Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Merakla beklenen öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği taslağı, paydaşların görüş ve önerilerine sunuldu. Milli Eğitim Bakanlığı, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği taslağını 20 Ekim 2014'te yayınladı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın http://www.meb.gov.tr internet sitesinde yer alan duyuruya göre, “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” taslağı MEBBİS üzerinden erişime açıldı. Öğretmen atama ve yer değiştirme taslağını indirmek için Tıklayın
Öğretmen atamalarına ilişkin taslakta yer alan maddeler şöyle;
Öğretmenliğe atanacaklarda, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartların yanında aşağıdaki özel şartlar aranır;
a) Mezun olunan yükseköğretim programının, Bakanlığın öğretmenliğe atanacakların tespitine ilişkin kararına göre atama yapılacak alana uygun olması,
b) Öğretmenliğe kaynak teşkil eden yükseköğretim programlarından mezun olanların ihtiyacı karşılamadığı alanlara atanacaklar hariç olmak üzere, Pedagojik Formasyon Programı, Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı veya Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programından birinin başarıyla tamamlanmış olması,
c) Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanların, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yükseköğrenimlerinin ve/veya pedagojik formasyon belgelerinin yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına veya programlarına denkliğinin kabul edilmiş olması,
ç) Sağlık durumu nedeniyle görevine son verilenler hariç olmak üzere, adaylık dönemi içinde görevine son verilenlerin, son başvuru tarihi itibarıyla üç yılını doldurmuş olmaları,
d) İlk atama kapsamında atanacakların, KPSS’den atanacakları alanlar için belirlenen taban puan ve üzerinde puan almış olmaları,
e) Öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir ceza alınmamış olması,
f) Öğretmenliğe ilk defa atanacakların, başvuruların yapıldığı yılın ilk günü itibarıyla 40 yaşını doldurmamış olmaları.
Taslakla ilgili tüm ayrıntılara yukarıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Merakla beklenen öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği taslağı, paydaşların görüş ve önerilerine sunuldu. Milli Eğitim Bakanlığı, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği taslağını 20 Ekim 2014'te yayınladı.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın http://www.meb.gov.tr internet sitesinde yer alan duyuruya göre, “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği” taslağı MEBBİS üzerinden erişime açıldı. Öğretmen atama ve yer değiştirme taslağını indirmek için Tıklayın
Öğretmen atamalarına ilişkin taslakta yer alan maddeler şöyle;
Öğretmenliğe atanacaklarda, 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartların yanında aşağıdaki özel şartlar aranır;
a) Mezun olunan yükseköğretim programının, Bakanlığın öğretmenliğe atanacakların tespitine ilişkin kararına göre atama yapılacak alana uygun olması,
b) Öğretmenliğe kaynak teşkil eden yükseköğretim programlarından mezun olanların ihtiyacı karşılamadığı alanlara atanacaklar hariç olmak üzere, Pedagojik Formasyon Programı, Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı veya Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programından birinin başarıyla tamamlanmış olması,
c) Yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanların, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yükseköğrenimlerinin ve/veya pedagojik formasyon belgelerinin yurt içindeki yükseköğretim kurumlarına veya programlarına denkliğinin kabul edilmiş olması,
ç) Sağlık durumu nedeniyle görevine son verilenler hariç olmak üzere, adaylık dönemi içinde görevine son verilenlerin, son başvuru tarihi itibarıyla üç yılını doldurmuş olmaları,
d) İlk atama kapsamında atanacakların, KPSS’den atanacakları alanlar için belirlenen taban puan ve üzerinde puan almış olmaları,
e) Öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir ceza alınmamış olması,
f) Öğretmenliğe ilk defa atanacakların, başvuruların yapıldığı yılın ilk günü itibarıyla 40 yaşını doldurmamış olmaları.
Taslakla ilgili tüm ayrıntılara yukarıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Son Güncelleme: Salı, 21 Ekim 2014 10:10
Gösterim: 2717
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), her beş dakikada dünya genelinde bir çocuğun şiddet sonucu yaşamını yitirdiğini açıkladı.
UNICEF'in İngiltere Bürosu tarafından yayımlanan raporda, 20 yaş altı milyonlarca çocuğun savaş alanlarından uzakta, kendi evlerinde, okullarında ve toplumlarında fiziksel, cinsel ve duygusal şiddete maruz kaldığına dikkati çekildi.
"Tehlikedeki Çocuklar: Çocuklara Karşı Şiddeti Sona Erdirme Eylemi" adlı raporda, hızlı kentleşme, işsizlik ve giderek artan eşitsizlik gibi faktörlerin çocuklara karşı şiddet riskini artırdığı belirtildi.
Raporda her gün ortalama 345 çocuğun şiddet sonucu öldüğü, bu ölümlerden yüzde 75'inin savaş yaşanmayan ülkelerde kaydedildiği vurgulandı.
Korku içinde yaşamak
Dünya üzerindeki çocukların yüzde 25'inin aile içi şiddet kurbanı olduğu vurgulanan raporda, her 10 kız çocuğundan birinin cinsel tacize uğradığı kaydedildi.
Yoksul ülkelerde yaşayan çocukların daha fazla şiddete maruz kaldığına işaret edilen raporda, Latin Amerika'da yaşayan bir ergenin cinayete kurban gitme riskinin, İngiltere yaşayan bir ergene göre 70 kat daha fazla olduğu belirtildi.
Raporda, önlenebilir hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiren 0-5 yaş arası çocuk sayısının 2000'den bu yana hızla azaldığı Brezilya'da son yıllarda 15 bin ergenin şiddet sonucu öldüğü ifade edildi.
UNICEF raporunda Afrika ülkelerinden Kenya'da da her 3 kız çocuğundan birinin ve her 6 erkek çocuğundan birinin cinsel şiddet kurbanı olduğu ve vakalardan sadece yüzde 1'inin rapor edildiği belirtildi.
Şiddete uğrayan çocukların beyninde çatışmaya girmiş bir askerinkine benzer tepkilere rastlandığına işaret edilen raporda, bu çocukların yüzde 30'unda Travma Sonrası Stres Bozukluğu'nun uzun süreli semptomlarına rastlandığı vurgulandı.
UNICEF, raporda çocuklara karşı şiddetin sadece 41 ülkede yasak olduğunu ancak zengin ve gelişmiş ülkelerde bile çocuklar için tam korumanın sağlanamadığını kaydetti.
UNICEF'in İngiltere İcra Direktörü David Bull, "Korku içinde yaşayan çocukların kendilerini güvende hissetme şansına sahip olmalarını istiyoruz. Dünyayı çocuklar için daha güvenli bir yer haline getirmek amacıyla küresel düzeyde çaba gösterilmesi gerekiyor" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), her beş dakikada dünya genelinde bir çocuğun şiddet sonucu yaşamını yitirdiğini açıkladı.
UNICEF'in İngiltere Bürosu tarafından yayımlanan raporda, 20 yaş altı milyonlarca çocuğun savaş alanlarından uzakta, kendi evlerinde, okullarında ve toplumlarında fiziksel, cinsel ve duygusal şiddete maruz kaldığına dikkati çekildi.
"Tehlikedeki Çocuklar: Çocuklara Karşı Şiddeti Sona Erdirme Eylemi" adlı raporda, hızlı kentleşme, işsizlik ve giderek artan eşitsizlik gibi faktörlerin çocuklara karşı şiddet riskini artırdığı belirtildi.
Raporda her gün ortalama 345 çocuğun şiddet sonucu öldüğü, bu ölümlerden yüzde 75'inin savaş yaşanmayan ülkelerde kaydedildiği vurgulandı.
Korku içinde yaşamak
Dünya üzerindeki çocukların yüzde 25'inin aile içi şiddet kurbanı olduğu vurgulanan raporda, her 10 kız çocuğundan birinin cinsel tacize uğradığı kaydedildi.
Yoksul ülkelerde yaşayan çocukların daha fazla şiddete maruz kaldığına işaret edilen raporda, Latin Amerika'da yaşayan bir ergenin cinayete kurban gitme riskinin, İngiltere yaşayan bir ergene göre 70 kat daha fazla olduğu belirtildi.
Raporda, önlenebilir hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiren 0-5 yaş arası çocuk sayısının 2000'den bu yana hızla azaldığı Brezilya'da son yıllarda 15 bin ergenin şiddet sonucu öldüğü ifade edildi.
UNICEF raporunda Afrika ülkelerinden Kenya'da da her 3 kız çocuğundan birinin ve her 6 erkek çocuğundan birinin cinsel şiddet kurbanı olduğu ve vakalardan sadece yüzde 1'inin rapor edildiği belirtildi.
Şiddete uğrayan çocukların beyninde çatışmaya girmiş bir askerinkine benzer tepkilere rastlandığına işaret edilen raporda, bu çocukların yüzde 30'unda Travma Sonrası Stres Bozukluğu'nun uzun süreli semptomlarına rastlandığı vurgulandı.
UNICEF, raporda çocuklara karşı şiddetin sadece 41 ülkede yasak olduğunu ancak zengin ve gelişmiş ülkelerde bile çocuklar için tam korumanın sağlanamadığını kaydetti.
UNICEF'in İngiltere İcra Direktörü David Bull, "Korku içinde yaşayan çocukların kendilerini güvende hissetme şansına sahip olmalarını istiyoruz. Dünyayı çocuklar için daha güvenli bir yer haline getirmek amacıyla küresel düzeyde çaba gösterilmesi gerekiyor" dedi.
Son Güncelleme: Salı, 21 Ekim 2014 08:41
Gösterim: 2216
YÖK Başkanı Çetinsaya, her yıl bütçe dönemlerinde 9 bin araştırma görevlisi kadrosu tahsis edildiğini, ancak geçen sene bunun 4 bine indirildiğini dile getirerek, “Türkiye’nin yarınları için bunun 9 bine, imkanlarımız geliştikçe daha üt sayılara çıkmasını temenni ediyoruz” ifadesini kullandı.
YÖK Başkanı Gökan Çetinsaya, YÖK Konferans Salonunda ‘Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi Tanıtım Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu.
Yükseköğretim sistemi hakkında bilgiler içeren bir sunum yapan Çetinsaya, “Yükseköğretim sistemimiz son 30 yılda ama özelilikle son 10 yılda olağanüstü bir büyüme gerçekleştirdi” değerlendirmesini yaptı.
Bu büyümenin en anlamlı göstergelerden birinin yükseköğretimdeki brüt okullaşma oranları üzerinden yapılabileceğini belirten Çetinsaya, resmi istatistiklere göre yüzde 75 olduğunu ancak kendi istatistiklerinin bu rakamın yüzde 80-85 aralığında bulunduğunu aktardı.
OECD ülkeleriyle kıyaslandığında bu göstergenin geçmiş dönemlerde dörtte bir, üçte bir seviyelerinde olduğunu ve giderek yarısı haline gelindiğini dile getiren Çetinsaya, “Ancak 2005’den sonraki atılımımıza, yükselişimize bakıldığında onların seviyesine ulaşmış durumdayız. Ancak resmi istatistik olduğu için sayılar biraz geriden geliyor” bilgisini verdi.
Başka bir gösterge olan öğrenci sayısının son 10 yıllık dönemdeki artışına dikkati çeken Çetinsaya, Türkiye’nin dünyada bu kapasiteyi kullanabilen ülkeler arasında 6. sırada yer aldığını söyledi.
"Artık elit eğitim üreten bir ortamda değiliz"
Yükseköğretim sisteminde 5,5 milyona yakın öğrencinin bulunduğunu ifade eden Çetinsaya, bu sayının detaylı istatistiklerini vererek, açık öğretimindeki rakamın yüzde 47 oranına ulaşmasına dikkati çekti. Çetinsaya, açık öğretim öğrenci sayısının bu kadar yüksek olmasının üzerinde durularak politikalar üretilmesi gerektiğine işaret etti.
Türkiye’nin demografik fırsat penceresinin, 2050 yılına kadar açık olduğunu, buna göre 2050 yılına kadar her yıl 1 milyon 250 bin gencin 18 yaşına gireceği anlamına geldiğini aktaran Çetinsaya, “Bu demektir ki bizler her yıl 1 milyon 250 bin gencimize yükseköğretim imkanı sağlamak durumundayız. Çünkü artık elit eğitim üreten bir ortamda değiliz. Küreselleşmenin nitelikleri gereği de nüfusumuzun mümkün olduğu kadar büyük kısmına yükseköğretim sağlamalıyız" diye konuştu.
Türkiye’de liseden mezun sayısının 12 yıllık eğitimle birlikte 2016-2017 döneminden itibaren 1 milyon 200 binlere çıkacağını dile getiren Çetinsaya, bu yaş dışındakilerin de üniversite taleplerinin olacağını, bu nedenle de Türkiye'de yükseköğretimdeki ciddi niteliksel büyümenin devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.
"Akademik zamma" uzmanların da dahil edilmesi talebi
Çetinsaya, Türkiye’nin 140 bin öğretim elemanının bulunduğunu bildirdi.
Konuşmasında, akademisyenlere yapılan zamma da değinen Çetinsaya, şöyle konuştu:
“Tüm yükseköğretim camiası adına size en kalbi teşekkürlerimizi de sunmak isterim. Bizler uzun yıllar içinde mesleğimizin erozyona uğramaya başladığını görerek neredeyse ümitsizliğe kapılıyorduk. Ancak hükümetinizin ilk icraatlarından olarak akademik zammın gerçekleştirilmesi, akademisyenlerin özlük haklarının Türkiye’deki diğer muadilleriyle eşit hale getirilmesi bizleri son derece mutlu etmiştir ve tekrar mesleğimize ve yükseköğretim sisteminin geleceğine umutla bakmamıza vesile olmuştur. Bu bakımdan sadece bu salondaki kişiler için değil, yaklaşık 120 bin kişilik yükseköğretim ailesi olarak size şükranlarımızı arz ediyoruz."
Çetinsaya, teşekkür konuşmasının ardından boynunda bir borç olduğunu, onu da belirtmesi gerektiğini belirterek, “Bütün bu yasa çalışmaları yapılırken yaklaşık 3 bin 500 kişilik bir uzman grubumuz var. Onların unutulduğunu görüyoruz Meclis’e sunulun çalışmada. Bu konuda da direktiflerinizi bekliyoruz” diye konuştu.
45 bin öğretim elemanına ihtiyaç var
Üniversitelerdeki akademisyen sayısındaki büyümenin öğrenci sayısıyla kıyaslandığında geride kaldığına da dikkati çeken Çetinsaya, öğretim üyesi açığının ortaya çıktığını, bu sayıyı OECD ortalamalarına çekebilmek için yaklaşık 45 bin öğretim elemanının sisteme dahil edilmesi gerektiğini bildirdi.
Doktora mezun sayısının da arttırılmasının önemine değinen Çetinsaya, “Ülkenin küresel dünyada rekabet edebilmesi için mekanizma, teşvik ve politikalar oluşturulmalı. 2023’te bu açıklarımızı kapatmak istiyorsak, önümüzdeki yıllarda önümüzdeki beş yıl boyunca 18 bin öğretim elemanı kadrosunu sisteme dahil etmemiz gerekiyor” dedi.
Üniversitelere araştırma kadrosu talebi
Çetinsaya, her yıl bütçe dönemlerinde 9 bin araştırma görevlisi kadrosu tahsis edildiğini, ancak geçen sene bunun 4 bine indirildiğini dile getirerek, “Türkiye’nin yarınları için bunun 9 bine, imkanlarımız geliştikçe daha üt sayılara çıkmasını temenni ediyoruz” ifadesini kullandı.
Konuşmasında, üniversitelerde üretilen bilimsel yayın, yabancı uyruklu öğretim elemanları ve uluslararası öğrenciler konularına da vurgu yapan Çetinsaya, şöyle devam etti:
“Sistemde genel manzaraya bakınca da önümüzde yapmamız gerekenler aşağı yukarı ortaya çıkıyor. Bir sıçramaya ihtiyaç var. Bu kaçınılmaz. Bu konuda da 30 yıl önce oluşturulmuş mevcut yapının değiştirilmesi yönünde de büyük bir beklenti var. Yani yükseköğretimin yeniden yapılanması ister yasal boyutuyla, ister kurumsal boyutuyla olsun. Kamuoyunda da bu konuda bir ittifak var. Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması şu anda yasama ve yürütme organımızda gündeme alınmayı bekleniyor. Neden önemli bu yeniden yapılandırma? 2547 sayılı düzenin en büyük açmazı aşağı yukarı herkese aynı elbiseyi giydirmesi, sistem içinde çeşitliliğe izin tanımaması. Hangi boy ve kiloda olursa olsun herkese aynı kıyafeti giydirmesi ya da herkese aynı hızda koşmasını emretmesi...Halbuki çeşitliliği yaratabilirsek sistem içinde eminim hızlı koşanlara 'daha hızlı koş', yeni yürümeye başlayanlara da 'aman dikkat et' diyebilme imkanımız olacak ve daha verim alacağımıza inanıyoruz.”
Çetinsaya, yeniden yapılanma gerçekleştiğinde boşa gitmeyecek projeler yürüttüklerini bildirdi.
Üniversitelerde yeni yatay geçiş sistemini hayata geçirdiklerini, çift ana dal ve yan dal uygulaması getirdiklerini hatırlatan Çetinsaya, 4 yıllık programlara geçişlerdeki değişiklikleri de anlattı.
Çetinsaya, “Türkiye yükeköğretim sistemi bugün itibariyle Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarından biri haline gelmeye başlamıştır. Bunu iyi bir şekilde kullanabilirsek çok daha büyük verileri toplayabiliriz” dedi.
Üniversitelerin çözüm sürecine nasıl katkıda bulunabileceği konusuna çözüm aradıklarını belirten Çetinsaya, “Bu kapsamda Doğu ve Güneydoğu’daki aşağı yukarı bütün üniversiteleri ziyaret ederek hocalarla, öğrencilerle, sivil toplumla biraraya gelip üniversitelerimizin çözüm sürecine nasıl katkıda bulunabilir? sorusuna cevap aradık’ diye konuştu.
Davutoğlu’nun doktora tezi
Çetinsaya, "Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi"nin amacının YÖK’ün tez bankasını genişleterek ulusal bir tez bankası haline getirmek olduğunu belirtti.
Türkiye'de üniversite tarihi boyunca yapılan tüm tez, kitap, dergi, makale ve bilimsel çalışmaların bu sistemde yer almasını istediklerini anlatan Çetinsaya, “Bu kaynaklar, ya kendi üniversitelerinde taranabilsin, bir de ulusal arama motorumuzda taranabilsin. Bugün tanıtımını yaptığımız projemiz böyle bir proje” dedi.
Bu bilgileri arama motorlarıyla tüm dünyayla paylaşacaklarını ifade eden Çetinsaya, bunun üniversitelerin uluslararasılaşması için çok önemli olduğunu vurguladı.
Çetinsaya, projeyi tanıtırken, Akademik Arşiv Projesi’nin arama motoruna “Türk Dış Politikası” yazarak bu konuda yazılan bilimsel yayınları aradı. Bu konuda yazılmış bin 571 kayıt oluştuğunu dile getiren Çetinsaya, sistem sayesinde makalelere çok kolay erişilebildiğini aktardı.
Çetinsaya, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun çalışmalarını da sistemde aradıklarını ve doktora tezine ulaştıklarını belirterek, “Müsaade ederseniz o tezi de sizlerle ve katılımcılarla paylaşmak isterim. 1990 yılında tamamladığınız doktora teziniz ve hatıra olması açısından da jüri üyeleriniz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Akademik Arşiv Projesi tamamlandığında Türkiye yükseköğretim sisteminin başlangıçtan itibaren ürettiği bütün bilimsel ve kültürel hazinenin kayıt altına alınması, muhafaza edilerek geleceğe taşınması ve dünya bilim çevreleri ile paylaşılması sağlanmış olacak. Türk üniversitelerinin ve bilim insanlarının uluslararası tanınırlığını arttıracak, dolayısıyla Türkiye yükseköğretim sisteminin uluslararasılaşmasına önemli katkılar sunacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK Başkanı Çetinsaya, her yıl bütçe dönemlerinde 9 bin araştırma görevlisi kadrosu tahsis edildiğini, ancak geçen sene bunun 4 bine indirildiğini dile getirerek, “Türkiye’nin yarınları için bunun 9 bine, imkanlarımız geliştikçe daha üt sayılara çıkmasını temenni ediyoruz” ifadesini kullandı.
YÖK Başkanı Gökan Çetinsaya, YÖK Konferans Salonunda ‘Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi Tanıtım Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu.
Yükseköğretim sistemi hakkında bilgiler içeren bir sunum yapan Çetinsaya, “Yükseköğretim sistemimiz son 30 yılda ama özelilikle son 10 yılda olağanüstü bir büyüme gerçekleştirdi” değerlendirmesini yaptı.
Bu büyümenin en anlamlı göstergelerden birinin yükseköğretimdeki brüt okullaşma oranları üzerinden yapılabileceğini belirten Çetinsaya, resmi istatistiklere göre yüzde 75 olduğunu ancak kendi istatistiklerinin bu rakamın yüzde 80-85 aralığında bulunduğunu aktardı.
OECD ülkeleriyle kıyaslandığında bu göstergenin geçmiş dönemlerde dörtte bir, üçte bir seviyelerinde olduğunu ve giderek yarısı haline gelindiğini dile getiren Çetinsaya, “Ancak 2005’den sonraki atılımımıza, yükselişimize bakıldığında onların seviyesine ulaşmış durumdayız. Ancak resmi istatistik olduğu için sayılar biraz geriden geliyor” bilgisini verdi.
Başka bir gösterge olan öğrenci sayısının son 10 yıllık dönemdeki artışına dikkati çeken Çetinsaya, Türkiye’nin dünyada bu kapasiteyi kullanabilen ülkeler arasında 6. sırada yer aldığını söyledi.
"Artık elit eğitim üreten bir ortamda değiliz"
Yükseköğretim sisteminde 5,5 milyona yakın öğrencinin bulunduğunu ifade eden Çetinsaya, bu sayının detaylı istatistiklerini vererek, açık öğretimindeki rakamın yüzde 47 oranına ulaşmasına dikkati çekti. Çetinsaya, açık öğretim öğrenci sayısının bu kadar yüksek olmasının üzerinde durularak politikalar üretilmesi gerektiğine işaret etti.
Türkiye’nin demografik fırsat penceresinin, 2050 yılına kadar açık olduğunu, buna göre 2050 yılına kadar her yıl 1 milyon 250 bin gencin 18 yaşına gireceği anlamına geldiğini aktaran Çetinsaya, “Bu demektir ki bizler her yıl 1 milyon 250 bin gencimize yükseköğretim imkanı sağlamak durumundayız. Çünkü artık elit eğitim üreten bir ortamda değiliz. Küreselleşmenin nitelikleri gereği de nüfusumuzun mümkün olduğu kadar büyük kısmına yükseköğretim sağlamalıyız" diye konuştu.
Türkiye’de liseden mezun sayısının 12 yıllık eğitimle birlikte 2016-2017 döneminden itibaren 1 milyon 200 binlere çıkacağını dile getiren Çetinsaya, bu yaş dışındakilerin de üniversite taleplerinin olacağını, bu nedenle de Türkiye'de yükseköğretimdeki ciddi niteliksel büyümenin devam ettirilmesi gerektiğini vurguladı.
"Akademik zamma" uzmanların da dahil edilmesi talebi
Çetinsaya, Türkiye’nin 140 bin öğretim elemanının bulunduğunu bildirdi.
Konuşmasında, akademisyenlere yapılan zamma da değinen Çetinsaya, şöyle konuştu:
“Tüm yükseköğretim camiası adına size en kalbi teşekkürlerimizi de sunmak isterim. Bizler uzun yıllar içinde mesleğimizin erozyona uğramaya başladığını görerek neredeyse ümitsizliğe kapılıyorduk. Ancak hükümetinizin ilk icraatlarından olarak akademik zammın gerçekleştirilmesi, akademisyenlerin özlük haklarının Türkiye’deki diğer muadilleriyle eşit hale getirilmesi bizleri son derece mutlu etmiştir ve tekrar mesleğimize ve yükseköğretim sisteminin geleceğine umutla bakmamıza vesile olmuştur. Bu bakımdan sadece bu salondaki kişiler için değil, yaklaşık 120 bin kişilik yükseköğretim ailesi olarak size şükranlarımızı arz ediyoruz."
Çetinsaya, teşekkür konuşmasının ardından boynunda bir borç olduğunu, onu da belirtmesi gerektiğini belirterek, “Bütün bu yasa çalışmaları yapılırken yaklaşık 3 bin 500 kişilik bir uzman grubumuz var. Onların unutulduğunu görüyoruz Meclis’e sunulun çalışmada. Bu konuda da direktiflerinizi bekliyoruz” diye konuştu.
45 bin öğretim elemanına ihtiyaç var
Üniversitelerdeki akademisyen sayısındaki büyümenin öğrenci sayısıyla kıyaslandığında geride kaldığına da dikkati çeken Çetinsaya, öğretim üyesi açığının ortaya çıktığını, bu sayıyı OECD ortalamalarına çekebilmek için yaklaşık 45 bin öğretim elemanının sisteme dahil edilmesi gerektiğini bildirdi.
Doktora mezun sayısının da arttırılmasının önemine değinen Çetinsaya, “Ülkenin küresel dünyada rekabet edebilmesi için mekanizma, teşvik ve politikalar oluşturulmalı. 2023’te bu açıklarımızı kapatmak istiyorsak, önümüzdeki yıllarda önümüzdeki beş yıl boyunca 18 bin öğretim elemanı kadrosunu sisteme dahil etmemiz gerekiyor” dedi.
Üniversitelere araştırma kadrosu talebi
Çetinsaya, her yıl bütçe dönemlerinde 9 bin araştırma görevlisi kadrosu tahsis edildiğini, ancak geçen sene bunun 4 bine indirildiğini dile getirerek, “Türkiye’nin yarınları için bunun 9 bine, imkanlarımız geliştikçe daha üt sayılara çıkmasını temenni ediyoruz” ifadesini kullandı.
Konuşmasında, üniversitelerde üretilen bilimsel yayın, yabancı uyruklu öğretim elemanları ve uluslararası öğrenciler konularına da vurgu yapan Çetinsaya, şöyle devam etti:
“Sistemde genel manzaraya bakınca da önümüzde yapmamız gerekenler aşağı yukarı ortaya çıkıyor. Bir sıçramaya ihtiyaç var. Bu kaçınılmaz. Bu konuda da 30 yıl önce oluşturulmuş mevcut yapının değiştirilmesi yönünde de büyük bir beklenti var. Yani yükseköğretimin yeniden yapılanması ister yasal boyutuyla, ister kurumsal boyutuyla olsun. Kamuoyunda da bu konuda bir ittifak var. Yükseköğretimin yeniden yapılandırılması şu anda yasama ve yürütme organımızda gündeme alınmayı bekleniyor. Neden önemli bu yeniden yapılandırma? 2547 sayılı düzenin en büyük açmazı aşağı yukarı herkese aynı elbiseyi giydirmesi, sistem içinde çeşitliliğe izin tanımaması. Hangi boy ve kiloda olursa olsun herkese aynı kıyafeti giydirmesi ya da herkese aynı hızda koşmasını emretmesi...Halbuki çeşitliliği yaratabilirsek sistem içinde eminim hızlı koşanlara 'daha hızlı koş', yeni yürümeye başlayanlara da 'aman dikkat et' diyebilme imkanımız olacak ve daha verim alacağımıza inanıyoruz.”
Çetinsaya, yeniden yapılanma gerçekleştiğinde boşa gitmeyecek projeler yürüttüklerini bildirdi.
Üniversitelerde yeni yatay geçiş sistemini hayata geçirdiklerini, çift ana dal ve yan dal uygulaması getirdiklerini hatırlatan Çetinsaya, 4 yıllık programlara geçişlerdeki değişiklikleri de anlattı.
Çetinsaya, “Türkiye yükeköğretim sistemi bugün itibariyle Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarından biri haline gelmeye başlamıştır. Bunu iyi bir şekilde kullanabilirsek çok daha büyük verileri toplayabiliriz” dedi.
Üniversitelerin çözüm sürecine nasıl katkıda bulunabileceği konusuna çözüm aradıklarını belirten Çetinsaya, “Bu kapsamda Doğu ve Güneydoğu’daki aşağı yukarı bütün üniversiteleri ziyaret ederek hocalarla, öğrencilerle, sivil toplumla biraraya gelip üniversitelerimizin çözüm sürecine nasıl katkıda bulunabilir? sorusuna cevap aradık’ diye konuştu.
Davutoğlu’nun doktora tezi
Çetinsaya, "Yükseköğretim Akademik Arşiv Projesi"nin amacının YÖK’ün tez bankasını genişleterek ulusal bir tez bankası haline getirmek olduğunu belirtti.
Türkiye'de üniversite tarihi boyunca yapılan tüm tez, kitap, dergi, makale ve bilimsel çalışmaların bu sistemde yer almasını istediklerini anlatan Çetinsaya, “Bu kaynaklar, ya kendi üniversitelerinde taranabilsin, bir de ulusal arama motorumuzda taranabilsin. Bugün tanıtımını yaptığımız projemiz böyle bir proje” dedi.
Bu bilgileri arama motorlarıyla tüm dünyayla paylaşacaklarını ifade eden Çetinsaya, bunun üniversitelerin uluslararasılaşması için çok önemli olduğunu vurguladı.
Çetinsaya, projeyi tanıtırken, Akademik Arşiv Projesi’nin arama motoruna “Türk Dış Politikası” yazarak bu konuda yazılan bilimsel yayınları aradı. Bu konuda yazılmış bin 571 kayıt oluştuğunu dile getiren Çetinsaya, sistem sayesinde makalelere çok kolay erişilebildiğini aktardı.
Çetinsaya, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun çalışmalarını da sistemde aradıklarını ve doktora tezine ulaştıklarını belirterek, “Müsaade ederseniz o tezi de sizlerle ve katılımcılarla paylaşmak isterim. 1990 yılında tamamladığınız doktora teziniz ve hatıra olması açısından da jüri üyeleriniz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Akademik Arşiv Projesi tamamlandığında Türkiye yükseköğretim sisteminin başlangıçtan itibaren ürettiği bütün bilimsel ve kültürel hazinenin kayıt altına alınması, muhafaza edilerek geleceğe taşınması ve dünya bilim çevreleri ile paylaşılması sağlanmış olacak. Türk üniversitelerinin ve bilim insanlarının uluslararası tanınırlığını arttıracak, dolayısıyla Türkiye yükseköğretim sisteminin uluslararasılaşmasına önemli katkılar sunacak.
Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Ekim 2014 13:10
Gösterim: 1353
Hakimlik ve savcılık sınavlarının tarihleri Adalet Bakanlığı'nın talabi doğrultusunda değiştirildi.
ÖSYM tarafından daha önce 26 Ekim 2014 tarihinde yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin İdarî Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı 27 Aralık 2014 tarihine alındı. Başvuru yapan adayların başvurularının 27 Aralık 2014 tarihinde yapılacak sınav için geçerli olacağı bildirildi.
ÖSYM’den yapılan duyuruda, 26 Ekim 2014 tarihinde yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin İdarî Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı’nın (2014-İdarî Yargı Avukat), Adalet Bakanlığı’nın talebi doğrultusunda 27 Aralık 2014 tarihinde yapılacağı, daha önce 26 Ekim 2014 tarihinde yapılması planlanan sınava 1-10 Eylül 2014 tarihinde başvuru yapan adayların başvurularının 27 Aralık 2014 tarihinde yapılacak sınav için geçerli olacağı kaydedildi.
Ayrıca, daha önce 30 Kasım 2014 tarihinde yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının da (2014-Adli Yargı Avukat), 28 Aralık 2014 tarihinde yapılacağı, 30 Kasım 2014 tarihinde yapılması planlanan sınav için 22 Eylül-1 Ekim 2014 tarihinde başvuru yapan adayların başvurularının 28 Aralık 2014 tarihinde yapılacak sınav için geçerli olacağı ifade edildi.
İdari Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı 7 Aralık'ta yapılacak
ÖSYM’den yapılan duyuruda, 7 Aralık 2014 tarihinde yapılacak 2014 Adalet Bakanlığı İdari Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2014-İdari Yargı) başvurularının da 5 Kasım 2014 tarihinde sona ereceği hatırlatıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hakimlik ve savcılık sınavlarının tarihleri Adalet Bakanlığı'nın talabi doğrultusunda değiştirildi.
ÖSYM tarafından daha önce 26 Ekim 2014 tarihinde yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin İdarî Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı 27 Aralık 2014 tarihine alındı. Başvuru yapan adayların başvurularının 27 Aralık 2014 tarihinde yapılacak sınav için geçerli olacağı bildirildi.
ÖSYM’den yapılan duyuruda, 26 Ekim 2014 tarihinde yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin İdarî Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı’nın (2014-İdarî Yargı Avukat), Adalet Bakanlığı’nın talebi doğrultusunda 27 Aralık 2014 tarihinde yapılacağı, daha önce 26 Ekim 2014 tarihinde yapılması planlanan sınava 1-10 Eylül 2014 tarihinde başvuru yapan adayların başvurularının 27 Aralık 2014 tarihinde yapılacak sınav için geçerli olacağı kaydedildi.
Ayrıca, daha önce 30 Kasım 2014 tarihinde yapılacağı duyurulan 2014 Adalet Bakanlığı Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının da (2014-Adli Yargı Avukat), 28 Aralık 2014 tarihinde yapılacağı, 30 Kasım 2014 tarihinde yapılması planlanan sınav için 22 Eylül-1 Ekim 2014 tarihinde başvuru yapan adayların başvurularının 28 Aralık 2014 tarihinde yapılacak sınav için geçerli olacağı ifade edildi.
İdari Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı 7 Aralık'ta yapılacak
ÖSYM’den yapılan duyuruda, 7 Aralık 2014 tarihinde yapılacak 2014 Adalet Bakanlığı İdari Yargı Hâkim Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (2014-İdari Yargı) başvurularının da 5 Kasım 2014 tarihinde sona ereceği hatırlatıldı.
Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Ekim 2014 14:44
Gösterim: 2028
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının pansiyon ücretleri, yeni yılda yaklaşık yüzde 15 zamlanacak.
AA muhabirinin 2015 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı verilerinden yaptığı derlemeye göre, pansiyon ücretleri, anadolu ve fen liseleri, ilköğretim ve ortaöğretim okulları, yetişkinler teknik eğitim merkezleri, çıraklık eğitim merkezleri ve pratik sanat okullarında yüzde 14,6 artışla 2 bin 350 liraya yükselecek. Mesleki ve teknik ortaöğretim okulları ile mesleki ve teknik anadolu liselerinde ise yüzde 14.5 artacak olan pansiyon ücretleri, 2 bin 635 lira olarak uygulanacak.
2015 bütçesiyle belirlenen pansiyon ücretleri ile 2014'e göre artış oranları şöyle:
|
Okul türleri ve kademesi |
2014 (TL-Ücret) |
2015 (TL-Ücret) |
Artış Oranı (Yüzde) |
|
İlköğretim Kurumları (İlköğretim, ortaokul, yatılı orta okullar, İmam Hatip okullar ile özel eğitim okulları) |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Ortaöğretim Okulları (Genel ve mesleki teknik liseler, çok programlı liseler ve İmam Hatip liseleri) |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri, Çıraklık Eğitim Merkezleri, Pratik Sanat Okulları |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Okulları |
2.300 |
2.635 |
14,5 |
|
Anadolu ve Fen Liseleri (Genel ve mesleki teknik liseler, çok programlı liseler) |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri |
2.300 |
2.635 |
14,5 |
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının pansiyon ücretleri, yeni yılda yaklaşık yüzde 15 zamlanacak.
AA muhabirinin 2015 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı verilerinden yaptığı derlemeye göre, pansiyon ücretleri, anadolu ve fen liseleri, ilköğretim ve ortaöğretim okulları, yetişkinler teknik eğitim merkezleri, çıraklık eğitim merkezleri ve pratik sanat okullarında yüzde 14,6 artışla 2 bin 350 liraya yükselecek. Mesleki ve teknik ortaöğretim okulları ile mesleki ve teknik anadolu liselerinde ise yüzde 14.5 artacak olan pansiyon ücretleri, 2 bin 635 lira olarak uygulanacak.
2015 bütçesiyle belirlenen pansiyon ücretleri ile 2014'e göre artış oranları şöyle:
|
Okul türleri ve kademesi |
2014 (TL-Ücret) |
2015 (TL-Ücret) |
Artış Oranı (Yüzde) |
|
İlköğretim Kurumları (İlköğretim, ortaokul, yatılı orta okullar, İmam Hatip okullar ile özel eğitim okulları) |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Ortaöğretim Okulları (Genel ve mesleki teknik liseler, çok programlı liseler ve İmam Hatip liseleri) |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri, Çıraklık Eğitim Merkezleri, Pratik Sanat Okulları |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Okulları |
2.300 |
2.635 |
14,5 |
|
Anadolu ve Fen Liseleri (Genel ve mesleki teknik liseler, çok programlı liseler) |
2.050 |
2.350 |
14,6 |
|
Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri |
2.300 |
2.635 |
14,5 |
Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Ekim 2014 11:34
Gösterim: 1987

