Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Öğretmenlik mesleği söz konusu olduğunda çeşitli ortamlarda sıklıkla “Öğretmenlik kutsaldır.” söylemi dile getirilir. Bu söylem, öğretmenliği yüceltmek amacıyla dile getirilen, motive edici ve kulağa hoş gelen iyi niyetli bir söylem olsa da özünde tartışmalı bir ifadedir.

Öğretmenlik mesleği söz konusu olduğunda çeşitli ortamlarda sıklıkla “Öğretmenlik kutsaldır.” söylemi dile getirilir. Bu söylem, öğretmenliği yüceltmek amacıyla dile getirilen, motive edici ve kulağa hoş gelen iyi niyetli bir söylem olsa da özünde tartışmalı bir ifadedir. Bir hüküm, ilk ortaya çıkışındaki mantığı her ne olursa olsun süreç içerisinde farklı anlamlar da kazanabilmektedir. Bu gerçekten hareketle, “kutsallık” söyleminin ifade edilişindeki anlamlar analiz edildiğinde iki temel boyut karşımıza çıkar. Birincisi “metafizik anlam”, ikincisi ise “değerlilik vurgusu” ile ilgilidir.

Kutsallık söyleminin gerek metafizik anlam gerekse değerlilik vurgusu, belirli protokol konuşmalarının klasikleşmiş bir konuşması olarak düşünüldüğünde çok üzerinde durulmayabilir; ancak, her durum ve ortamda sürekli tekrarlanan temel bir söylem olunca, göz ardı edilmeyecek kadar önemli hale gelmektedir.

Öğretmenlik, aşırı duygusallığa boğulmuş romantik söylemlerle kutsal olarak nitelense de, aslında “bilimsel ve profesyonel bir meslek” olarak algılanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, bir şey meslekse kutsal olamaz, kutsalsa meslek olamaz. Nihayetinde bütün meslekler doğrudan ya da dolaylı olarak insana hizmet demektir. Hizmet eden olduğunu unutmadan emek harcamak da yeterince değerlidir zaten. Bu nedenle, meslekleri değer itibariyle kıyaslamak ve iki de bir o mesleğin üstünlüğünden söz etmeye kalkmak gereksiz ve çok da anlamlı olmayan bir çabadır. Bu çaba, hangi meslek için yapılırsa yapılsın “mesleki narsizm” için zemin hazırlar. Ayrıca, kutsal olan bir şey tartışılıp sorgulanamaz. Oysa, öğretmenler ve yaptıkları öğretmenlik elbette ki tartışılıp sorgulanabilir.

Geçmişten günümüze en eski mesleklerden biri olan öğretmenlik, yıllar içerisinde hızla gelişen dünyanın ve sürekli üretilen yeni bilimsel bilgilerin etkileriyle değişip gelişmektedir. İnsan davranışı, bilgi, öğrenme ve öğretme gibi eğitim biliminin çok önemli kavramları ile ilgili bilimsel araştırma sonuçları her geçen gün ilgi çekici ve oldukça şaşırtıcı sonuçları karşımıza çıkarmaktadır. Bu sonuçlar, öğretmenlerin mesleki açıdan çok yararlanacağı yöntem ve tekniklerin de geliştirilmesine imkan sağlamaktadır. Bütün bu süreçler, öğretmenliğin kutsallık gibi ucu açık ve romantik söylemler yerine bilimsellik ve profesyonellik söylemleriyle nitelenmesini zorunlu hale getirmektedir.

Bilimsel temeller üzerinde giderek daha da güçlenen profesyonel öğretmenlik algısı, öğretmenlerin mesleki sorumluluklarını da her geçen gün daha da artırmaktadır. Bu sorumluluk bilincinin gereği olarak, öğretmenlerin sürekli kendilerini güncelleyerek “öğretmenlik becerileri”ni geliştirmeleri kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Çocukluk döneminin gelişimsel önemi dikkate alındığında da, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin becerilerinin geliştirilmesinin daha da önemli olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Ülkemizde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin mesleki yeterlilik ve beceri düzeyleri ve karşılaşılan sorunların çok iyi bilinmesi gerekir ki, gelişimsel ihtiyaçlar doğru tanımlansın ve mesleki gelişim için gerekli alt yapı oluşturulsun.

Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin mesleki açıdan zaman zaman sergiledikleri olumsuz tutum ve davranışlardan bazıları şunlardır:

Kurum içi ilişkilerle ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Kurumu ve kurumun değerlerini dikkate almama

•             Kurumdaki ortak dil ve düşünceyi paylaşmama

•             Meslektaşlarıyla aldıkları kararlara rağmen kendi başına hareket etme

•             Meslektaşları hakkında olumsuz konuşmalar yapma

•             Kurum içinde sürekli mutsuzluk ifadeleri kullanma

•             Kurum içi takım çalışmalarına uyum sağlayamama

Eğitim-öğretim süreçleri ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Ne zaman ne yapacağını planlamama

•             Sınıf içi uygulamalarda enerji ve canlılık eksikliği

•             Drama, şarkı söyleme gibi becerilerde yetersizlik

•             Kitap okuma becerisindeki sorunlar

•             Kaliteli ve etkili soru soramama

•             Gözlem ve değerlendirmeleri baştan savma yapma

Öğrenciler/Çocuklar ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Sınıfındaki çocuklarla polemik tarzı iletişim kurma

•             Belirli çocuklarla ilgili çözüme odaklanmak yerine sürekli şikayet etme

•             Çocuklarla konuşurken pedagojik olmayan dil kullanma

•             Çocuğun sorunlarını onun yanında ya da sınıfta konuşmak

Veliler ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Kapı ağzında ayak üstü veli görüşmeleri yapmak

•             Konuşmada giriş-gelişme-sonuç bölümlerinin olmayışı

•             Görüşmelerde argo sözcükler (içten pazarlıklı, azıyor, saygı göstermiyor, şımarık) kullanmak

•             Veli ile aşırı samimiyet kurmak

•             Aşırı savunucu bir dil kullanmak

•             Özel telefonunu veliye vermek

•             Çocuğun bir sorununu konuşurken tanı koyucu konuşmalar (dikkat bozukluğu, hiperaktivite vb.) yapmak

•             Çok genel tanımlamalar (iletişimi iyi, gelişimi iyi, çok sosyal) yapmak

•             Velilere kızıp tepkisini çocuğa yansıtmak

Kişisel gelişim ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Kendini güncellememek

•             Genel kültür düzeyini geliştirmemek

•             Mesleki gelişmeleri takip etmemek

•             Kitap okumamak

Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler için belirtilen bu sorunların bir çoğu belki de her kademe öğretmeni için geçerlidir. Şüphesiz ki, bu sorunlar ve eksikliklerin tümünün bir öğretmende toplanmış olduğu söylenemez. Ancak, öğretmenlerin bir çoğunun, mesleklerini yaparken bu sorunlardan bir kaçını yaşıyor olma ihtimali hiç de az değildir.

Profesyonellik, yaptığı işi inceliklerini bilerek yapabilmeyi gerektirir. Elbette ki, bir öğretmenin mesleğin bütün ayrıntılarına hakim olması mümkün olmayabilir. Ancak, fark yaratan öğretmenler de, eksikliklerini görüp bunu tamamlama çabasını gösteren öğretmenlerdir.

Bir öğretmende burada sözünü ettiğimiz eksikliklerden bazıları olabilir. Mesleki ve kişisel gelişimde, bu eksiklikleri görmek ilk adımı oluşturur. Eksik alanlar tespit edildikten sonra öncelikler belirlenerek yıllık bir plan çerçevesinde bu eksikliklerin giderilmesi için çaba harcamak profesyonelliğin bir gereğidir.

Öğretmenlik, herşeyden önce bilimsel ve profesyonel bir meslektir. Her meslek de insana doğrudan ya da dolaylı olarak hizmet etmektir. Hizmet eden olmak da yeterince anlamlı ve değerlidir.

Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın

Eğitimtercihi

> Okul öncesinde profesyonel öğretmen olma bilinci

Öğretmenlik mesleği söz konusu olduğunda çeşitli ortamlarda sıklıkla “Öğretmenlik kutsaldır.” söylemi dile getirilir. Bu söylem, öğretmenliği yüceltmek amacıyla dile getirilen, motive edici ve kulağa hoş gelen iyi niyetli bir söylem olsa da özünde tartışmalı bir ifadedir.

Öğretmenlik mesleği söz konusu olduğunda çeşitli ortamlarda sıklıkla “Öğretmenlik kutsaldır.” söylemi dile getirilir. Bu söylem, öğretmenliği yüceltmek amacıyla dile getirilen, motive edici ve kulağa hoş gelen iyi niyetli bir söylem olsa da özünde tartışmalı bir ifadedir. Bir hüküm, ilk ortaya çıkışındaki mantığı her ne olursa olsun süreç içerisinde farklı anlamlar da kazanabilmektedir. Bu gerçekten hareketle, “kutsallık” söyleminin ifade edilişindeki anlamlar analiz edildiğinde iki temel boyut karşımıza çıkar. Birincisi “metafizik anlam”, ikincisi ise “değerlilik vurgusu” ile ilgilidir.

Kutsallık söyleminin gerek metafizik anlam gerekse değerlilik vurgusu, belirli protokol konuşmalarının klasikleşmiş bir konuşması olarak düşünüldüğünde çok üzerinde durulmayabilir; ancak, her durum ve ortamda sürekli tekrarlanan temel bir söylem olunca, göz ardı edilmeyecek kadar önemli hale gelmektedir.

Öğretmenlik, aşırı duygusallığa boğulmuş romantik söylemlerle kutsal olarak nitelense de, aslında “bilimsel ve profesyonel bir meslek” olarak algılanmalıdır. Unutulmamalıdır ki, bir şey meslekse kutsal olamaz, kutsalsa meslek olamaz. Nihayetinde bütün meslekler doğrudan ya da dolaylı olarak insana hizmet demektir. Hizmet eden olduğunu unutmadan emek harcamak da yeterince değerlidir zaten. Bu nedenle, meslekleri değer itibariyle kıyaslamak ve iki de bir o mesleğin üstünlüğünden söz etmeye kalkmak gereksiz ve çok da anlamlı olmayan bir çabadır. Bu çaba, hangi meslek için yapılırsa yapılsın “mesleki narsizm” için zemin hazırlar. Ayrıca, kutsal olan bir şey tartışılıp sorgulanamaz. Oysa, öğretmenler ve yaptıkları öğretmenlik elbette ki tartışılıp sorgulanabilir.

Geçmişten günümüze en eski mesleklerden biri olan öğretmenlik, yıllar içerisinde hızla gelişen dünyanın ve sürekli üretilen yeni bilimsel bilgilerin etkileriyle değişip gelişmektedir. İnsan davranışı, bilgi, öğrenme ve öğretme gibi eğitim biliminin çok önemli kavramları ile ilgili bilimsel araştırma sonuçları her geçen gün ilgi çekici ve oldukça şaşırtıcı sonuçları karşımıza çıkarmaktadır. Bu sonuçlar, öğretmenlerin mesleki açıdan çok yararlanacağı yöntem ve tekniklerin de geliştirilmesine imkan sağlamaktadır. Bütün bu süreçler, öğretmenliğin kutsallık gibi ucu açık ve romantik söylemler yerine bilimsellik ve profesyonellik söylemleriyle nitelenmesini zorunlu hale getirmektedir.

Bilimsel temeller üzerinde giderek daha da güçlenen profesyonel öğretmenlik algısı, öğretmenlerin mesleki sorumluluklarını da her geçen gün daha da artırmaktadır. Bu sorumluluk bilincinin gereği olarak, öğretmenlerin sürekli kendilerini güncelleyerek “öğretmenlik becerileri”ni geliştirmeleri kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Çocukluk döneminin gelişimsel önemi dikkate alındığında da, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin becerilerinin geliştirilmesinin daha da önemli olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Ülkemizde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin mesleki yeterlilik ve beceri düzeyleri ve karşılaşılan sorunların çok iyi bilinmesi gerekir ki, gelişimsel ihtiyaçlar doğru tanımlansın ve mesleki gelişim için gerekli alt yapı oluşturulsun.

Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin mesleki açıdan zaman zaman sergiledikleri olumsuz tutum ve davranışlardan bazıları şunlardır:

Kurum içi ilişkilerle ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Kurumu ve kurumun değerlerini dikkate almama

•             Kurumdaki ortak dil ve düşünceyi paylaşmama

•             Meslektaşlarıyla aldıkları kararlara rağmen kendi başına hareket etme

•             Meslektaşları hakkında olumsuz konuşmalar yapma

•             Kurum içinde sürekli mutsuzluk ifadeleri kullanma

•             Kurum içi takım çalışmalarına uyum sağlayamama

Eğitim-öğretim süreçleri ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Ne zaman ne yapacağını planlamama

•             Sınıf içi uygulamalarda enerji ve canlılık eksikliği

•             Drama, şarkı söyleme gibi becerilerde yetersizlik

•             Kitap okuma becerisindeki sorunlar

•             Kaliteli ve etkili soru soramama

•             Gözlem ve değerlendirmeleri baştan savma yapma

Öğrenciler/Çocuklar ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Sınıfındaki çocuklarla polemik tarzı iletişim kurma

•             Belirli çocuklarla ilgili çözüme odaklanmak yerine sürekli şikayet etme

•             Çocuklarla konuşurken pedagojik olmayan dil kullanma

•             Çocuğun sorunlarını onun yanında ya da sınıfta konuşmak

Veliler ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Kapı ağzında ayak üstü veli görüşmeleri yapmak

•             Konuşmada giriş-gelişme-sonuç bölümlerinin olmayışı

•             Görüşmelerde argo sözcükler (içten pazarlıklı, azıyor, saygı göstermiyor, şımarık) kullanmak

•             Veli ile aşırı samimiyet kurmak

•             Aşırı savunucu bir dil kullanmak

•             Özel telefonunu veliye vermek

•             Çocuğun bir sorununu konuşurken tanı koyucu konuşmalar (dikkat bozukluğu, hiperaktivite vb.) yapmak

•             Çok genel tanımlamalar (iletişimi iyi, gelişimi iyi, çok sosyal) yapmak

•             Velilere kızıp tepkisini çocuğa yansıtmak

Kişisel gelişim ile ilgili olumsuz tutum ve davranışlar:

•             Kendini güncellememek

•             Genel kültür düzeyini geliştirmemek

•             Mesleki gelişmeleri takip etmemek

•             Kitap okumamak

Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler için belirtilen bu sorunların bir çoğu belki de her kademe öğretmeni için geçerlidir. Şüphesiz ki, bu sorunlar ve eksikliklerin tümünün bir öğretmende toplanmış olduğu söylenemez. Ancak, öğretmenlerin bir çoğunun, mesleklerini yaparken bu sorunlardan bir kaçını yaşıyor olma ihtimali hiç de az değildir.

Profesyonellik, yaptığı işi inceliklerini bilerek yapabilmeyi gerektirir. Elbette ki, bir öğretmenin mesleğin bütün ayrıntılarına hakim olması mümkün olmayabilir. Ancak, fark yaratan öğretmenler de, eksikliklerini görüp bunu tamamlama çabasını gösteren öğretmenlerdir.

Bir öğretmende burada sözünü ettiğimiz eksikliklerden bazıları olabilir. Mesleki ve kişisel gelişimde, bu eksiklikleri görmek ilk adımı oluşturur. Eksik alanlar tespit edildikten sonra öncelikler belirlenerek yıllık bir plan çerçevesinde bu eksikliklerin giderilmesi için çaba harcamak profesyonelliğin bir gereğidir.

Öğretmenlik, herşeyden önce bilimsel ve profesyonel bir meslektir. Her meslek de insana doğrudan ya da dolaylı olarak hizmet etmektir. Hizmet eden olmak da yeterince anlamlı ve değerlidir.

Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın

Eğitimtercihi

Son Güncelleme: Cuma, 19 Nisan 2013 12:47

Gösterim: 4709

Milli Eğitim Bakanlığı, “Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi” ile 2 bin 100 kadına evde çocuk bakımı eğitimi verecek ve bu eğitimler sonunda  kursa katılanlar istihdam edilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK), okul öncesi eğitimin niteliğini ve kalitesini artırmak için üniversitelerin ilgili fakültelerinin programlarını inceleyecek.

MEB, 2010 yılından itibaren uygulamaya koyduğu "Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi" kapsamında çalışmalarını sürdürüyor.

Projeyle dezavantajlı çocukların gündüz çocuk bakım ve okul öncesi eğitime kayıtla devamlarının artırılması, nitelikli toplum temelli gündüz çocuk bakım ve okul öncesi eğitim hizmet modelleri geliştirilecek. Proje kapsamında, çocuklarını okul öncesine ve ilköğretime zamanında kayıt ettirmeyi isteyen ailelerin sayısı artırılması ile okul öncesi eğitim hizmetlerinin geliştirilmesi de amaçlanıyor.

Yaklaşık 17 milyon avro bütçesi olan projede, toplum temelli gündüz çocuk bakım ve okul öncesi eğitim konusunda MEB kurumlarının kapasite ve programlarının geliştirilmesi amacıyla Van, Erzurum, Ağrı, Şanlıurfa, Diyarbakır, Hatay, Mersin, Ankara, İzmir ile Adana'da devam eden pilot uygulamalar yapıldı.

Proje kapsamında, ulusal ölçekte uygulanan tüm okul öncesi eğitim programlarının 0-36 ay programı, 36-66 ay programı ve modüler programlar, 40 akademisyen ve 28 uygulayıcının desteğiyle güncellendi ve Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylandı.

Proje kapsamında 0-36 aylık çocuklar için eğitim programı, eğitim programıyla bütünleştirilmiş aile destek eğitimi, 0-36 aylık çocuklara yönelik etkinlikler, okul öncesi eğitim programlarıyla okul öncesi eğitiminde etkinlikler, okul öncesi eğitim programı ile bütünleştirilmiş aile destek eğitimi, okul öncesi eğitimde rehberlik programı ve 0-18 yaş aile eğitim programı geliştirildi. Bununla birlikte sağlık, beslenme, bakım el kitabı ve çocuklara yönelik 2 kavram kitabı hazırlandı.

Güncellenen okul öncesi programların üniversitelerin ilgili fakültelerinin de programında yer alması için YÖK ile yapılan istişare toplantıları sonucu temmuz ayında kurulacak komisyon aracılığıyla üniversite programlarının gözden geçirilmesine karar verildi.

Programlar için yaklaşık 600 öğretmene ''okul öncesi eğitim programı eğitici eğitimi'' verildi. Bu kapsamda 10 binin üzerinde öğretmene ulaşılması ve eğitim verilmesi amaçlanıyor.

2 bin 100 kadına evde çocuk bakımı eğitimi verilecek

Ayrıca, 2 bin 100 kadının ''evde çocuk bakımı'' kursuna katılarak, istihdam edilme olasılıklarının artırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Proje, ölçme değerlendirme etkinliklerinin tamamlanmasından sonra pilot uygulamalardan alınan geri dönüşler programa yansıtılarak, 2013-2014 eğitim öğretim yılı itibarıyla ülke genelinde uygulamaya geçilecek.

> Ev kadınlarına okul öncesi öğretmenliği

Milli Eğitim Bakanlığı, “Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi” ile 2 bin 100 kadına evde çocuk bakımı eğitimi verecek ve bu eğitimler sonunda  kursa katılanlar istihdam edilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK), okul öncesi eğitimin niteliğini ve kalitesini artırmak için üniversitelerin ilgili fakültelerinin programlarını inceleyecek.

MEB, 2010 yılından itibaren uygulamaya koyduğu "Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi" kapsamında çalışmalarını sürdürüyor.

Projeyle dezavantajlı çocukların gündüz çocuk bakım ve okul öncesi eğitime kayıtla devamlarının artırılması, nitelikli toplum temelli gündüz çocuk bakım ve okul öncesi eğitim hizmet modelleri geliştirilecek. Proje kapsamında, çocuklarını okul öncesine ve ilköğretime zamanında kayıt ettirmeyi isteyen ailelerin sayısı artırılması ile okul öncesi eğitim hizmetlerinin geliştirilmesi de amaçlanıyor.

Yaklaşık 17 milyon avro bütçesi olan projede, toplum temelli gündüz çocuk bakım ve okul öncesi eğitim konusunda MEB kurumlarının kapasite ve programlarının geliştirilmesi amacıyla Van, Erzurum, Ağrı, Şanlıurfa, Diyarbakır, Hatay, Mersin, Ankara, İzmir ile Adana'da devam eden pilot uygulamalar yapıldı.

Proje kapsamında, ulusal ölçekte uygulanan tüm okul öncesi eğitim programlarının 0-36 ay programı, 36-66 ay programı ve modüler programlar, 40 akademisyen ve 28 uygulayıcının desteğiyle güncellendi ve Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylandı.

Proje kapsamında 0-36 aylık çocuklar için eğitim programı, eğitim programıyla bütünleştirilmiş aile destek eğitimi, 0-36 aylık çocuklara yönelik etkinlikler, okul öncesi eğitim programlarıyla okul öncesi eğitiminde etkinlikler, okul öncesi eğitim programı ile bütünleştirilmiş aile destek eğitimi, okul öncesi eğitimde rehberlik programı ve 0-18 yaş aile eğitim programı geliştirildi. Bununla birlikte sağlık, beslenme, bakım el kitabı ve çocuklara yönelik 2 kavram kitabı hazırlandı.

Güncellenen okul öncesi programların üniversitelerin ilgili fakültelerinin de programında yer alması için YÖK ile yapılan istişare toplantıları sonucu temmuz ayında kurulacak komisyon aracılığıyla üniversite programlarının gözden geçirilmesine karar verildi.

Programlar için yaklaşık 600 öğretmene ''okul öncesi eğitim programı eğitici eğitimi'' verildi. Bu kapsamda 10 binin üzerinde öğretmene ulaşılması ve eğitim verilmesi amaçlanıyor.

2 bin 100 kadına evde çocuk bakımı eğitimi verilecek

Ayrıca, 2 bin 100 kadının ''evde çocuk bakımı'' kursuna katılarak, istihdam edilme olasılıklarının artırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Proje, ölçme değerlendirme etkinliklerinin tamamlanmasından sonra pilot uygulamalardan alınan geri dönüşler programa yansıtılarak, 2013-2014 eğitim öğretim yılı itibarıyla ülke genelinde uygulamaya geçilecek.

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Nisan 2013 13:05

Gösterim: 4939

Türkiye'nin spor müsabakalarında daha başarılı sonuçlar elde etmesi için çocuklar, okul öncesinden başlayarak yetenek taramasından geçirilecek, yetenekli olanlar uygun spor dallarına yönlendirilecek ve yeterli düzeyde spor eğitimi almaları sağlanacak.

Hükümetin 2013 yılı programına göre, aktif spor yapan kişi sayısının artması, farklı spor dallarının yaygınlaştırılması teşvik edilecek ve spor müsabakalarında Türkiye'nin daha fazla derece elde etmesine öncelik verilecek.

Bu kapsamda, ilk ve orta öğretimdeki spor eğitiminin okul öncesinden başlanarak iyileştirilmesine yönelik tedbirler alınacak.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğunda yürütülecek çalışmalara Gençlik ve Spor Bakanlığı, federasyonlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları da destek verecek.

Spor eğitimi okul öncesinden başlanarak eğitimin tüm kademelerinde yaygınlaştıracak, çocukların farklı spor branşlarıyla ilgilenmesi sağlanacak. Okullara antrenör desteği verilecek ve mevcut spor liselerinin branşlaşması sağlanacak.

Başarılı sporculara sağlanan burslar artırılacak

Spor alanında yetenekli bireylerin erken yaşta tespit edilmesine yönelik düzenlemeler de hayata geçirilecek. Çocuklar, okul öncesinden başlayarak yetenek taramasından geçirilecek, yetenekli olanlar uygun spor dallarına yönlendirilecek ve yeterli düzeyde spor eğitimi almaları sağlanacak.

Halkın spora olan ilgisini artıracak proje ve kampanyalar desteklenecek ve geliştirilecek. Medyada, popüler spor branşları dışındaki spor dallarına daha fazla yer verilmesi sağlanacak.

Dezavantajlı grupların katılımı için projeler geliştirilecek

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kontrolünde, dezavantajlı kesimlerin sportif faaliyetlere katılımlarını teşvik edecek özel projeler geliştirilecek.

Bu kişilerin spor tesislerine erişimleri sağlanacak ve bu tesislerde uzman antrenör istihdam edilecek. Çalışmalara yerel yönetimler de katkı sunacak.

Başarılı sporculara sağlanan burslar artırılacak, kendilerine uygun antrenman ortamlarının ve kalifiye antrenörlerin tahsis edilmesi sağlanacak, üniversiteye yerleşme süreçlerinde iyileştirmeler yapılacak.

Sporcu eğitim merkezleri altyapı ve eğitimci açısından desteklenecek, yeterli sayı ve kalitede olimpiyat hazırlık merkezi oluşturulacak. Spor eğitmenlerinin eğitimi bir sistem dahilinde yeniden düzenlenecek.

> Geleceğin şampiyonları okul öncesinde keşfedilecek

Türkiye'nin spor müsabakalarında daha başarılı sonuçlar elde etmesi için çocuklar, okul öncesinden başlayarak yetenek taramasından geçirilecek, yetenekli olanlar uygun spor dallarına yönlendirilecek ve yeterli düzeyde spor eğitimi almaları sağlanacak.

Hükümetin 2013 yılı programına göre, aktif spor yapan kişi sayısının artması, farklı spor dallarının yaygınlaştırılması teşvik edilecek ve spor müsabakalarında Türkiye'nin daha fazla derece elde etmesine öncelik verilecek.

Bu kapsamda, ilk ve orta öğretimdeki spor eğitiminin okul öncesinden başlanarak iyileştirilmesine yönelik tedbirler alınacak.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumluluğunda yürütülecek çalışmalara Gençlik ve Spor Bakanlığı, federasyonlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları da destek verecek.

Spor eğitimi okul öncesinden başlanarak eğitimin tüm kademelerinde yaygınlaştıracak, çocukların farklı spor branşlarıyla ilgilenmesi sağlanacak. Okullara antrenör desteği verilecek ve mevcut spor liselerinin branşlaşması sağlanacak.

Başarılı sporculara sağlanan burslar artırılacak

Spor alanında yetenekli bireylerin erken yaşta tespit edilmesine yönelik düzenlemeler de hayata geçirilecek. Çocuklar, okul öncesinden başlayarak yetenek taramasından geçirilecek, yetenekli olanlar uygun spor dallarına yönlendirilecek ve yeterli düzeyde spor eğitimi almaları sağlanacak.

Halkın spora olan ilgisini artıracak proje ve kampanyalar desteklenecek ve geliştirilecek. Medyada, popüler spor branşları dışındaki spor dallarına daha fazla yer verilmesi sağlanacak.

Dezavantajlı grupların katılımı için projeler geliştirilecek

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kontrolünde, dezavantajlı kesimlerin sportif faaliyetlere katılımlarını teşvik edecek özel projeler geliştirilecek.

Bu kişilerin spor tesislerine erişimleri sağlanacak ve bu tesislerde uzman antrenör istihdam edilecek. Çalışmalara yerel yönetimler de katkı sunacak.

Başarılı sporculara sağlanan burslar artırılacak, kendilerine uygun antrenman ortamlarının ve kalifiye antrenörlerin tahsis edilmesi sağlanacak, üniversiteye yerleşme süreçlerinde iyileştirmeler yapılacak.

Sporcu eğitim merkezleri altyapı ve eğitimci açısından desteklenecek, yeterli sayı ve kalitede olimpiyat hazırlık merkezi oluşturulacak. Spor eğitmenlerinin eğitimi bir sistem dahilinde yeniden düzenlenecek.

Son Güncelleme: Pazar, 04 Kasım 2012 12:07

Gösterim: 4215

Antalya, okul öncesi eğitimde ‘Her Okula Bir Anasınıfı’ kampanyası kapsamında yapılan çalışmalarla okul öncesi okullaşmada 49. sıradan 3.üncü sıraya yükseldi

Antalya Valiliği koordinesinde başlatılan ''Her İlçeye Bir Anaokulu, Her Okula Bir Ana Sınıfı'' kampanyası kapsamında yapılan çalışmalarla okul öncesi okullaşmada 2010-2011 yılında ülke genelinde 49'uncu sırada olan Antalya, bu eğitim öğretim yılında 3'üncülüğe yükseldi.

Okul öncesi okullaşmada 2010-2011 eğitim öğretim yılında yüzde 72'lik oranla iller arasında Türkiye 49'uncusu olan Antalya'da bu oranın yükseltilmesi için çalışma başlatıldı. Valilik koordinesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünce başlatılan ''Her İlçeye Bir Anaokulu, Her Okula Bir Ana Sınıfı'' kampanyası kapsamında okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasına çalışıldı.

Proje ile dezavantajlı çocukların da okul öncesi eğitimden yararlanması için Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Anasınıfı, Gezici Anasınıfı, Görme ve Zihinsel Engelliler Anasınıfı ve Hastane İlköğretim Okulu Anasınıfı gibi anasınıfları oluşturuldu.

Yapılan çalışmalar sonucunda bu eğitim öğretim yılında Antalya, Türkiye'de genelinde 81 il arasında okul öncesi okullaşmada yüzde 100 ile birinci olan Burdur, yüzde 94,48 ile ikinci olan Çanakkale'nin ardından yüzde 93,89 ile 3'üncülüğü elde etti.

Ev ev gezildi, hedefin 4 puan üzerine çıkıldı

İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Antalya'nın göç alan bir il olması nedeniyle okul öncesi eğitimle çocukları ortak bir kültürde birleştirmek istediklerini belirtti.

İlde okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için başlattıkları birçok proje olduğunu, projelerin olumlu yansımalarını görmeye başladıklarını ifade eden Gülay, ''Genel olarak projelerde başarı sağlanabilmesi okul öncesi eğitiminden geçiyor. Çünkü 5 yaş, çok kolay öğrenilebilen bir yaştır. Bu yaştaki çocukların alacakları eğitimi çok önemsedik'' dedi.

Gülay, 3 yıl önce Vali Ahmet Altıparmak ile okul öncesi eğitimi nasıl yaygınlaştırabilecekleri konusunda bazı çalışmalar başlattıklarını anlatarak, şunları söyledi:

''2010-2011 eğitim öğretim yılında okul öncesi okullaşmada yüzde 72'lik oranla Türkiye 49'uncusu idik. Başlattığımız çalışmalarla 2011-2012 eğitim öğretim döneminde yüzde 78'lik oranla Türkiye 33'üncülüğüne yükseldik. Bu eğitim öğretim yılında da yüzde 93,89 ile Türkiye 3'üncüsü olduk. Bu başarıda başta sayın valimiz olmak üzere kaymakamlarımız, ilçe milli eğitim müdürlerimiz ve öğretmenlerimizin çok büyük emeği var.''

Gülay, proje kapsamında ev ev gezdiklerini, Antalya'da hemen hemen her eve gittiklerini kaydederek, 5 yaşındaki her çocuğu kayıt yaptıklarını, velilerin çocuklarını anasınıfına kayıt yaptırmaları konusunda ebeveynlere yönelik eğitimler verdiklerini dile getirdi.

Bu süreçte özellikle fiziki yapılanmada eksikler yaşadıklarını, ancak hayırsever vatandaşların sayesinde bunları da büyük oranda aştıklarını vurgulayan Gülay, şöyle devam etti:

''Proje kapsamında bazı hayırseverlerimiz okul bahçelerine 2-3 derslikli anasınıfı yaptırdı. Projeye başlamadan önce Antalya'nın 5 ilçesinde anaokulu vardı, şimdi ise 19 ilçemizde anaokulumuz var. İlköğretimde anasınıfı olmayan okulumuz kalmadı. Anasınıfları yaptırarak okul öncesi okullaşma oranımızın artmasını sağlayan hayırseverlerimize çok teşekkür ediyorum. Antalya'da bugün 5 yaşındaki 100 çocuğumuzdan 94'ü okul öncesi eğitimlerini almaya başladı.''

''Başarıda bize en büyük desteği anneler verdi''

Gülay, hazırladıkları Stratejik Eylem Planlarına göre bu yıl okul öncesinde yüzde 90 okullaşma oranını hedeflediklerini, ancak hedeflerinin 4 puan üzerine çıktıklarını, bunun da kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

''İstikrarlı bir şekilde okul öncesi okullaşma oranımız arttı, sürekli yükselen bir trend var'' diyen Gülay, ''Bu da hedeflerimizin tuttuğunu gösteriyor. Anne ve babalara çok teşekkür ediyorum. Çünkü 5 yaşındaki yavrularını bizlere emanet ediyorlar, bize güveniyorlar. Bu başarıda bize en büyük desteği anneler verdi. Bizden küçük iki il Burdur ve Çanakkale sıralamada üzerimizde. Ancak diğer büyükşehirler Antalya'nın altında kalıyor'' diye konuştu.

Öğrenci velisi Türkan Tak da kızının anasınıfına başladıktan sonra daha düzenli bir hayatı olmaya başladığını belirterek, ''Ben müdahale etmeden oyuncaklarını toplama, uyku saatlerinde düzelmeler oldu. Yemek yeme konusunda sıkıntılarımız vardı, onları da aştık. Faaaliyetlere katılımı, el becerileri çok gelişti, özellikle parmak kasları gelişti. Okul öncesi eğitimin faydasını biz çocuğumuzda gördük'' dedi.

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. 

> Okul öncesinde bu il diğerlerine fark attı!

Antalya, okul öncesi eğitimde ‘Her Okula Bir Anasınıfı’ kampanyası kapsamında yapılan çalışmalarla okul öncesi okullaşmada 49. sıradan 3.üncü sıraya yükseldi

Antalya Valiliği koordinesinde başlatılan ''Her İlçeye Bir Anaokulu, Her Okula Bir Ana Sınıfı'' kampanyası kapsamında yapılan çalışmalarla okul öncesi okullaşmada 2010-2011 yılında ülke genelinde 49'uncu sırada olan Antalya, bu eğitim öğretim yılında 3'üncülüğe yükseldi.

Okul öncesi okullaşmada 2010-2011 eğitim öğretim yılında yüzde 72'lik oranla iller arasında Türkiye 49'uncusu olan Antalya'da bu oranın yükseltilmesi için çalışma başlatıldı. Valilik koordinesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünce başlatılan ''Her İlçeye Bir Anaokulu, Her Okula Bir Ana Sınıfı'' kampanyası kapsamında okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasına çalışıldı.

Proje ile dezavantajlı çocukların da okul öncesi eğitimden yararlanması için Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Anasınıfı, Gezici Anasınıfı, Görme ve Zihinsel Engelliler Anasınıfı ve Hastane İlköğretim Okulu Anasınıfı gibi anasınıfları oluşturuldu.

Yapılan çalışmalar sonucunda bu eğitim öğretim yılında Antalya, Türkiye'de genelinde 81 il arasında okul öncesi okullaşmada yüzde 100 ile birinci olan Burdur, yüzde 94,48 ile ikinci olan Çanakkale'nin ardından yüzde 93,89 ile 3'üncülüğü elde etti.

Ev ev gezildi, hedefin 4 puan üzerine çıkıldı

İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Antalya'nın göç alan bir il olması nedeniyle okul öncesi eğitimle çocukları ortak bir kültürde birleştirmek istediklerini belirtti.

İlde okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için başlattıkları birçok proje olduğunu, projelerin olumlu yansımalarını görmeye başladıklarını ifade eden Gülay, ''Genel olarak projelerde başarı sağlanabilmesi okul öncesi eğitiminden geçiyor. Çünkü 5 yaş, çok kolay öğrenilebilen bir yaştır. Bu yaştaki çocukların alacakları eğitimi çok önemsedik'' dedi.

Gülay, 3 yıl önce Vali Ahmet Altıparmak ile okul öncesi eğitimi nasıl yaygınlaştırabilecekleri konusunda bazı çalışmalar başlattıklarını anlatarak, şunları söyledi:

''2010-2011 eğitim öğretim yılında okul öncesi okullaşmada yüzde 72'lik oranla Türkiye 49'uncusu idik. Başlattığımız çalışmalarla 2011-2012 eğitim öğretim döneminde yüzde 78'lik oranla Türkiye 33'üncülüğüne yükseldik. Bu eğitim öğretim yılında da yüzde 93,89 ile Türkiye 3'üncüsü olduk. Bu başarıda başta sayın valimiz olmak üzere kaymakamlarımız, ilçe milli eğitim müdürlerimiz ve öğretmenlerimizin çok büyük emeği var.''

Gülay, proje kapsamında ev ev gezdiklerini, Antalya'da hemen hemen her eve gittiklerini kaydederek, 5 yaşındaki her çocuğu kayıt yaptıklarını, velilerin çocuklarını anasınıfına kayıt yaptırmaları konusunda ebeveynlere yönelik eğitimler verdiklerini dile getirdi.

Bu süreçte özellikle fiziki yapılanmada eksikler yaşadıklarını, ancak hayırsever vatandaşların sayesinde bunları da büyük oranda aştıklarını vurgulayan Gülay, şöyle devam etti:

''Proje kapsamında bazı hayırseverlerimiz okul bahçelerine 2-3 derslikli anasınıfı yaptırdı. Projeye başlamadan önce Antalya'nın 5 ilçesinde anaokulu vardı, şimdi ise 19 ilçemizde anaokulumuz var. İlköğretimde anasınıfı olmayan okulumuz kalmadı. Anasınıfları yaptırarak okul öncesi okullaşma oranımızın artmasını sağlayan hayırseverlerimize çok teşekkür ediyorum. Antalya'da bugün 5 yaşındaki 100 çocuğumuzdan 94'ü okul öncesi eğitimlerini almaya başladı.''

''Başarıda bize en büyük desteği anneler verdi''

Gülay, hazırladıkları Stratejik Eylem Planlarına göre bu yıl okul öncesinde yüzde 90 okullaşma oranını hedeflediklerini, ancak hedeflerinin 4 puan üzerine çıktıklarını, bunun da kendilerini mutlu ettiğini söyledi.

''İstikrarlı bir şekilde okul öncesi okullaşma oranımız arttı, sürekli yükselen bir trend var'' diyen Gülay, ''Bu da hedeflerimizin tuttuğunu gösteriyor. Anne ve babalara çok teşekkür ediyorum. Çünkü 5 yaşındaki yavrularını bizlere emanet ediyorlar, bize güveniyorlar. Bu başarıda bize en büyük desteği anneler verdi. Bizden küçük iki il Burdur ve Çanakkale sıralamada üzerimizde. Ancak diğer büyükşehirler Antalya'nın altında kalıyor'' diye konuştu.

Öğrenci velisi Türkan Tak da kızının anasınıfına başladıktan sonra daha düzenli bir hayatı olmaya başladığını belirterek, ''Ben müdahale etmeden oyuncaklarını toplama, uyku saatlerinde düzelmeler oldu. Yemek yeme konusunda sıkıntılarımız vardı, onları da aştık. Faaaliyetlere katılımı, el becerileri çok gelişti, özellikle parmak kasları gelişti. Okul öncesi eğitimin faydasını biz çocuğumuzda gördük'' dedi.

YASAL UYARI: Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. 

Son Güncelleme: Cuma, 15 Mart 2013 11:50

Gösterim: 4447

MEB, okul öncesi eğitimden yararlanamayan 60-72 aylık çocuklar için eğitim programı başlatıyor.

MEB 60-72 aylık çocuklara eğitim programı başlatıyorMilli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve geliştirmek, çalışan anne babanın taleplerini karşılamak için her yıl yaz eğitim programları düzenliyor.

Bu sene düzenlenecek eğitimler, gelecek öğretim yılından itibaren ilköğretim birinci sınıfa başlayacak 66-72 aylık çocukların yaz boyunca okul öncesi eğitim almalarını sağlaması açısından önem taşıyor.

Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği'ne göre, okul müdürlüğünce Okul Öncesi Eğitim Programı doğrultusunda, çocuklar için önem ve öncelik arz eden konuları kapsayan ve valiliklerce onaylanacak program çerçevesinde iki ayı geçmemek üzere yaz aylarında eğitim yapılabiliyor.

Temmuz ayında başlayacak yaz eğitimleri, ağustos ayında da devam edecek. Bu eğitim boyunca çocuklara psiko-motor, sosyal duygusal, bilişsel ve dil gelişimleri, öz bakım becerileri kazandırılacak.

Eğitimlerin birinci ayında, öğretmenler 60-72 aylık çocuklara bedensel koordinasyon,denge, büyük ve küçük kaslarını kullanarak güç gerektiren hareketleri yapabilmeyi öğretecek.

Öğrenciler, duygularını söyleyebilme, olumlu duygu ve düşüncelerini uygun şekilde ortaya koyma, yeni ve alışılmamış durumlara uyum sağlama, başladığı işi bitirme çabası, insanların farklı özelliklerini kabul etme, sorumluluk alma, nezaket sözcüklerini kullanma, çevresinde gördüğü rahatsız edici durumları fark etme ve günlük yaşamdaki kurallara uyma gibi kazanımlar edinecek.

Dengeli beslenmeye ilişkin bilgiler de verilecek eğitim kapsamında, öğrencilerin yiyecekleri ayırım yapmadan, yeterli miktarda yeme ve sağlığı olumsuz etkileyenleri yemekten kaçınma kazanımları elde etmesi bekleniyor.

Öğrencilere, seçtikleri giysiyi kendi kendilerine doğru şekilde giyebilmeleri öğretilecek.

Bunun yanı sıra öğrencilere gerekli temizlik kuralları da öğretilecek. Öğrenci gerektiğinde el yüz ve vücudunun diğer kısımlarını uygun biçimde yıkamayı, tuvalet gereksiniminin giderilmesine yönelik uygun işleri yapabilmeyi, temizlik malzemelerini doğru kullanabilmeyi öğrenecek.

Ayrıca öğrencilere kendilerini kazalardan, tehlikelerden koruma, tehlike anında yetişkinlerden yardım isteme kazanımları da edinilecek.

> MEB 60-72 aylık çocuklar için eğitim programı başlatıyor

MEB, okul öncesi eğitimden yararlanamayan 60-72 aylık çocuklar için eğitim programı başlatıyor.

MEB 60-72 aylık çocuklara eğitim programı başlatıyorMilli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak ve geliştirmek, çalışan anne babanın taleplerini karşılamak için her yıl yaz eğitim programları düzenliyor.

Bu sene düzenlenecek eğitimler, gelecek öğretim yılından itibaren ilköğretim birinci sınıfa başlayacak 66-72 aylık çocukların yaz boyunca okul öncesi eğitim almalarını sağlaması açısından önem taşıyor.

Okul Öncesi Eğitim Kurumları Yönetmeliği'ne göre, okul müdürlüğünce Okul Öncesi Eğitim Programı doğrultusunda, çocuklar için önem ve öncelik arz eden konuları kapsayan ve valiliklerce onaylanacak program çerçevesinde iki ayı geçmemek üzere yaz aylarında eğitim yapılabiliyor.

Temmuz ayında başlayacak yaz eğitimleri, ağustos ayında da devam edecek. Bu eğitim boyunca çocuklara psiko-motor, sosyal duygusal, bilişsel ve dil gelişimleri, öz bakım becerileri kazandırılacak.

Eğitimlerin birinci ayında, öğretmenler 60-72 aylık çocuklara bedensel koordinasyon,denge, büyük ve küçük kaslarını kullanarak güç gerektiren hareketleri yapabilmeyi öğretecek.

Öğrenciler, duygularını söyleyebilme, olumlu duygu ve düşüncelerini uygun şekilde ortaya koyma, yeni ve alışılmamış durumlara uyum sağlama, başladığı işi bitirme çabası, insanların farklı özelliklerini kabul etme, sorumluluk alma, nezaket sözcüklerini kullanma, çevresinde gördüğü rahatsız edici durumları fark etme ve günlük yaşamdaki kurallara uyma gibi kazanımlar edinecek.

Dengeli beslenmeye ilişkin bilgiler de verilecek eğitim kapsamında, öğrencilerin yiyecekleri ayırım yapmadan, yeterli miktarda yeme ve sağlığı olumsuz etkileyenleri yemekten kaçınma kazanımları elde etmesi bekleniyor.

Öğrencilere, seçtikleri giysiyi kendi kendilerine doğru şekilde giyebilmeleri öğretilecek.

Bunun yanı sıra öğrencilere gerekli temizlik kuralları da öğretilecek. Öğrenci gerektiğinde el yüz ve vücudunun diğer kısımlarını uygun biçimde yıkamayı, tuvalet gereksiniminin giderilmesine yönelik uygun işleri yapabilmeyi, temizlik malzemelerini doğru kullanabilmeyi öğrenecek.

Ayrıca öğrencilere kendilerini kazalardan, tehlikelerden koruma, tehlike anında yetişkinlerden yardım isteme kazanımları da edinilecek.

Son Güncelleme: Perşembe, 21 Haziran 2012 13:48

Gösterim: 11950


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.