Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Müge Gökdeniz - Sevinç Koleji Kampüs Müdürü - Selda Erdal - Sevinç Kurs Merkezi Müdürü

selda_erdal_müge_gokdeniz“Sevinç Eğitim Kurumları, ekip ruhunun gücüne inanan ve takım çalışmasına önem veren bir kurumdur. Bu sebeple çalışanların mesleki gelişimleri için eğitim fırsatları vererek, kadın çalışanlarını ve personelini desteklemektedir. Başarılı ve 21.yüzyıl becerilerine sahip, evrensel nesiller yetiştiren bir kurumun önceliği de çalışan mutluluğudur.”

Eğitim sektöründe kadın yönetici sayısı artarken, kadın girişimci sayısı sizce neden az? Kadın girişimciler ne gibi engellerle karşılaşıyorlar? Sizin bu konuda önerileriniz neler?
Müge Gökdeniz: Eğitim sektöründe kadın öğretmenler ile kadın yöneticilerin sayısı karşılaştırıldığında, kadın çalışanların çoğunun öğretmen olarak görev aldığı, kadın yönetici sayısının daha düşük olduğu görülmektedir. Bu oran geçmiş yıllara göre artış gösterse de maalesef halen yetersizdir.
Kadın girişimcilerin ülkemizde işgücüne katılımlarının ve girişimcilik konusunda henüz istenen seviyede olmadığı lakin ekonomik hayatta giderek daha etkin duruma gelmeye başladıkları gözlemlenmektedir.
Kadın girişimci sayısını arttırmak için öncelikle kadın eğitim oranının artması gerekmektedir. Atatürk, kadınları koruyucu ve destekleyici reformlar ile bu hedefler doğrultusunda ilk adımları atmış olsa da Türkiye’de kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik alanda karşılaştıkları sorunlara bakıldığında önceliğimiz bu sorunları dikkate alarak, doğru planlamalar ile bu sorunların çözülmesini sağlamak olmalıdır.
Ülkemizde kadın girişimci sayısını arttırmak için, gelişmiş ülkelerden başlayarak uluslararası kuruluşların kadın girişimciliğini destekleyici ve yaygınlaştırıcı politikalarını da incelememiz gerekir. Son yıllarda medyanın da desteğiyle kadın girişimcilere olan ilginin arttığına, kadınlarımızın daha fazla sosyal desteğe ihtiyaç duyduğuna tanıklık ediyoruz. Ülkemizde kadınlarımızı girişimciliğe sevketmeye, iş hayatında daha fazla yer almalarını sağlamaya yönelik birçok oluşum ve proje bulunmaktadır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), kadınlarımızın iş hayatında yer alabilmeleri adına Kadın Girişimciler Kurulu’nu kurmuştur ve bunun yanında sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, Halk Eğitim Merkezleri gibi kadınlarımıza girişimcilik eğitimleri veren kuruluşlar da mevcuttur. Bizlere düşen başlıca görev; kız çocuklarının okur-yazar oranını arttırmak, kadınlarımızı bilinçlendirmek; kadın girişimcileri bekleyen fırsatların neler olduğunu en doğru ve etkili şekilde anlatmak; kadınlarımıza iş gücü ve istihdam sağlayarak finansal güvenliklerini artırmak, kadınlarımızın hem ev hem de iş hayatındaki etkinliklerini dengelemek adına mevcut engelleri ortadan kaldırmaktır.

Sizce eğitimde kadın yönetici olmanın kolay ve zor yanları neler?
Müge Gökdeniz: Kadın okul yöneticisi olarak genelde olumlu tepkiler alıyorum. Toplumun kadın yöneticilere bakış açısının destek ve takdir edici yönde olması, memnuniyet vericidir. Mesleğimde edindiğim tecrübe, insan ilişkileri ve iletişim becerim, kullandığım stratejik alan bilgim, sakin ve çözüm odaklı olmam, yenilikçi eğitim modellerini araştırıp geliştiren, sorumluluk ve iç disiplini yüksek bir kişi olmam mesleğimde zorluklar ile baş edebilmemde etkin rol oynamaktadır. Mükemmeliyetçi kişilik özelliğine sahip olmam beni zaman zaman zorlasa da, bu durum olayları çok yönlü düşünmeme ve analiz edebilmeme katkı sağlıyor. Kadın eğitim yöneticisi olarak toplumumuzda ataerkil yapıdan kaynaklı zorluk hiç yaşamadım. Eğitim yöneticiliği yaptığım Sevinç Eğitim Kurumları, ekip ruhunun gücüne inanan ve takım çalışmasına önem veren bir kurumdur. Bu sebeple çalışanların mesleki gelişimleri için eğitim fırsatları vererek, kadın çalışanlarını ve personelini desteklemektedir. Başarılı ve 21.yüzyıl becerilerine sahip, evrensel nesiller yetiştiren bir kurumun önceliği de çalışan mutluluğudur.

ÜLKEMİZE BORCUMUZ İYİ NESİLLER YETİŞTİRMEKTİR
Kız çocuklarının eğitim ve kariyer yolculuklarında Türkiye’deki koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fırsat eşitliği için hangi adımlar atılmalı?
Müge Gökdeniz: Üzülerek belirtmem lazımki, kız çocuklarımızın okullaşma oranı, örgün eğitimdeki tüm kademelerde erkek çocuklarımızın gerisinde kalmaktadır. Kentlerde kız çocuklarının öğrenim düzeyinin yükselip, iş gücüne katılma oranı artarken; kırsal kesimlerde bu oranın düşük olduğu görülmektedir. Ülkemizde şimdiye kadar kız çocuklarının eğitimi üzerine birçok çalışma yapılmasınarağmen kız çocukların okullaşması adına daha çok yol almamız gerektiği yadsınamaz bir gerçektir.
Eğitimde fırsat eşitliği sağlayarak, her çocuğun nitelikli eğitim alması öncelikli hedefimiz olmalıdır. Türkiye’nin de dâhil olduğu, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesinin 28., 29. ve 30. maddeleri gereği eşit şartlarda erişilebilir temel eğitimden çocuklarımızı faydalandırmalı; aileleri ve öğrencileri bu konuda bilinçlendirecek çalışmalar yapmalıyız.
Ülkemizdeki eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiren, kız çocuklarının nitelikli eğitime erişmesinin önündeki engelleri (erken ve çocuk yaşta zorla evliliği önleme, çocuk yoksulluğu vb.) ortadan kaldırmaya çalışan kurum ve kuruluşları desteklemeliyiz. Kız çocuklarının yalnızca eğitime erişimlerini değil, tüm gelişimsel gereksinimlerini desteklemek için hem eğitimciler hem de toplum olarak güçlü adımlar atmalıyız. Biz eğitimcilerin ülkemizi çağdaş ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için bu ülkeye borcu; iyi nesiller yetiştirmektir.

EĞİTİM YAŞAM BOYU DEVAM EDEN BİR SÜREÇTİR
Kariyer yolculuğunda eğitimin rolü ve yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Selda Erdal: 21.yüzyıl teknolojik gelişim ve küreselleşmeye bağlı olarak sosyal, bireysel, siyasal ve ekonomik alanlarda büyük ve hızlı değişimlerin olduğu bir dönem. Gelecekte kaliteli insan gücüne duyulacak ihtiyaç, insanların kendilerini iş yaşamına daha donanımlı hazırlamalarını zorunlu kılmaktadır.
Bu durumda insanların geleceğe dair daha detaylı düşünerek bir eğitim planlaması yapmaları elzemdir.
Kariyer gelişimi, bireyin yaşamının tüm boyutlarını içeren çok yönlü bir süreçtir. Bu süreci kişinin kendisi ile ilgili düşünceleri, duygusal gelişimi, içinde bulunduğu ortam, kültürel şartlar, meslekle ilgili yargıları ve okul deneyimleri gibi pek çok faktör etkiler.
Bu nedenle eğitim; meslek seçimi, bireysel kariyer planlaması gibi geniş ve bütünsel perspektiften bireyin yaşamı boyunca devam eden bir süreç olarak algılanmalıdır.

Kendinizi nasıl bir yönetici olarak tanımlıyorsunuz? Yönetim anlayışınızı belirleyen ilkeler neler?
Selda Erdal: Başta cumhuriyetin ışığında Atatürk ilke ve inkılaplarını rehber edinen, iletişim becerisi yüksek çağdaş bir yönetici olarak -ki bence her yöneticide bu özelliklerin olması gerekir- kendimi tanımlarım.
İyi bir yöneticinin en belirgin özelliği, çok yönlü düşünmesidir; yaşanan her türlü durumda çözümcül ve empatik yaklaşabilme becerisidir. Bence iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir psikolog olmalıdır. Eğitim yöneticisi olarak bizler bireylerin ve toplumların eğitim eksiklerini karşılamalı, genel-özel amaçlarını ve hedeflerini gerçekleştirmede yol gösteren kişiler olmalıyız. Yönetim anlayışım ise destek olma, istişare etme, yeniliklere açık olma, yol gösterici ve rol model olmak üzerinedir.

HER İNSANIN KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME HİKÂYESİ OLMALIDIR
Eğitim sektöründe yönetici olmak isteyen kadınlara tavsiyeleriniz nedir?
Selda Erdal: Her insanın kadın-erkek ayrımı yapmadan kendini gerçekleştirme hikâyesi olmalıdır. Ebeveynlerin belki de çocuklarına verecekleri en önemli miras budur. Eğitim yöneticisi olmak isteyen tüm kadınlara tavsiyem; işlerini özenerek yapmaları, mücadeleci ruhlarını kaybetmemeleri, çağın getirdiği yeniliklerle uyum sağlayabilmeleri ve kendilerine güvenmeleridir. Takımınızdaki her üyeye gülümsemeyi unutmamalısınız. En azından bir tebessümü onlardan esirgememelisiniz. Tüm bunları inanarak kendisine katmaya çalışan kadının her türlü başarıya koşup ülkeyi kalkındıracağına inanmaktayım. Çünkü biz kadınlar, bu duygusal yanımızla rasyonel yanımızı başarıyla harmanlayabiliyoruz. Bunları hakkıyla gerçekleştirdiğimizde de geriye fark yaratmak kalıyor. Bunu da yaratıcılığımız ile başarıyoruz. İşte tüm bunlar bir araya geldiğinde başarının anahtarını elimize alabiliyoruz.

‘CAM TAVAN’ NASIL ORTADAN KALKAR?
Müge Gökdeniz: Kadınların kariyer yolculuğunda cam tavan sorununu ortadan kaldırmak, doğru insan kaynakları ile mümkündür. Kadın-erkek ücret eşitliğinin sağlanması, çalışan kadın ve kadın yönetici oranının arttırılması, kadının çocuk sahibi olmasının iş yerinde olumsuz etki yaratmaması, kadınların çalışma hayatında ve yönetici pozisyonunda daha çok bulunacak projelerin sağlanması, adil ve başarılı bir iş hayatı için önem taşımaktadır.

> Evrensel nesiller yetiştiren bir kurumun önceliği de çalışan mutluluğudur

Müge Gökdeniz - Sevinç Koleji Kampüs Müdürü - Selda Erdal - Sevinç Kurs Merkezi Müdürü

selda_erdal_müge_gokdeniz“Sevinç Eğitim Kurumları, ekip ruhunun gücüne inanan ve takım çalışmasına önem veren bir kurumdur. Bu sebeple çalışanların mesleki gelişimleri için eğitim fırsatları vererek, kadın çalışanlarını ve personelini desteklemektedir. Başarılı ve 21.yüzyıl becerilerine sahip, evrensel nesiller yetiştiren bir kurumun önceliği de çalışan mutluluğudur.”

Eğitim sektöründe kadın yönetici sayısı artarken, kadın girişimci sayısı sizce neden az? Kadın girişimciler ne gibi engellerle karşılaşıyorlar? Sizin bu konuda önerileriniz neler?
Müge Gökdeniz: Eğitim sektöründe kadın öğretmenler ile kadın yöneticilerin sayısı karşılaştırıldığında, kadın çalışanların çoğunun öğretmen olarak görev aldığı, kadın yönetici sayısının daha düşük olduğu görülmektedir. Bu oran geçmiş yıllara göre artış gösterse de maalesef halen yetersizdir.
Kadın girişimcilerin ülkemizde işgücüne katılımlarının ve girişimcilik konusunda henüz istenen seviyede olmadığı lakin ekonomik hayatta giderek daha etkin duruma gelmeye başladıkları gözlemlenmektedir.
Kadın girişimci sayısını arttırmak için öncelikle kadın eğitim oranının artması gerekmektedir. Atatürk, kadınları koruyucu ve destekleyici reformlar ile bu hedefler doğrultusunda ilk adımları atmış olsa da Türkiye’de kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik alanda karşılaştıkları sorunlara bakıldığında önceliğimiz bu sorunları dikkate alarak, doğru planlamalar ile bu sorunların çözülmesini sağlamak olmalıdır.
Ülkemizde kadın girişimci sayısını arttırmak için, gelişmiş ülkelerden başlayarak uluslararası kuruluşların kadın girişimciliğini destekleyici ve yaygınlaştırıcı politikalarını da incelememiz gerekir. Son yıllarda medyanın da desteğiyle kadın girişimcilere olan ilginin arttığına, kadınlarımızın daha fazla sosyal desteğe ihtiyaç duyduğuna tanıklık ediyoruz. Ülkemizde kadınlarımızı girişimciliğe sevketmeye, iş hayatında daha fazla yer almalarını sağlamaya yönelik birçok oluşum ve proje bulunmaktadır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), kadınlarımızın iş hayatında yer alabilmeleri adına Kadın Girişimciler Kurulu’nu kurmuştur ve bunun yanında sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, Halk Eğitim Merkezleri gibi kadınlarımıza girişimcilik eğitimleri veren kuruluşlar da mevcuttur. Bizlere düşen başlıca görev; kız çocuklarının okur-yazar oranını arttırmak, kadınlarımızı bilinçlendirmek; kadın girişimcileri bekleyen fırsatların neler olduğunu en doğru ve etkili şekilde anlatmak; kadınlarımıza iş gücü ve istihdam sağlayarak finansal güvenliklerini artırmak, kadınlarımızın hem ev hem de iş hayatındaki etkinliklerini dengelemek adına mevcut engelleri ortadan kaldırmaktır.

Sizce eğitimde kadın yönetici olmanın kolay ve zor yanları neler?
Müge Gökdeniz: Kadın okul yöneticisi olarak genelde olumlu tepkiler alıyorum. Toplumun kadın yöneticilere bakış açısının destek ve takdir edici yönde olması, memnuniyet vericidir. Mesleğimde edindiğim tecrübe, insan ilişkileri ve iletişim becerim, kullandığım stratejik alan bilgim, sakin ve çözüm odaklı olmam, yenilikçi eğitim modellerini araştırıp geliştiren, sorumluluk ve iç disiplini yüksek bir kişi olmam mesleğimde zorluklar ile baş edebilmemde etkin rol oynamaktadır. Mükemmeliyetçi kişilik özelliğine sahip olmam beni zaman zaman zorlasa da, bu durum olayları çok yönlü düşünmeme ve analiz edebilmeme katkı sağlıyor. Kadın eğitim yöneticisi olarak toplumumuzda ataerkil yapıdan kaynaklı zorluk hiç yaşamadım. Eğitim yöneticiliği yaptığım Sevinç Eğitim Kurumları, ekip ruhunun gücüne inanan ve takım çalışmasına önem veren bir kurumdur. Bu sebeple çalışanların mesleki gelişimleri için eğitim fırsatları vererek, kadın çalışanlarını ve personelini desteklemektedir. Başarılı ve 21.yüzyıl becerilerine sahip, evrensel nesiller yetiştiren bir kurumun önceliği de çalışan mutluluğudur.

ÜLKEMİZE BORCUMUZ İYİ NESİLLER YETİŞTİRMEKTİR
Kız çocuklarının eğitim ve kariyer yolculuklarında Türkiye’deki koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fırsat eşitliği için hangi adımlar atılmalı?
Müge Gökdeniz: Üzülerek belirtmem lazımki, kız çocuklarımızın okullaşma oranı, örgün eğitimdeki tüm kademelerde erkek çocuklarımızın gerisinde kalmaktadır. Kentlerde kız çocuklarının öğrenim düzeyinin yükselip, iş gücüne katılma oranı artarken; kırsal kesimlerde bu oranın düşük olduğu görülmektedir. Ülkemizde şimdiye kadar kız çocuklarının eğitimi üzerine birçok çalışma yapılmasınarağmen kız çocukların okullaşması adına daha çok yol almamız gerektiği yadsınamaz bir gerçektir.
Eğitimde fırsat eşitliği sağlayarak, her çocuğun nitelikli eğitim alması öncelikli hedefimiz olmalıdır. Türkiye’nin de dâhil olduğu, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesinin 28., 29. ve 30. maddeleri gereği eşit şartlarda erişilebilir temel eğitimden çocuklarımızı faydalandırmalı; aileleri ve öğrencileri bu konuda bilinçlendirecek çalışmalar yapmalıyız.
Ülkemizdeki eğitim ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiren, kız çocuklarının nitelikli eğitime erişmesinin önündeki engelleri (erken ve çocuk yaşta zorla evliliği önleme, çocuk yoksulluğu vb.) ortadan kaldırmaya çalışan kurum ve kuruluşları desteklemeliyiz. Kız çocuklarının yalnızca eğitime erişimlerini değil, tüm gelişimsel gereksinimlerini desteklemek için hem eğitimciler hem de toplum olarak güçlü adımlar atmalıyız. Biz eğitimcilerin ülkemizi çağdaş ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için bu ülkeye borcu; iyi nesiller yetiştirmektir.

EĞİTİM YAŞAM BOYU DEVAM EDEN BİR SÜREÇTİR
Kariyer yolculuğunda eğitimin rolü ve yeri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Selda Erdal: 21.yüzyıl teknolojik gelişim ve küreselleşmeye bağlı olarak sosyal, bireysel, siyasal ve ekonomik alanlarda büyük ve hızlı değişimlerin olduğu bir dönem. Gelecekte kaliteli insan gücüne duyulacak ihtiyaç, insanların kendilerini iş yaşamına daha donanımlı hazırlamalarını zorunlu kılmaktadır.
Bu durumda insanların geleceğe dair daha detaylı düşünerek bir eğitim planlaması yapmaları elzemdir.
Kariyer gelişimi, bireyin yaşamının tüm boyutlarını içeren çok yönlü bir süreçtir. Bu süreci kişinin kendisi ile ilgili düşünceleri, duygusal gelişimi, içinde bulunduğu ortam, kültürel şartlar, meslekle ilgili yargıları ve okul deneyimleri gibi pek çok faktör etkiler.
Bu nedenle eğitim; meslek seçimi, bireysel kariyer planlaması gibi geniş ve bütünsel perspektiften bireyin yaşamı boyunca devam eden bir süreç olarak algılanmalıdır.

Kendinizi nasıl bir yönetici olarak tanımlıyorsunuz? Yönetim anlayışınızı belirleyen ilkeler neler?
Selda Erdal: Başta cumhuriyetin ışığında Atatürk ilke ve inkılaplarını rehber edinen, iletişim becerisi yüksek çağdaş bir yönetici olarak -ki bence her yöneticide bu özelliklerin olması gerekir- kendimi tanımlarım.
İyi bir yöneticinin en belirgin özelliği, çok yönlü düşünmesidir; yaşanan her türlü durumda çözümcül ve empatik yaklaşabilme becerisidir. Bence iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir psikolog olmalıdır. Eğitim yöneticisi olarak bizler bireylerin ve toplumların eğitim eksiklerini karşılamalı, genel-özel amaçlarını ve hedeflerini gerçekleştirmede yol gösteren kişiler olmalıyız. Yönetim anlayışım ise destek olma, istişare etme, yeniliklere açık olma, yol gösterici ve rol model olmak üzerinedir.

HER İNSANIN KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME HİKÂYESİ OLMALIDIR
Eğitim sektöründe yönetici olmak isteyen kadınlara tavsiyeleriniz nedir?
Selda Erdal: Her insanın kadın-erkek ayrımı yapmadan kendini gerçekleştirme hikâyesi olmalıdır. Ebeveynlerin belki de çocuklarına verecekleri en önemli miras budur. Eğitim yöneticisi olmak isteyen tüm kadınlara tavsiyem; işlerini özenerek yapmaları, mücadeleci ruhlarını kaybetmemeleri, çağın getirdiği yeniliklerle uyum sağlayabilmeleri ve kendilerine güvenmeleridir. Takımınızdaki her üyeye gülümsemeyi unutmamalısınız. En azından bir tebessümü onlardan esirgememelisiniz. Tüm bunları inanarak kendisine katmaya çalışan kadının her türlü başarıya koşup ülkeyi kalkındıracağına inanmaktayım. Çünkü biz kadınlar, bu duygusal yanımızla rasyonel yanımızı başarıyla harmanlayabiliyoruz. Bunları hakkıyla gerçekleştirdiğimizde de geriye fark yaratmak kalıyor. Bunu da yaratıcılığımız ile başarıyoruz. İşte tüm bunlar bir araya geldiğinde başarının anahtarını elimize alabiliyoruz.

‘CAM TAVAN’ NASIL ORTADAN KALKAR?
Müge Gökdeniz: Kadınların kariyer yolculuğunda cam tavan sorununu ortadan kaldırmak, doğru insan kaynakları ile mümkündür. Kadın-erkek ücret eşitliğinin sağlanması, çalışan kadın ve kadın yönetici oranının arttırılması, kadının çocuk sahibi olmasının iş yerinde olumsuz etki yaratmaması, kadınların çalışma hayatında ve yönetici pozisyonunda daha çok bulunacak projelerin sağlanması, adil ve başarılı bir iş hayatı için önem taşımaktadır.

Son Güncelleme: Cumartesi, 18 Mart 2023 15:02

Gösterim: 928

Turan Yıldırım - Ortadoğulular Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

turan_yildirim_ortadogulular“Özel eğitim kurumları; devlet okullarımızın rakibi, düşmanı ya da alternatifi değildir.19 milyonluk bir çağ nüfusuna, devletimizin sunduğu imkânlar bellidir, bu konuda da sürekli iyileştirme ve bütçe destekleri verilmektedir. Ancak gelir seviyesi daha yüksek velilerin özel eğitim kurumlarına olan ilgisi ve desteği ile bu kurumlar ayakta kalabilmektedir. Yani talep olmadan arz yaratan yapılar değiliz.”

Özel öğretim kurumları Türk ekonomisine ve eğitimine nasıl katkı sağlıyor?
Özel öğretim kurumları” ifadesi, 5580 sayı kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığından izin alarak faaliyette bulunan eğitim kurumları için kullanılmaktadır.
Örgün ve yaygın eğitim alanında halkımızın“kaliteli eğitim” taleplerini karşılamakta ve bu bilinçle görevlerini ifa etmektedirler. Her türlü idari ve mali denetime açık olan ve de kayıtdışı ekonomi ile mücadelede önemli bir katkı sunan bir yapılanmadır özel eğitim kurumları. Esnek yapısı, hızlı karar alabilme yeteneği, teknolojik yeniliklere adapte olma becerisi ve gelişime açık olması sebebiyle çağ nüfusuna kaliteli eğitim ortamları hazırlayabilmektedir ve de tercih edilme sebebi de bu dinamik süreç yönetimlerinde gizlidir.
İstihdama olan katkısı, yarattığı katma değeri vergilendirerek ülke ekonomisine sağladığı makro faydaları da gözönünde bulundurmalıdır kamuoyu. Zira özel eğitim kurumları; devlet okullarımızın rakibi, düşmanı ya da alternatifi değildir.19 milyonluk bir çağ nüfusuna, devletimizin sunduğu imkânlar bellidir, bu konuda da sürekli iyileştirme ve bütçe destekleri verilmektedir. Ancak gelir seviyesi daha yüksek velilerin özel eğitim kurumlarına olan ilgisi ve desteği ile bu kurumlar ayakta kalabilmektedir. Yani talep olmadan arz yaratan yapılar değiliz. Bu hususun altını özellikle çizmek isterim. Ayrıca fahiş fiyatlarla kayıt alan ve vatandaşımızı zora sokan salt ticari kurumlar da değiliz. Eğitimde nitelik ve başarı kaygısı taşıyan ve bunu sağlayamazsa talep görmeyen yapılarız. Özel Eğitim Kurumları kanunla düzenlenmiş yapılanmalardır, velilerin talep ve ihtiyaçları gözönünde bulundurularak tanzim edilmiş yapılardır ve de merdiven altı eğitim kurumları ile mücadeledede önemli bir yere sahiptir.

ZAM SINIRI PİYASA KOŞULLARINDA DÜŞÜK KALDI
MEB’in zam sınırı koyması ne anlama geliyor? Sektöre etkileri neler olacak
?
Ülkedeki ekonomik koşullar, enflasyon rakamları, alım gücündeki daralma ve yükselen maliyetler, her sektörde olduğu gibi özel eğitim sektöründe de devinimler yaratmıştır. Asgari ücret bir temel baremi oluşturmakta ve çalışan maaşları da dâhil olmak üzere her türlü talepte referans rakam haline gelmektedir. Girdi maliyetleri diye tabir edilen enerji, bina ve çalışan maliyetlerindeki artışlar, veliye de ücret güncellemesi olarak yansımaktadır. Bu devinimi fırsatçılığa dönüştüren ve fahiş artışlarla velilerimizi zora sokan kurumlara devletin denetim kurumları gerekli müdahalelerde bulunmaktadır. Bu müdahaleleri ve denetimleri sonuna dek destekliyorum. Ancak zam sınırı rakamının düşük kaldığını da söylemek isterim. Zira piyasa kendi fiyatlandırmasını her alanda yapmaktadır. Konutlardaki kira artış sınırlamasına rağmen fiyat istikrarının kiralarda sağlanamıyor olması bunun bir örneğidir. Alım gücü ile paramızın aylar içindeki değer kaybı göz önünde alınmadan yapılan düzenlemelerin, bir süre sonra velilerimiz ile kurumlarımızın karşı karşıya getirmesinden endişe ediyorum.

TANAB – TAVAN FİYAT OLUŞTURULMALI
Enflasyon vb parametrelerin özel öğretim kurumlarına etkileri neler? Bu etkilerin hafifletilmesi için neler yapılmalı?
Yukarıda da ifade ettiğim gibi enflasyondaki ve alım gücündeki değişim, her alandaki etkisini bizim sektörde de göstermektedir. Zira veli ücret öderken tek ödeme kalemi salt eğitim ücreti değildir. Yayın ve kırtasiye bir diğer kalemdir ve kağıt fiyatlarındaki artış yayın fiyatlarını sürekli değiştirmektedir. Bir başka kalem yemek ücretidir. Bunun sabit bir şekilde sene başından belirlenmesi mümkün değildir, zira gıdaya gelen haftalık zamları göz önüne aldığınızda veli ile kurumlar yemek konusunda sürekli karşı karşıya gelmektedir. Aynı şey servis hizmeti için de geçerlidir. Yakıt fiyatlarına gelen zamlarla geçen sene anlaşmalı firmaların sözleşme iptallerini ve teminatı yakma pahasına bu işi bıraktıklarına şahit olduk.
Belki de buradaki en önemli handikap; eylülde açıklanan fiyatla taksitler halinde senelik ücreti ödemek isteyen bir veli tarafı var, bir de eylüldeki maliyetlerin iki katı maliyeti martta hisseden ve eylüldeki paranın alım gücünü martta göremeyen bir kurum tarafı var. Bizim sektörde fiyatlandırma senelik yapılmakta ve gelen her yeni zam ve yeni maliyet veliye yansıtılamamaktadır. Bu yüzden de tahmini bir maliyetle fiyatlandırmaya gidilmektedir. Ancak evdeki hesap çarşıya çoğu zaman uymamakta ya da doğru tahmin edilen maliyetler de velilerimizi zora sokmaktadır.
Sektörün kendi fiyat baremini temsilci kuruluş vasıtası ile belirlemesi ve de yetkililerin de regülasyon hakkını kullanarak bir müşterekte buluşarak taban ve tavan fiyat oluşturulması daha doğru olacaktır. Hizmet standartlarının belirlenmesi,bu standartlara göre fiyat uygulamasına gidilmesi tartışmalara son noktayı koyacaktır. Zira özel eğitim kurumunu tercih etmek bir yasal zorunluluk değil, bir tercihtir. Fahiş fiyata veli gerekli tepkiyi koyacak ve de o kurumu tercih etmeyecektir. Ancak zarar etme pahasına da hiçbir kurum bu işi sürdüremeyecektir. Bence sektör bileşenlerinin de tek ses olmaması ve de fırsatçılığa meyilli kurumların bulunması, bir standardizasyon oluşmasını engellemektedir. Yasal düzenlemelerle bir meslek odası oluşturulmalı ve de senelik fiyat politikası yerini güncel maliyet artışlarına endeksli bir fiyat politikasına bırakmalıdır.

TEŞVİK YENİDEN GETİRİLMELİ VE KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ
Özel öğretim kurumu yöneticisi olarak nasıl bir teşvik modeli öneriyorsunuz?
Özellikle pandemi süreci en çok da özel eğitim kurumlarını etkilemiştir. Ayakta kalamayan her kurum beraberinde öğretmenleri ile yollarını ayırmış ve istihdamda daralma meydana gelmiştir. Kaliteli bir eğitim sürecini devam ettirebilmemiz, öğretmenlerimize hak ettikleri ücreti verebilmemiz ve kurumlarımızı yaşatabilmemiz için teşvik başta olmak üzere belli düzenlemelerin yapılması şarttır.
Özel öğretim kurumları ve çalışanlarıyla ilgili SSK primleri ve vergilendirme esaslarının kurumları mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Sektörün ihtiyaç duyduğu destek kredilerinin daha düşük faiz ve makul ödeme şartlarıyla temin edebilmesinin sağlanması gerekmektedir.
Daha önce özel okul velilerine sağlanan eğitim desteğinin yeniden uygulamaya konulması ve özel okula giden her öğrenci velisini kapsaması gerekmektedir.
Özel sektörden hizmet alan öğrencilere (veya velilerine) kırtasiye, kitap, kıyafet ücretleri, servis ücretleri… gibi giderler için faizsiz ve uygun şartlarda krediler sağlanması gerekmektedir.
Özel öğretim kurumlarının enflasyondan kaynaklanan ücret artış oranları karşısında mali kayba uğramaması ve kendini koruyabilmesi için mevzuat düzenlemesinin yapılması gerekmektedir…

 

ZORUNLULUK DEĞİL BİR TERCİH!
Özel eğitim kurumunu tercih etmek bir yasal zorunluluk değil, bir tercihtir. Fahiş fiyata veli gerekli tepkiyi koyacak ve de o kurumu tercih etmeyecektir. Ancak zarar etme pahasına da hiçbir kurum bu işi sürdüremeyecektir. Bence sektör bileşenlerinin de tek ses olmaması ve de fırsatçılığa meyilli kurumların bulunması, bir standardizasyon oluşmasını engellemektedir. Yasal düzenlemelerle bir meslek odası oluşturulmalı ve de senelik fiyat politikası yerini güncel maliyet artışlarına endeksli bir fiyat politikasına bırakmalıdır.

> “Talep olmadan arz yaratan yapılar değiliz”

Turan Yıldırım - Ortadoğulular Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

turan_yildirim_ortadogulular“Özel eğitim kurumları; devlet okullarımızın rakibi, düşmanı ya da alternatifi değildir.19 milyonluk bir çağ nüfusuna, devletimizin sunduğu imkânlar bellidir, bu konuda da sürekli iyileştirme ve bütçe destekleri verilmektedir. Ancak gelir seviyesi daha yüksek velilerin özel eğitim kurumlarına olan ilgisi ve desteği ile bu kurumlar ayakta kalabilmektedir. Yani talep olmadan arz yaratan yapılar değiliz.”

Özel öğretim kurumları Türk ekonomisine ve eğitimine nasıl katkı sağlıyor?
Özel öğretim kurumları” ifadesi, 5580 sayı kanun kapsamında Milli Eğitim Bakanlığından izin alarak faaliyette bulunan eğitim kurumları için kullanılmaktadır.
Örgün ve yaygın eğitim alanında halkımızın“kaliteli eğitim” taleplerini karşılamakta ve bu bilinçle görevlerini ifa etmektedirler. Her türlü idari ve mali denetime açık olan ve de kayıtdışı ekonomi ile mücadelede önemli bir katkı sunan bir yapılanmadır özel eğitim kurumları. Esnek yapısı, hızlı karar alabilme yeteneği, teknolojik yeniliklere adapte olma becerisi ve gelişime açık olması sebebiyle çağ nüfusuna kaliteli eğitim ortamları hazırlayabilmektedir ve de tercih edilme sebebi de bu dinamik süreç yönetimlerinde gizlidir.
İstihdama olan katkısı, yarattığı katma değeri vergilendirerek ülke ekonomisine sağladığı makro faydaları da gözönünde bulundurmalıdır kamuoyu. Zira özel eğitim kurumları; devlet okullarımızın rakibi, düşmanı ya da alternatifi değildir.19 milyonluk bir çağ nüfusuna, devletimizin sunduğu imkânlar bellidir, bu konuda da sürekli iyileştirme ve bütçe destekleri verilmektedir. Ancak gelir seviyesi daha yüksek velilerin özel eğitim kurumlarına olan ilgisi ve desteği ile bu kurumlar ayakta kalabilmektedir. Yani talep olmadan arz yaratan yapılar değiliz. Bu hususun altını özellikle çizmek isterim. Ayrıca fahiş fiyatlarla kayıt alan ve vatandaşımızı zora sokan salt ticari kurumlar da değiliz. Eğitimde nitelik ve başarı kaygısı taşıyan ve bunu sağlayamazsa talep görmeyen yapılarız. Özel Eğitim Kurumları kanunla düzenlenmiş yapılanmalardır, velilerin talep ve ihtiyaçları gözönünde bulundurularak tanzim edilmiş yapılardır ve de merdiven altı eğitim kurumları ile mücadeledede önemli bir yere sahiptir.

ZAM SINIRI PİYASA KOŞULLARINDA DÜŞÜK KALDI
MEB’in zam sınırı koyması ne anlama geliyor? Sektöre etkileri neler olacak
?
Ülkedeki ekonomik koşullar, enflasyon rakamları, alım gücündeki daralma ve yükselen maliyetler, her sektörde olduğu gibi özel eğitim sektöründe de devinimler yaratmıştır. Asgari ücret bir temel baremi oluşturmakta ve çalışan maaşları da dâhil olmak üzere her türlü talepte referans rakam haline gelmektedir. Girdi maliyetleri diye tabir edilen enerji, bina ve çalışan maliyetlerindeki artışlar, veliye de ücret güncellemesi olarak yansımaktadır. Bu devinimi fırsatçılığa dönüştüren ve fahiş artışlarla velilerimizi zora sokan kurumlara devletin denetim kurumları gerekli müdahalelerde bulunmaktadır. Bu müdahaleleri ve denetimleri sonuna dek destekliyorum. Ancak zam sınırı rakamının düşük kaldığını da söylemek isterim. Zira piyasa kendi fiyatlandırmasını her alanda yapmaktadır. Konutlardaki kira artış sınırlamasına rağmen fiyat istikrarının kiralarda sağlanamıyor olması bunun bir örneğidir. Alım gücü ile paramızın aylar içindeki değer kaybı göz önünde alınmadan yapılan düzenlemelerin, bir süre sonra velilerimiz ile kurumlarımızın karşı karşıya getirmesinden endişe ediyorum.

TANAB – TAVAN FİYAT OLUŞTURULMALI
Enflasyon vb parametrelerin özel öğretim kurumlarına etkileri neler? Bu etkilerin hafifletilmesi için neler yapılmalı?
Yukarıda da ifade ettiğim gibi enflasyondaki ve alım gücündeki değişim, her alandaki etkisini bizim sektörde de göstermektedir. Zira veli ücret öderken tek ödeme kalemi salt eğitim ücreti değildir. Yayın ve kırtasiye bir diğer kalemdir ve kağıt fiyatlarındaki artış yayın fiyatlarını sürekli değiştirmektedir. Bir başka kalem yemek ücretidir. Bunun sabit bir şekilde sene başından belirlenmesi mümkün değildir, zira gıdaya gelen haftalık zamları göz önüne aldığınızda veli ile kurumlar yemek konusunda sürekli karşı karşıya gelmektedir. Aynı şey servis hizmeti için de geçerlidir. Yakıt fiyatlarına gelen zamlarla geçen sene anlaşmalı firmaların sözleşme iptallerini ve teminatı yakma pahasına bu işi bıraktıklarına şahit olduk.
Belki de buradaki en önemli handikap; eylülde açıklanan fiyatla taksitler halinde senelik ücreti ödemek isteyen bir veli tarafı var, bir de eylüldeki maliyetlerin iki katı maliyeti martta hisseden ve eylüldeki paranın alım gücünü martta göremeyen bir kurum tarafı var. Bizim sektörde fiyatlandırma senelik yapılmakta ve gelen her yeni zam ve yeni maliyet veliye yansıtılamamaktadır. Bu yüzden de tahmini bir maliyetle fiyatlandırmaya gidilmektedir. Ancak evdeki hesap çarşıya çoğu zaman uymamakta ya da doğru tahmin edilen maliyetler de velilerimizi zora sokmaktadır.
Sektörün kendi fiyat baremini temsilci kuruluş vasıtası ile belirlemesi ve de yetkililerin de regülasyon hakkını kullanarak bir müşterekte buluşarak taban ve tavan fiyat oluşturulması daha doğru olacaktır. Hizmet standartlarının belirlenmesi,bu standartlara göre fiyat uygulamasına gidilmesi tartışmalara son noktayı koyacaktır. Zira özel eğitim kurumunu tercih etmek bir yasal zorunluluk değil, bir tercihtir. Fahiş fiyata veli gerekli tepkiyi koyacak ve de o kurumu tercih etmeyecektir. Ancak zarar etme pahasına da hiçbir kurum bu işi sürdüremeyecektir. Bence sektör bileşenlerinin de tek ses olmaması ve de fırsatçılığa meyilli kurumların bulunması, bir standardizasyon oluşmasını engellemektedir. Yasal düzenlemelerle bir meslek odası oluşturulmalı ve de senelik fiyat politikası yerini güncel maliyet artışlarına endeksli bir fiyat politikasına bırakmalıdır.

TEŞVİK YENİDEN GETİRİLMELİ VE KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ
Özel öğretim kurumu yöneticisi olarak nasıl bir teşvik modeli öneriyorsunuz?
Özellikle pandemi süreci en çok da özel eğitim kurumlarını etkilemiştir. Ayakta kalamayan her kurum beraberinde öğretmenleri ile yollarını ayırmış ve istihdamda daralma meydana gelmiştir. Kaliteli bir eğitim sürecini devam ettirebilmemiz, öğretmenlerimize hak ettikleri ücreti verebilmemiz ve kurumlarımızı yaşatabilmemiz için teşvik başta olmak üzere belli düzenlemelerin yapılması şarttır.
Özel öğretim kurumları ve çalışanlarıyla ilgili SSK primleri ve vergilendirme esaslarının kurumları mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Sektörün ihtiyaç duyduğu destek kredilerinin daha düşük faiz ve makul ödeme şartlarıyla temin edebilmesinin sağlanması gerekmektedir.
Daha önce özel okul velilerine sağlanan eğitim desteğinin yeniden uygulamaya konulması ve özel okula giden her öğrenci velisini kapsaması gerekmektedir.
Özel sektörden hizmet alan öğrencilere (veya velilerine) kırtasiye, kitap, kıyafet ücretleri, servis ücretleri… gibi giderler için faizsiz ve uygun şartlarda krediler sağlanması gerekmektedir.
Özel öğretim kurumlarının enflasyondan kaynaklanan ücret artış oranları karşısında mali kayba uğramaması ve kendini koruyabilmesi için mevzuat düzenlemesinin yapılması gerekmektedir…

 

ZORUNLULUK DEĞİL BİR TERCİH!
Özel eğitim kurumunu tercih etmek bir yasal zorunluluk değil, bir tercihtir. Fahiş fiyata veli gerekli tepkiyi koyacak ve de o kurumu tercih etmeyecektir. Ancak zarar etme pahasına da hiçbir kurum bu işi sürdüremeyecektir. Bence sektör bileşenlerinin de tek ses olmaması ve de fırsatçılığa meyilli kurumların bulunması, bir standardizasyon oluşmasını engellemektedir. Yasal düzenlemelerle bir meslek odası oluşturulmalı ve de senelik fiyat politikası yerini güncel maliyet artışlarına endeksli bir fiyat politikasına bırakmalıdır.

Son Güncelleme: Cuma, 03 Mart 2023 10:50

Gösterim: 728

Yılın Eğitim Yöneticisi ödülünü alarak büyük bir başarı ortaya koyan İskenderun Yükseliş Koleji Genel Müdürü Aykut Davut Öktem, “Ödülün beni daha güzel işler yapmak adına teşvik edeceğinin, sorumluluklarımı daha da arttıracağının bilinmesini isterim.” diye konuştu. Öktem ile ödül sürecini ve Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü hakkında konuştuk.

aykut_davut_oktemAykut Bey, öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Eğitiminiz ve profesyonel iş hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?
İskenderun’da doğdum, ilköğretimden lise sona kadar temel eğitimimi burada aldım. Üniversite eğitimi için bir süreliğine ayrılsam da okulumu bitirir bitirmez tekrar memleketime döndüm. Yükseköğretimde, eğitim-öğretim alanında kendimi yetiştirmeye çalıştım; hâlâ da çalışıyorum. Fizik öğretmeniyim, hayatımda her zaman apayrı bir yere sahip olacak olan öğretmenlik döneminin devamında dershane, özel okul ve kurs merkezi gibi sektörün tüm birimlerinde yönetici olarak da bulundum; bölgemizin en büyük eğitim kurumlarından biri olan Yükseliş Kolejinde Genel Müdür olarak görevimi sürdürmekteyim. Bunun yanı sıra Yükseliş Koleji Genel Merkez yönetim kurulu üyeliği ile Türkiye’deki Yükseliş Kolejlerinin gelişimine katkı sunmaktayım.

HEDEFİM ANLAMLI VE KALICI BAŞARILARA ULAŞMAK
Yıllardır eğitim sektöründe yönetici olarak yer alıyorsunuz. Nasıl bir yöneticisiniz, yöneticilik vasfınızı belirleyen ilkeleriniz nelerdir, kurumunuzu yönetirken nelere dikkat ediyorsunuz?
Gelişen dünyada, herhangi bir alanda iyi olmanın hele çok iyi olmanın üst sınırının olamayacağından hareketle çok iyi bir yönetici olmak üzere tüm gücümle çalıştığımı, çalışmaya da devam edeceğimi, bunu bir yaşam biçimi olarak özümsediğimi, içselleştirdiğimi söyleyebilirim. Yöneticilik vasfımı belirleyen ilkelerime gelince öncelikle dürüstlük ve hakkaniyet ilkelerinden taviz vererek kısa süreli göstermelik başarılar elde etmenin bana göre olmadığını söylemeliyim. Sonucu ne olursa olsun insanlığın sonsuza kadar vazgeçemeyeceği etik değerlerden ayrılmamak, zaman zaman sıkıntıları olsa da anlamlı ve kalıcı başarılara ulaşmak, her zaman için yegâne hedefim ve temel ilkemdir.
Yükseliş Kolejini yönetirken dikkat ettiğim hususlara gelince, bildiğiniz gibi ilçemizin hatta bölgemizin en büyük eğitim-öğretim kurumlarından birisiyiz. Kurumumuzda Anasınıfı, İlkokul, Ortaokul, Anadolu ve Fen Lisesi mevcuttur. Yaklaşık 1.200 öğrencinin ve 200’e yakın idareci, öğretmen ve diğer personelin istihdam edildiği bir kurumun yöneticisi olmanın yüklediği görev ve sorumlulukların beni yormadığını söyleyebilirim. Tasarı, plan ve uygulama aşamaları programlı bir şekilde izlendiğinde ve bütün bu işler, doğru bir kadroyla, doğru bir iş bölümüyle gerçekleştirildiğinde üstesinden kolaylıkla gelinebilecek detaylardır. Ne var ki işimizin en hassas olan ve âdeta kuyumcu titizliği gerektiren bölümü; ailelerin, iyi bir eğitim-öğretim almaları için bizlere teslim ettikleri, ülkemizin hatta insanlığın geleceğini oluşturacak olan çocuklarımıza karşı olan sorumluluğumuzu tam manasıyla yerine getirebilmektir. Bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirebilmek için sürekli gelişen dünyayı izliyor, teknolojik gelişmeleri, milletimizin ve insanlığın değerleriyle buluşturarak öğrencilerimizin tüm imkânlardan yararlanabilmeleri adına büyük gayret sarf ediyoruz. Özetle akademik çalışmaları, eğitsel çalışmalarla harmanlayarak öğrencilerimizi yetiştirmeye büyük özen gösterdiğimizi ve bunun doğal sonucu olarak da bölge halkının teveccühlerini elde ettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. Tam kapasiteyle çalışıyor olmamız da zaten bu durumun matematiksel bir göstergesidir, diyebilirim.

TÜRK EĞİTİMİNİN EN İYİLERİ ARASINDA YER ALACAĞIZ
Kurumunuza gelirsek… İskenderun Yükseliş Kolejinin kuruluş ve gelişim sürecinden bahseder misiniz? İskenderun Yükseliş Koleji Türk eğitim sisteminde nasıl bir konumda bulunuyor?
İskenderun Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü, 1962’ye kadar uzanan Yükseliş Kolejleri zincirinin devamı olup Kurucumuz Nuri Üysen tarafından 2014 yılında kurularak bölge insanının hizmetine sunulmuştur. 2018’den bu yana da halen eğitim-öğretime devam ettiğimiz yeni kampüsümüzde hizmet vermekteyiz. Çağdaş eğitimin gerektirdiği dünya standartlarında hizmet vermeyi ilke edinmiş bir anlayışla ülkemizin ve dünyanın geleceğini oluşturacak kapasitede, her konuda donanımlı insanların yetiştirilmesini hedeflemiş bir kurum olarak Türk eğitim sisteminin en iyileri arasında yer almak hatta en iyisi olmak; oradan tüm dünyaya açılarak devam etmek, nihai hedefimizdir. Bu hedefe ulaşmak adına, bölgemizin en güzide ekibiyle birlikte, çalışmalarımızı azimle sürdürmeye büyük özen gösteriyoruz.

aykut_davut_oktemİskenderun Yükseliş Kolejinin eğitim anlayışı nasıl oluşturuldu, kurumunuzu diğer eğitim kurumlardan farklı kılan özellikleriniz nelerdir?
İnsanlarımızın evlatlarını, başka bir deyişle, en değerli varlıklarını, millî ve manevi değerlerin yanı sıra evrensel değerlerin de en ideal biçimde verilebileceği kurumlara teslim etmelerinin gerekliliği; eğitim verilecek olan bireyin kendisinden başlamak suretiyle ailesine, ülkesine ve devamında tüm insanlığa yararlı olmasının, insanlığın geleceği bakımından oldukça önemli olduğu yaklaşımı, eğitim anlayışımızın dayandığı temel unsurlardır. Yaslandığımız bu temelden hareketle ve çağdaş bir anlayışla, Atatürk ilkelerive inkılapları doğrultusunda eğitim-öğretim sorumluluğunu üstlendiğimiz öğrencilerimizi muasır medeniyetlerin üstüne çıkarmayı hedefleyen bir eğitim anlayışı oluşturduk. Kurumumuzun da uyguladığı, neredeyse benzer tüm kurumların uygulamak durumunda olduğu klasik konulara ek olarak şunları söyleyebilirim: Yükseliş Kolejinde öğrenci olmak, verilen çağdaş eğitim-öğretimden maksimum düzeyde yararlanmak ilkesine dayanır. Bunun için öğrencilerimizin yalnızca okulda bulundukları zamanları değil günlük yaşantılarını, kurumumuzun belirlediği çerçevede düzene koymaları, sorumluluklarını yerine getirmek için maksimum gayret göstermeleri son derece önemlidir; buna karşılık eğitimcilerimizin de adanmışlık ilkesiyle ve aidiyet anlayışıyla görevlerini yerine getirmeleri, işimizin eğitimci boyutuyla bağlantılı kurallarına uymaya özen göstermeleri fakat yeri geldiğinde öğrenci lehine ergonomik davranma konusunda inisiyatif kullanmaları da uygulamalarımızın farklı yönleridir. Bütün bunların gerçekleştirilmesi sürecinde en ideal eğitimi en ideal koşullarda vermek, belki de kaçınılmaz bir gerçeklik olan ekonomik konuları en son madde olarak görmek anlayışı da kurumumuzu diğer kurumlardan ayıran önemli özelliklerden bazıları diye yorumlanabilir.

İskenderun Yükseliş Kolejinin kısa, orta ve uzun vadede hedefleri ve büyüme stratejisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kuruluşumuzdan bu yana, kısa vadeli planlarımızı büyük ölçüde gerçekleştirdik aslında. En ideal eğitim-öğretim kadrosunu oluşturarak bölgenin en büyük okulu olmak, tam kapasiteyle çalışmak orta ve uzun vadeli planlarımızı uygulamaya koyabilmek için gerekli altyapıyı oluşturmak, kısa vadeli planlarımızın bazılarıydı ve belirttiğim gibi bu planları gerçekleştirdik. Orta vadeli planlarımızda -ki başlangıç uygulamalarına geçilmiştir- ülke çapında başarılı öğrenciler yetiştirmek, öğrencilerimizi hem üniversite sınavlarına hem de üniversite ortamlarına hazırlarken onların entelektüel kimliklerinin oluşmasına katkı vermek, ülkemizin en iyi üniversitelerine öğrenciler göndermek olarak sıralayabileceğimiz orta vadeli hedeflerimizde de her geçen gün büyük aşamalar kat etmekteyiz. Daha önce de belirttiğim üzere, tüm iddialı öğrencilerin eğitim alabilmek için yarıştığı, ülkemizin en güzide okulları arasında yer almak hatta en seçkin okulu olmak ve dünyaya açılmak ve oradan devam etmek idealimizi hayata geçirmek, uzun vadede planladığımız ancak en kısa sürede gerçekleştirmek için çok çalıştığımız ve hiç durmadan çalışmaya devam edeceğimiz hedefimizdir.

BÖLGENİN EN İDDİALI KURUMUYUZ
Günümüzde “başarı” kavramı farklı açılardan ele alınmaktadır. Bir eğitim kurumunun başarılı olarak değerlendirilebilmesi içinhangi kıstaslara bakılmalıdır, bu anlamda kurumunuzda neleri ön plana çıkarıyorsunuz?
Başarı, belirlenen hedeflere ulaşmak, ulaşılan noktayı korurken yeni hedefler belirlemek ve onlara ulaşmak için yeniden mücadele etmek şeklinde doğurgan bir döngüdür bana göre. Eğitim kurumlarının da bu çerçevenin dışında düşünülmesi mümkün değildir. Gelişen dünyaya ayak uydurmakla birlikte dünyanın gelişimine katkı sunmak da ciddi eğitim kurumlarının olmazsa olmaz anlayışları kapsamında düşünülmelidir. Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü olarak akademik çalışmalarımızın yanı sıra bilimsel ve sosyal aktiviteler kapsamında bölgemizin hatta ülkemizin alanında en yetkin kişileriyle, kurumlarıyla bilimsel, sanatsal ve sosyal iletişim ortamları organize ederek öğrencilerimizi; “Etkili Veli Seminerleri” kapsamında velilerimizi buluşturmaktayız. Bu alanda bölgenin en iddialı kurumu olmanın haklı gururunu yaşadığımızı söyleyebilirim.

“ÖDÜL BENİ DAHA GÜZEL İŞLER YAPMAK İÇİN TEŞVİK EDECEK”
“Yılın En İyi Eğitim Yöneticisi” ödülüne layık görüldünüz. Bu ödül nasıl geldi, ödülün sizin için anlamı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Öncelikle Türkiye’de her yıl düzenli olarak yapılan ve geniş bir anket sorgulaması ile sonuçlanan Yılın En İyi Eğitim Yöneticisi Altın Palmiye Ödülüne beni taltif etmek lütfunda bulunan herkese teşekkürler ediyorum. Ödülün beni daha güzel işler yapmak adına teşvik edeceğinin, sorumluluklarımı daha da arttıracağının bilinmesini isterim. Evet, “marifet iltifata tabidir” ancak iltifat edilen de marifetini katlamak bilinciyle hareket ettiği zaman ödülün doğru kişiye verildiği kanıtlanmış olur. Söz konusu ödül, benim için böyle bir anlam taşımaktadır. Layık gören ve lütfeden herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

> Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü ülkemizin ve dünyanın en seçkin okulları arasında yerini alacak

Yılın Eğitim Yöneticisi ödülünü alarak büyük bir başarı ortaya koyan İskenderun Yükseliş Koleji Genel Müdürü Aykut Davut Öktem, “Ödülün beni daha güzel işler yapmak adına teşvik edeceğinin, sorumluluklarımı daha da arttıracağının bilinmesini isterim.” diye konuştu. Öktem ile ödül sürecini ve Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü hakkında konuştuk.

aykut_davut_oktemAykut Bey, öncelikle bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Eğitiminiz ve profesyonel iş hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?
İskenderun’da doğdum, ilköğretimden lise sona kadar temel eğitimimi burada aldım. Üniversite eğitimi için bir süreliğine ayrılsam da okulumu bitirir bitirmez tekrar memleketime döndüm. Yükseköğretimde, eğitim-öğretim alanında kendimi yetiştirmeye çalıştım; hâlâ da çalışıyorum. Fizik öğretmeniyim, hayatımda her zaman apayrı bir yere sahip olacak olan öğretmenlik döneminin devamında dershane, özel okul ve kurs merkezi gibi sektörün tüm birimlerinde yönetici olarak da bulundum; bölgemizin en büyük eğitim kurumlarından biri olan Yükseliş Kolejinde Genel Müdür olarak görevimi sürdürmekteyim. Bunun yanı sıra Yükseliş Koleji Genel Merkez yönetim kurulu üyeliği ile Türkiye’deki Yükseliş Kolejlerinin gelişimine katkı sunmaktayım.

HEDEFİM ANLAMLI VE KALICI BAŞARILARA ULAŞMAK
Yıllardır eğitim sektöründe yönetici olarak yer alıyorsunuz. Nasıl bir yöneticisiniz, yöneticilik vasfınızı belirleyen ilkeleriniz nelerdir, kurumunuzu yönetirken nelere dikkat ediyorsunuz?
Gelişen dünyada, herhangi bir alanda iyi olmanın hele çok iyi olmanın üst sınırının olamayacağından hareketle çok iyi bir yönetici olmak üzere tüm gücümle çalıştığımı, çalışmaya da devam edeceğimi, bunu bir yaşam biçimi olarak özümsediğimi, içselleştirdiğimi söyleyebilirim. Yöneticilik vasfımı belirleyen ilkelerime gelince öncelikle dürüstlük ve hakkaniyet ilkelerinden taviz vererek kısa süreli göstermelik başarılar elde etmenin bana göre olmadığını söylemeliyim. Sonucu ne olursa olsun insanlığın sonsuza kadar vazgeçemeyeceği etik değerlerden ayrılmamak, zaman zaman sıkıntıları olsa da anlamlı ve kalıcı başarılara ulaşmak, her zaman için yegâne hedefim ve temel ilkemdir.
Yükseliş Kolejini yönetirken dikkat ettiğim hususlara gelince, bildiğiniz gibi ilçemizin hatta bölgemizin en büyük eğitim-öğretim kurumlarından birisiyiz. Kurumumuzda Anasınıfı, İlkokul, Ortaokul, Anadolu ve Fen Lisesi mevcuttur. Yaklaşık 1.200 öğrencinin ve 200’e yakın idareci, öğretmen ve diğer personelin istihdam edildiği bir kurumun yöneticisi olmanın yüklediği görev ve sorumlulukların beni yormadığını söyleyebilirim. Tasarı, plan ve uygulama aşamaları programlı bir şekilde izlendiğinde ve bütün bu işler, doğru bir kadroyla, doğru bir iş bölümüyle gerçekleştirildiğinde üstesinden kolaylıkla gelinebilecek detaylardır. Ne var ki işimizin en hassas olan ve âdeta kuyumcu titizliği gerektiren bölümü; ailelerin, iyi bir eğitim-öğretim almaları için bizlere teslim ettikleri, ülkemizin hatta insanlığın geleceğini oluşturacak olan çocuklarımıza karşı olan sorumluluğumuzu tam manasıyla yerine getirebilmektir. Bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirebilmek için sürekli gelişen dünyayı izliyor, teknolojik gelişmeleri, milletimizin ve insanlığın değerleriyle buluşturarak öğrencilerimizin tüm imkânlardan yararlanabilmeleri adına büyük gayret sarf ediyoruz. Özetle akademik çalışmaları, eğitsel çalışmalarla harmanlayarak öğrencilerimizi yetiştirmeye büyük özen gösterdiğimizi ve bunun doğal sonucu olarak da bölge halkının teveccühlerini elde ettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. Tam kapasiteyle çalışıyor olmamız da zaten bu durumun matematiksel bir göstergesidir, diyebilirim.

TÜRK EĞİTİMİNİN EN İYİLERİ ARASINDA YER ALACAĞIZ
Kurumunuza gelirsek… İskenderun Yükseliş Kolejinin kuruluş ve gelişim sürecinden bahseder misiniz? İskenderun Yükseliş Koleji Türk eğitim sisteminde nasıl bir konumda bulunuyor?
İskenderun Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü, 1962’ye kadar uzanan Yükseliş Kolejleri zincirinin devamı olup Kurucumuz Nuri Üysen tarafından 2014 yılında kurularak bölge insanının hizmetine sunulmuştur. 2018’den bu yana da halen eğitim-öğretime devam ettiğimiz yeni kampüsümüzde hizmet vermekteyiz. Çağdaş eğitimin gerektirdiği dünya standartlarında hizmet vermeyi ilke edinmiş bir anlayışla ülkemizin ve dünyanın geleceğini oluşturacak kapasitede, her konuda donanımlı insanların yetiştirilmesini hedeflemiş bir kurum olarak Türk eğitim sisteminin en iyileri arasında yer almak hatta en iyisi olmak; oradan tüm dünyaya açılarak devam etmek, nihai hedefimizdir. Bu hedefe ulaşmak adına, bölgemizin en güzide ekibiyle birlikte, çalışmalarımızı azimle sürdürmeye büyük özen gösteriyoruz.

aykut_davut_oktemİskenderun Yükseliş Kolejinin eğitim anlayışı nasıl oluşturuldu, kurumunuzu diğer eğitim kurumlardan farklı kılan özellikleriniz nelerdir?
İnsanlarımızın evlatlarını, başka bir deyişle, en değerli varlıklarını, millî ve manevi değerlerin yanı sıra evrensel değerlerin de en ideal biçimde verilebileceği kurumlara teslim etmelerinin gerekliliği; eğitim verilecek olan bireyin kendisinden başlamak suretiyle ailesine, ülkesine ve devamında tüm insanlığa yararlı olmasının, insanlığın geleceği bakımından oldukça önemli olduğu yaklaşımı, eğitim anlayışımızın dayandığı temel unsurlardır. Yaslandığımız bu temelden hareketle ve çağdaş bir anlayışla, Atatürk ilkelerive inkılapları doğrultusunda eğitim-öğretim sorumluluğunu üstlendiğimiz öğrencilerimizi muasır medeniyetlerin üstüne çıkarmayı hedefleyen bir eğitim anlayışı oluşturduk. Kurumumuzun da uyguladığı, neredeyse benzer tüm kurumların uygulamak durumunda olduğu klasik konulara ek olarak şunları söyleyebilirim: Yükseliş Kolejinde öğrenci olmak, verilen çağdaş eğitim-öğretimden maksimum düzeyde yararlanmak ilkesine dayanır. Bunun için öğrencilerimizin yalnızca okulda bulundukları zamanları değil günlük yaşantılarını, kurumumuzun belirlediği çerçevede düzene koymaları, sorumluluklarını yerine getirmek için maksimum gayret göstermeleri son derece önemlidir; buna karşılık eğitimcilerimizin de adanmışlık ilkesiyle ve aidiyet anlayışıyla görevlerini yerine getirmeleri, işimizin eğitimci boyutuyla bağlantılı kurallarına uymaya özen göstermeleri fakat yeri geldiğinde öğrenci lehine ergonomik davranma konusunda inisiyatif kullanmaları da uygulamalarımızın farklı yönleridir. Bütün bunların gerçekleştirilmesi sürecinde en ideal eğitimi en ideal koşullarda vermek, belki de kaçınılmaz bir gerçeklik olan ekonomik konuları en son madde olarak görmek anlayışı da kurumumuzu diğer kurumlardan ayıran önemli özelliklerden bazıları diye yorumlanabilir.

İskenderun Yükseliş Kolejinin kısa, orta ve uzun vadede hedefleri ve büyüme stratejisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kuruluşumuzdan bu yana, kısa vadeli planlarımızı büyük ölçüde gerçekleştirdik aslında. En ideal eğitim-öğretim kadrosunu oluşturarak bölgenin en büyük okulu olmak, tam kapasiteyle çalışmak orta ve uzun vadeli planlarımızı uygulamaya koyabilmek için gerekli altyapıyı oluşturmak, kısa vadeli planlarımızın bazılarıydı ve belirttiğim gibi bu planları gerçekleştirdik. Orta vadeli planlarımızda -ki başlangıç uygulamalarına geçilmiştir- ülke çapında başarılı öğrenciler yetiştirmek, öğrencilerimizi hem üniversite sınavlarına hem de üniversite ortamlarına hazırlarken onların entelektüel kimliklerinin oluşmasına katkı vermek, ülkemizin en iyi üniversitelerine öğrenciler göndermek olarak sıralayabileceğimiz orta vadeli hedeflerimizde de her geçen gün büyük aşamalar kat etmekteyiz. Daha önce de belirttiğim üzere, tüm iddialı öğrencilerin eğitim alabilmek için yarıştığı, ülkemizin en güzide okulları arasında yer almak hatta en seçkin okulu olmak ve dünyaya açılmak ve oradan devam etmek idealimizi hayata geçirmek, uzun vadede planladığımız ancak en kısa sürede gerçekleştirmek için çok çalıştığımız ve hiç durmadan çalışmaya devam edeceğimiz hedefimizdir.

BÖLGENİN EN İDDİALI KURUMUYUZ
Günümüzde “başarı” kavramı farklı açılardan ele alınmaktadır. Bir eğitim kurumunun başarılı olarak değerlendirilebilmesi içinhangi kıstaslara bakılmalıdır, bu anlamda kurumunuzda neleri ön plana çıkarıyorsunuz?
Başarı, belirlenen hedeflere ulaşmak, ulaşılan noktayı korurken yeni hedefler belirlemek ve onlara ulaşmak için yeniden mücadele etmek şeklinde doğurgan bir döngüdür bana göre. Eğitim kurumlarının da bu çerçevenin dışında düşünülmesi mümkün değildir. Gelişen dünyaya ayak uydurmakla birlikte dünyanın gelişimine katkı sunmak da ciddi eğitim kurumlarının olmazsa olmaz anlayışları kapsamında düşünülmelidir. Yükseliş Koleji Bilim Kampüsü olarak akademik çalışmalarımızın yanı sıra bilimsel ve sosyal aktiviteler kapsamında bölgemizin hatta ülkemizin alanında en yetkin kişileriyle, kurumlarıyla bilimsel, sanatsal ve sosyal iletişim ortamları organize ederek öğrencilerimizi; “Etkili Veli Seminerleri” kapsamında velilerimizi buluşturmaktayız. Bu alanda bölgenin en iddialı kurumu olmanın haklı gururunu yaşadığımızı söyleyebilirim.

“ÖDÜL BENİ DAHA GÜZEL İŞLER YAPMAK İÇİN TEŞVİK EDECEK”
“Yılın En İyi Eğitim Yöneticisi” ödülüne layık görüldünüz. Bu ödül nasıl geldi, ödülün sizin için anlamı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Öncelikle Türkiye’de her yıl düzenli olarak yapılan ve geniş bir anket sorgulaması ile sonuçlanan Yılın En İyi Eğitim Yöneticisi Altın Palmiye Ödülüne beni taltif etmek lütfunda bulunan herkese teşekkürler ediyorum. Ödülün beni daha güzel işler yapmak adına teşvik edeceğinin, sorumluluklarımı daha da arttıracağının bilinmesini isterim. Evet, “marifet iltifata tabidir” ancak iltifat edilen de marifetini katlamak bilinciyle hareket ettiği zaman ödülün doğru kişiye verildiği kanıtlanmış olur. Söz konusu ödül, benim için böyle bir anlam taşımaktadır. Layık gören ve lütfeden herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 30 Ocak 2023 12:36

Gösterim: 969

Erkan Özkan - BİL Eğitim Kurumları Ortaokul - Lise Eğitim Koordinatörü 

erkan_ozkan“2022-2023 eğitim öğretim yılında; BİL Koleji kampüslerimiz için mottomozu “BİL’de Başarı Odağı: Sürdürülebilirlik”, BİL Kurs şubelerimiz için ise “BİL’de Sürdürülebilir Başarı Motivasyonu” olarak belirledik. Çevre ve iklim alanında ulusal, uluslararası proje ve çalışmaları hayata geçirdik.”

Bil Eğitim Kurumları olarak çevre ve iklim konularına yönelik hangi yaklaşımları benimsiyorsunuz?
Günümüzde dünyanın karşı karşıya olduğu zorluklar, Birleşmiş Milletler (BM)’nin 193 üye ülkesinin oybirliğiyle yürürlüğe giren “2030 Sürdürülebilir Kalkınma” gündeminin güçlendirilmesi ve desteklenmesine duyulan ihtiyacı gözler önüne sermektedir. Ülkemizin 2015 yılında dahil olduğu “BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” ile yoksulluğun son erdirilmesi, çevrenin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, refahın adil paylaşımı ve barış hedeflenmektedir. Tüm insanların ortak ana sorunlarına çözümü amaçlayan temiz su ve sanitasyon, erişebilir ve temiz enerji, iklim eylemi, sudaki yaşam, karasal yaşam kalkınma hedeflerini önemsiyor, çevre ve iklim konularını kapsamında kurumlarımızda yürüttüğümüz ulusal ve uluslararası çalışmalarda yaklaşım olarak benimsiyoruz.
Avrupa Birliği (AB) tarafından 2019 yılında açıklanan “Avrupa Yeşil Mutabakatı”nda 2050 yılında iklim-nötr ilk kıta olma hedefi belirtilmiştir. Aynı zamanda sanayi dönüşümü gerektiren yeni bir büyüme stratejisi benimseneceği ve tüm politikaların iklim değişikliği ekseninde yeniden şekillendireceği açıklanmıştır. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki ilgili eylemler, enerji, ulaşım, sanayi, finans, inşaat, tarım dahil AB ekonomisini yeniden şekillendirecek ve her geçen yıl ivme kazanacak bir dönüşümün temellerini teşkil etmektedir.
Çevre kirliliği, iklim değişikliği, çölleşme, ormansızlaşma, biyolojik çeşitlilik kaybı, kuraklık ve sel gibi çevre problemleri, her geçen gün insan yaşamını ve kalkınma sürecini daha belirgin bir şekilde etkilemektedir. Yüksek sera gazı emisyonlarının da etkisiyle hızlanan iklim değişikliğinin doğal afetlerin artmasına neden olduğu ve insanlık için ciddi bir tehdit oluşturduğu görülmektedir. Özellikle coğrafi konumu itibarıyla iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alan ülkemizde artan sıcak hava dalgaları, ani yağışlar, sel ve kuraklık felaketleri ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin gelişmekte olan ülke konumuna paralel şekilde, emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum çabaları sürmektedir.

BİL’DE BAŞARI ODAĞI: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Çevre ve iklim alanlarında uygulanan projeler ve yürüttüğünüz çalışmalar ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
2022-2023 eğitim öğretim yılında; BİL Koleji kampüslerimiz için mottomozu “BİL’de Başarı Odağı: Sürdürülebilirlik”, BİL Kurs şubelerimiz için ise “BİL’de Sürdürülebilir Başarı Motivasyonu” olarak belirledik. Çevre ve iklim alanında ulusal, uluslararası proje ve çalışmaları hayata geçirdik.
İstanbul Aydın Üniversitesi ev sahipliğinde, BİL Eğitim Kurumları ana sponsorluğunda, 1.000’den fazla eğitimcinin katılımıyla gerçekleşen ve eğitimde yenilikçi yaklaşımların yer aldığı 8. Eğitimde Değişim Konferansında ülkemizde ilk defa “Eğitimde Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” paneli düzenlendi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İstanbul Genç Girişimciler Kurulu ile İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen TOBB Projektör 2022 Liseli Girişimcilik Yarışmasında, lise öğrencilerimizin yer aldığı “Şehirdeki Çiftçim” projesi finalist olmuştur. 5. GAP Yeşil İnovasyon Proje Yarışmasında “Sürdürülebilir Çevre ve Ekoloji” kategorisinde, öğrenci ve öğretmenimizin yer aldığı Tarımsal Atıklardan Kağıt Yapılır Mı? projesi birincilik derecesi elde etmiştir. Eğitimde sürdürülebilir kalkınma için uygulama araçlarını güçlendirmek ve küresel ortaklığın önemine dikkat çekmek amacıyla BİL Koleji ve İstanbul Aydın Üniversitesi iş birliği ile öğrenci, öğretmen, yönetici ve velilere yönelik Eğitimde Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi (Sustainable Development Summit in Education) “Geleceğimiz için Buluşuyoruz” sloganıyla düzenlendi. Zirve kapsamında İngiltere’den yabancı konuşmacıların yer aldığı çevrim içi seminer, İstanbul Aydın Üniversitesinde yüz yüze panel gerçekleştirildi.
17-19 Mart 2023 tarihlerinde Kuşadası’nda 4.sü düzenlenecek BİL College Model United Nations Conference (BİLMUN), “BM 2030 Sürdürülebilir Hedeflerine Dayalı Yaşam Kalitesi” temasıyla düzenlenecek. Romanya’dan okul iş birliği ile hazırlanan ve 9, 10. sınıf öğrencilerimizin yer aldığı “Chasing Carbon Footprints” eTwinning projesi 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde hayata geçecek.

Millî Eğitim Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile Çevre Dostu Okul Projesi başlattı. MEB, bakanlıklar ve okullar arasında nasıl bir koordinasyon kurulmalıdır?
Ülkemizde öğrencilere temel eğitim seviyesindeyken çevre bilincini, sürdürülebilir kavramını benimsetmek, buna ilişkin uygulamaları göstermek ve uygulatmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı iş birliği ile hayata geçirilen Çevre Dostu 1000 Okul Projesini destekliyoruz. Proje kapsamında okullarda enerji tüketiminin azaltılması, yenilenebilir enerji ve su tasarrufu sağlanması, öğrencilerin geri dönüşüm ve sıfır atık konularındaki farkındalıkların artırılmasına yönelik su, enerji, geri dönüşüm ve sıfır atık, eğitim temalarında uygulamalar yapılmaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığı ve ilgili bakanlıklar iş birliğinde, devlet ve özel okullara yönelik ulusal projeler yürütülmesi gerekmektedir. Çevre ve iklim alanlarında başarılı projeleri hayata geçiren devlet ve özel okullara yönelik geliştirilecek “Yeşil Okul” kriterleri ile örnek uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır. Bölge, il ve ilçe düzeyinde düzenlenecek zirve, sempozyum, konferans vb. etkinlikler ile öğrenci, öğretmen, yönetici ve velilerde farkındalık artırılmalıdır.

TOPLUMSAL FAYDA ÖN PLANDA OLMALI!
Çevreci ve yeşil bir okul iklimi için hangi kıstaslar göz önünde bulundurulmalıdır? Gözlemlerinize dayanarak, öğrencilerin çevre ve iklim değişikliğine karşı duyarlılıkları ve artırılmasına yönelik yürütülebilecek çalışmalar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Çevreci ve yeşil okul iklimi için öncelikle topluma fayda kıstası göz önünde bulundurulmalıdır. Çevre ve iklim alanlarında yürütülen projeler ile elde edilen sonuçlar incelenmeli ve kısa, orta, uzun vadede planlamalar yapılmalıdır. Özellikle hayata geçen projelerle oluşturulan çevreci ve yeşil okul ikliminin yaygınlaştırılması için ulusal ve uluslararası kurumlar ile iş birliği kıstası da ele alınmalıdır.
Öğrencilerin çevre ve iklim değişikliğine karşı duyarlılıkları, ilgi alanlarında yer alacak çalışmalar ile artırılabilir. Örneğin, çevre kirliliği ve iklim değişikliğine dikkat çeken animasyon, oyun, film, tiyatro, proje yarışmaları. Kurumlarımızda eğitim öğretim programımızda yer alan Sürdürülebilir Yaşam Becerileri çalışmaları kapsamında öğrencilerimize yönelik Sürdürülebilir Yaşam İçin Tiyatro ile tiyatro oyunları, öğretmenler için drama eğitimleri, İhtiyaç Haritası sosyal sorumluluk projesi yürütülmektedir.

4. BİLMUN KONFERANSI KUŞADASI’NDA DÜZENLENECEK
17-19 Mart 2023 tarihlerinde Kuşadası’nda 4.sü düzenlenecek BİL College Model United Nations Conference (BİLMUN), “BM 2030 Sürdürülebilir Hedeflerine Dayalı Yaşam Kalitesi” temasıyla düzenlenecek. Romanya’dan okul iş birliği ile hazırlanan ve 9, 10. sınıf öğrencilerimizin yer aldığı “Chasing Carbon Footprints” eTwinning projesi 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde hayata geçecek.

 

> BİL’de çevre ve iklime duyarlı sürdürülebilir projeler hayata geçiriliyor

Erkan Özkan - BİL Eğitim Kurumları Ortaokul - Lise Eğitim Koordinatörü 

erkan_ozkan“2022-2023 eğitim öğretim yılında; BİL Koleji kampüslerimiz için mottomozu “BİL’de Başarı Odağı: Sürdürülebilirlik”, BİL Kurs şubelerimiz için ise “BİL’de Sürdürülebilir Başarı Motivasyonu” olarak belirledik. Çevre ve iklim alanında ulusal, uluslararası proje ve çalışmaları hayata geçirdik.”

Bil Eğitim Kurumları olarak çevre ve iklim konularına yönelik hangi yaklaşımları benimsiyorsunuz?
Günümüzde dünyanın karşı karşıya olduğu zorluklar, Birleşmiş Milletler (BM)’nin 193 üye ülkesinin oybirliğiyle yürürlüğe giren “2030 Sürdürülebilir Kalkınma” gündeminin güçlendirilmesi ve desteklenmesine duyulan ihtiyacı gözler önüne sermektedir. Ülkemizin 2015 yılında dahil olduğu “BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” ile yoksulluğun son erdirilmesi, çevrenin korunması, iklim krizine karşı önlem alınması, refahın adil paylaşımı ve barış hedeflenmektedir. Tüm insanların ortak ana sorunlarına çözümü amaçlayan temiz su ve sanitasyon, erişebilir ve temiz enerji, iklim eylemi, sudaki yaşam, karasal yaşam kalkınma hedeflerini önemsiyor, çevre ve iklim konularını kapsamında kurumlarımızda yürüttüğümüz ulusal ve uluslararası çalışmalarda yaklaşım olarak benimsiyoruz.
Avrupa Birliği (AB) tarafından 2019 yılında açıklanan “Avrupa Yeşil Mutabakatı”nda 2050 yılında iklim-nötr ilk kıta olma hedefi belirtilmiştir. Aynı zamanda sanayi dönüşümü gerektiren yeni bir büyüme stratejisi benimseneceği ve tüm politikaların iklim değişikliği ekseninde yeniden şekillendireceği açıklanmıştır. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamındaki ilgili eylemler, enerji, ulaşım, sanayi, finans, inşaat, tarım dahil AB ekonomisini yeniden şekillendirecek ve her geçen yıl ivme kazanacak bir dönüşümün temellerini teşkil etmektedir.
Çevre kirliliği, iklim değişikliği, çölleşme, ormansızlaşma, biyolojik çeşitlilik kaybı, kuraklık ve sel gibi çevre problemleri, her geçen gün insan yaşamını ve kalkınma sürecini daha belirgin bir şekilde etkilemektedir. Yüksek sera gazı emisyonlarının da etkisiyle hızlanan iklim değişikliğinin doğal afetlerin artmasına neden olduğu ve insanlık için ciddi bir tehdit oluşturduğu görülmektedir. Özellikle coğrafi konumu itibarıyla iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alan ülkemizde artan sıcak hava dalgaları, ani yağışlar, sel ve kuraklık felaketleri ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin gelişmekte olan ülke konumuna paralel şekilde, emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum çabaları sürmektedir.

BİL’DE BAŞARI ODAĞI: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Çevre ve iklim alanlarında uygulanan projeler ve yürüttüğünüz çalışmalar ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
2022-2023 eğitim öğretim yılında; BİL Koleji kampüslerimiz için mottomozu “BİL’de Başarı Odağı: Sürdürülebilirlik”, BİL Kurs şubelerimiz için ise “BİL’de Sürdürülebilir Başarı Motivasyonu” olarak belirledik. Çevre ve iklim alanında ulusal, uluslararası proje ve çalışmaları hayata geçirdik.
İstanbul Aydın Üniversitesi ev sahipliğinde, BİL Eğitim Kurumları ana sponsorluğunda, 1.000’den fazla eğitimcinin katılımıyla gerçekleşen ve eğitimde yenilikçi yaklaşımların yer aldığı 8. Eğitimde Değişim Konferansında ülkemizde ilk defa “Eğitimde Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları” paneli düzenlendi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İstanbul Genç Girişimciler Kurulu ile İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen TOBB Projektör 2022 Liseli Girişimcilik Yarışmasında, lise öğrencilerimizin yer aldığı “Şehirdeki Çiftçim” projesi finalist olmuştur. 5. GAP Yeşil İnovasyon Proje Yarışmasında “Sürdürülebilir Çevre ve Ekoloji” kategorisinde, öğrenci ve öğretmenimizin yer aldığı Tarımsal Atıklardan Kağıt Yapılır Mı? projesi birincilik derecesi elde etmiştir. Eğitimde sürdürülebilir kalkınma için uygulama araçlarını güçlendirmek ve küresel ortaklığın önemine dikkat çekmek amacıyla BİL Koleji ve İstanbul Aydın Üniversitesi iş birliği ile öğrenci, öğretmen, yönetici ve velilere yönelik Eğitimde Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi (Sustainable Development Summit in Education) “Geleceğimiz için Buluşuyoruz” sloganıyla düzenlendi. Zirve kapsamında İngiltere’den yabancı konuşmacıların yer aldığı çevrim içi seminer, İstanbul Aydın Üniversitesinde yüz yüze panel gerçekleştirildi.
17-19 Mart 2023 tarihlerinde Kuşadası’nda 4.sü düzenlenecek BİL College Model United Nations Conference (BİLMUN), “BM 2030 Sürdürülebilir Hedeflerine Dayalı Yaşam Kalitesi” temasıyla düzenlenecek. Romanya’dan okul iş birliği ile hazırlanan ve 9, 10. sınıf öğrencilerimizin yer aldığı “Chasing Carbon Footprints” eTwinning projesi 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde hayata geçecek.

Millî Eğitim Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile Çevre Dostu Okul Projesi başlattı. MEB, bakanlıklar ve okullar arasında nasıl bir koordinasyon kurulmalıdır?
Ülkemizde öğrencilere temel eğitim seviyesindeyken çevre bilincini, sürdürülebilir kavramını benimsetmek, buna ilişkin uygulamaları göstermek ve uygulatmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı iş birliği ile hayata geçirilen Çevre Dostu 1000 Okul Projesini destekliyoruz. Proje kapsamında okullarda enerji tüketiminin azaltılması, yenilenebilir enerji ve su tasarrufu sağlanması, öğrencilerin geri dönüşüm ve sıfır atık konularındaki farkındalıkların artırılmasına yönelik su, enerji, geri dönüşüm ve sıfır atık, eğitim temalarında uygulamalar yapılmaktadır.
Millî Eğitim Bakanlığı ve ilgili bakanlıklar iş birliğinde, devlet ve özel okullara yönelik ulusal projeler yürütülmesi gerekmektedir. Çevre ve iklim alanlarında başarılı projeleri hayata geçiren devlet ve özel okullara yönelik geliştirilecek “Yeşil Okul” kriterleri ile örnek uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır. Bölge, il ve ilçe düzeyinde düzenlenecek zirve, sempozyum, konferans vb. etkinlikler ile öğrenci, öğretmen, yönetici ve velilerde farkındalık artırılmalıdır.

TOPLUMSAL FAYDA ÖN PLANDA OLMALI!
Çevreci ve yeşil bir okul iklimi için hangi kıstaslar göz önünde bulundurulmalıdır? Gözlemlerinize dayanarak, öğrencilerin çevre ve iklim değişikliğine karşı duyarlılıkları ve artırılmasına yönelik yürütülebilecek çalışmalar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Çevreci ve yeşil okul iklimi için öncelikle topluma fayda kıstası göz önünde bulundurulmalıdır. Çevre ve iklim alanlarında yürütülen projeler ile elde edilen sonuçlar incelenmeli ve kısa, orta, uzun vadede planlamalar yapılmalıdır. Özellikle hayata geçen projelerle oluşturulan çevreci ve yeşil okul ikliminin yaygınlaştırılması için ulusal ve uluslararası kurumlar ile iş birliği kıstası da ele alınmalıdır.
Öğrencilerin çevre ve iklim değişikliğine karşı duyarlılıkları, ilgi alanlarında yer alacak çalışmalar ile artırılabilir. Örneğin, çevre kirliliği ve iklim değişikliğine dikkat çeken animasyon, oyun, film, tiyatro, proje yarışmaları. Kurumlarımızda eğitim öğretim programımızda yer alan Sürdürülebilir Yaşam Becerileri çalışmaları kapsamında öğrencilerimize yönelik Sürdürülebilir Yaşam İçin Tiyatro ile tiyatro oyunları, öğretmenler için drama eğitimleri, İhtiyaç Haritası sosyal sorumluluk projesi yürütülmektedir.

4. BİLMUN KONFERANSI KUŞADASI’NDA DÜZENLENECEK
17-19 Mart 2023 tarihlerinde Kuşadası’nda 4.sü düzenlenecek BİL College Model United Nations Conference (BİLMUN), “BM 2030 Sürdürülebilir Hedeflerine Dayalı Yaşam Kalitesi” temasıyla düzenlenecek. Romanya’dan okul iş birliği ile hazırlanan ve 9, 10. sınıf öğrencilerimizin yer aldığı “Chasing Carbon Footprints” eTwinning projesi 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde hayata geçecek.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 01 Mart 2023 14:07

Gösterim: 1190

Hasan Çoroğlu - Kavram Eğitim Kurumları Genel Müdürü: “Uluslararası platformlarda yetkinliğini kanıtlamış, çağdaş eğitim yöntemlerini ve tekniklerini uygun metotlar ile kullanan “Dijital Okul” uygulamamız kurumlarımızda güncellik ilkesi ile eğitimimize katkı sağlıyor. Bu uygulamayla, Kavram Eğitim Kurumlarında eğitim programlarımızı tasarlarken, çağımızın öğrenci profili ve ilgi alanlarına göre dijital bir dünyaoluşturduk. Bu bakış açısıyla, dijital dünyamız Kavram’da gelişmeye, değişmeye ve dünya vatandaşları yetiştirmeye devam edecek.”

hasan_corogluKavram Eğitim Kurumları açısından 2022 yılını değerlendirebilirmisiniz?
Kavram Eğitim Kurumları 49 yıllık geçmişinden aldığı güçle, büyümede yaşanan pozitif ivme ve yenilikçi eğitim anlayışıyla 2022 yılında da adından söz ettirmeye devam etmiştir. Geleneksel alt yapımızı, günümüz eğitim sisteminin gerekliliklerini karşılayacak teknolojik alt yapı ve modern eğitim anlayışıyla revize ettik. Eğitim sistemini dijital eğitim ve hibrit eğitim sistemimiz ile destekleyerek, sosyal etkinliklerle öğrencilerimizin hem eğlenerek hem de öğrenerek eğitimden zevk almalarını sağlamayı hedefledik. Amacımız her yıl olduğu gibi, kurumsal yapımıza artı değer katmak oldu.

OKUL VE KURSLARIMIZI TÜM TÜRKİYE’YE TAŞIYACAĞIZ
2023 yılı için kurumunuzun gelişimine yönelik hedef ve planlarınıznelerdir?
Kurulduğumuzilkgündenitibarenheröğrencininiyibireğitimihakettiğineinandık. Tarafsızlığı ilke edinen ve bizimle aynı eğitim tutkusunu paylaşan öğretmenlerimizle, hedeflerine ulaşmak isteyen yüz binlerce öğrencinin pusulası olduk. Değişen ve gelişen öğretim programlarının ışığında ilerlemek, öğrenci motivasyonunu dinamik tutmayı da hedeflemeyi gerektirir. Uluslararası platformlarda yetkinliğini kanıtlamış, çağdaş eğitim yöntemlerini ve tekniklerini uygun metotlar ile kullanan “Dijital Okul” uygulamamız kurumlarımızda güncellik ilkesi ile eğitimimize katkı sağlıyor. Bu uygulamayla, Kavram Eğitim Kurumlarında eğitim programlarımızı tasarlarken, çağımızın öğrenci profili ve ilgi alanlarına göre dijital bir dünyaoluşturduk. Bu bakış açısıyla, dijital dünyamız Kavram’da gelişmeye, değişmeye ve dünya vatandaşları yetiştirmeye devam edecek.
Kavram’da sanat ve spor tüm kültürlerde var olan bir ifade şekli olarak görülür. Sanat ve spor bütün çocukluk evresinin gelişimi, dünyayı yorumlama ve anlamlandırmak için yardımcı olacak önemli araçlardan ikisidir. Kavram; eğitimde sanat, spor, hayal gücü, iletişim, yaratıcılık, sosyal gelişim ve özgün düşünceyi teşvik etmektedir. Eşsiz yeteneklerle doğduğuna inandığımız çocuklarımızın her birinin mutlaka sanatsal ve sportif açıdan gelişmesi ve yeteneklerinin beslenerek sanatı ve sporu yaşam tarzı haline getirmeleri, Kavram Eğitim Kurumları eğitim felsefesinin vazgeçilmezlerindendir.
21.yy eğitimde performans üstünlüğü için temel kriterlerden sayabileceğimiz yaşam ve meslek becerilerini geliştirmek amacı ile Kavram’da uluslararası işbirlikleri yapıyoruz. Çeşitli projeler ile öğrencilerimizin 21.yy becerileri diye adlandırabileceğimiz esneklik ve uyum sağlama süreçlerine destek oluyor, sosyal ve kültürlerarası becerilerini geliştiriyoruz. Canlı konferanslar, online dersler, proje kapsamında yapılan yazılı ve sözlü çalışmalar ile öğrencilerimize girişkenlik ve özgüven kazandırıyor, geleceklerine katkıda bulunuyoruz. 2023 yılında okul ve kurs merkezlerimizi Türkiye’nin her bölgesine taşıyarak eğitime katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Büyüme modeli olarak yatırım ortaklığını hayata geçiriyorsunuz. Modeliniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Yatırım ortaklarınıza nasıl avantajlar sağlıyorsunuz?
Kavramyarımyüzyılayakıngeçmişiolanbireğitimkurumu;bunedenledebüyüme stratejisi konusunda eğitim yönetimine dair birikimi ve donanımı çokgüçlü. Bizim için büyümek demek yalnızca sayısal verilerden oluşan bir nicelik meselesi değil. Okul ve kurs merkezi sayımızı artırmaya ve yatırım ortaklıklarımıza devam edeceğiz. Ancak önceliğimiz doğru yatırımcılarla eğitim yönetimimizi buluşturmak olduğuiçinasılamacımız,detaylarıtitizlikleyönettiğimizkurumsalişleyişimizvekurum kültürümüzün devamlılığıdır. Ne mutlu bize ki eğitim vizyonumuza güvenen, bizi takip eden ve bizimle aynı heyecanı paylaşan kurucularımız ve yöneticilerimiz var. Kavram büyük bir aile; bu nedenledir ki bizler, yatay ve dikey büyümede stratejimize duyulan güvenle, işbirliği ve çağın eğitim argümanlarına odaklı bir anlayışla biraraya geliyoruz.

2023 yılı kayıt takviminiz hakkında bilgi verebilirmisiniz?
14-15 Ocak 2023’te yapılacak kabul ve bursluluk sınavlarımızla başlayacak olan kayıt dönemimiz hem başarılı öğrencilere destek olacak hem de bu kaliteden faydalanmak isteyen öğrencilerimize yön vermeye devam edecekolanaklar oluşturuyor. Eğitime Kavram penceresinden bakmak için tüm velileri okullarımızı ve kurslarımızı yakından tanımaya davet ediyoruz.

GÜÇLÜ BİR YABANCI DİL PROGRAMI UYGULUYORUZ
Bilimsel çalışmalardan sosyal sorumluluğa ulusal ve uluslararası düzeyde okul projeleriniz hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Kavram Okulları olarak güçlü ve yapılandırılmış bir yabancı dil programına yer veriyoruz. Kurumlarımızda anaokulundan lise son sınıfa kadar yoğun bir yabancı dil programı yürütülmekte. Öğrenme sürecindeki hedefimiz, öğrencilerin dilin dört becerisini (okuma, dinleme, yazma, konuşma) etkin şekilde kullanabilmeleri, yazılı ve sözlü olarak kendilerini hem ulusal hem de uluslararası platformlarda rahatça ifade edebilmelerini sağlamaktır.
Yabancı dil eğitiminde “Global Yaşam Becerileri Çerçeve Programı”nı uygulamaktayız. Dünyada başarısını ve kalitesini ispatlamış yayın ve dijital platformlarla yapmış olduğumuz iş birliği ile tüm kademelerimizde yabancı dil becerilerini arttırmayı hedefliyoruz. Dört dil becerisini değerlendirme ve geliştirme amacıyla “Yapay Zeka” destekli çevrimiçi yeni nesil bir ölçme değerlendirme sistemimiz bulunmaktadır.
Sosyal sorumluluk kavramının özellikle eğitim kurumları için başta gelen bir gereklilik olduğunu kabuletmeliyiz. Sosyal sorumluluk çalışmalarının öğrencilerin hem bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlaması hem de öğrencilerin daha duyarlı, daha etkin, daha girişken ve daha sorumluluk sahibi bireyler olması açısından vazgeçilmez olduğu amacıyla akademik kazanımların yanı sıra sosyal hayata dönük becerilerinde kazandırılması için gerekli çalışma, proje ve faaliyetleri sürdürmekteyiz.

Hayata geçirdiğiniz projeler ile öğrencilerinize hangi alanlarda katkılar sağlıyorsunuz?
Kurumlarımızda anaokulundan liseye kadar oluşturduğumuz bilimsel çalışmalar, akademik projelerimiz ve sosyal sorumluluk projelerimizle öğrencilerimizin hem geleceğini şekillendiriyor, hedefledikleri iş alanlarında ya da ilgileri doğrultusunda gelişimlerine katkı sağlıyor hem de sosyal sorumluluk çalışmalarımız ile bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimizin yeni teknik altyapıya ve oluşan sanal dünyaya karşı daha duyarlı, daha etkin, daha girişken ve daha sorumluluk sahibi bireyler olmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Sosyal hayata dönük becerilerin de kazandırılmasının eğitimin bir kolu olduğuna sonsuz inancımızla gerekli çalışma ve faaliyetlerisürdürmekteyiz.

Projelerin okul iklimine etkileri ve kazanımları neler?
Z kuşağının ön plana çıkan en önemli özelliği öğrenmeyi öğrenen bireyler olmalarıdır. Öğrencilerimiz projelerimizde gelişmenin odağında yer alarak kalıcı ve etkili öğrenme sağlayabilmektedirler. Uygulanan projeler bireysel anlamda öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişimine katkı sağladığı gibi her bir parçası öğrencilerden oluşan okul toplumunun ve bu doğrultuda doğrudan okul ikliminin olumlu dönüşümüne katkı sağlamaktadırlar. Edinilen kazanımlar; ortak hedef bilinci, ilişkilerde aktif rol alma, şeffaflık, adalet, iş birliği, güven ve aidiyet gibi temel unsurların birleşmesiyle kurum kültürünün oluşmasının da temel taşlarını oluşturuyorlar. Oluşan bu iklimin olumlu etkileri ile akademik gelişmeler ışığında tüm öğrenim ve kazanımların daha üst düzeye çıkmasını hedefliyoruz.

KALİTELİ EĞİTİMİ ÖN PLANDA TUTAN YENİ KURUMLAR SEKTÖRE KATILACAK
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz?
Pandeminin etkisi ile birlikte doğan küresel ve ekonomik kriz her sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de etkisini gösterdi. Bu süreçte sektör, eğitimin devamlılığını aksatmayacak şekilde çözümler sunup öğrenci ve velilerin ihtiyaçlarına karşılık verdi. Özel okulların payının artması ile ülkemizde pozitif ivme kazanan sektör büyümeye devam edecektir. Bu süreçte özel okullara olan ilginin artmasının en önemli sebepleri; sosyal faaliyetler, sanat programları, fizikî imkânlar, hazırlanan ders programları gibi yönlerden veli, öğrencileri tatmin etme noktasında bir adım önde olmasısayılabilir.
Ülkemizde ekonomik yeterliliği olan birçok anne baba, geleceğe dair pozitif etkisini dikkate alarak çocuğunu özel okullara göndermek istemektedirler. Millî Eğitim Bakanlığınca açıklanan verilere bakıldığında ülkemiz genelinde son on yıllık periyotta örgün eğitim gerçekleştiren özel okul sayısının giderek arttığı gözlenmiştir. 2023 yılında da kaliteli eğitimi ön planda tutan yeni kurumların sektöre dahil olacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

 

> Kavram, Dijital Okul ile dünya vatandaşları yetiştirmeye devam edecek

Hasan Çoroğlu - Kavram Eğitim Kurumları Genel Müdürü: “Uluslararası platformlarda yetkinliğini kanıtlamış, çağdaş eğitim yöntemlerini ve tekniklerini uygun metotlar ile kullanan “Dijital Okul” uygulamamız kurumlarımızda güncellik ilkesi ile eğitimimize katkı sağlıyor. Bu uygulamayla, Kavram Eğitim Kurumlarında eğitim programlarımızı tasarlarken, çağımızın öğrenci profili ve ilgi alanlarına göre dijital bir dünyaoluşturduk. Bu bakış açısıyla, dijital dünyamız Kavram’da gelişmeye, değişmeye ve dünya vatandaşları yetiştirmeye devam edecek.”

hasan_corogluKavram Eğitim Kurumları açısından 2022 yılını değerlendirebilirmisiniz?
Kavram Eğitim Kurumları 49 yıllık geçmişinden aldığı güçle, büyümede yaşanan pozitif ivme ve yenilikçi eğitim anlayışıyla 2022 yılında da adından söz ettirmeye devam etmiştir. Geleneksel alt yapımızı, günümüz eğitim sisteminin gerekliliklerini karşılayacak teknolojik alt yapı ve modern eğitim anlayışıyla revize ettik. Eğitim sistemini dijital eğitim ve hibrit eğitim sistemimiz ile destekleyerek, sosyal etkinliklerle öğrencilerimizin hem eğlenerek hem de öğrenerek eğitimden zevk almalarını sağlamayı hedefledik. Amacımız her yıl olduğu gibi, kurumsal yapımıza artı değer katmak oldu.

OKUL VE KURSLARIMIZI TÜM TÜRKİYE’YE TAŞIYACAĞIZ
2023 yılı için kurumunuzun gelişimine yönelik hedef ve planlarınıznelerdir?
Kurulduğumuzilkgündenitibarenheröğrencininiyibireğitimihakettiğineinandık. Tarafsızlığı ilke edinen ve bizimle aynı eğitim tutkusunu paylaşan öğretmenlerimizle, hedeflerine ulaşmak isteyen yüz binlerce öğrencinin pusulası olduk. Değişen ve gelişen öğretim programlarının ışığında ilerlemek, öğrenci motivasyonunu dinamik tutmayı da hedeflemeyi gerektirir. Uluslararası platformlarda yetkinliğini kanıtlamış, çağdaş eğitim yöntemlerini ve tekniklerini uygun metotlar ile kullanan “Dijital Okul” uygulamamız kurumlarımızda güncellik ilkesi ile eğitimimize katkı sağlıyor. Bu uygulamayla, Kavram Eğitim Kurumlarında eğitim programlarımızı tasarlarken, çağımızın öğrenci profili ve ilgi alanlarına göre dijital bir dünyaoluşturduk. Bu bakış açısıyla, dijital dünyamız Kavram’da gelişmeye, değişmeye ve dünya vatandaşları yetiştirmeye devam edecek.
Kavram’da sanat ve spor tüm kültürlerde var olan bir ifade şekli olarak görülür. Sanat ve spor bütün çocukluk evresinin gelişimi, dünyayı yorumlama ve anlamlandırmak için yardımcı olacak önemli araçlardan ikisidir. Kavram; eğitimde sanat, spor, hayal gücü, iletişim, yaratıcılık, sosyal gelişim ve özgün düşünceyi teşvik etmektedir. Eşsiz yeteneklerle doğduğuna inandığımız çocuklarımızın her birinin mutlaka sanatsal ve sportif açıdan gelişmesi ve yeteneklerinin beslenerek sanatı ve sporu yaşam tarzı haline getirmeleri, Kavram Eğitim Kurumları eğitim felsefesinin vazgeçilmezlerindendir.
21.yy eğitimde performans üstünlüğü için temel kriterlerden sayabileceğimiz yaşam ve meslek becerilerini geliştirmek amacı ile Kavram’da uluslararası işbirlikleri yapıyoruz. Çeşitli projeler ile öğrencilerimizin 21.yy becerileri diye adlandırabileceğimiz esneklik ve uyum sağlama süreçlerine destek oluyor, sosyal ve kültürlerarası becerilerini geliştiriyoruz. Canlı konferanslar, online dersler, proje kapsamında yapılan yazılı ve sözlü çalışmalar ile öğrencilerimize girişkenlik ve özgüven kazandırıyor, geleceklerine katkıda bulunuyoruz. 2023 yılında okul ve kurs merkezlerimizi Türkiye’nin her bölgesine taşıyarak eğitime katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Büyüme modeli olarak yatırım ortaklığını hayata geçiriyorsunuz. Modeliniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Yatırım ortaklarınıza nasıl avantajlar sağlıyorsunuz?
Kavramyarımyüzyılayakıngeçmişiolanbireğitimkurumu;bunedenledebüyüme stratejisi konusunda eğitim yönetimine dair birikimi ve donanımı çokgüçlü. Bizim için büyümek demek yalnızca sayısal verilerden oluşan bir nicelik meselesi değil. Okul ve kurs merkezi sayımızı artırmaya ve yatırım ortaklıklarımıza devam edeceğiz. Ancak önceliğimiz doğru yatırımcılarla eğitim yönetimimizi buluşturmak olduğuiçinasılamacımız,detaylarıtitizlikleyönettiğimizkurumsalişleyişimizvekurum kültürümüzün devamlılığıdır. Ne mutlu bize ki eğitim vizyonumuza güvenen, bizi takip eden ve bizimle aynı heyecanı paylaşan kurucularımız ve yöneticilerimiz var. Kavram büyük bir aile; bu nedenledir ki bizler, yatay ve dikey büyümede stratejimize duyulan güvenle, işbirliği ve çağın eğitim argümanlarına odaklı bir anlayışla biraraya geliyoruz.

2023 yılı kayıt takviminiz hakkında bilgi verebilirmisiniz?
14-15 Ocak 2023’te yapılacak kabul ve bursluluk sınavlarımızla başlayacak olan kayıt dönemimiz hem başarılı öğrencilere destek olacak hem de bu kaliteden faydalanmak isteyen öğrencilerimize yön vermeye devam edecekolanaklar oluşturuyor. Eğitime Kavram penceresinden bakmak için tüm velileri okullarımızı ve kurslarımızı yakından tanımaya davet ediyoruz.

GÜÇLÜ BİR YABANCI DİL PROGRAMI UYGULUYORUZ
Bilimsel çalışmalardan sosyal sorumluluğa ulusal ve uluslararası düzeyde okul projeleriniz hakkında bilgi verebilirmisiniz?
Kavram Okulları olarak güçlü ve yapılandırılmış bir yabancı dil programına yer veriyoruz. Kurumlarımızda anaokulundan lise son sınıfa kadar yoğun bir yabancı dil programı yürütülmekte. Öğrenme sürecindeki hedefimiz, öğrencilerin dilin dört becerisini (okuma, dinleme, yazma, konuşma) etkin şekilde kullanabilmeleri, yazılı ve sözlü olarak kendilerini hem ulusal hem de uluslararası platformlarda rahatça ifade edebilmelerini sağlamaktır.
Yabancı dil eğitiminde “Global Yaşam Becerileri Çerçeve Programı”nı uygulamaktayız. Dünyada başarısını ve kalitesini ispatlamış yayın ve dijital platformlarla yapmış olduğumuz iş birliği ile tüm kademelerimizde yabancı dil becerilerini arttırmayı hedefliyoruz. Dört dil becerisini değerlendirme ve geliştirme amacıyla “Yapay Zeka” destekli çevrimiçi yeni nesil bir ölçme değerlendirme sistemimiz bulunmaktadır.
Sosyal sorumluluk kavramının özellikle eğitim kurumları için başta gelen bir gereklilik olduğunu kabuletmeliyiz. Sosyal sorumluluk çalışmalarının öğrencilerin hem bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlaması hem de öğrencilerin daha duyarlı, daha etkin, daha girişken ve daha sorumluluk sahibi bireyler olması açısından vazgeçilmez olduğu amacıyla akademik kazanımların yanı sıra sosyal hayata dönük becerilerinde kazandırılması için gerekli çalışma, proje ve faaliyetleri sürdürmekteyiz.

Hayata geçirdiğiniz projeler ile öğrencilerinize hangi alanlarda katkılar sağlıyorsunuz?
Kurumlarımızda anaokulundan liseye kadar oluşturduğumuz bilimsel çalışmalar, akademik projelerimiz ve sosyal sorumluluk projelerimizle öğrencilerimizin hem geleceğini şekillendiriyor, hedefledikleri iş alanlarında ya da ilgileri doğrultusunda gelişimlerine katkı sağlıyor hem de sosyal sorumluluk çalışmalarımız ile bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sağlıyoruz. Öğrencilerimizin yeni teknik altyapıya ve oluşan sanal dünyaya karşı daha duyarlı, daha etkin, daha girişken ve daha sorumluluk sahibi bireyler olmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Sosyal hayata dönük becerilerin de kazandırılmasının eğitimin bir kolu olduğuna sonsuz inancımızla gerekli çalışma ve faaliyetlerisürdürmekteyiz.

Projelerin okul iklimine etkileri ve kazanımları neler?
Z kuşağının ön plana çıkan en önemli özelliği öğrenmeyi öğrenen bireyler olmalarıdır. Öğrencilerimiz projelerimizde gelişmenin odağında yer alarak kalıcı ve etkili öğrenme sağlayabilmektedirler. Uygulanan projeler bireysel anlamda öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişimine katkı sağladığı gibi her bir parçası öğrencilerden oluşan okul toplumunun ve bu doğrultuda doğrudan okul ikliminin olumlu dönüşümüne katkı sağlamaktadırlar. Edinilen kazanımlar; ortak hedef bilinci, ilişkilerde aktif rol alma, şeffaflık, adalet, iş birliği, güven ve aidiyet gibi temel unsurların birleşmesiyle kurum kültürünün oluşmasının da temel taşlarını oluşturuyorlar. Oluşan bu iklimin olumlu etkileri ile akademik gelişmeler ışığında tüm öğrenim ve kazanımların daha üst düzeye çıkmasını hedefliyoruz.

KALİTELİ EĞİTİMİ ÖN PLANDA TUTAN YENİ KURUMLAR SEKTÖRE KATILACAK
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilirmiyiz?
Pandeminin etkisi ile birlikte doğan küresel ve ekonomik kriz her sektörde olduğu gibi eğitim sektöründe de etkisini gösterdi. Bu süreçte sektör, eğitimin devamlılığını aksatmayacak şekilde çözümler sunup öğrenci ve velilerin ihtiyaçlarına karşılık verdi. Özel okulların payının artması ile ülkemizde pozitif ivme kazanan sektör büyümeye devam edecektir. Bu süreçte özel okullara olan ilginin artmasının en önemli sebepleri; sosyal faaliyetler, sanat programları, fizikî imkânlar, hazırlanan ders programları gibi yönlerden veli, öğrencileri tatmin etme noktasında bir adım önde olmasısayılabilir.
Ülkemizde ekonomik yeterliliği olan birçok anne baba, geleceğe dair pozitif etkisini dikkate alarak çocuğunu özel okullara göndermek istemektedirler. Millî Eğitim Bakanlığınca açıklanan verilere bakıldığında ülkemiz genelinde son on yıllık periyotta örgün eğitim gerçekleştiren özel okul sayısının giderek arttığı gözlenmiştir. 2023 yılında da kaliteli eğitimi ön planda tutan yeni kurumların sektöre dahil olacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 30 Ocak 2023 10:34

Gösterim: 680


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.