devraldığımız ülkeler var. Her hafta birkaç yeni ülkeye heyetler gönderiyoruz. FETÖ'nün eğitim alanında faaliyette bulunduğu 100'e yakın ülkenin tamamına ulaşma 6 ay ya da 1 yıl sürecektir." dedi.
"Ciddi talepler var"
FETÖ ile mücadelenin dışında, yurt dışında prestijli marka Türk okullarının açılması konusunda da çalışmalar yürüttüklerini belirten Akgün, bu konuda da yurt dışı ziyaretleri yaptıklarını ifade ederek, "Özellikle Türk diasporasının yoğun bulunduğu Avrupa ülkelerinden, Balkanlardan hatta Avustralya'dan ciddi talepler var. " diye konuştu.
FETÖ okullarının devralındığı ülkeler
Vakfın devralıp işletmeye başladığı okulların bulunduğu ülkeler arasında Gine'nin de yer aldığını bildiren Akgün, Sudan'daki okulların devir teslim işlemlerinin de tamamlanmak üzere olduğunu kaydetti.
Çad ve Senegal'de FETÖ ile irtibatlı okulların Maarif Vakfı'na devrine ilişkin mutabakat anlaşmalarının imzalandığını belirten Akgün, şöyle konuştu: "Aslında Avrupa, Afrika, Avustralya ve Asya olmak üzere 4 kıtada şu an faaliyet yürütüyoruz. Bu ülkeler Uzakdoğu'da da var, Balkanlar'da da var, Orta Asya'da da var. Dolayısıyla isim vermekten ziyade dünyanın farklı bölgelerinde özellikle Türkiye'ye müzahir olan ve Türkiye'nin 15 Temmuz sonrasında diplomatik anlamda gidip süreci anlattığı ülkeler, bu konuyu ciddi şekilde dinliyorlar ve Türkiye ile çalışmak istiyorlar."
Benin'e heyet gidecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Benin Cumhurbaşkanı Patrice Talon'un birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında, en önemli gündem maddelerinden birinin bu ülkedeki FETÖ ile irtibatlı 3 okulun Maarif Vakfı'na devrine ilişkin açıklamalar olduğunu ifade eden Akgün, "Maarif Vakfı olarak görevimiz, diplomasinin yol göstericiliğinde siyasetle beraber bu okulları devretmeye hazır olan ülkelerde alt yapıyı hazırlamak, o ülkelere eleman göndermek ve temsilcilik açmak. Bu kapsamda, en kısa zamanda Benin'e bir heyet gidecek. Bu heyetler içinde Maarif Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığından temsilciler bulunacak." dedi.
Temel hedef 193 ülke
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce Maarif Vakfı'nın 193 ülkede faaliyet göstermesi yönündeki sözlerini dile getiren Akgün, "Temel hedefimiz budur." dedi.
Birol Akgün, yurt dışında devraldıkları okullara genel isim olarak "Türkiye Maarif Okulları"nı kullandıklarını ama yanında yerel düzeyde de isimler verdiklerini sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Somali ve Gine'deki FETÖ ile iltisaklı tüm okullar Maarif Vakfı'na devredilirken, Sudan'daki okulların devir teslim işlemlerinde sona gelindi.
Türkiye Maarif Vakfı'nın kuruluşunun üzerinden geçen 3 ay içerisinde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı okulların bulunduğu 100'e yakın ülkenin 15'ine ziyaretler gerçekleştirildi. Bu ülkelerden Somali ve Gine'deki FETÖ ile iltisaklı tüm okullar Maarif Vakfı'na devredilirken, Sudan'daki okulların devir teslim işlemlerinde sona gelindi.
Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Türkiye Maarif Vakfı'nın yaklaşık 3 ay önce kurulduğunu hatırlattı.Vakfın kuruluşundan itibaren 3 ay içerisinde yaklaşık 15 ülke ziyaretinin yapıldığını bildiren Akgün, "Bazı ülkelere temsilciler, bazı okullara müdürler atandı, bazı okulların da teknik anlamda Maarif Vakfı'na geçiş süreci devam ediyor. Görüşmelerin devam ettiği ülkeler var. Mutabakat zabıtları imzaladığımız ülkeler var. Fiilen okullarını devraldığımız ülkeler var. Her hafta birkaç yeni ülkeye heyetler gönderiyoruz. FETÖ'nün eğitim alanında faaliyette bulunduğu 100'e yakın ülkenin tamamına ulaşma 6 ay ya da 1 yıl sürecektir." dedi.
"Ciddi talepler var"
FETÖ ile mücadelenin dışında, yurt dışında prestijli marka Türk okullarının açılması konusunda da çalışmalar yürüttüklerini belirten Akgün, bu konuda da yurt dışı ziyaretleri yaptıklarını ifade ederek, "Özellikle Türk diasporasının yoğun bulunduğu Avrupa ülkelerinden, Balkanlardan hatta Avustralya'dan ciddi talepler var. " diye konuştu.
FETÖ okullarının devralındığı ülkeler
Vakfın devralıp işletmeye başladığı okulların bulunduğu ülkeler arasında Gine'nin de yer aldığını bildiren Akgün, Sudan'daki okulların devir teslim işlemlerinin de tamamlanmak üzere olduğunu kaydetti.
Çad ve Senegal'de FETÖ ile irtibatlı okulların Maarif Vakfı'na devrine ilişkin mutabakat anlaşmalarının imzalandığını belirten Akgün, şöyle konuştu: "Aslında Avrupa, Afrika, Avustralya ve Asya olmak üzere 4 kıtada şu an faaliyet yürütüyoruz. Bu ülkeler Uzakdoğu'da da var, Balkanlar'da da var, Orta Asya'da da var. Dolayısıyla isim vermekten ziyade dünyanın farklı bölgelerinde özellikle Türkiye'ye müzahir olan ve Türkiye'nin 15 Temmuz sonrasında diplomatik anlamda gidip süreci anlattığı ülkeler, bu konuyu ciddi şekilde dinliyorlar ve Türkiye ile çalışmak istiyorlar."
Benin'e heyet gidecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Benin Cumhurbaşkanı Patrice Talon'un birlikte düzenledikleri ortak basın toplantısında, en önemli gündem maddelerinden birinin bu ülkedeki FETÖ ile irtibatlı 3 okulun Maarif Vakfı'na devrine ilişkin açıklamalar olduğunu ifade eden Akgün, "Maarif Vakfı olarak görevimiz, diplomasinin yol göstericiliğinde siyasetle beraber bu okulları devretmeye hazır olan ülkelerde alt yapıyı hazırlamak, o ülkelere eleman göndermek ve temsilcilik açmak. Bu kapsamda, en kısa zamanda Benin'e bir heyet gidecek. Bu heyetler içinde Maarif Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığından temsilciler bulunacak." dedi.
Temel hedef 193 ülke
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce Maarif Vakfı'nın 193 ülkede faaliyet göstermesi yönündeki sözlerini dile getiren Akgün, "Temel hedefimiz budur." dedi.
Birol Akgün, yurt dışında devraldıkları okullara genel isim olarak "Türkiye Maarif Okulları"nı kullandıklarını ama yanında yerel düzeyde de isimler verdiklerini sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Perşembe, 08 Aralık 2016 12:08
Gösterim: 1892
2015 TIMSS verileri ile hazırlanan rapora göre, Türkiye'nin önceki yıllara göre 4. ve 8. sınıf düzeylerinde fen ve matematik derslerinde alt düzeydeki öğrenci oranı azalırken, orta ve üst düzey öğrenci oranında artış gözlendi.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2015 sonuçlarına göre hazırlanan rapora göre, Türkiye'nin önceki yıllara göre 4. ve 8. sınıf düzeylerinde fen ve matematik alanındaki başarısız öğrenci oranı azalırken, orta ve üst düzey öğrenci oranında artış yaşandı.

Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşu (IEA) tarafından yapılan ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 49 ülkenin katıldığı Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2015 sonuçları açıklandı.
MEB'in 1999, 2011 ve 2015 yıllarındaki TIMSS verilerini kullanarak hazırladığı rapora göre, ilk defa 1999'da 8. sınıf düzeyinde katıldığı çalışmaya Türkiye, 2015 yılında 4. ve 8. sınıf düzeylerinde katıldı.
2015 TIMSS araştırmasına Türkiye, 498 okuldan toplam 12 bin 535 öğrenciyle katıldı.
4. sınıf matematikte 483 puan alan Türkiye, 2011 sonucuna göre, 14 puan artırarak 49 ülke arasında 39. sırada yer aldı.
Sıralamaları farklı olmasına rağmen Türkiye, Fransa ve Yeni Zelenda'nın puanları arasında anlamlı bir fark bulunmadığı görüldü.
Rapora göre, Türkiye puanını sürekli artıran ülkeler arasında yer aldı. 8. sınıf matematikte 458 puan alan Türkiye, 2011'deki rapora göre puanını 6 puan artırdı. Türkiye bu puanla 39 ülke arasında 24. sırada yer aldı.
TIMSS 2015 matematik sonuçlarına göre orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 4. sınıf öğrencilerinin oranı, önceki yıllardaki sonuçlara göre artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı azaldı. Buna göre, TIMSS matematik 4. sınıf düzeyinde orta düzey ve üstü öğrencilerin oranı, 1999 ile kıyaslandığında yüzde 51'den yüzde 57'ye çıkarken alt düzey ve altı öğrencilerin oranı yüzde 49'dan yüzde 43'e geriledi.
8. sınıf matematik skorları
TIMSS 2015 8. sınıf matematik sonuçlarına göre, Türkiye'nin puanı, önceki TIMSS döngülerine göre sürekli arttı. Katıldığı ilk TIMSS araştırmasına göre Türkiye puanını 29 puan yükseltti.
Matematikte orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 8. sınıf öğrencilerin oranı TIMSS önceki yıllardaki sonuçlarına göre artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı azaldı. Bu sonuçlara göre 8. sınıf öğrencilerinin matematik yeterlik düzeylerinde istenen yönde iyileşme olduğu görüldü.
TIMSS matematik 8. sınıf düzeyinde ortay düzey ve üstü öğrencilerin oranı 1999 yılına göre yüzde 27'den yüzde 42'ye çıktı. Öte yandan 1999'da yüzde 73 olan alt düzey ve altı öğrencilerin oranı yüzde 58'e geriledi.
4. sınıf fen bilimlerinde durum
Araştırmaya göre, 4. sınıf fen bilimlerinde 483 puan alan Türkiye, bir önceki araştırmaya göre puanını 20 puan artırarak 47 ülke arasında 34. sırada yer aldı. Türkiye, bu puan ile Fransa ile aynı grupta yer aldı. Türk öğrencilerin en fazla puanını arttırdığı ders de 4. sınıf fen bilimleri oldu.
TIMSS 2015 fen bilimleri sonuçlarına göre orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 4. sınıf öğrencilerin oranı TIMSS 2011 sonuçlarına göre yüzde 10 oranında artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı yüzde 10 oranında azaldı.
Bu sonuçlara göre 4. sınıf öğrencilerinin yeterlik düzeylerinde istenen yönde iyileşme olduğu gözlendi. Bu kapsamda 1999'da 4. sınıf düzeyinde ortay düzey ve üstü öğrenci oranı yüzde 48'den yüzde 58'e yükseldi. Bunun yanında, aynı düzeyde alt düzey ve altı öğrenci oranı da yüzde 52'den yüzde 42'ye geriledi.
8. sınıf fen bilimleri sonuçları
8. sınıf fen bilimlerinde ise 493 puan alan Türkiye 2011'e göre puanını 10 puan artırarak 39 ülke arasında 21. sırada yer buldu.
TIMSS 2015 8. sınıf fen bilimleri sonuçlarına göre, Türkiye'nin puanı önceki TIMSS döngülerine göre sürekli arttı. Türkiye'nin katıldığı ilk TIMSS araştırmasına göre alınan son veriler, Türkiye'nin puanını 60 puan artırdığını ortaya koydu. Sıralamalar farklı olsa da Türkiye'nin puanı ile İtalya ve TIMSS ortalama puanları arasında anlamlı bir farklılığın bulunmadığı tespiti yapıldı.
TIMSS 2015 fen bilimleri sonuçlarına göre orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 8. sınıf öğrencilerin oranı TIMSS önceki yıllardaki sonuçlarına göre artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı azaldı.
Bu sonuçlara göre, 8. sınıf öğrencilerinin yeterlik düzeylerinde istenen yönde iyileşme olduğu görüldü. Bu kapsamda 8. sınıf düzeyinde 1999'da yüzde 25 olan orta ve üstü öğrenci oranı, son verilere göre yüzde 59'a yükseldi. Bunun yanında aynı sınıf düzeyinde yüzde 75 olan alt düzey ve altı öğrenci oranı yüzde 41'e geriledi.
Puanını artıran ülkeler
Türkiye 4. sınıf matematikte bir önceki uygulama olan 2011'e göre puanını artıran 21 ülke arasında, 4. sınıf fen bilimlerinde puanını artıran 17 ülke arasında; 8. sınıf fen bilimlerinde puanını artıran 15 ülke arasında yer aldı. Türkiye 8. sınıf matematik alanında ise 6 puanlık bir artış sağlamasına rağmen düzeyi aynı kalan ülkeler arasında yer aldı.
TIMSS araştırmasında bir önceki çalışma olan 2011'e göre başarısını en çok artıran grubun, 20 puan artışla puanını 483'e yükselten 4. sınıf fen bilimleri olduğu ortaya çıkarken, bu dersi, 2011'e göre 14 puan artışla puanını 483'e çıkaran 4. sınıf matematik, 10 puanlık artışla 493 puana yükselen 8. sınıf fen bilimleri ve 6 puanlık artışla 458 puana yükselen 8. sınıf matematik dersi izledi.
Genel ortalamalar
Raporda, TIMSS sonuçlarına göre 4. sınıf öğrencilerinin genel ortalamasının 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında 20 puan arttığı görüldü. En fazla artışın 30 puan ile "fiziksel bilimler" konu alanında olduğu gözlenirken, en az artışın 12 puan ile "canlı bilimi" konu alanında olduğu gözlendi.
4. sınıf öğrencilerin her bir bilişsel düzeyde, 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında, puanlarının arttığı ortaya çıktı. En fazla artışın 23 puan ile uygulama bilişsel düzeyinde, en az artışın ise 11 puan ile akıl yürütme bilişsel düzeyinde olduğu görüldü.
8. sınıf öğrencilerin genel ortalamasının 2007'den beri düzenli olarak arttığı gözlendi. 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında, 2015 yılında en fazla artışın "kimya" konu alanında, en az artışın ise "biyoloji" konu alanında olduğu ortaya çıktı.
8. sınıf öğrencilerin "uygulama" ve "akıl yürütme" bilişsel düzeylerinde 2007 TIMSS uygulamasından beri puanının arttığı açıklandı. 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında 2015 yılında en fazla artışın "uygulama bilişsel" düzeyinde olduğu görüldü.
Akran zorbalığı
TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerinin yüzde 57'sinin hemen hemen hiç, yüzde 28'inin ayda bir, yüzde 14'ünün haftada bir zorbalığa maruz kaldığı gözlendi.
Zorbalık durumuna göre öğrencilerin başarıları sırasıyla 500, 481 ve 431 puan düzeyinde oldu.
TIMSS 2011 uygulamasına göre, TIMSS 2015'te akran zorbalığında azalma yaşandığı sonucu ortaya çıktı. TIMSS 2015 uygulamasına katılan 8. sınıf öğrencilerinin yüzde 69'unun hemen hemen hiç, yüzde 26'sının ayda bir, yüzde 6'sının haftada bir zorbalığa maruz kaldığı görüldü.
Zorbalık durumuna göre, öğrencilerin başarıları sırasıyla 502, 485 ve 429 puan düzeyinde oldu.
TIMSS 2011 uygulamasına göre TIMSS 2015'te akran zorbalığında azalma yaşandığı aktarıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
2015 TIMSS verileri ile hazırlanan rapora göre, Türkiye'nin önceki yıllara göre 4. ve 8. sınıf düzeylerinde fen ve matematik derslerinde alt düzeydeki öğrenci oranı azalırken, orta ve üst düzey öğrenci oranında artış gözlendi.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2015 sonuçlarına göre hazırlanan rapora göre, Türkiye'nin önceki yıllara göre 4. ve 8. sınıf düzeylerinde fen ve matematik alanındaki başarısız öğrenci oranı azalırken, orta ve üst düzey öğrenci oranında artış yaşandı.

Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşu (IEA) tarafından yapılan ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 49 ülkenin katıldığı Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS) 2015 sonuçları açıklandı.
MEB'in 1999, 2011 ve 2015 yıllarındaki TIMSS verilerini kullanarak hazırladığı rapora göre, ilk defa 1999'da 8. sınıf düzeyinde katıldığı çalışmaya Türkiye, 2015 yılında 4. ve 8. sınıf düzeylerinde katıldı.
2015 TIMSS araştırmasına Türkiye, 498 okuldan toplam 12 bin 535 öğrenciyle katıldı.
4. sınıf matematikte 483 puan alan Türkiye, 2011 sonucuna göre, 14 puan artırarak 49 ülke arasında 39. sırada yer aldı.
Sıralamaları farklı olmasına rağmen Türkiye, Fransa ve Yeni Zelenda'nın puanları arasında anlamlı bir fark bulunmadığı görüldü.
Rapora göre, Türkiye puanını sürekli artıran ülkeler arasında yer aldı. 8. sınıf matematikte 458 puan alan Türkiye, 2011'deki rapora göre puanını 6 puan artırdı. Türkiye bu puanla 39 ülke arasında 24. sırada yer aldı.
TIMSS 2015 matematik sonuçlarına göre orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 4. sınıf öğrencilerinin oranı, önceki yıllardaki sonuçlara göre artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı azaldı. Buna göre, TIMSS matematik 4. sınıf düzeyinde orta düzey ve üstü öğrencilerin oranı, 1999 ile kıyaslandığında yüzde 51'den yüzde 57'ye çıkarken alt düzey ve altı öğrencilerin oranı yüzde 49'dan yüzde 43'e geriledi.
8. sınıf matematik skorları
TIMSS 2015 8. sınıf matematik sonuçlarına göre, Türkiye'nin puanı, önceki TIMSS döngülerine göre sürekli arttı. Katıldığı ilk TIMSS araştırmasına göre Türkiye puanını 29 puan yükseltti.
Matematikte orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 8. sınıf öğrencilerin oranı TIMSS önceki yıllardaki sonuçlarına göre artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı azaldı. Bu sonuçlara göre 8. sınıf öğrencilerinin matematik yeterlik düzeylerinde istenen yönde iyileşme olduğu görüldü.
TIMSS matematik 8. sınıf düzeyinde ortay düzey ve üstü öğrencilerin oranı 1999 yılına göre yüzde 27'den yüzde 42'ye çıktı. Öte yandan 1999'da yüzde 73 olan alt düzey ve altı öğrencilerin oranı yüzde 58'e geriledi.
4. sınıf fen bilimlerinde durum
Araştırmaya göre, 4. sınıf fen bilimlerinde 483 puan alan Türkiye, bir önceki araştırmaya göre puanını 20 puan artırarak 47 ülke arasında 34. sırada yer aldı. Türkiye, bu puan ile Fransa ile aynı grupta yer aldı. Türk öğrencilerin en fazla puanını arttırdığı ders de 4. sınıf fen bilimleri oldu.
TIMSS 2015 fen bilimleri sonuçlarına göre orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 4. sınıf öğrencilerin oranı TIMSS 2011 sonuçlarına göre yüzde 10 oranında artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı yüzde 10 oranında azaldı.
Bu sonuçlara göre 4. sınıf öğrencilerinin yeterlik düzeylerinde istenen yönde iyileşme olduğu gözlendi. Bu kapsamda 1999'da 4. sınıf düzeyinde ortay düzey ve üstü öğrenci oranı yüzde 48'den yüzde 58'e yükseldi. Bunun yanında, aynı düzeyde alt düzey ve altı öğrenci oranı da yüzde 52'den yüzde 42'ye geriledi.
8. sınıf fen bilimleri sonuçları
8. sınıf fen bilimlerinde ise 493 puan alan Türkiye 2011'e göre puanını 10 puan artırarak 39 ülke arasında 21. sırada yer buldu.
TIMSS 2015 8. sınıf fen bilimleri sonuçlarına göre, Türkiye'nin puanı önceki TIMSS döngülerine göre sürekli arttı. Türkiye'nin katıldığı ilk TIMSS araştırmasına göre alınan son veriler, Türkiye'nin puanını 60 puan artırdığını ortaya koydu. Sıralamalar farklı olsa da Türkiye'nin puanı ile İtalya ve TIMSS ortalama puanları arasında anlamlı bir farklılığın bulunmadığı tespiti yapıldı.
TIMSS 2015 fen bilimleri sonuçlarına göre orta düzey ve üstü yeterlik düzeyine sahip 8. sınıf öğrencilerin oranı TIMSS önceki yıllardaki sonuçlarına göre artarken, alt düzey ve altı yeterlik düzeyine sahip öğrencilerin oranı azaldı.
Bu sonuçlara göre, 8. sınıf öğrencilerinin yeterlik düzeylerinde istenen yönde iyileşme olduğu görüldü. Bu kapsamda 8. sınıf düzeyinde 1999'da yüzde 25 olan orta ve üstü öğrenci oranı, son verilere göre yüzde 59'a yükseldi. Bunun yanında aynı sınıf düzeyinde yüzde 75 olan alt düzey ve altı öğrenci oranı yüzde 41'e geriledi.
Puanını artıran ülkeler
Türkiye 4. sınıf matematikte bir önceki uygulama olan 2011'e göre puanını artıran 21 ülke arasında, 4. sınıf fen bilimlerinde puanını artıran 17 ülke arasında; 8. sınıf fen bilimlerinde puanını artıran 15 ülke arasında yer aldı. Türkiye 8. sınıf matematik alanında ise 6 puanlık bir artış sağlamasına rağmen düzeyi aynı kalan ülkeler arasında yer aldı.
TIMSS araştırmasında bir önceki çalışma olan 2011'e göre başarısını en çok artıran grubun, 20 puan artışla puanını 483'e yükselten 4. sınıf fen bilimleri olduğu ortaya çıkarken, bu dersi, 2011'e göre 14 puan artışla puanını 483'e çıkaran 4. sınıf matematik, 10 puanlık artışla 493 puana yükselen 8. sınıf fen bilimleri ve 6 puanlık artışla 458 puana yükselen 8. sınıf matematik dersi izledi.
Genel ortalamalar
Raporda, TIMSS sonuçlarına göre 4. sınıf öğrencilerinin genel ortalamasının 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında 20 puan arttığı görüldü. En fazla artışın 30 puan ile "fiziksel bilimler" konu alanında olduğu gözlenirken, en az artışın 12 puan ile "canlı bilimi" konu alanında olduğu gözlendi.
4. sınıf öğrencilerin her bir bilişsel düzeyde, 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında, puanlarının arttığı ortaya çıktı. En fazla artışın 23 puan ile uygulama bilişsel düzeyinde, en az artışın ise 11 puan ile akıl yürütme bilişsel düzeyinde olduğu görüldü.
8. sınıf öğrencilerin genel ortalamasının 2007'den beri düzenli olarak arttığı gözlendi. 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında, 2015 yılında en fazla artışın "kimya" konu alanında, en az artışın ise "biyoloji" konu alanında olduğu ortaya çıktı.
8. sınıf öğrencilerin "uygulama" ve "akıl yürütme" bilişsel düzeylerinde 2007 TIMSS uygulamasından beri puanının arttığı açıklandı. 2011 sonuçları ile karşılaştırıldığında 2015 yılında en fazla artışın "uygulama bilişsel" düzeyinde olduğu görüldü.
Akran zorbalığı
TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerinin yüzde 57'sinin hemen hemen hiç, yüzde 28'inin ayda bir, yüzde 14'ünün haftada bir zorbalığa maruz kaldığı gözlendi.
Zorbalık durumuna göre öğrencilerin başarıları sırasıyla 500, 481 ve 431 puan düzeyinde oldu.
TIMSS 2011 uygulamasına göre, TIMSS 2015'te akran zorbalığında azalma yaşandığı sonucu ortaya çıktı. TIMSS 2015 uygulamasına katılan 8. sınıf öğrencilerinin yüzde 69'unun hemen hemen hiç, yüzde 26'sının ayda bir, yüzde 6'sının haftada bir zorbalığa maruz kaldığı görüldü.
Zorbalık durumuna göre, öğrencilerin başarıları sırasıyla 502, 485 ve 429 puan düzeyinde oldu.
TIMSS 2011 uygulamasına göre TIMSS 2015'te akran zorbalığında azalma yaşandığı aktarıldı.
Son Güncelleme: Cumartesi, 03 Aralık 2016 13:23
Gösterim: 2649

