Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
ERA Kolejleri’nden Gülçin Aşkın Çetin, TEOG’a girecek öğrenciler için bu sınavlarda en sık yapılan hataları anlattı. Sınav tekniği ve zamanı doğru kullanmanın önemine işaret eden Çetin, “Hiçbir sınavı gözünüzde büyütmeyin. Sadece kendinize inanmanız bile başarınızı yükseltecektir” diyor.
TEOG Birinci basamak sınavı yaklaşırken, hem öğrencilerimiz hem de velilerimiz için heyecanlı günler başladı. Ailelerin ve öğrencilerin büyük özveriler göstererek hazırlandıkları bu sınavda, çocuklarımızın başarılı sonuçlar alabilmesi için her aşamada motivasyon ve doğru planlama çok önemli.
Öncelikle, gençlerin sınav süreçleri ile gelişim dönemlerinin içinde en önemli yer tutan ergenlik dönemini bir arada yaşadıklarını unutmamalıyız. Çocukluktan ergenliğe geçişte, vücutlarında ve metabolizmalarında hızlı değişimler olan öğrenciler, pek çok farklı duygu içinde kaybolarak, kendilerini daha yetersiz ya da kırılgan hissedebilirler. Bunun yanı sıra fiziki ve zihinsel yorgunlukları, stres ve panik halleri, özellikle bu dönemde yükselebilir. Dolayısıyla ailelere öncelikle, TEOG sınavının yaklaşmasıyla birlikte yoğun tepkiler gösteren ve olaylara karşı toleransı düşen öğrencilerimize karşı, her zamankiden daha anlayışlı davranmalarını öneriyoruz.
Sınav Sabahı
Sınav sabahı, öğrencilerimizin günlük hayat rutinlerinin dışına çıkmamaları önemlidir. Erkenden kalkıp, kahvaltı etmeleri; kahvaltıda ayran, yoğurt, gazlı içecek, sosis, sucuk ve yağda kızarmış ağır yiyecekler gibi sınav esnasında rahatsız edebilecek gıdalardan uzak durmaları gerekmektedir. Sınav öncesinde tuvalete gitmeleri, sınavdaki rahatlıkları açısından dikkat edilmesi gereken unsurlardan biridir. Dolayısıyla sınav yerine giderken, sınıfları bulmak ve tuvalet gibi ihtiyaçları giderebilmek için yeterli vakit bırakılmasına özen gösterilmelidir. Sınav sırasında öncelikle cevap kâğıdının kendilerine ait olup olmadığından, optik formdaki kişisel bilgilerin hatasız doldurulmuş olduğundan emin olmaları büyük önem taşır. Sınav esnasında da öğrencilerin, gözetmenin uyarılarını dikkatle dinlemeleri gerekmektedir.
Sınava başlamadan önce kaygılanmak normaldir. Önemli olan bu kaygının düzeyini anlamaktır. Sınav öncesinde kaygı düzeyini kontrol etmekte zorlanan öğrenciler, rehberlik çalışmalarında öğretilen nefes egzersizlerini uygulayarak rahatlamayı seçebilirler.
Nefes Egzersizi
Kaygının yükseldiğini hissettiğiniz an, burnunuzdan derin ve uzun bir nefes alın. Beş saniye ya da yapabildiğiniz kadar nefesini tutun. Sonra yavaşça ağzınızdan ses çıkartmadan sessizce nefesinizi verin. Bu seti 3 ile 5 kez tekrarlarsanız kalp atışınızın ve kaygı düzeyinizin normale döndüğünü göreceksiniz.
Sınav Esnasında
Sınav esnasında soruları tam ve dikkatle okumak çok önemlidir. Okurken hızla doğru yanıtı gördüğünüzü düşünseniz bile diğer yanıtlara da mutlaka bakın. Çözemediğiniz ya da çözdüğünüz halde yanıtı şıklarda göremediğiniz sorular varsa sakin olup yanıtlara bir kez daha bakmayı deneyin. Eğer hala emin olamadıysanız, vakit kaybetmemek adına, bu soruya işaret koyup bir sonraki soruya geçin. Sınav sonrasında zamanınız kalırsa, takıldığınız sorulara tekrar bakabilirsiniz. Değerlendirme aşamasında yanlışlar doğruları götürmediği için size en mantıklı gözüken seçeneği işaretleyebilirsiniz. Cevapları optik forma ya teker teker ya da her sayfanın sonuna geldiğinizde işaretleyin. Optik form işaretlemelerinin sınavın sonuna bırakılmaması önemlidir.
Sınav Aralarında
Öğrencilerimize sınav aralarında arkadaşlarıyla sınav değerlendirmesi yapmalarını önermiyoruz. Unutmayın ki başka bir sınav daha var. Dolayısıyla motivasyonunuzun bozulmasına izin vermeyin. Kendinize güvenin ve başarılı olacağınızdan emin olun. Herkes verdiği emeğin karşılığını alacaktır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Rehberlik Haberleri
ERA Kolejleri’nden Gülçin Aşkın Çetin, TEOG’a girecek öğrenciler için bu sınavlarda en sık yapılan hataları anlattı. Sınav tekniği ve zamanı doğru kullanmanın önemine işaret eden Çetin, “Hiçbir sınavı gözünüzde büyütmeyin. Sadece kendinize inanmanız bile başarınızı yükseltecektir” diyor.
TEOG Birinci basamak sınavı yaklaşırken, hem öğrencilerimiz hem de velilerimiz için heyecanlı günler başladı. Ailelerin ve öğrencilerin büyük özveriler göstererek hazırlandıkları bu sınavda, çocuklarımızın başarılı sonuçlar alabilmesi için her aşamada motivasyon ve doğru planlama çok önemli.
Öncelikle, gençlerin sınav süreçleri ile gelişim dönemlerinin içinde en önemli yer tutan ergenlik dönemini bir arada yaşadıklarını unutmamalıyız. Çocukluktan ergenliğe geçişte, vücutlarında ve metabolizmalarında hızlı değişimler olan öğrenciler, pek çok farklı duygu içinde kaybolarak, kendilerini daha yetersiz ya da kırılgan hissedebilirler. Bunun yanı sıra fiziki ve zihinsel yorgunlukları, stres ve panik halleri, özellikle bu dönemde yükselebilir. Dolayısıyla ailelere öncelikle, TEOG sınavının yaklaşmasıyla birlikte yoğun tepkiler gösteren ve olaylara karşı toleransı düşen öğrencilerimize karşı, her zamankiden daha anlayışlı davranmalarını öneriyoruz.
Sınav Sabahı
Sınav sabahı, öğrencilerimizin günlük hayat rutinlerinin dışına çıkmamaları önemlidir. Erkenden kalkıp, kahvaltı etmeleri; kahvaltıda ayran, yoğurt, gazlı içecek, sosis, sucuk ve yağda kızarmış ağır yiyecekler gibi sınav esnasında rahatsız edebilecek gıdalardan uzak durmaları gerekmektedir. Sınav öncesinde tuvalete gitmeleri, sınavdaki rahatlıkları açısından dikkat edilmesi gereken unsurlardan biridir. Dolayısıyla sınav yerine giderken, sınıfları bulmak ve tuvalet gibi ihtiyaçları giderebilmek için yeterli vakit bırakılmasına özen gösterilmelidir. Sınav sırasında öncelikle cevap kâğıdının kendilerine ait olup olmadığından, optik formdaki kişisel bilgilerin hatasız doldurulmuş olduğundan emin olmaları büyük önem taşır. Sınav esnasında da öğrencilerin, gözetmenin uyarılarını dikkatle dinlemeleri gerekmektedir.
Sınava başlamadan önce kaygılanmak normaldir. Önemli olan bu kaygının düzeyini anlamaktır. Sınav öncesinde kaygı düzeyini kontrol etmekte zorlanan öğrenciler, rehberlik çalışmalarında öğretilen nefes egzersizlerini uygulayarak rahatlamayı seçebilirler.
Nefes Egzersizi
Kaygının yükseldiğini hissettiğiniz an, burnunuzdan derin ve uzun bir nefes alın. Beş saniye ya da yapabildiğiniz kadar nefesini tutun. Sonra yavaşça ağzınızdan ses çıkartmadan sessizce nefesinizi verin. Bu seti 3 ile 5 kez tekrarlarsanız kalp atışınızın ve kaygı düzeyinizin normale döndüğünü göreceksiniz.
Sınav Esnasında
Sınav esnasında soruları tam ve dikkatle okumak çok önemlidir. Okurken hızla doğru yanıtı gördüğünüzü düşünseniz bile diğer yanıtlara da mutlaka bakın. Çözemediğiniz ya da çözdüğünüz halde yanıtı şıklarda göremediğiniz sorular varsa sakin olup yanıtlara bir kez daha bakmayı deneyin. Eğer hala emin olamadıysanız, vakit kaybetmemek adına, bu soruya işaret koyup bir sonraki soruya geçin. Sınav sonrasında zamanınız kalırsa, takıldığınız sorulara tekrar bakabilirsiniz. Değerlendirme aşamasında yanlışlar doğruları götürmediği için size en mantıklı gözüken seçeneği işaretleyebilirsiniz. Cevapları optik forma ya teker teker ya da her sayfanın sonuna geldiğinizde işaretleyin. Optik form işaretlemelerinin sınavın sonuna bırakılmaması önemlidir.
Sınav Aralarında
Öğrencilerimize sınav aralarında arkadaşlarıyla sınav değerlendirmesi yapmalarını önermiyoruz. Unutmayın ki başka bir sınav daha var. Dolayısıyla motivasyonunuzun bozulmasına izin vermeyin. Kendinize güvenin ve başarılı olacağınızdan emin olun. Herkes verdiği emeğin karşılığını alacaktır.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Kasım 2015 11:16
Gösterim: 2102
TEOG sınavlarında yakaladığı yüksek ve tescillenmiş başarılarıyla dikkat çeken eğitimin 24 yıllık tecrübesi Oğuzkan Koleji, birinci TEOG sınavlarına sayılı günler kala sınav öncesi ve sınav sırasında dikkat edilmesi gereken hususlarla ilgili öğrencileri bilgilendirdi.
25-26 Kasım’da yapılacak birinci Temel Öğretimden Orta Öğretime Geçiş ( TEOG) Sınavı’nda öğrencilerin dikkat etmesi gereken tüm ayrıntıları Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz değerlendirdi. Heyecan ve stresi yenmenin önemli olduğunu, sınavda rahat olmanın avantaj sağlayacağını belirten Hatice Yılmaz, “Sınav heyecanını yenmek için sınavı abartmamak gerekiyor. TEOG sınavlarına yazılı sınava girermiş gibi girip gözünüzde büyütmezseniz heyecanınızı kontrol altına almış olursunuz’’ diyerek öğrencilere TEOG için önemli ipuçları verdi.
Sınav akşamı ne yapmalı?
- Uykunuzu alın. Çok geç yatmayın. Okul günlerinde saat kaçta uyuyorsanız, o saatte yatın.
- Sınavda yanınızda götüreceğiniz belgeler ve kalem, silgi gibi kırtasiye malzemelerini de yedekleriyle hazırlayın.
- Ağır bir akşam yemeğinden uzak durun.
- Sınavla ilgili konularda çok fazla konuşmamaya özen gösterin. Sevdiklerinizle birlikte keyifli zaman geçirin.
- Yorgunluk yaratacak faaliyetlerden ve moralinizi bozacak haberlerden kaçının.
- Kendinize güvenin. Sorular zor veya kolay olabilir. Sorular zorsa herkese zor, kolay ise herkes için kolaydır. Asla ümitsizliğe kapılmayın.
Sınav sabahı ne yapmalı?
- Sabah, sınava yetişebileceğiniz bir saatte uyanın.
- Mutlaka süt, yumurta, bal, peynir, zeytinden oluşan tam bir kahvaltı yapın.
- Kulaktan dolma sağlıksız diyet ve besinlerden uzak durun.
Sınava giderken yanınıza almayı unutmamanız gerekenler
- Nüfus Cüzdanınız (Cevap kağıdınızda yazılı olan TC kimlik numaranızı, ad ve soyadı bilgilerinizin doğru olup olmadığını kontrol etmek için)
- En az iki adet yumuşak uçlu kurşun kalem, leke bırakmayan silgi ve kalemtıraş.
Sınavda yanınızda bulunması yasak olan şeyler
- Sözlük
- Hesap makinesi
- Cep telefonu
- Çağrı cihazı
- Hesap cetveli
- Bilgisayar özelliği bulunan her türlü cihaz
- Saat fonksiyonu dışında özelliği olan saat.
Sınav süresi yeterli acele etmeyin
- Nefes egzersizleri önemli. Heyecanınızı kontrol etmek için birkaç kez derin nefes alıp verin.
- Sakin olun. Zamanınız tüm sorular için yeterli olacaktır. Soruları dikkatli okuyun ve cevapları dikkatli işaretleyin.
- Sınav görevlisinin uyarılarını dinleyin. Önce bildiğiniz sorulardan başlayın.
- Soru köklerine dikkat edin, cevap şıklarının tamamını mutlaka okuyun.
Sınav sırasında dikkat etmeniz gerekenler
1- Sınav giriş belgesinde belirtilen numaradaki sıraya oturunuz. (Öğrencinin sırasını değiştirme yetkisi salon sorumlusuna aittir)
2- Sınav başlamadan tuvalet ihtiyacınızı gideriniz. Sınav sırasında tuvalet ihtiyacınızın olması durumunda salon görevlisi eşliğinde tuvalete gitme hakkınız olduğunu biliniz.
3- Salon görevlileri sınav evraklarını sizlerin gözü önünde açarak kontrol edip dağıtacaktır.
4- Fotoğrafınızın bulunduğu cevap kağıdınızdaki fotoğrafın, TC kimlik numaranızın ve adınızın, soyadınızın doğru olup olmadığını kontrol ediniz.
5- Cevap kağıdınıza kitapçık türünü işaretleyiniz.
6- Size verilen cevap kağıdında herhangi bir sorun varsa salon görevlisini uyarınız.
7- Size verilen soru kitapçığını kontrol ederek eksik veya silik baskı olup olmadığını kontrol ediniz ve sorun varsa değiştirilmesini isteyiniz.
8- Cevapları kurşun kalemle işaretlemeniz gerektiğini biliyorsunuz.
9- Cevap kağıdınıza cevaplar dışında hiçbir yazı veya işaret yapmayınız. (Optik okuyucu okuyamazsa sınavınız geçersiz sayılır)
10- Cevap kağıdınızda çift işaretlenmiş veya iyi silinmemiş cevaplar optik okuyucu tarafından yanlış olarak değerlendirilir.
11- Cevap kağıtları sınıftaki oturma sırasına göre optik okuyucudan geçer. Bu nedenle okuma sırasında kopya taraması da yapılabilmektedir. Kopya tespiti yapılan öğrencilerin cevapları geçersiz sayılmaktadır. Dikkatli olunuz.
12- Kopya çeken öğrenciler salon görevlileri tarafından tutanakla belirlenmektedir.
13- Sürenizi sonuna kadar kullanınız.
14- Sınavı bitirdiğinizde boş bıraktığınız soruları cevap kağıdından bulup tekrar çözmeye çalışınız.
15- Çok emin olmadıkça daha önce verdiğiniz cevabı değiştirmeyiniz. Özellikle Türkçe ve TC. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde ilk verilen cevabın %90 oranında doğru olduğu belirlenmiştir.
16- Sınav gözetmenlerinin dikkat dağıtan davranışları olursa gözetmeninizi kibar dille uyarınız.
17- Cevap kağıdınızdaki imza bölümüne kendi el yazınızla isminizi yazınız.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Rehberlik Haberleri
TEOG sınavlarında yakaladığı yüksek ve tescillenmiş başarılarıyla dikkat çeken eğitimin 24 yıllık tecrübesi Oğuzkan Koleji, birinci TEOG sınavlarına sayılı günler kala sınav öncesi ve sınav sırasında dikkat edilmesi gereken hususlarla ilgili öğrencileri bilgilendirdi.
25-26 Kasım’da yapılacak birinci Temel Öğretimden Orta Öğretime Geçiş ( TEOG) Sınavı’nda öğrencilerin dikkat etmesi gereken tüm ayrıntıları Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz değerlendirdi. Heyecan ve stresi yenmenin önemli olduğunu, sınavda rahat olmanın avantaj sağlayacağını belirten Hatice Yılmaz, “Sınav heyecanını yenmek için sınavı abartmamak gerekiyor. TEOG sınavlarına yazılı sınava girermiş gibi girip gözünüzde büyütmezseniz heyecanınızı kontrol altına almış olursunuz’’ diyerek öğrencilere TEOG için önemli ipuçları verdi.
Sınav akşamı ne yapmalı?
- Uykunuzu alın. Çok geç yatmayın. Okul günlerinde saat kaçta uyuyorsanız, o saatte yatın.
- Sınavda yanınızda götüreceğiniz belgeler ve kalem, silgi gibi kırtasiye malzemelerini de yedekleriyle hazırlayın.
- Ağır bir akşam yemeğinden uzak durun.
- Sınavla ilgili konularda çok fazla konuşmamaya özen gösterin. Sevdiklerinizle birlikte keyifli zaman geçirin.
- Yorgunluk yaratacak faaliyetlerden ve moralinizi bozacak haberlerden kaçının.
- Kendinize güvenin. Sorular zor veya kolay olabilir. Sorular zorsa herkese zor, kolay ise herkes için kolaydır. Asla ümitsizliğe kapılmayın.
Sınav sabahı ne yapmalı?
- Sabah, sınava yetişebileceğiniz bir saatte uyanın.
- Mutlaka süt, yumurta, bal, peynir, zeytinden oluşan tam bir kahvaltı yapın.
- Kulaktan dolma sağlıksız diyet ve besinlerden uzak durun.
Sınava giderken yanınıza almayı unutmamanız gerekenler
- Nüfus Cüzdanınız (Cevap kağıdınızda yazılı olan TC kimlik numaranızı, ad ve soyadı bilgilerinizin doğru olup olmadığını kontrol etmek için)
- En az iki adet yumuşak uçlu kurşun kalem, leke bırakmayan silgi ve kalemtıraş.
Sınavda yanınızda bulunması yasak olan şeyler
- Sözlük
- Hesap makinesi
- Cep telefonu
- Çağrı cihazı
- Hesap cetveli
- Bilgisayar özelliği bulunan her türlü cihaz
- Saat fonksiyonu dışında özelliği olan saat.
Sınav süresi yeterli acele etmeyin
- Nefes egzersizleri önemli. Heyecanınızı kontrol etmek için birkaç kez derin nefes alıp verin.
- Sakin olun. Zamanınız tüm sorular için yeterli olacaktır. Soruları dikkatli okuyun ve cevapları dikkatli işaretleyin.
- Sınav görevlisinin uyarılarını dinleyin. Önce bildiğiniz sorulardan başlayın.
- Soru köklerine dikkat edin, cevap şıklarının tamamını mutlaka okuyun.
Sınav sırasında dikkat etmeniz gerekenler
1- Sınav giriş belgesinde belirtilen numaradaki sıraya oturunuz. (Öğrencinin sırasını değiştirme yetkisi salon sorumlusuna aittir)
2- Sınav başlamadan tuvalet ihtiyacınızı gideriniz. Sınav sırasında tuvalet ihtiyacınızın olması durumunda salon görevlisi eşliğinde tuvalete gitme hakkınız olduğunu biliniz.
3- Salon görevlileri sınav evraklarını sizlerin gözü önünde açarak kontrol edip dağıtacaktır.
4- Fotoğrafınızın bulunduğu cevap kağıdınızdaki fotoğrafın, TC kimlik numaranızın ve adınızın, soyadınızın doğru olup olmadığını kontrol ediniz.
5- Cevap kağıdınıza kitapçık türünü işaretleyiniz.
6- Size verilen cevap kağıdında herhangi bir sorun varsa salon görevlisini uyarınız.
7- Size verilen soru kitapçığını kontrol ederek eksik veya silik baskı olup olmadığını kontrol ediniz ve sorun varsa değiştirilmesini isteyiniz.
8- Cevapları kurşun kalemle işaretlemeniz gerektiğini biliyorsunuz.
9- Cevap kağıdınıza cevaplar dışında hiçbir yazı veya işaret yapmayınız. (Optik okuyucu okuyamazsa sınavınız geçersiz sayılır)
10- Cevap kağıdınızda çift işaretlenmiş veya iyi silinmemiş cevaplar optik okuyucu tarafından yanlış olarak değerlendirilir.
11- Cevap kağıtları sınıftaki oturma sırasına göre optik okuyucudan geçer. Bu nedenle okuma sırasında kopya taraması da yapılabilmektedir. Kopya tespiti yapılan öğrencilerin cevapları geçersiz sayılmaktadır. Dikkatli olunuz.
12- Kopya çeken öğrenciler salon görevlileri tarafından tutanakla belirlenmektedir.
13- Sürenizi sonuna kadar kullanınız.
14- Sınavı bitirdiğinizde boş bıraktığınız soruları cevap kağıdından bulup tekrar çözmeye çalışınız.
15- Çok emin olmadıkça daha önce verdiğiniz cevabı değiştirmeyiniz. Özellikle Türkçe ve TC. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinde ilk verilen cevabın %90 oranında doğru olduğu belirlenmiştir.
16- Sınav gözetmenlerinin dikkat dağıtan davranışları olursa gözetmeninizi kibar dille uyarınız.
17- Cevap kağıdınızdaki imza bölümüne kendi el yazınızla isminizi yazınız.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Kasım 2015 14:19
Gösterim: 1956
Büyükler kadar çocukların da hayatına giren teknoloji, onları gerçek dünyadan koparırken; fiziksel gelişimlerine, ruh ve beden sağlığına da önemli ölçüde zarar veriyor. Hayatımızdan çıkması neredeyse imkansız olan teknolojinin zararlarını en aza indirmek için uzmanlar bu konuda neler yapılması gerektiğini anlatıyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi AMATEM Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Onur Noyan, teknoloji bağımlılığının günümüzde yetişkinler kadar çocukları da etkilediğine dikkat çekiyor.
Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmanın mümkün olmadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Noyan, alınacak bazı önlemlerle bu etkilerin en aza indirilebileceğini söyledi. Noyan, teknolojik bağımlılıkla mücadelede ebeveynlerin yapması gerekenleri şöyle sıraladı:
İletişim kurun
“Koşullu mesajlar vermeden çocuklarınıza saygı ve sevgi gösterin. Çocuklarınızla aile, akraba ve arkadaş ziyaretlerine gidin. Ziyaretlere giderken teknolojik cihazları yanınızda götürmeyin.
Kaliteli zaman geçirin
Küçük çocuklarla parklara ve spor merkezlerine, gençlerle sinema, tiyatroya ve maçlara gidilebilir. Birlikte kitap, gazete ve dergi okuma saatleri planlayın.
Oyun oynayın
Çocuklarla birlikte halıda, yerde ya da masada karşılıklı ya da eşli oyunlar oynayın.
İyi model olun
Ebeveynler diğer aile üyelerine davranışlarıyla örnek olmalıdır. Evde bilgisayar üzerinden yapacağınız işleri ve teknolojiyi “çok acil” bir durum varsa bile belirli zaman aralıklarında ya da kısa süreli kullanmaya özen gösterin.
Sorumluluk verin
Çocuklarınıza yaşına uygun, ev içerisinde yapabileceği sorumluluklar verin.
Sınır koyun
7 yaşından önce çocuklarınızı bilgisayar, laptop, i-Pad ve akıllı telefon ile tanıştırmayın. 7 yaşından sonra ise günde 1 saat olacak şekilde sizin eşliğinizde eğitsel oyunlar ile zaman geçirmesini sağlayın.
Takip edin
Çocuğunuzun güvenli internet bağlantısı kullanmasını sağlayın, arkadaşlarını tanıyın ve internet kullanımını takip edin.”
Teknolojideki gelişmelerin hayatı kolaylaştırırken bilinçsiz kullanımın çeşitli sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Noyan, internet kullanımı ile ilgili yapılan uluslararası bir çalışmada, Türkiye’de günlük 26 milyon kişinin internete girdiğini ve bu kullanıcıların internette ortalama olarak 280 dakika geçirdiklerini söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Rehberlik Haberleri
Büyükler kadar çocukların da hayatına giren teknoloji, onları gerçek dünyadan koparırken; fiziksel gelişimlerine, ruh ve beden sağlığına da önemli ölçüde zarar veriyor. Hayatımızdan çıkması neredeyse imkansız olan teknolojinin zararlarını en aza indirmek için uzmanlar bu konuda neler yapılması gerektiğini anlatıyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi AMATEM Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Onur Noyan, teknoloji bağımlılığının günümüzde yetişkinler kadar çocukları da etkilediğine dikkat çekiyor.
Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmanın mümkün olmadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Noyan, alınacak bazı önlemlerle bu etkilerin en aza indirilebileceğini söyledi. Noyan, teknolojik bağımlılıkla mücadelede ebeveynlerin yapması gerekenleri şöyle sıraladı:
İletişim kurun
“Koşullu mesajlar vermeden çocuklarınıza saygı ve sevgi gösterin. Çocuklarınızla aile, akraba ve arkadaş ziyaretlerine gidin. Ziyaretlere giderken teknolojik cihazları yanınızda götürmeyin.
Kaliteli zaman geçirin
Küçük çocuklarla parklara ve spor merkezlerine, gençlerle sinema, tiyatroya ve maçlara gidilebilir. Birlikte kitap, gazete ve dergi okuma saatleri planlayın.
Oyun oynayın
Çocuklarla birlikte halıda, yerde ya da masada karşılıklı ya da eşli oyunlar oynayın.
İyi model olun
Ebeveynler diğer aile üyelerine davranışlarıyla örnek olmalıdır. Evde bilgisayar üzerinden yapacağınız işleri ve teknolojiyi “çok acil” bir durum varsa bile belirli zaman aralıklarında ya da kısa süreli kullanmaya özen gösterin.
Sorumluluk verin
Çocuklarınıza yaşına uygun, ev içerisinde yapabileceği sorumluluklar verin.
Sınır koyun
7 yaşından önce çocuklarınızı bilgisayar, laptop, i-Pad ve akıllı telefon ile tanıştırmayın. 7 yaşından sonra ise günde 1 saat olacak şekilde sizin eşliğinizde eğitsel oyunlar ile zaman geçirmesini sağlayın.
Takip edin
Çocuğunuzun güvenli internet bağlantısı kullanmasını sağlayın, arkadaşlarını tanıyın ve internet kullanımını takip edin.”
Teknolojideki gelişmelerin hayatı kolaylaştırırken bilinçsiz kullanımın çeşitli sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Noyan, internet kullanımı ile ilgili yapılan uluslararası bir çalışmada, Türkiye’de günlük 26 milyon kişinin internete girdiğini ve bu kullanıcıların internette ortalama olarak 280 dakika geçirdiklerini söyledi.
Son Güncelleme: Salı, 17 Kasım 2015 15:10
Gösterim: 1545
Ev ödevini yaparken sorun yaşayan, eksik ya da unutulmuş ödevlerle okula giden çocuk, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunu yaşıyor olabilir.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) sorununun temel özelliklerinin aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve aklına geleni düşünmeden yapma, isteklerini erteleyeme yani dürtüsellik olduğunu belirterek günümüzde tüm dünyada hakkında en çok araştırma yapılan hastalıkların başında geldiğine dikkat çekti.
Ödev yapmakta zorlanırlar, akademik başarıyı gösteremezler
Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin tek ya da hep birlikte bulunabileceğini belirterek bu sorunlardan her birinin dersi izleme, dinleme, algılama, söylenenleri yerine getirebilmede sorunlar çıkartabilecek durumlar olduğunu söyledi.
İşiten, “Bu nedenle var olan potansiyelinin karşılığı olan akademik başarıyı gösteremez. Ödevleri yapmakta sorunlar yaşanır. Eksik veya unutulmuş olarak ödevler getirilir. Hatta hiç getirilmeyebilir” diyerek anne ve babalara uyarıda bulundu.
Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşıyorsa
Ailelere müdahalede geç kalınmaması uyarısında bulunan Yrd. Doç. Dr. İşiten, şunları söyledi:
“Çocuk psikiyatrisinde temel kural, günlük yaşam ve işlevsellikte bozulma ve sorunun yaşanmasıdır. Yaşam ve işlevsellikte bozulma derken; beklenen akademik performansı yakalayamıyor olması, arkadaş ilişkilerinde sıkıntıların yaşanması, evde anne-baba ile ödev/ders gibi konularda, kurallara uymama gibi alanlarda çatışmaların yaşanması, sorumlulukların yerine getirilmemesi, geç uyuma- az uyuma-, uykunun kalitesinin iyi olmaması vb. sorunların olması müdahale gereken durumlardır.”
İlaçlı ve ilaçsız tedavi yöntemleri oduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. İşiten, “Hiç ilaç verilmeden sadece aile ile çalışılarak ya da sadece çocuğa yönelik zaman yönetimi dikkat eğitimleri uygulanarak da takip edilebilir. Veya günlük yaşamdaki sorun alanlara göre ilaç seçimi yapılır. Tek tip ilaç verilebildiği gibi örneğin sadece dikkat eksikliği ilacı ya da sadece hareketlilikte dur-düşün sonra yap ilaçları vb. birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasını gerektiren durumlar da olabilir. Okulda da düzenlemeler yapmak ve danışmanlık vermek gerekebilir” uyarısında bulundu.
Dikkat eksikliğinin belirtileri
Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliğinin belirtilerini şöyle sıraladı:
- Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara verememe sorunu yaşar, okul ödevlerinde dikkatsizce hatalar yapar.
- Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
- Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.
- Çoğu zaman verilen konuları izlemez ve verilen ödevleri, ufak tefek işleri tamamlayamaz.
- Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
- Çoğu zaman zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bu türlü işlerde yer almaya karşı isteksizdir.
- Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder.
- Çoğu zaman dikkati dış uyarılarla kolaylıkla dağılır. Bu belirti de önemli bir dikkat problemidir.
- Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.
- Öğrenme güçlüğünün eşlik ettiği hiperaktif çocuklarda çabuk unutma daha sık olur.
Hiperaktivitenin belirtileri
- Çoğu zaman elleri ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
- Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
- Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.
Dürtüsellik veya iç tepkisellik belirtileri
- Çoğu zaman sorulan sorular daha tamamlanmadan cevabını yapıştırır.
- Dürtüsellik, öfkeyi kontrol etme zorluğu ve çabuk sinirlenmeyi de arttırır.
- Çocuğun zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
- Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Rehberlik Haberleri
Ev ödevini yaparken sorun yaşayan, eksik ya da unutulmuş ödevlerle okula giden çocuk, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunu yaşıyor olabilir.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) sorununun temel özelliklerinin aşırı hareketlilik, dikkat sorunları ve aklına geleni düşünmeden yapma, isteklerini erteleyeme yani dürtüsellik olduğunu belirterek günümüzde tüm dünyada hakkında en çok araştırma yapılan hastalıkların başında geldiğine dikkat çekti.
Ödev yapmakta zorlanırlar, akademik başarıyı gösteremezler
Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüselliğin tek ya da hep birlikte bulunabileceğini belirterek bu sorunlardan her birinin dersi izleme, dinleme, algılama, söylenenleri yerine getirebilmede sorunlar çıkartabilecek durumlar olduğunu söyledi.
İşiten, “Bu nedenle var olan potansiyelinin karşılığı olan akademik başarıyı gösteremez. Ödevleri yapmakta sorunlar yaşanır. Eksik veya unutulmuş olarak ödevler getirilir. Hatta hiç getirilmeyebilir” diyerek anne ve babalara uyarıda bulundu.
Arkadaş ilişkilerinde sorun yaşıyorsa
Ailelere müdahalede geç kalınmaması uyarısında bulunan Yrd. Doç. Dr. İşiten, şunları söyledi:
“Çocuk psikiyatrisinde temel kural, günlük yaşam ve işlevsellikte bozulma ve sorunun yaşanmasıdır. Yaşam ve işlevsellikte bozulma derken; beklenen akademik performansı yakalayamıyor olması, arkadaş ilişkilerinde sıkıntıların yaşanması, evde anne-baba ile ödev/ders gibi konularda, kurallara uymama gibi alanlarda çatışmaların yaşanması, sorumlulukların yerine getirilmemesi, geç uyuma- az uyuma-, uykunun kalitesinin iyi olmaması vb. sorunların olması müdahale gereken durumlardır.”
İlaçlı ve ilaçsız tedavi yöntemleri oduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. İşiten, “Hiç ilaç verilmeden sadece aile ile çalışılarak ya da sadece çocuğa yönelik zaman yönetimi dikkat eğitimleri uygulanarak da takip edilebilir. Veya günlük yaşamdaki sorun alanlara göre ilaç seçimi yapılır. Tek tip ilaç verilebildiği gibi örneğin sadece dikkat eksikliği ilacı ya da sadece hareketlilikte dur-düşün sonra yap ilaçları vb. birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasını gerektiren durumlar da olabilir. Okulda da düzenlemeler yapmak ve danışmanlık vermek gerekebilir” uyarısında bulundu.
Dikkat eksikliğinin belirtileri
Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten, dikkat eksikliğinin belirtilerini şöyle sıraladı:
- Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara verememe sorunu yaşar, okul ödevlerinde dikkatsizce hatalar yapar.
- Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
- Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.
- Çoğu zaman verilen konuları izlemez ve verilen ödevleri, ufak tefek işleri tamamlayamaz.
- Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
- Çoğu zaman zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bu türlü işlerde yer almaya karşı isteksizdir.
- Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder.
- Çoğu zaman dikkati dış uyarılarla kolaylıkla dağılır. Bu belirti de önemli bir dikkat problemidir.
- Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.
- Öğrenme güçlüğünün eşlik ettiği hiperaktif çocuklarda çabuk unutma daha sık olur.
Hiperaktivitenin belirtileri
- Çoğu zaman elleri ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
- Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
- Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.
Dürtüsellik veya iç tepkisellik belirtileri
- Çoğu zaman sorulan sorular daha tamamlanmadan cevabını yapıştırır.
- Dürtüsellik, öfkeyi kontrol etme zorluğu ve çabuk sinirlenmeyi de arttırır.
- Çocuğun zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
- Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2015 14:06
Gösterim: 2727
Öncelikle hazırlanan program objektif temellere oturmalıdır. Program, ideal bir öğrenciye göre değil sizin yapınıza göre şekillendirilmelidir. Herkes nabzına göre şerbetten istifade etmelidir. O nedenle ders çalışma programı hazırlanırken geçmişte nelerin yapıldığından hareket ederek, uygulanabilir bir programla işe başlanmalı. Önemli olan az da olsa istikrarlı ve düzenli bir çalışma grafiği çizmektir.
Çoğu öğrenci, büyük bir çalışma iştahıyla hareket ettiği için ilk çalışma programını hazırlarken ne yazık ki gerçeklerden uzak davranabiliyor. Özellikle kişisel gelişim balonuyla çokça haşir neşir olan, amiyane tabirle anlık gaz almaya müsait ancak istikrar noktasında sıkıntılar yaşayan öğrenciler ilk başta ‘çok çalışmalıyım, bu enerji ve isteği taşıyorum’ düşüncesiyle -geçmişte günde 1-2 saat dersi nadiren çalışmış- günlük 5-6 saati bulan bir çalışma programı oluşturuyor.
Öğrenci bu programı birkaç gün kendini zorlayarak uygulasa bile, belli bir süre sonra program deliniyor ve bir noktadan sonra artık dikiş tutmaz hale geliyor. Devamlı olarak hazırladığı programı uygulayamayan öğrencide bir süre sonra “Başarılı olamayacağım!” düşüncesi yerleşecek, kendine güven duygusu azalacaktır.
O nedenle ders çalışma programı hazırlanırken geçmişte nelerin yapıldığından hareket ederek, uygulanabilir bir programla işe başlanmalı. Önemli olan az da olsa istikrarlı ve düzenli bir çalışma grafiği çizmektir. Az olandan başlayıp hazmede hazmede çalışma saatini istenilen kıvama çıkarmak amaçlanmalıdır. 2 saatten başlayın, ama uygulayın ve sürdürün. 2-3 hafta sonra 2,5 saate çıkardığınızda bünyenizin buna olumsuz tepki vermediğini göreceksiniz.
Saat Saat Plan Oluşturmak Yerine Günlük Hedefler Belirleyin
Çoğu öğrenci her bir günü saat saat bölerek kendine haftalık program hazırlıyor. Bu programlarda günler saat saat bölünür. Öğrencinin eve geliş saati, yatış saati, hangi derse kaçta çalışmaya başlayacağı ve kaç saat çalışacağı bellidir.
Uygulanması en zor olan ve en kolay terk edilen çalışma planı bu tür olanlardır. Bu tür programları disiplinli, çalışma alışkanlığı yerleşmiş olan öğrenciler uygulayabilir. Bu özelliklere sahip öğrencilerin çok çok az olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bu tür program hazırlayan öğrencilerin genel özelliği, ders çalışmayı değil program hazırlamayı bir alışkanlık haline getirmeleridir.
Bir Rehberlik Uzmanı olarak tavsiyem, günlük kaç saat çalışılacağı ve hangi derslere hangi gün çalışılacağı esasına dayalı bir program oluşturmanızdır. Diyelim ki Pazartesi günü toplam altı saatte Matematik, Türkçe ve Geometri derslerini çalışacaksınız. Bu dersleri, kendinizin belirlediği ve verim alabileceğiniz saatlerde çalışabilirsiniz. Böyle bir program hazırladığınızda daha esnek hareket etme imkânına kavuşursunuz. Programda yaşanacak aksamalar, saat saat bölünerek oluşturulmuş programlara göre daha az olacaktır.
Renkli Kağıtlara Not Almakla Zamanını Harcayan Öğrenciler Var
Ders çalışmadan ziyade ders çalışma programı hazırlama işine kendini kaptırmış olan bir kısım öğrencilerin en fazla harcadığı şey zaman ve renkli renkli kâğıtlardır! Hayalî, öğrencinin çalışma alışkanlıklarıyla uyuşmayan, saat saat hazırlanmış çalışma programlarının beklenen akıbeti 3-5 gün uygulandıktan sonra çöp kutusunun en karanlık noktalarına atılmaktır. Zaten günün yoğunluğu içinde beklenmedik birçok şey çalışma disiplinimize kastediyor. Ya bir arkadaş ya bir televizyon dizisi ya bir akraba ya da komşu ziyareti ya moralsizlik ya da çalışma isteğinin ve gücünün olmaması aksaklıklara, teklemelere neden oluyor. Bir gün, iki gün aksayınca öğrenci için hazırladığı çalışma programı uygulanamayan bir programa dönüşüyor.
Belli Periyotlarda Programda Düzenleme Yapmalısınız
Bir de programın realize edilmesi ve denetlenmesi meselesi var. Hazırlanan program bir hafta kadar denendikten sonra aksaklıklar ortaya çıkacaktır. Bu aksaklıklar göz önünde tutularak program yeniden düzenlenmelidir. Programı uygulamada iç disiplini sağlayamıyorsanız, sizi denetleyip yönlendirecek bir danışmanın gözetiminde olmanız önemlidir.
Son not: Ders çalışma programı sihirli bir değnek değildir. Bütün ümitlerinizi bu programa bağlamayın. Çalışma iradesi olmadan, istikrar olmadan isterseniz en mükemmel programı hazırlayın yine de sonuç alamazsınız.
Hakan Baykal
Zambak Yayınları Rehberlik Uzmanı
Üst Kategori: ROOT Kategori: Rehberlik Haberleri
Öncelikle hazırlanan program objektif temellere oturmalıdır. Program, ideal bir öğrenciye göre değil sizin yapınıza göre şekillendirilmelidir. Herkes nabzına göre şerbetten istifade etmelidir. O nedenle ders çalışma programı hazırlanırken geçmişte nelerin yapıldığından hareket ederek, uygulanabilir bir programla işe başlanmalı. Önemli olan az da olsa istikrarlı ve düzenli bir çalışma grafiği çizmektir.
Çoğu öğrenci, büyük bir çalışma iştahıyla hareket ettiği için ilk çalışma programını hazırlarken ne yazık ki gerçeklerden uzak davranabiliyor. Özellikle kişisel gelişim balonuyla çokça haşir neşir olan, amiyane tabirle anlık gaz almaya müsait ancak istikrar noktasında sıkıntılar yaşayan öğrenciler ilk başta ‘çok çalışmalıyım, bu enerji ve isteği taşıyorum’ düşüncesiyle -geçmişte günde 1-2 saat dersi nadiren çalışmış- günlük 5-6 saati bulan bir çalışma programı oluşturuyor.
Öğrenci bu programı birkaç gün kendini zorlayarak uygulasa bile, belli bir süre sonra program deliniyor ve bir noktadan sonra artık dikiş tutmaz hale geliyor. Devamlı olarak hazırladığı programı uygulayamayan öğrencide bir süre sonra “Başarılı olamayacağım!” düşüncesi yerleşecek, kendine güven duygusu azalacaktır.
O nedenle ders çalışma programı hazırlanırken geçmişte nelerin yapıldığından hareket ederek, uygulanabilir bir programla işe başlanmalı. Önemli olan az da olsa istikrarlı ve düzenli bir çalışma grafiği çizmektir. Az olandan başlayıp hazmede hazmede çalışma saatini istenilen kıvama çıkarmak amaçlanmalıdır. 2 saatten başlayın, ama uygulayın ve sürdürün. 2-3 hafta sonra 2,5 saate çıkardığınızda bünyenizin buna olumsuz tepki vermediğini göreceksiniz.
Saat Saat Plan Oluşturmak Yerine Günlük Hedefler Belirleyin
Çoğu öğrenci her bir günü saat saat bölerek kendine haftalık program hazırlıyor. Bu programlarda günler saat saat bölünür. Öğrencinin eve geliş saati, yatış saati, hangi derse kaçta çalışmaya başlayacağı ve kaç saat çalışacağı bellidir.
Uygulanması en zor olan ve en kolay terk edilen çalışma planı bu tür olanlardır. Bu tür programları disiplinli, çalışma alışkanlığı yerleşmiş olan öğrenciler uygulayabilir. Bu özelliklere sahip öğrencilerin çok çok az olduğu şüphe götürmez bir gerçektir. Bu tür program hazırlayan öğrencilerin genel özelliği, ders çalışmayı değil program hazırlamayı bir alışkanlık haline getirmeleridir.
Bir Rehberlik Uzmanı olarak tavsiyem, günlük kaç saat çalışılacağı ve hangi derslere hangi gün çalışılacağı esasına dayalı bir program oluşturmanızdır. Diyelim ki Pazartesi günü toplam altı saatte Matematik, Türkçe ve Geometri derslerini çalışacaksınız. Bu dersleri, kendinizin belirlediği ve verim alabileceğiniz saatlerde çalışabilirsiniz. Böyle bir program hazırladığınızda daha esnek hareket etme imkânına kavuşursunuz. Programda yaşanacak aksamalar, saat saat bölünerek oluşturulmuş programlara göre daha az olacaktır.
Renkli Kağıtlara Not Almakla Zamanını Harcayan Öğrenciler Var
Ders çalışmadan ziyade ders çalışma programı hazırlama işine kendini kaptırmış olan bir kısım öğrencilerin en fazla harcadığı şey zaman ve renkli renkli kâğıtlardır! Hayalî, öğrencinin çalışma alışkanlıklarıyla uyuşmayan, saat saat hazırlanmış çalışma programlarının beklenen akıbeti 3-5 gün uygulandıktan sonra çöp kutusunun en karanlık noktalarına atılmaktır. Zaten günün yoğunluğu içinde beklenmedik birçok şey çalışma disiplinimize kastediyor. Ya bir arkadaş ya bir televizyon dizisi ya bir akraba ya da komşu ziyareti ya moralsizlik ya da çalışma isteğinin ve gücünün olmaması aksaklıklara, teklemelere neden oluyor. Bir gün, iki gün aksayınca öğrenci için hazırladığı çalışma programı uygulanamayan bir programa dönüşüyor.
Belli Periyotlarda Programda Düzenleme Yapmalısınız
Bir de programın realize edilmesi ve denetlenmesi meselesi var. Hazırlanan program bir hafta kadar denendikten sonra aksaklıklar ortaya çıkacaktır. Bu aksaklıklar göz önünde tutularak program yeniden düzenlenmelidir. Programı uygulamada iç disiplini sağlayamıyorsanız, sizi denetleyip yönlendirecek bir danışmanın gözetiminde olmanız önemlidir.
Son not: Ders çalışma programı sihirli bir değnek değildir. Bütün ümitlerinizi bu programa bağlamayın. Çalışma iradesi olmadan, istikrar olmadan isterseniz en mükemmel programı hazırlayın yine de sonuç alamazsınız.
Hakan Baykal
Zambak Yayınları Rehberlik Uzmanı
Son Güncelleme: Salı, 17 Kasım 2015 14:04
Gösterim: 3674

