Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, dün kavgalı geçen Milli Eğitim Komisyonu'nda kabul edilen 12 yıllık zorunlu eğitimle ilgili toplantının yok hükmünde olduğunu ve komisyonun çalışmalarına kaldığı yerden devam etmesi talebini TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e ilettiklerini, Çiçek'in de İçtüzük ve anayasal olanakları araştıracağını söylediğini aktardı.
MHP Grup başkanvekilleri Mehmet Şandır ve Oktay Vural, TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyeleri Özcan Yeniçeri, Zuhal Topçu ve MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile bu sabah yaptıkları görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi. Şandır, dün Milli Eğitim Komisyonu'nda yaşananlarla ilgili olarak Meclis Başkanı Cemil Çiçek'i ziyaret ettiklerini belirterek, gazetecilere yapılan muameleyi şiddetle kınadıklarını söyledi. Dünkü komisyon
toplantısında İçtüzük ihlali yapıldığını belirten Şandır, "Bu görüşmelerin yok sayılması, kalındığı yerden tekrar devam edilmesi gerekmektedir. Israr edildiği takdirde bu kanunu MHP olarak biz, 'hukuk dışı, meşruiyeti tartışılır' bir kanun teklifi olarak değerlendireceğiz, komisyonun raporunu da yok hükmünde sayacağız" dedi.
"PARMAKLARINI KULLANAMAYANLAR, YUMRUKLARINI KULLANMIŞTIR"
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, yaralanan gazetecilere geçmiş olsun dileklerini ileterek, "İşte sizin manşetlere taşıdığınız, 'ileri demokrasi', 'yeni Türkiye' işte böyle bir Türkiye. Bu ileri demokraside basın susturulabilir, milli egemenlik tahakküm altına alınabilir, her an izlenebilirsiniz, her an dinlenebilirsiniz, bir gün gelir yandaşlarınız sizin kandaşınız olmaya başlar, sizin muhalifiniz olmaya başlar. Böyle bir Türkiye yaşıyoruz, böyle bir Türkiye yakışmıyor bu millete" diye konuştu.
Dün milletin iradesiyle önerge vererek kanunun değiştirilmesini isteyecek MHP'li vekillere söz hakkı verilmediğini belirten Vural, "Doğrudan milli egemenlik gasp edilmiştir, şiddet kullanarak gasp edilmiştir. Çoğunluk iradesi parmaklarını kullanamayanlar, o gün orada yumruğunu kullanmıştır. Ve milletvekillerimizin hazırladıkları önergeler maalesef işleme alınmamıştır. Bu yönüyle bakıldığı zaman, bizim için bu komisyon toplantısı yok hükmündedir. Böyle bir toplantıda, milletvekillerimizin katılması, söz
hakkını kullanması, önergelerle değiştirme hakkı fiilen engellenmiştir" şeklinde konuştu.
TCK'NİN 311. MADDESİ
Türk Ceza Kanunu'nun 311. maddesinde 'Cebir ve şiddet kullanarak TBMM'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılırlar' hükmünün yer aldığına işaret eden Vural, şöyle devam etti:
"Bugün cebir ve şiddet kullanarak milletvekillerimizin görevini yapması engellenmiştir. Buna izin vermemiz mümkün değildir, herkes haddini bilsin. MHP olarak milletvekillerimizin bu yetkilerini her zaman, her yerde kullandırtmaya da kararlı olduğumuzu bilmelerini istiyorum. Bu bakımdan, bu komisyonda kabul edilen kanun teklifi, Sayın Meclis Başkanına da ilettik, bizim için kesinlikle yok hükmündedir. Egemenliğe ve millet iradesine darbe vurmuşlardır. Söyleyecek sözü olmayanlar, milletvekillerimizin
vereceği önergeden korkanlar, sözlerden korkanlar, getirdikleri kanun teklifini savunacak yüreği olmayanlar milletvekillerimizi susturmuşlardır, hem de cebir ve şiddet kullanarak susturmuşlardır."
"KOMİSYON RAPORU GERİ ÇEKİLSİN"
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Komisyon Başkanı Nabi Avcı'ya çağrıda bulunan Vural, "Bu komisyon raporu usulüne, esasına uygun değildir, yok hükmündedir. Yok hükmünde olan bir kanun teklifiyle ilgili raporun geçmiş olmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Çağrımız, bu raporun geri çekilmesi, komisyon çalışmalarının yeniden başlaması, usulüne uygun devam ederek, milletin iradesinin komisyonda tesis edilmesi, aynı zamanda ihtisas komisyonunda gerekli katkıları yaparak bu konuyla ilgili vatandaşlarımızın
hakkını, hukukunu korumaya, tercihlerini ifade etmeye uygun bir zemin hazırlanmasıdır" dedi.
Milletin komisyon toplantılarında ne olup bittiğini öğrenme hakkı olduğunu belirten Vural, "Bu hakkı sizi dışarı çıkararak, darp ederek susturmak isteyenlere karşı bir zamanlar sizler 'basın susturulamaz' diyordunuz. Bugün basın da susturuluyor, çoğunluk iradesi de cebir ve şiddet kullanarak bizi susturmaya çalışıyor, ama biz pabuç bırakmayız, bunları çok gördük. Mehter Marşı ile MHP sıralarına gelip, İzmir Marşı ile nasıl vukuatla, nasıl hasarla geriye döndüklerini de biliyoruz" diye konuştu.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in kendilerine cevabının ne olduğuna ilişkin bir soru üzerine Şandır, dün yaşananları bütün açıklığıyla anlattıklarını belirterek, "Endişelerimizi de ifade ettik. Yarını bugünden öngörmek mecburiyetindeyiz. Bunun Genel Kurul çalışmaları var. Bu gelişmenin Meclis'in diğer çalışmalara da yansıması var. Bunun tarihteki örneklerini de ifade ederek, bu gelişmelerin kötüye gittiğini, TBMM ve millete yakışmadığını, bir tedbir alınması gerektiğini ifade ettik. Meclis Başkanı, ortaya
koyduğumuz talebin, yani dünkü komisyon çalışmalarının yok sayılmasını, eğer 'kanun geçmiştir' hükmüne bağlı olarak bir rapor yapacaklarsa bunu yok sayacağımızı ve bu kanunu gayrı meşru ilan edeceğimizi ifade ettik. Meclis Başkanı İçtüzük'te, Anayasa'da, hukukta, teamüllerde, bu talebimizin yerini araştıracaklarını, inceleyeceklerini ve değerlendireceklerini ifade ettil 'fdştır. Bu yönüyle bakıldığı zaman, bizim içier. Sayın Meclis Başkanının bu noktadaki çalışmalarını bekleyeceğiz" dedi.
Şandır, Meclis Başkanı Çiçek'in de bu gelişmelerden son derece rahatsız olduğunu gördüklerini dile getirdi.
"20 DAKİKADA 20 MADDE GEÇTİ"
Şandır, dün iktidarın bu kanunu çıkartmak kararında olduğunu ve yaklaşık 20 maddenin 20 dakikada geçtiğini belirterek, normal koşullarda ise bir günde 2 maddenin geçtiğini söyledi. Şandır, "Bu bir yerden talimattı. Bu talimata Komisyon Başkanı ve AKP grubu fiziki güç kullanarak uymuştur" dedi.
"Biz bunu milletin iradesine karşı bir sivil darbe olarak nitelendiririz" diyen Şardın, millete şikayet edeceklerini söyledi. "Dün orada ölüm olabilirdi" diyen Şandır, Komisyon Başkanıyla görüşmesinin bile engellendiğini söyledi.
Şandır, talimatı kimin verdiğini düşündüklerinin sorulması üzerine ise, "Sayın Başbakan Mardin'de 'Bu kanun pazar günü çıkacak' dedi. Kimin talimatıyla, neye rağmen çıktığı, ölümü de göze alarak, neye rağmen çıktığını gördük. Kendi içinde bile tutarlılığı olmayan bir yasa teklifi Sayın Başbakanın talimatıyla çıkmıştır. Meclis komisyonları kendi gündemini kendisi belirler, dışarıdan belirleme imkanı yoktur. Sayın Başbakan Meclis'i de, komisyonu da yönetme kararına ulaşmışsa bu demokrasi değildir, bu tek
adam yönetimidir, diktatörlük olur, faşizm olur" dedi.
Teklif bu şekilde Genel Kurul'a gelirse tavırlarının ne olacağı yönündeki soruya yanıt veren Oktay Vural ise, "Gelmez", Şandır da "Gelmeyeceğini umut ediyoruz" yanıtını verdi. Sine-i millet ihtimalinin sorulması üzerine ise Şandır, "Gelmeyeceğini ümit ediyoruz. Herkesin aklını ve sağduyusunu bütünüyle kaybetmiş olmadığı umudundayız" dedi.
TCK'nin 311. maddesine göre suç duyurusunda bulunup bulunmayacaklarının sorulması üzerine Vural, bunun için suç duyurusuna gerek olmadığını belirterek, "Doğrudan doğruya cebir ve şiddet kullananlarla ilgili savcılar hemen müzekkere yazabiliyor, tezkere gönderebiliyor" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, dün kavgalı geçen Milli Eğitim Komisyonu'nda kabul edilen 12 yıllık zorunlu eğitimle ilgili toplantının yok hükmünde olduğunu ve komisyonun çalışmalarına kaldığı yerden devam etmesi talebini TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e ilettiklerini, Çiçek'in de İçtüzük ve anayasal olanakları araştıracağını söylediğini aktardı.
MHP Grup başkanvekilleri Mehmet Şandır ve Oktay Vural, TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyeleri Özcan Yeniçeri, Zuhal Topçu ve MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ile bu sabah yaptıkları görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi. Şandır, dün Milli Eğitim Komisyonu'nda yaşananlarla ilgili olarak Meclis Başkanı Cemil Çiçek'i ziyaret ettiklerini belirterek, gazetecilere yapılan muameleyi şiddetle kınadıklarını söyledi. Dünkü komisyon
toplantısında İçtüzük ihlali yapıldığını belirten Şandır, "Bu görüşmelerin yok sayılması, kalındığı yerden tekrar devam edilmesi gerekmektedir. Israr edildiği takdirde bu kanunu MHP olarak biz, 'hukuk dışı, meşruiyeti tartışılır' bir kanun teklifi olarak değerlendireceğiz, komisyonun raporunu da yok hükmünde sayacağız" dedi.
"PARMAKLARINI KULLANAMAYANLAR, YUMRUKLARINI KULLANMIŞTIR"
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da, yaralanan gazetecilere geçmiş olsun dileklerini ileterek, "İşte sizin manşetlere taşıdığınız, 'ileri demokrasi', 'yeni Türkiye' işte böyle bir Türkiye. Bu ileri demokraside basın susturulabilir, milli egemenlik tahakküm altına alınabilir, her an izlenebilirsiniz, her an dinlenebilirsiniz, bir gün gelir yandaşlarınız sizin kandaşınız olmaya başlar, sizin muhalifiniz olmaya başlar. Böyle bir Türkiye yaşıyoruz, böyle bir Türkiye yakışmıyor bu millete" diye konuştu.
Dün milletin iradesiyle önerge vererek kanunun değiştirilmesini isteyecek MHP'li vekillere söz hakkı verilmediğini belirten Vural, "Doğrudan milli egemenlik gasp edilmiştir, şiddet kullanarak gasp edilmiştir. Çoğunluk iradesi parmaklarını kullanamayanlar, o gün orada yumruğunu kullanmıştır. Ve milletvekillerimizin hazırladıkları önergeler maalesef işleme alınmamıştır. Bu yönüyle bakıldığı zaman, bizim için bu komisyon toplantısı yok hükmündedir. Böyle bir toplantıda, milletvekillerimizin katılması, söz
hakkını kullanması, önergelerle değiştirme hakkı fiilen engellenmiştir" şeklinde konuştu.
TCK'NİN 311. MADDESİ
Türk Ceza Kanunu'nun 311. maddesinde 'Cebir ve şiddet kullanarak TBMM'nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılırlar' hükmünün yer aldığına işaret eden Vural, şöyle devam etti:
"Bugün cebir ve şiddet kullanarak milletvekillerimizin görevini yapması engellenmiştir. Buna izin vermemiz mümkün değildir, herkes haddini bilsin. MHP olarak milletvekillerimizin bu yetkilerini her zaman, her yerde kullandırtmaya da kararlı olduğumuzu bilmelerini istiyorum. Bu bakımdan, bu komisyonda kabul edilen kanun teklifi, Sayın Meclis Başkanına da ilettik, bizim için kesinlikle yok hükmündedir. Egemenliğe ve millet iradesine darbe vurmuşlardır. Söyleyecek sözü olmayanlar, milletvekillerimizin
vereceği önergeden korkanlar, sözlerden korkanlar, getirdikleri kanun teklifini savunacak yüreği olmayanlar milletvekillerimizi susturmuşlardır, hem de cebir ve şiddet kullanarak susturmuşlardır."
"KOMİSYON RAPORU GERİ ÇEKİLSİN"
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Komisyon Başkanı Nabi Avcı'ya çağrıda bulunan Vural, "Bu komisyon raporu usulüne, esasına uygun değildir, yok hükmündedir. Yok hükmünde olan bir kanun teklifiyle ilgili raporun geçmiş olmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Çağrımız, bu raporun geri çekilmesi, komisyon çalışmalarının yeniden başlaması, usulüne uygun devam ederek, milletin iradesinin komisyonda tesis edilmesi, aynı zamanda ihtisas komisyonunda gerekli katkıları yaparak bu konuyla ilgili vatandaşlarımızın
hakkını, hukukunu korumaya, tercihlerini ifade etmeye uygun bir zemin hazırlanmasıdır" dedi.
Milletin komisyon toplantılarında ne olup bittiğini öğrenme hakkı olduğunu belirten Vural, "Bu hakkı sizi dışarı çıkararak, darp ederek susturmak isteyenlere karşı bir zamanlar sizler 'basın susturulamaz' diyordunuz. Bugün basın da susturuluyor, çoğunluk iradesi de cebir ve şiddet kullanarak bizi susturmaya çalışıyor, ama biz pabuç bırakmayız, bunları çok gördük. Mehter Marşı ile MHP sıralarına gelip, İzmir Marşı ile nasıl vukuatla, nasıl hasarla geriye döndüklerini de biliyoruz" diye konuştu.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in kendilerine cevabının ne olduğuna ilişkin bir soru üzerine Şandır, dün yaşananları bütün açıklığıyla anlattıklarını belirterek, "Endişelerimizi de ifade ettik. Yarını bugünden öngörmek mecburiyetindeyiz. Bunun Genel Kurul çalışmaları var. Bu gelişmenin Meclis'in diğer çalışmalara da yansıması var. Bunun tarihteki örneklerini de ifade ederek, bu gelişmelerin kötüye gittiğini, TBMM ve millete yakışmadığını, bir tedbir alınması gerektiğini ifade ettik. Meclis Başkanı, ortaya
koyduğumuz talebin, yani dünkü komisyon çalışmalarının yok sayılmasını, eğer 'kanun geçmiştir' hükmüne bağlı olarak bir rapor yapacaklarsa bunu yok sayacağımızı ve bu kanunu gayrı meşru ilan edeceğimizi ifade ettik. Meclis Başkanı İçtüzük'te, Anayasa'da, hukukta, teamüllerde, bu talebimizin yerini araştıracaklarını, inceleyeceklerini ve değerlendireceklerini ifade ettil 'fdştır. Bu yönüyle bakıldığı zaman, bizim içier. Sayın Meclis Başkanının bu noktadaki çalışmalarını bekleyeceğiz" dedi.
Şandır, Meclis Başkanı Çiçek'in de bu gelişmelerden son derece rahatsız olduğunu gördüklerini dile getirdi.
"20 DAKİKADA 20 MADDE GEÇTİ"
Şandır, dün iktidarın bu kanunu çıkartmak kararında olduğunu ve yaklaşık 20 maddenin 20 dakikada geçtiğini belirterek, normal koşullarda ise bir günde 2 maddenin geçtiğini söyledi. Şandır, "Bu bir yerden talimattı. Bu talimata Komisyon Başkanı ve AKP grubu fiziki güç kullanarak uymuştur" dedi.
"Biz bunu milletin iradesine karşı bir sivil darbe olarak nitelendiririz" diyen Şardın, millete şikayet edeceklerini söyledi. "Dün orada ölüm olabilirdi" diyen Şandır, Komisyon Başkanıyla görüşmesinin bile engellendiğini söyledi.
Şandır, talimatı kimin verdiğini düşündüklerinin sorulması üzerine ise, "Sayın Başbakan Mardin'de 'Bu kanun pazar günü çıkacak' dedi. Kimin talimatıyla, neye rağmen çıktığı, ölümü de göze alarak, neye rağmen çıktığını gördük. Kendi içinde bile tutarlılığı olmayan bir yasa teklifi Sayın Başbakanın talimatıyla çıkmıştır. Meclis komisyonları kendi gündemini kendisi belirler, dışarıdan belirleme imkanı yoktur. Sayın Başbakan Meclis'i de, komisyonu da yönetme kararına ulaşmışsa bu demokrasi değildir, bu tek
adam yönetimidir, diktatörlük olur, faşizm olur" dedi.
Teklif bu şekilde Genel Kurul'a gelirse tavırlarının ne olacağı yönündeki soruya yanıt veren Oktay Vural ise, "Gelmez", Şandır da "Gelmeyeceğini umut ediyoruz" yanıtını verdi. Sine-i millet ihtimalinin sorulması üzerine ise Şandır, "Gelmeyeceğini ümit ediyoruz. Herkesin aklını ve sağduyusunu bütünüyle kaybetmiş olmadığı umudundayız" dedi.
TCK'nin 311. maddesine göre suç duyurusunda bulunup bulunmayacaklarının sorulması üzerine Vural, bunun için suç duyurusuna gerek olmadığını belirterek, "Doğrudan doğruya cebir ve şiddet kullananlarla ilgili savcılar hemen müzekkere yazabiliyor, tezkere gönderebiliyor" dedi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 13:08
Gösterim: 2152
Anamuhalefet partisi ile hükümet arasında tartışamalar neden olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nın kutlanıp kutlanmayacağıyla ilgili CHP milletvekilinin soru önergesini Milli Eğitim Bakanı yanıtladı.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı'nın büyük coşku içinde kutlanmasına devam edileceğini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger'in yazılı soru önergesini yanıtlayan Dinçer, Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının, Ulusal Bayramlar ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamındaki Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti.
Valiliklere gönderilen yazıda, Başkent ve dışında yapılacak kutlamaların söz konusu yönetmelik çerçevesinde yerine getirilmesinin istendiğini kaydeden Dinçer, cevabında, ''Ayrıca Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının, günün anlam ve önemine uygun bir şekilde okullarımızda da öğrencilerin ve velilerin katılımı ile büyük bir coşku içerisinde kutlanmasına devam edileceği vurgulanmıştır'' ifadesine yer verdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Anamuhalefet partisi ile hükümet arasında tartışamalar neden olan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nın kutlanıp kutlanmayacağıyla ilgili CHP milletvekilinin soru önergesini Milli Eğitim Bakanı yanıtladı.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı'nın büyük coşku içinde kutlanmasına devam edileceğini belirtti.
CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger'in yazılı soru önergesini yanıtlayan Dinçer, Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının, Ulusal Bayramlar ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamındaki Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yürütüldüğünü ifade etti.
Valiliklere gönderilen yazıda, Başkent ve dışında yapılacak kutlamaların söz konusu yönetmelik çerçevesinde yerine getirilmesinin istendiğini kaydeden Dinçer, cevabında, ''Ayrıca Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarının, günün anlam ve önemine uygun bir şekilde okullarımızda da öğrencilerin ve velilerin katılımı ile büyük bir coşku içerisinde kutlanmasına devam edileceği vurgulanmıştır'' ifadesine yer verdi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 12:12
Gösterim: 2009
KCK soruşturması kapsamında tutuklu bulunanların savunmalarını Kürtçe dilinde yapmak istemelerine Yargıtay’dan red kararı geldi.
Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, sanığa, “Türkçe yeterli eğitimi var” diye Kürtçe savunma hakkı vermedi. Kararda, “Türk vatandaşı olup, Türkiye’de doğan, Türkçe dilinde yeterli eğitim gören sanık Türkçe’den başka dilde savunma yapamaz. Bu savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilemez” dendi. Diyarbakır’da, bir derginin sorumlu müdürlüğünü üstlenen E.S., silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan yargılandı. Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın Kürtçe savunma talebini kabul etmeyip, 17 Mayıs 2011’de mahkumiyete hükmetti. Sanık avukatı kararı Yargıtay’da temyiz etti. Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi bu temyiz talebini reddetti. Kürtçe savunma hakkı verilmemesini, savunma hakkının kısıtlanması saymayan Daire, mahkumiyet kararını yerinde buldu ve oybirliği ile düzelterek onadı. Kürtçe yerine “Türkçe’den başka dil” ifadesi kullanılan karar özetle şöyle: “Türk vatandaşı olup Türkiye’de doğan, Türkçe dilinde yeterli eğitim gören ve Türkçe dilinde yayınlanan dava konusu derginin sorumlu müdürlüğünü üstlenen sanığın, uyarı ve mehillere karşın Türkçe’den başka bir dilde savunma yapma konusundaki ısrarı üzerine, mahkemece yapılan uygulama savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık avukatının diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.”
(hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
KCK soruşturması kapsamında tutuklu bulunanların savunmalarını Kürtçe dilinde yapmak istemelerine Yargıtay’dan red kararı geldi.
Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, sanığa, “Türkçe yeterli eğitimi var” diye Kürtçe savunma hakkı vermedi. Kararda, “Türk vatandaşı olup, Türkiye’de doğan, Türkçe dilinde yeterli eğitim gören sanık Türkçe’den başka dilde savunma yapamaz. Bu savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilemez” dendi. Diyarbakır’da, bir derginin sorumlu müdürlüğünü üstlenen E.S., silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan yargılandı. Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın Kürtçe savunma talebini kabul etmeyip, 17 Mayıs 2011’de mahkumiyete hükmetti. Sanık avukatı kararı Yargıtay’da temyiz etti. Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi bu temyiz talebini reddetti. Kürtçe savunma hakkı verilmemesini, savunma hakkının kısıtlanması saymayan Daire, mahkumiyet kararını yerinde buldu ve oybirliği ile düzelterek onadı. Kürtçe yerine “Türkçe’den başka dil” ifadesi kullanılan karar özetle şöyle: “Türk vatandaşı olup Türkiye’de doğan, Türkçe dilinde yeterli eğitim gören ve Türkçe dilinde yayınlanan dava konusu derginin sorumlu müdürlüğünü üstlenen sanığın, uyarı ve mehillere karşın Türkçe’den başka bir dilde savunma yapma konusundaki ısrarı üzerine, mahkemece yapılan uygulama savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık avukatının diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.”
(hürriyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 10:53
Gösterim: 1952
EMİNE ÜLKER TARHAN
Muharrem İnce'nin ardından kısa bir açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise, komisyonda yaşananlar için; "Bugün parlamentoya AK Parti diktatörlüğü tarafından el konulmuştur.
Bugün itibariyle Başbakan'ın parmağı parlamentonun gözüne sokulmuştur. Bunu hepimiz gördük" dedi. 4+4+4 sisteminin komisyonda kabul edilmesiyle yoksul çocukların geleceğinin, eğitim hakkının gasp edildiğini ifade eden Tarhan, "AK Parti diktatörlüğüne hayırlı olsun diyorum" diye konuştu.
Emine Ülker Tarhan'ın konuşmasının ardından ise, Muharrem İnce tekrar mikrofona yaklaşarak, "Kameramana yumruk atanla, yere düşen arkadaşımıza tekme atan aynı alçaktı" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
EMİNE ÜLKER TARHAN
Muharrem İnce'nin ardından kısa bir açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise, komisyonda yaşananlar için; "Bugün parlamentoya AK Parti diktatörlüğü tarafından el konulmuştur.
Bugün itibariyle Başbakan'ın parmağı parlamentonun gözüne sokulmuştur. Bunu hepimiz gördük" dedi. 4+4+4 sisteminin komisyonda kabul edilmesiyle yoksul çocukların geleceğinin, eğitim hakkının gasp edildiğini ifade eden Tarhan, "AK Parti diktatörlüğüne hayırlı olsun diyorum" diye konuştu.
Emine Ülker Tarhan'ın konuşmasının ardından ise, Muharrem İnce tekrar mikrofona yaklaşarak, "Kameramana yumruk atanla, yere düşen arkadaşımıza tekme atan aynı alçaktı" dedi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 11:37
Gösterim: 3054
Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, "4+4+4 kabulümüzdür. Ama içine neyi koyacaksınız? Çerçeveyi iyi dolduralım. Kur-an'ı Kerim seçmeli ders olmalıdır" dedi.
Partisinin İl Kongresi'ne katılmak üzere Tokat'a gelen SP'nin Lideri Kamalak, konvoy eşliğinde şehir tutu attı. Tokatlıları selamlayan Kamalak, partililerle birlikte kongrenin yapıldığı 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı'na geçti. Kongrede, milli görüşün yüce milletin var olduğu müddetçe varlığını sürdüreceğini ifade eden Kamalak, kurtuluş reçetesinin ise milli görüş reçetesi olduğunu belirterek, "Çünkü milli görüş, emin olun bu millet, Türkiye için bir kılavuzdur. Dünya için bir emniyet sigortasıdır" diye
konuştu.
SP Lideri Kamalak, Milli Görüşün 1974 yılında CHP ile koalisyon şeklinde hükümet ortağı olduğunu ve o zaman İmam Hatiplerin orta kısmını ve ikinci kısım için lise terklik belgesi verilerek üniversitelerin kapsının açıldığını belirterek, "İmam Hatiplerin orta kısmı açılmakla kalmadı. Tam 357 imam hatip okulu, 3 bin Kur'an kursu açıldı. 10 adet İslam enstitüsü kuruldu. Milyonlarca Müslüman evladının Kur'an-ı Kerim okuması sağlandı. Unutmayınız, sizin en hayırlısını Kur'an-ı kerimi öğrenen ve öğretendir. Bu
iktidar zamanında tam 10 yıl gelip geçti. Tek başlarına anayasayı değiştirtecek çoğunluğa sahip oldukları halde bir tane imam hatip okulu açabildiler mi? İşte milli görüş farkı bu" diye konuştu.
4+4+4 eğitim sistemini eleştiren Kamalak, konuşmasına şöyle devam etti: "Seçimlerde hatırlayacaksınız yıllardan beri haykırıyoruz. Zorunlu eğitim 4+4+3 biçiminde olmalı diyorduk. Şimdi her halde bizim peşimize takılmış gözükmemek için üçüncü 3'ü onu da 4 yaptılar. 4+4+4 kabulümüzdür. Ama içine neyi koyacaksınız? Çerçeveyi iyi dolduralım. Bir, Kur-an'ı Kerim seçmeli ders olmalıdır. İsteyen herkes çocuğuna Kur'an-ı Kerim öğretme imkanı tanımalıdır. İkinci olarak Bilimler tarihi ders olarak okutulmalıdır.
Şuanda insanlarımız aşağılık kompleksi içine itilmeye çalışılmaktadır. Halbuki batıya ışık tutan, onlara yol gösteren, bilimde çağ açan İslam Alimleridir. Fakat batı bunları kendine mal etmektedir. 3'ncü olarak ise Osmanlıca da seçmeli ders olmalıdır"
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, "4+4+4 kabulümüzdür. Ama içine neyi koyacaksınız? Çerçeveyi iyi dolduralım. Kur-an'ı Kerim seçmeli ders olmalıdır" dedi.
Partisinin İl Kongresi'ne katılmak üzere Tokat'a gelen SP'nin Lideri Kamalak, konvoy eşliğinde şehir tutu attı. Tokatlıları selamlayan Kamalak, partililerle birlikte kongrenin yapıldığı 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayı'na geçti. Kongrede, milli görüşün yüce milletin var olduğu müddetçe varlığını sürdüreceğini ifade eden Kamalak, kurtuluş reçetesinin ise milli görüş reçetesi olduğunu belirterek, "Çünkü milli görüş, emin olun bu millet, Türkiye için bir kılavuzdur. Dünya için bir emniyet sigortasıdır" diye
konuştu.
SP Lideri Kamalak, Milli Görüşün 1974 yılında CHP ile koalisyon şeklinde hükümet ortağı olduğunu ve o zaman İmam Hatiplerin orta kısmını ve ikinci kısım için lise terklik belgesi verilerek üniversitelerin kapsının açıldığını belirterek, "İmam Hatiplerin orta kısmı açılmakla kalmadı. Tam 357 imam hatip okulu, 3 bin Kur'an kursu açıldı. 10 adet İslam enstitüsü kuruldu. Milyonlarca Müslüman evladının Kur'an-ı Kerim okuması sağlandı. Unutmayınız, sizin en hayırlısını Kur'an-ı kerimi öğrenen ve öğretendir. Bu
iktidar zamanında tam 10 yıl gelip geçti. Tek başlarına anayasayı değiştirtecek çoğunluğa sahip oldukları halde bir tane imam hatip okulu açabildiler mi? İşte milli görüş farkı bu" diye konuştu.
4+4+4 eğitim sistemini eleştiren Kamalak, konuşmasına şöyle devam etti: "Seçimlerde hatırlayacaksınız yıllardan beri haykırıyoruz. Zorunlu eğitim 4+4+3 biçiminde olmalı diyorduk. Şimdi her halde bizim peşimize takılmış gözükmemek için üçüncü 3'ü onu da 4 yaptılar. 4+4+4 kabulümüzdür. Ama içine neyi koyacaksınız? Çerçeveyi iyi dolduralım. Bir, Kur-an'ı Kerim seçmeli ders olmalıdır. İsteyen herkes çocuğuna Kur'an-ı Kerim öğretme imkanı tanımalıdır. İkinci olarak Bilimler tarihi ders olarak okutulmalıdır.
Şuanda insanlarımız aşağılık kompleksi içine itilmeye çalışılmaktadır. Halbuki batıya ışık tutan, onlara yol gösteren, bilimde çağ açan İslam Alimleridir. Fakat batı bunları kendine mal etmektedir. 3'ncü olarak ise Osmanlıca da seçmeli ders olmalıdır"
Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 10:34
Gösterim: 2218

