Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
CHP’li kadın milletvekilleri TBMM’de ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, eski öğrencisi olan Başbakan Davutoğlu’nun iyi bir öğrenci olduğunu, Osmanlıca bu kadar önemliyse neden kendisini öğrenmediğini sordu.
Basın toplantısında konuşan Toprak, eşi Zafer Toprak’ın Boğaziçi Üniversitesinde tarih profesörü olduğunu belirterek, “Ve de Türkiye’deki en büyük özel kütüphanelerden birisine sahip. Osmanlıca çıkmış hemen hemen bütün eserler eşimde var. Eşime sordum, ne kadar kitap yayınlanmıştı, 200 yüzyılda 34 bin kitap basıldı, ortalama tirajı 250'ydi. Şimdi ise sadece bir yılda 48 bin kitap yayınlanmakta. Ben de bunun ideolojik yapıldığını düşünüyorum” dedi.
“OSMANLICA ÖĞRENDİM”
“Ben bir ara Osmanlıca öğrendim, eski yazıyı biliyordum. Çatır çatır da okuyordum” diyen Toprak, şöyle devam etti:
“Osmanlıcadan yeni Türkçeye birtakım metinlerin latin harfleriyle transkripsiyonu yapıyordum ama kullanmadım ve unuttum. Yani bunu çocuklara öğretmenin bir anlamı yok. Sürekli kullanmadıkları takdirde hatırlamaları mümkün değil.
Ayrıca bir sürü kelime öyle de okunabiliyor böyle de okunabiliyor, bunu ancak uzmanları okuyabiliyor dolayısıyla bu çocukların bunu öğreneceği falan yok. Ben size bahse giriyorum, alın Cumhurbaşkanını veya Başbakanı mezarlıklarımıza götürün, oradaki yazıları mezar taşlarında okusunlar bakalım, süslü yazıdır, el yazısı bile zor okunur. O süslü yazıları mezar taşlarındaki okuyabilen sayısı fevkalade az. Ahmet Davutoğlu benim eski öğrencimdir. Kalktı dün dinledim. Bunlar hayali projeler.”
“DAVUTOĞLU BENİM ESKİ BİR ÖĞRENCİMDİR, İYİ BİR EĞİTİMİ DE VARDIR”
Başbakan’ın eski bir öğrencisi olduğunu belirten Toprak, şöyle dedi:
“Davutoğlu benim eski bir öğrencimdir, iyi bir eğitimi de vardır, İstanbul Erkek Lisesi mezunudur yani Almanca biliyor, İngilizce biliyor anlamına geliyor. Boğaziçi Üniversitesinde benim öğrencimken hem lisans hem doktora öğrencimdi hatta doktora tezinde benim imzam da vardır. İyi bir tezdi de. Bunları bilecek ayarda bir insan yani Şura’daki kişilerin eğitimini bilmiyorum ama Ahmet Davutoğlu’nun iyi bir eğitime sahip olduğunu biliyorum. Madem ki kendisinin dün de söylediği gibi bu kadar önemli Osmanlıcayı öğrenmek kendisi niçin öğrenmedi, ben onu çok merak ediyorum. Davutoğlu’nun Osmanlıca bildiğini, metinleri okuyabileceğini zannetmiyorum, biliyor olsa bile benim bilgim dışında belki biliyordur biliyor olsa bile mezar taşlarını okuyabileceğini hiç zannetmiyorum, Cumhurbaşkanının da okuyabileceğini zannetmiyorum.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
CHP’li kadın milletvekilleri TBMM’de ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan CHP İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, eski öğrencisi olan Başbakan Davutoğlu’nun iyi bir öğrenci olduğunu, Osmanlıca bu kadar önemliyse neden kendisini öğrenmediğini sordu.
Basın toplantısında konuşan Toprak, eşi Zafer Toprak’ın Boğaziçi Üniversitesinde tarih profesörü olduğunu belirterek, “Ve de Türkiye’deki en büyük özel kütüphanelerden birisine sahip. Osmanlıca çıkmış hemen hemen bütün eserler eşimde var. Eşime sordum, ne kadar kitap yayınlanmıştı, 200 yüzyılda 34 bin kitap basıldı, ortalama tirajı 250'ydi. Şimdi ise sadece bir yılda 48 bin kitap yayınlanmakta. Ben de bunun ideolojik yapıldığını düşünüyorum” dedi.
“OSMANLICA ÖĞRENDİM”
“Ben bir ara Osmanlıca öğrendim, eski yazıyı biliyordum. Çatır çatır da okuyordum” diyen Toprak, şöyle devam etti:
“Osmanlıcadan yeni Türkçeye birtakım metinlerin latin harfleriyle transkripsiyonu yapıyordum ama kullanmadım ve unuttum. Yani bunu çocuklara öğretmenin bir anlamı yok. Sürekli kullanmadıkları takdirde hatırlamaları mümkün değil.
Ayrıca bir sürü kelime öyle de okunabiliyor böyle de okunabiliyor, bunu ancak uzmanları okuyabiliyor dolayısıyla bu çocukların bunu öğreneceği falan yok. Ben size bahse giriyorum, alın Cumhurbaşkanını veya Başbakanı mezarlıklarımıza götürün, oradaki yazıları mezar taşlarında okusunlar bakalım, süslü yazıdır, el yazısı bile zor okunur. O süslü yazıları mezar taşlarındaki okuyabilen sayısı fevkalade az. Ahmet Davutoğlu benim eski öğrencimdir. Kalktı dün dinledim. Bunlar hayali projeler.”
“DAVUTOĞLU BENİM ESKİ BİR ÖĞRENCİMDİR, İYİ BİR EĞİTİMİ DE VARDIR”
Başbakan’ın eski bir öğrencisi olduğunu belirten Toprak, şöyle dedi:
“Davutoğlu benim eski bir öğrencimdir, iyi bir eğitimi de vardır, İstanbul Erkek Lisesi mezunudur yani Almanca biliyor, İngilizce biliyor anlamına geliyor. Boğaziçi Üniversitesinde benim öğrencimken hem lisans hem doktora öğrencimdi hatta doktora tezinde benim imzam da vardır. İyi bir tezdi de. Bunları bilecek ayarda bir insan yani Şura’daki kişilerin eğitimini bilmiyorum ama Ahmet Davutoğlu’nun iyi bir eğitime sahip olduğunu biliyorum. Madem ki kendisinin dün de söylediği gibi bu kadar önemli Osmanlıcayı öğrenmek kendisi niçin öğrenmedi, ben onu çok merak ediyorum. Davutoğlu’nun Osmanlıca bildiğini, metinleri okuyabileceğini zannetmiyorum, biliyor olsa bile benim bilgim dışında belki biliyordur biliyor olsa bile mezar taşlarını okuyabileceğini hiç zannetmiyorum, Cumhurbaşkanının da okuyabileceğini zannetmiyorum.”
Son Güncelleme: Salı, 09 Aralık 2014 14:52
Gösterim: 1189
Milli Eğitim Bakanı Avcı, zorunlu Osmanlı Türkçesi okutulması konusunda "Bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde sürdürebilmek için bir ortak referans çerçevesi oluşturmamız gerekiyor" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 19. Milli Eğitim Şurası'nda, anadolu imam hatip liselerinde zorunlu olarak "Osmanlı Türkçesi" okutulmasına yönelik alınan tavsiye kararına ilişkin "Özellikle muhalefetimizin ve bazı köşe yazarlarının, bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri için bir ortak referans çerçevesi oluşturmamız gerekiyor. Birbirimizin ne dediğini doğru anlayabilmek için. Milli Eğitim Bakanı olarak benim önerim bir okuma listesi yapalım" dedi.
Bakan Avcı, JW Marriott Hotel'de düzenlenen, "Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi (METEK) Kapanış Konferansı" sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Osmanlı Türkçesi'nin bazı okullarda zorunlu ders olarak okutulması teklifine yönelik eleştirilere ilişkin soru üzerine Bakan Avcı, eleştirileri, sağlıklı bir zeminde değerlendirebilmek için bir ortak dil ve referans çerçevesi oluşturulması gerektiğini belirtti.
Neden bahsedildiğinin ve ne kastedildiğinin iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan Avcı, Osmanlıca Türkçesi konusunun Antalya'daki şura ile başlayan bir tartışma olmadığını, bunun geçmişte de çok tartışıldığını söyledi. Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle muhalefetimizin ve bazı köşe yazarlarının, bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri için bir ortak referans çerçevesi oluşturmamız gerekiyor. Birbirimizin ne dediğini doğru anlayabilmek için.Milli Eğitim Bakanı olarak benim önerim bir okuma listesi yapalım. Bu konuda tartışmak isteyen siyasetçilerimiz, gazetecilerimiz, köşe yazarlarımız, bir çoğu zaten inşallah yapmıştır ama yapmayanlar için söylüyorum, bir ön okuma çalışması yapalım, Peyami Safa'nın 'Doğu ve Batı Sentezi'ni, Atilla İlhan'ın 'Hangi Batısı'nı, Mümtaz Turhan'ın 'Maarif Davaları'nı, Cemil Meriç'in 'Bu Ülkesi'ni, Şevket Süreyya Aydemir'in 'Suyu Arayan Adam'ını okuyalım, okusunlar. Çünkü, o şurada alınan kararlardan bir tanesi de okullarımızda okuma kültürünün geliştirilmesi önerisiydi. Şimdi onu buradan başlatalım. Okuma kültürünü geliştirme önerisine önce biz, kendimiz uyalım siyasetçiler olarak da."
Bu konu tartışılırken, Cemil Meriç, Atilla İlhan, Mümtaz Turhan, Talat Sait Halman, Şevket Süreyya ve Peyami Safa'nın ne dediğinin hatırlanması gerektiğini vurgulayan Avcı, "Böylece her defasında, sanki bu konu ilk defa tartışılıyormuş, konuşuluyormuş gibi bir takım klişelerden 'eller aya biz yaya' klişelerinden 'ortaçağ karanlığı' gibi klişelerden uzakta, daha berrak bir zeminde, daha bilgiye dayalı olarak, bunları daha sakin bir üslupla tartışalım" diye konuştu.
"Itri konseri düzenlediği için istifa etmek zorunda kaldı"
Geçen hafta hayatını kaybeden ilk Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a da rahmet dileyen Avcı, Halman'ın kültür bakanlığı görevinden bugünkü tartışmalara damgasını vuran önyargılarla çok yakından ilgili bir konu nedeniyle istifa ettiğine işaret etti.
Topkapı Sarayı'nda, Itri konseri düzenlediği için yaylım ateşine ve medya tarafından adeta eleştiri bombardımanına tutulan Halman'ın bu nedenle istifa etmek zorunda bırakıldığını anlatan Avcı, UNESCO'nun geçen yılı "Itri Yılı" ilan ettiğini anımsattı.
UNESCO'nun andığı büyük bestekar Itri ile ilgili bir konser düzenlendiği için bu ülkede bir kültür bakanının istifa etmek zorunda bırakıldığının altını çizen Avcı, şunları kaydetti:
"Türkiye o günlerden buraya gelmiştir. Artık bizim bu konuları o günün önyargılarıyla, o günlerin klişeleriyle tartışmamamız gerekiyor. Daha düzeyli bir yerde, eğer işin teknik tarafını, uygulamada neler olacağını, nasıl olduğunu ve bunun öğrencilere ne kazandıracağını çok merak edenler olursa, bakın biraz önce kitaplarından söz ettim, Cemil Meriç'ten, Mümtaz Turhan'dan söz ettim. Şimdi eğer bu kitapları okumaya vakitleri yoksa, Ankara'da Mehmet Kaplan Sosyal Bilimler Lisesi, İstanbul'da Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi, Sakarya'da Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi var. Biraz vakit ayırsınlar, o okullarımızı ziyaret etsinler. Oralarda yıllardan beri Osmanlı Türkçesi, eski alfabemiz zorunlu ders olarak okutuluyor. O öğrencilerimizle, o öğrencilerimizin yaptıklarıyla, öğretmenlerimizle görüşsünler, o okullardaki etkinlikleri faaliyetleri görsünler, ondan sonra bu konuyu daha rahat konuşuruz, daha rahat tartışırız."
Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi'nin önemine işaret eden Bakan Avcı, medyanın ve siyasetçilerin Osmanlı Türkçesi'ne gösterdiği ilgi kadar bu konulara da ilgi göstermesini istediğini söyledi.
Kendilerine, "Her işimiz bitti de iş Osmanlıca eğitimine mi kaldı" şeklinde eleştiriler yöneltildiğini aktaran Avcı, "Hayır bunlar birbirinin alternatifi değil. Önümüzdeki günlerde de Brüksel'de, 'Eğitimde Dijital Uygulamalar' diye uluslararası bir toplantı var. Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz o toplantıya davetliyiz. 15 gün önce hiçbiriniz haber yapmadınız ama Fatih Projemiz, İtalya'da uluslararası bir ödül aldı, bilişim teknolojilerinin eğitime uygulanmasının uluslararası örnek projelerinden biri olmak nedeniyle. Ama medyada şu Osmanlıca tartışmalarının yüzde biri kadar, binde biri kadar bile yer almadı" şeklinde konuştu.
Bakan Avcı, medya mensuplarından METEK Projesi'nin basında yer alması için katkı sunmalarını istedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, zorunlu Osmanlı Türkçesi okutulması konusunda "Bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde sürdürebilmek için bir ortak referans çerçevesi oluşturmamız gerekiyor" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 19. Milli Eğitim Şurası'nda, anadolu imam hatip liselerinde zorunlu olarak "Osmanlı Türkçesi" okutulmasına yönelik alınan tavsiye kararına ilişkin "Özellikle muhalefetimizin ve bazı köşe yazarlarının, bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri için bir ortak referans çerçevesi oluşturmamız gerekiyor. Birbirimizin ne dediğini doğru anlayabilmek için. Milli Eğitim Bakanı olarak benim önerim bir okuma listesi yapalım" dedi.
Bakan Avcı, JW Marriott Hotel'de düzenlenen, "Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi (METEK) Kapanış Konferansı" sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Osmanlı Türkçesi'nin bazı okullarda zorunlu ders olarak okutulması teklifine yönelik eleştirilere ilişkin soru üzerine Bakan Avcı, eleştirileri, sağlıklı bir zeminde değerlendirebilmek için bir ortak dil ve referans çerçevesi oluşturulması gerektiğini belirtti.
Neden bahsedildiğinin ve ne kastedildiğinin iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan Avcı, Osmanlıca Türkçesi konusunun Antalya'daki şura ile başlayan bir tartışma olmadığını, bunun geçmişte de çok tartışıldığını söyledi. Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle muhalefetimizin ve bazı köşe yazarlarının, bu tartışmayı sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri için bir ortak referans çerçevesi oluşturmamız gerekiyor. Birbirimizin ne dediğini doğru anlayabilmek için.Milli Eğitim Bakanı olarak benim önerim bir okuma listesi yapalım. Bu konuda tartışmak isteyen siyasetçilerimiz, gazetecilerimiz, köşe yazarlarımız, bir çoğu zaten inşallah yapmıştır ama yapmayanlar için söylüyorum, bir ön okuma çalışması yapalım, Peyami Safa'nın 'Doğu ve Batı Sentezi'ni, Atilla İlhan'ın 'Hangi Batısı'nı, Mümtaz Turhan'ın 'Maarif Davaları'nı, Cemil Meriç'in 'Bu Ülkesi'ni, Şevket Süreyya Aydemir'in 'Suyu Arayan Adam'ını okuyalım, okusunlar. Çünkü, o şurada alınan kararlardan bir tanesi de okullarımızda okuma kültürünün geliştirilmesi önerisiydi. Şimdi onu buradan başlatalım. Okuma kültürünü geliştirme önerisine önce biz, kendimiz uyalım siyasetçiler olarak da."
Bu konu tartışılırken, Cemil Meriç, Atilla İlhan, Mümtaz Turhan, Talat Sait Halman, Şevket Süreyya ve Peyami Safa'nın ne dediğinin hatırlanması gerektiğini vurgulayan Avcı, "Böylece her defasında, sanki bu konu ilk defa tartışılıyormuş, konuşuluyormuş gibi bir takım klişelerden 'eller aya biz yaya' klişelerinden 'ortaçağ karanlığı' gibi klişelerden uzakta, daha berrak bir zeminde, daha bilgiye dayalı olarak, bunları daha sakin bir üslupla tartışalım" diye konuştu.
"Itri konseri düzenlediği için istifa etmek zorunda kaldı"
Geçen hafta hayatını kaybeden ilk Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a da rahmet dileyen Avcı, Halman'ın kültür bakanlığı görevinden bugünkü tartışmalara damgasını vuran önyargılarla çok yakından ilgili bir konu nedeniyle istifa ettiğine işaret etti.
Topkapı Sarayı'nda, Itri konseri düzenlediği için yaylım ateşine ve medya tarafından adeta eleştiri bombardımanına tutulan Halman'ın bu nedenle istifa etmek zorunda bırakıldığını anlatan Avcı, UNESCO'nun geçen yılı "Itri Yılı" ilan ettiğini anımsattı.
UNESCO'nun andığı büyük bestekar Itri ile ilgili bir konser düzenlendiği için bu ülkede bir kültür bakanının istifa etmek zorunda bırakıldığının altını çizen Avcı, şunları kaydetti:
"Türkiye o günlerden buraya gelmiştir. Artık bizim bu konuları o günün önyargılarıyla, o günlerin klişeleriyle tartışmamamız gerekiyor. Daha düzeyli bir yerde, eğer işin teknik tarafını, uygulamada neler olacağını, nasıl olduğunu ve bunun öğrencilere ne kazandıracağını çok merak edenler olursa, bakın biraz önce kitaplarından söz ettim, Cemil Meriç'ten, Mümtaz Turhan'dan söz ettim. Şimdi eğer bu kitapları okumaya vakitleri yoksa, Ankara'da Mehmet Kaplan Sosyal Bilimler Lisesi, İstanbul'da Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi, Sakarya'da Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi var. Biraz vakit ayırsınlar, o okullarımızı ziyaret etsinler. Oralarda yıllardan beri Osmanlı Türkçesi, eski alfabemiz zorunlu ders olarak okutuluyor. O öğrencilerimizle, o öğrencilerimizin yaptıklarıyla, öğretmenlerimizle görüşsünler, o okullardaki etkinlikleri faaliyetleri görsünler, ondan sonra bu konuyu daha rahat konuşuruz, daha rahat tartışırız."
Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi'nin önemine işaret eden Bakan Avcı, medyanın ve siyasetçilerin Osmanlı Türkçesi'ne gösterdiği ilgi kadar bu konulara da ilgi göstermesini istediğini söyledi.
Kendilerine, "Her işimiz bitti de iş Osmanlıca eğitimine mi kaldı" şeklinde eleştiriler yöneltildiğini aktaran Avcı, "Hayır bunlar birbirinin alternatifi değil. Önümüzdeki günlerde de Brüksel'de, 'Eğitimde Dijital Uygulamalar' diye uluslararası bir toplantı var. Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz o toplantıya davetliyiz. 15 gün önce hiçbiriniz haber yapmadınız ama Fatih Projemiz, İtalya'da uluslararası bir ödül aldı, bilişim teknolojilerinin eğitime uygulanmasının uluslararası örnek projelerinden biri olmak nedeniyle. Ama medyada şu Osmanlıca tartışmalarının yüzde biri kadar, binde biri kadar bile yer almadı" şeklinde konuştu.
Bakan Avcı, medya mensuplarından METEK Projesi'nin basında yer alması için katkı sunmalarını istedi.
Son Güncelleme: Salı, 09 Aralık 2014 14:29
Gösterim: 1462
Atina’da yayınlanan yüksek tirajlı Elefteros Tipos gazetesi, hafta sonu sayısıyla birlikte okuyucularına promosyon olarak sesli ve görüntülü Türkçe öğretim seti verdi.
Gazete, yabancı dil öğretim kılavuzları promosyonu çerçevesinde hazırladığı ve dağıtımını birinci sayfasından duyurduğu Türkçe öğretim setinin ilk bölümünü, hafta sonu sayısıyla birlikte okuyucularına ulaştırdı.
Dört bölüm halinde hazırlanan ve Türkçe öğrenme kılavuzu bir kitapçık ile üzerinde Türk bayrağı bulunan 4 adet CD’den oluşan setin geri kalan kısmı, üç bölüm halinde hafta sonu sayılarıyla birlikte dağıtılacak.
Ekonomik darboğazda bulunan Yunanistan’da, son dönemde izlenme rekorları kıran Türk dizileri ve Türkiye'nin yakaladığı kalkınma performansı Türkçe'ye olan ilgiyi arttırdı. Ülke genelinde yabancı dil kurslarında Türkçe en fazla rağbet gören diller arasında bulunurken, Türkçe öğrenmek isteyenlere yönelik kitap çalışmaları ile Türkçe öğreten internet sitelerine talep yoğun.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Atina’da yayınlanan yüksek tirajlı Elefteros Tipos gazetesi, hafta sonu sayısıyla birlikte okuyucularına promosyon olarak sesli ve görüntülü Türkçe öğretim seti verdi.
Gazete, yabancı dil öğretim kılavuzları promosyonu çerçevesinde hazırladığı ve dağıtımını birinci sayfasından duyurduğu Türkçe öğretim setinin ilk bölümünü, hafta sonu sayısıyla birlikte okuyucularına ulaştırdı.
Dört bölüm halinde hazırlanan ve Türkçe öğrenme kılavuzu bir kitapçık ile üzerinde Türk bayrağı bulunan 4 adet CD’den oluşan setin geri kalan kısmı, üç bölüm halinde hafta sonu sayılarıyla birlikte dağıtılacak.
Ekonomik darboğazda bulunan Yunanistan’da, son dönemde izlenme rekorları kıran Türk dizileri ve Türkiye'nin yakaladığı kalkınma performansı Türkçe'ye olan ilgiyi arttırdı. Ülke genelinde yabancı dil kurslarında Türkçe en fazla rağbet gören diller arasında bulunurken, Türkçe öğrenmek isteyenlere yönelik kitap çalışmaları ile Türkçe öğreten internet sitelerine talep yoğun.
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Aralık 2014 17:08
Gösterim: 1164
ÖSYM'den, KPSS yerleştirme işlemlerinin, yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirildiği bildirildi.
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, bazı basın yayın kuruluşlarında 7 Aralık 2014'te yayımlanan haberlerde bir siyasi parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü milletvekilinin, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) uygulamalarına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Açıklamada, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak çıkarılan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından, açıktan atama yapacakları B grubu kadrolar için ilgili mevzuatı uyarınca yetkili makamlardan izin alındıktan sonra, bu kadroların koşullarının belirlenmesi amacıyla yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının, YÖK Başkanlığına başvurduğu anlatıldı.
Bunların dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Devlet Personel Başkanlığına başvurduğu ve KPSS'nin usul ve esasları, içeriği, yapılacağı yer ve zamanı, sınavın duyurulması, KPSS'de yer alacak konular ile testler ve bunların ağırlıkları, puan türleri ve hesaplama yöntemi, başvuru yapacakların öğrenim düzeyi, adayların başvurusu, sınavdan elde edilecek puan türlerinin yerleştirmede ve giriş sınavına çağrıda kullanılmasına ve KPSS sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esasların, Devlet Personel Başkanlığı (DPB) ve ÖSYM tarafından müştereken belirlendiği kaydedildi.
"Talimat alınması söz konusu değildir"
KPSS'nin, mevzuatla veya DPB ile belirlenen kurallar dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, "6114 sayılı kanun gereği ÖSYM, bu kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirip kullanmakta olup, yürüttüğü iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde, hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından talimat alınması söz konusu değildir" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, 31 Ekim 2010'da gerçekleştirilen ve ardından iptal edilmek zorunda kalınan 2010-KPSS Lisans Eğitim Bilimleri testinin ardından yeni bir kuruluş kanunu ile yeniden yapılanan ÖSYM'nin özellikle sınav güvenliği ve gizliliği hususlarında ciddi önlemler almak durumunda kaldığı ve bu doğrultuda konulan kuralların taviz vermeden titizlikle uygulandığı ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"ÖSYM bu kapsamda; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak yetkisine sahip olup, sınav uygulamalarına ilişkin kurallar gerek idari düzenlemeler, gerek kılavuzlar ve gerekse adaylara yapılan duyurular ve ayrıca sınava giriş uyarılarında defalarca ilan etmektedir. Her aday ÖSYM’ye önceden bildirdiği kişisel durumları dikkate alınarak kendisine özgü engel durumlarına uygun şekilde sınava alınmaktadır.
Ancak genel kurallara istisna şeklinde tanınması istenen diğer bireysel talepler, sınava giren tüm adaylar arasında fırsat eşitliğini zedeleyici olmamalıdır. ÖSYM, hakkaniyet ölçülerine uygun, adil ve fırsat eşitliğini gözeten sınavlar yapmak durumundadır ve yapmaktadır. Münferit bir takım haklı olmayan taleplerin öne çıkarılarak, önceden belirlenip defalarca duyurulan kurallara aykırı olarak istisna uygulanması gerektiği şeklinde ortaya çıkan ve kamu vicdanına haklı talep olarak sunulmaya çalışılan durumlar asla kabul edilemez."
"Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf"
Açıklamada, DPB adına yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde adayların tercihleri alınırken adayların mezuniyet bilgileri ile DPB tarafından belirlenen kadro niteliklerinin kontrol edildiği ve kadro niteliklerine uymayan mezuniyet bilgisine sahip adayların tercihlerinin alınmadığı belirtildi. Bu şekilde her adayın sadece mezuniyetinden dolayı yerleşebileceği kadrolar için tercih yapabildiğinin anlatıldığı açıklamada, " Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf bir şekilde yapılmaktadır.Yerleştirme sonuçları ile birlikte her kadro için oluşan en küçük ve en büyük yerleştirme puanları yayınlanmakta ve adaylar tercih ettikleri kadrolara en son kaç puanla yerleştirme yapıldığını görebilmektedirler" ifadesi kullanıldı.
Kadroların yerleştirme sonrası oluşan en küçük yerleştirme puanı değerlerinde kadroların niteliklerinin etkili olduğu, belirli alan mezunlarının tercih yapabildiği kadroların en küçük yerleştirme puanı değerlerinin bütün adayların tercih yapabildiği kadrolara göre daha küçük olduğunun anlatıldığı açıklamada, bu konuya örnek olarak " KPSS-2014/2 yerleştirmesinde “Sosyal Çalışmacı” kadrosuna sadece Sosyal Hizmet Lisans Programı mezunları başvurabildiği için en küçükyerleştirme puanı 62,63277 olarak gerçekleşirken bütün lisans mezunu adayların başvurabildiği “Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni” kadrosunun en küçük yerleştirme puanı 88,27254 olarak gerçekleşmiştir. Bu sebeple sadece KPSS Puanının yüksek olması bir kadroya yerleşmek için yeterli değildir" açıklaması yapıldı.
Merkezi yerleştirme işleminin ÖSYM tarafından yapıldığı, fakat atama işlemlerinin yerleştirme yapılan ilgili kurumlar ve DPB tarafından gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, kadrolar için tanımlanan mezuniyet nitelikleri ile birlikte bilgisayar sertifikası, ehliyet, yabancı dil puanı, cinsiyet gibi adayların atanmaları için gerekli olan özel şartların da belirlendiği aktarıldı.
Bu sebeple yerleştirmesi yapılan adayların atanmaları için ilgili kadroya tanımlanmış özel şartları sağlamalarının gerektiğinin kaydedildiği açıklamada, bununla ilgili olarak tercih kılavuzlarında “Dikkat: Koşullarından herhangi birini karşılamadığınız bir kadro ya da pozisyona tercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız ve diğer adayları mağdur etmemeniz için tercihlerinizi internetle ÖSYM’ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz” ifadelerinin bulunduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada, "Bu sebeple tamamen KPSS puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemleri yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirilmektedir. Hiçbir aday mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir. Yerleştirmesi yapılan her aday emeğinin karşılığı olarak hakkı olan sonucu elde etmektedir" denildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM'den, KPSS yerleştirme işlemlerinin, yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirildiği bildirildi.
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamada, bazı basın yayın kuruluşlarında 7 Aralık 2014'te yayımlanan haberlerde bir siyasi parti genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü milletvekilinin, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) uygulamalarına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.
Açıklamada, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye dayanılarak çıkarılan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşları tarafından, açıktan atama yapacakları B grubu kadrolar için ilgili mevzuatı uyarınca yetkili makamlardan izin alındıktan sonra, bu kadroların koşullarının belirlenmesi amacıyla yükseköğretim kurumları ile yükseköğretim üst kuruluşlarının, YÖK Başkanlığına başvurduğu anlatıldı.
Bunların dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının Devlet Personel Başkanlığına başvurduğu ve KPSS'nin usul ve esasları, içeriği, yapılacağı yer ve zamanı, sınavın duyurulması, KPSS'de yer alacak konular ile testler ve bunların ağırlıkları, puan türleri ve hesaplama yöntemi, başvuru yapacakların öğrenim düzeyi, adayların başvurusu, sınavdan elde edilecek puan türlerinin yerleştirmede ve giriş sınavına çağrıda kullanılmasına ve KPSS sonuçlarının adaylara ve kurumlara bildirilmesine ilişkin esasların, Devlet Personel Başkanlığı (DPB) ve ÖSYM tarafından müştereken belirlendiği kaydedildi.
"Talimat alınması söz konusu değildir"
KPSS'nin, mevzuatla veya DPB ile belirlenen kurallar dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, "6114 sayılı kanun gereği ÖSYM, bu kanunla ve diğer mevzuatla verilen görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getirip kullanmakta olup, yürüttüğü iş ve işlemlerin yerine getirilmesinde, hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından talimat alınması söz konusu değildir" ifadesine yer verildi.
Açıklamada, 31 Ekim 2010'da gerçekleştirilen ve ardından iptal edilmek zorunda kalınan 2010-KPSS Lisans Eğitim Bilimleri testinin ardından yeni bir kuruluş kanunu ile yeniden yapılanan ÖSYM'nin özellikle sınav güvenliği ve gizliliği hususlarında ciddi önlemler almak durumunda kaldığı ve bu doğrultuda konulan kuralların taviz vermeden titizlikle uygulandığı ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"ÖSYM bu kapsamda; görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak yetkisine sahip olup, sınav uygulamalarına ilişkin kurallar gerek idari düzenlemeler, gerek kılavuzlar ve gerekse adaylara yapılan duyurular ve ayrıca sınava giriş uyarılarında defalarca ilan etmektedir. Her aday ÖSYM’ye önceden bildirdiği kişisel durumları dikkate alınarak kendisine özgü engel durumlarına uygun şekilde sınava alınmaktadır.
Ancak genel kurallara istisna şeklinde tanınması istenen diğer bireysel talepler, sınava giren tüm adaylar arasında fırsat eşitliğini zedeleyici olmamalıdır. ÖSYM, hakkaniyet ölçülerine uygun, adil ve fırsat eşitliğini gözeten sınavlar yapmak durumundadır ve yapmaktadır. Münferit bir takım haklı olmayan taleplerin öne çıkarılarak, önceden belirlenip defalarca duyurulan kurallara aykırı olarak istisna uygulanması gerektiği şeklinde ortaya çıkan ve kamu vicdanına haklı talep olarak sunulmaya çalışılan durumlar asla kabul edilemez."
"Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf"
Açıklamada, DPB adına yapılan merkezi yerleştirme işlemlerinde adayların tercihleri alınırken adayların mezuniyet bilgileri ile DPB tarafından belirlenen kadro niteliklerinin kontrol edildiği ve kadro niteliklerine uymayan mezuniyet bilgisine sahip adayların tercihlerinin alınmadığı belirtildi. Bu şekilde her adayın sadece mezuniyetinden dolayı yerleşebileceği kadrolar için tercih yapabildiğinin anlatıldığı açıklamada, " Yerleştirme işlemi tamamen şeffaf bir şekilde yapılmaktadır.Yerleştirme sonuçları ile birlikte her kadro için oluşan en küçük ve en büyük yerleştirme puanları yayınlanmakta ve adaylar tercih ettikleri kadrolara en son kaç puanla yerleştirme yapıldığını görebilmektedirler" ifadesi kullanıldı.
Kadroların yerleştirme sonrası oluşan en küçük yerleştirme puanı değerlerinde kadroların niteliklerinin etkili olduğu, belirli alan mezunlarının tercih yapabildiği kadroların en küçük yerleştirme puanı değerlerinin bütün adayların tercih yapabildiği kadrolara göre daha küçük olduğunun anlatıldığı açıklamada, bu konuya örnek olarak " KPSS-2014/2 yerleştirmesinde “Sosyal Çalışmacı” kadrosuna sadece Sosyal Hizmet Lisans Programı mezunları başvurabildiği için en küçükyerleştirme puanı 62,63277 olarak gerçekleşirken bütün lisans mezunu adayların başvurabildiği “Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni” kadrosunun en küçük yerleştirme puanı 88,27254 olarak gerçekleşmiştir. Bu sebeple sadece KPSS Puanının yüksek olması bir kadroya yerleşmek için yeterli değildir" açıklaması yapıldı.
Merkezi yerleştirme işleminin ÖSYM tarafından yapıldığı, fakat atama işlemlerinin yerleştirme yapılan ilgili kurumlar ve DPB tarafından gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, kadrolar için tanımlanan mezuniyet nitelikleri ile birlikte bilgisayar sertifikası, ehliyet, yabancı dil puanı, cinsiyet gibi adayların atanmaları için gerekli olan özel şartların da belirlendiği aktarıldı.
Bu sebeple yerleştirmesi yapılan adayların atanmaları için ilgili kadroya tanımlanmış özel şartları sağlamalarının gerektiğinin kaydedildiği açıklamada, bununla ilgili olarak tercih kılavuzlarında “Dikkat: Koşullarından herhangi birini karşılamadığınız bir kadro ya da pozisyona tercihleriniz arasında yer vermeniz ve yerleştirilmeniz halinde ilgili kurum tarafından atamanızın yapılmayacağını göz önünde bulundurunuz. Mağduriyete uğramamanız ve diğer adayları mağdur etmemeniz için tercihlerinizi internetle ÖSYM’ye göndermeden önce tüm tercihlerinizin durumunuza uygun olduğundan mutlaka emin olunuz” ifadelerinin bulunduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada, "Bu sebeple tamamen KPSS puan üstünlüğüne ve mezuniyet alanı uygunluğuna göre yapılan KPSS yerleştirme işlemleri yüzde 100 doğruluk ve şeffaflık prensibi ile gerçekleştirilmektedir. Hiçbir aday mezuniyet alanı uyuşmazlığından dolayı atamasının yapılamayacağı bir kadroya yerleştirilmemekte ve hiçbir aday puanı yetmediği bir kadroya asla yerleştirilmemektedir. Yerleştirmesi yapılan her aday emeğinin karşılığı olarak hakkı olan sonucu elde etmektedir" denildi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Aralık 2014 20:12
Gösterim: 1618
MEB’in 2015 Yılı Mali Performans Programında, okul öncesi ve ilkokullarda okullaşma oranlarının yükseltilmesi, uluslararası anadolu imam hatip lisesi, sınıf geçme oranları ve özel örgün öğretim kurumlarının sayısının artırılması gibi 42 hedef yer aldı.
Performans programına göre, 48-66 ay çağ nüfusunun okullaşma oranını yüzde 37,5'ten yüzde 43’e yükseltilecek. Bu kapsamda dezavantajlı çocukları da kapsayacak şekilde net okullaşma oranını artırmayı amaçlayan farkındalık eğitimleri verilecek. İlkokulda yüzde 99,57, ortaokulda 94,52 olan net okullaşma oranı ise yılı sonuna kadar yüzde 100’e çıkarılacak.
Müdahale programı hazırlanacak
Ortaöğretimde, toplumsal sorumluluk bilincini yerleştirip öğrencileri araştırmaya teşvik ederek, onların ilgi ve istidatları doğrultusunda gelişimlerine yön vermek suretiyle sınıf geçme oranları yüzde 1 artırılacak. Bu performans hedefi doğrultusunda da Ortaöğretime Uyum Projesi ve Sosyal Etkinlikler Portfolyosu Projelerine devam edilecek ve Müdahale Programı geliştirilecek. Müdahale Programı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ile UNİCEF'in 2014 yılı çalışma planı kapsamında içermeci eğitim prensiplerine göre hazırlanacak. Bu şekilde başta risk altında olan çocuklar olmak üzere olası okul terki ve devamsızlıkların önlenmesi için hedef gruplara yönelik Müdahale Programları oluşturulacak. En dezavantajlı ortaöğretim öğrencilerine, 21. yüzyılın gerektirdiği yaşam becerilerinin kazandırılmasına katkıda bulunmak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilecek. Müdahale Programı, ortaöğretimle ilgili yapılan araştırmalar kapsamındaki 10 ilde 12 okulda modellenecek.
Özel okullaşma için dünya örnekleri incelenecek
Yıl sonuna kadar, MEB'e bağlı örgün özel öğretim kurum oranını yüzde 10’a çıkarılacak ve öğrenci sayısına göre özel örgün öğretimin genel örgün eğitim içindeki payı yüzde 5,5’e yükseltilecek. Bu kapsamda dünyada, özel okulların resmi statüleri, faaliyet türleri, öğrenci alımları, eğitim sistemlerindeki yerleri, finansman modelleri ve teşvik mekanizmaları konusunda bir araştırma projesi yürütülecek. Özel okullardaki öğrencilere yönelik eğitim öğrenim desteğine yönelik ilgi kamu kurumları ve STK’ların katılımıyla toplantılar düzenlenecek.
Açık öğretimliler için dijital kitap hazırlanacak
Açık ortaokul, açık öğretim lisesi ve mesleki açık öğretim lisesine kayıtlı aktif öğrenci sayısı ile mesleki ve teknik açık öğretim okulu uzaktan eğitimden faydalanan kursiyer sayısını yüzde 5 artırılacak. Bu kapsamda eğitim öğretim materyalleri revize edilecek ve dijital kitap haline getirilecek.
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) portalında geliştirilen içerikler ve modüllerin sayısının en az yüzde 10 artırılacak. Bu kapsamda açık öğretim kurumları için görsel, işitsel öğretim materyalleri, medya tabanlı çoğaltılacak, dağıtılacak ve yayınlanacak.
Öğretmen yetiştiren fakültelere öğrenci seçimi için model geliştirilecek
Uluslararası imam hatip lisesi sayısı artırılacak
Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin mesleki ve akademik gelişimlerine imkan verecek etkinliklere katılımı bir önceki yıla göre yüzde 10 artırılacak. Ayrıca uluslararası anadolu imam hatip lisesi sayısı 5'e çıkarılacak ve yabancı öğrenci sayısını ise bir önceki yıla göre yüzde 19 artırılacak. Dış politika hedef ve öncelikleriyle uyumlu olarak da yurt dışında Türk Milli Eğitim Sistemine bağıl mevcut okul sayısı dönem sonuna kadar yüzde 5 artırılacak.
Dönüşüm yapabilecek dershanelerin yüzde 70'inin teşviki sağlanacak
MEB'in Mali Performans Programında 42 hedef bulunuyor. Bunların dışında yer alan diğer hedeflerinden bazıları şöyle:
-"Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne Bağlı okullarda uygulanmakta olan 22 alanın öğretim programı ile tüm alanlara ait 200 modül yazılacak.
-Ortaöğretim ve yükseköğretim hazırlık dershanelerinden özel okula dönüşebilecekler tespit edilecek, yıl sonuna kadar yüzde 70’inin özel okula dönüştürülmesi teşvik edilecek.
-2016 sonuna kadar eğitsel değerlendirme ve tanılama hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla Rehberlik Araştırma Merkezlerinde (RAM) kullanılan psikolojik ölçme araçlarından bir tanesinin daha standardizasyon çalışmasının tamamlanmasını sağlanacak.
-Üniversitelerin öğretim elemanı ile kamu kurum ve kuruluşlarının uzman personel ihtiyacının karşılanması amacıyla yurtdışına lisansüstü öğrenim görmek üzere gönderilen öğrenci sayısını ve öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönüp görev talebinde bulunan öğrenci sayısı yıl sonuna kadar yüzde 10 artırılacak.
-Aile Eğitimi Kurs Programı kapsamında açılan kurs ve kursiyer sayısını yüzde 10 yükseltilecek.
-Hayat boyu öğrenme kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik kur ve kursiyer sayısı yüzde 10 artırılacak.
-2007 deprem yönetmeliği, TSE 825, yangın ve sığınak yönetmeliğine uygun 500 eğitim binasının deprem tahkiki yapılarak bu binaların yüzde 20'sinin güçlendirilme inşaatı yaptırılacak.
-Orta öğretim kurumları için yılda 80 yeni okul arsası üretilecek ve yılda en az 20 mevcut okul için genişleme alanlarında bulunan özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırması yapılacak.
-Sınav hizmetlerinin kalitesi, sayısını ve çeşitliliği artırılacak ve bu konuda sürekliliği sağlayacak çalışmalar gerçekleştirilecek.
-2015 yılında kademeli olarak uygulamaya konulan öğretim programlarına ait okutulmakta olan ders kitaplarının izleme ve değerlendirmesini yapılacak.
-2015’te 100 mesleki ve teknik eğitim okulunun öz değerlendirmesi yapılacak."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB’in 2015 Yılı Mali Performans Programında, okul öncesi ve ilkokullarda okullaşma oranlarının yükseltilmesi, uluslararası anadolu imam hatip lisesi, sınıf geçme oranları ve özel örgün öğretim kurumlarının sayısının artırılması gibi 42 hedef yer aldı.
Performans programına göre, 48-66 ay çağ nüfusunun okullaşma oranını yüzde 37,5'ten yüzde 43’e yükseltilecek. Bu kapsamda dezavantajlı çocukları da kapsayacak şekilde net okullaşma oranını artırmayı amaçlayan farkındalık eğitimleri verilecek. İlkokulda yüzde 99,57, ortaokulda 94,52 olan net okullaşma oranı ise yılı sonuna kadar yüzde 100’e çıkarılacak.
Müdahale programı hazırlanacak
Ortaöğretimde, toplumsal sorumluluk bilincini yerleştirip öğrencileri araştırmaya teşvik ederek, onların ilgi ve istidatları doğrultusunda gelişimlerine yön vermek suretiyle sınıf geçme oranları yüzde 1 artırılacak. Bu performans hedefi doğrultusunda da Ortaöğretime Uyum Projesi ve Sosyal Etkinlikler Portfolyosu Projelerine devam edilecek ve Müdahale Programı geliştirilecek. Müdahale Programı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ile UNİCEF'in 2014 yılı çalışma planı kapsamında içermeci eğitim prensiplerine göre hazırlanacak. Bu şekilde başta risk altında olan çocuklar olmak üzere olası okul terki ve devamsızlıkların önlenmesi için hedef gruplara yönelik Müdahale Programları oluşturulacak. En dezavantajlı ortaöğretim öğrencilerine, 21. yüzyılın gerektirdiği yaşam becerilerinin kazandırılmasına katkıda bulunmak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilecek. Müdahale Programı, ortaöğretimle ilgili yapılan araştırmalar kapsamındaki 10 ilde 12 okulda modellenecek.
Özel okullaşma için dünya örnekleri incelenecek
Yıl sonuna kadar, MEB'e bağlı örgün özel öğretim kurum oranını yüzde 10’a çıkarılacak ve öğrenci sayısına göre özel örgün öğretimin genel örgün eğitim içindeki payı yüzde 5,5’e yükseltilecek. Bu kapsamda dünyada, özel okulların resmi statüleri, faaliyet türleri, öğrenci alımları, eğitim sistemlerindeki yerleri, finansman modelleri ve teşvik mekanizmaları konusunda bir araştırma projesi yürütülecek. Özel okullardaki öğrencilere yönelik eğitim öğrenim desteğine yönelik ilgi kamu kurumları ve STK’ların katılımıyla toplantılar düzenlenecek.
Açık öğretimliler için dijital kitap hazırlanacak
Açık ortaokul, açık öğretim lisesi ve mesleki açık öğretim lisesine kayıtlı aktif öğrenci sayısı ile mesleki ve teknik açık öğretim okulu uzaktan eğitimden faydalanan kursiyer sayısını yüzde 5 artırılacak. Bu kapsamda eğitim öğretim materyalleri revize edilecek ve dijital kitap haline getirilecek.
Eğitim Bilişim Ağı (EBA) portalında geliştirilen içerikler ve modüllerin sayısının en az yüzde 10 artırılacak. Bu kapsamda açık öğretim kurumları için görsel, işitsel öğretim materyalleri, medya tabanlı çoğaltılacak, dağıtılacak ve yayınlanacak.
Öğretmen yetiştiren fakültelere öğrenci seçimi için model geliştirilecek
Uluslararası imam hatip lisesi sayısı artırılacak
Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin mesleki ve akademik gelişimlerine imkan verecek etkinliklere katılımı bir önceki yıla göre yüzde 10 artırılacak. Ayrıca uluslararası anadolu imam hatip lisesi sayısı 5'e çıkarılacak ve yabancı öğrenci sayısını ise bir önceki yıla göre yüzde 19 artırılacak. Dış politika hedef ve öncelikleriyle uyumlu olarak da yurt dışında Türk Milli Eğitim Sistemine bağıl mevcut okul sayısı dönem sonuna kadar yüzde 5 artırılacak.
Dönüşüm yapabilecek dershanelerin yüzde 70'inin teşviki sağlanacak
MEB'in Mali Performans Programında 42 hedef bulunuyor. Bunların dışında yer alan diğer hedeflerinden bazıları şöyle:
-"Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne Bağlı okullarda uygulanmakta olan 22 alanın öğretim programı ile tüm alanlara ait 200 modül yazılacak.
-Ortaöğretim ve yükseköğretim hazırlık dershanelerinden özel okula dönüşebilecekler tespit edilecek, yıl sonuna kadar yüzde 70’inin özel okula dönüştürülmesi teşvik edilecek.
-2016 sonuna kadar eğitsel değerlendirme ve tanılama hizmetlerinin kalitesinin artırılması amacıyla Rehberlik Araştırma Merkezlerinde (RAM) kullanılan psikolojik ölçme araçlarından bir tanesinin daha standardizasyon çalışmasının tamamlanmasını sağlanacak.
-Üniversitelerin öğretim elemanı ile kamu kurum ve kuruluşlarının uzman personel ihtiyacının karşılanması amacıyla yurtdışına lisansüstü öğrenim görmek üzere gönderilen öğrenci sayısını ve öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönüp görev talebinde bulunan öğrenci sayısı yıl sonuna kadar yüzde 10 artırılacak.
-Aile Eğitimi Kurs Programı kapsamında açılan kurs ve kursiyer sayısını yüzde 10 yükseltilecek.
-Hayat boyu öğrenme kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik kur ve kursiyer sayısı yüzde 10 artırılacak.
-2007 deprem yönetmeliği, TSE 825, yangın ve sığınak yönetmeliğine uygun 500 eğitim binasının deprem tahkiki yapılarak bu binaların yüzde 20'sinin güçlendirilme inşaatı yaptırılacak.
-Orta öğretim kurumları için yılda 80 yeni okul arsası üretilecek ve yılda en az 20 mevcut okul için genişleme alanlarında bulunan özel kişilere ait taşınmazların kamulaştırması yapılacak.
-Sınav hizmetlerinin kalitesi, sayısını ve çeşitliliği artırılacak ve bu konuda sürekliliği sağlayacak çalışmalar gerçekleştirilecek.
-2015 yılında kademeli olarak uygulamaya konulan öğretim programlarına ait okutulmakta olan ders kitaplarının izleme ve değerlendirmesini yapılacak.
-2015’te 100 mesleki ve teknik eğitim okulunun öz değerlendirmesi yapılacak."
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Aralık 2014 13:46
Gösterim: 1195

